Numan Kurtulmuş Ak Parti'ye neden geçtiğini anlattı

Numan Kurtulmuş Ak Parti'ye neden geçtiğini anlattı
Numan Kurtulmuş Ak Parti'ye neden geçtiğini anlattı
Numan Kurtulmuş 'Halk bizi sevdi, bir yerde hem halkın sesi hem halkın vicdanı olduk. Allah şahittir ki, hiçbir zaman iktidardakilere ayaklarına çelme takalım, bunlar bir yanlış yapsınlar da bize bir siyaset alanı açılsın diye düşünmedik.'

ANKARA - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş Beyaz Tv’de Sedat Yazıcıoğlu’nun konuğu oldu. Ak Parti’ye geçiş sürecini anlatan Kurtulmuş, "Biz muhalefetteyken de iktidar partisiymiş gibi çalıştık. Halk da ’Siz doğru söylüyorsunuz ama biz size daha sonra oy vereceğiz ya da biz sizi Tayyip Bey ile birlikte görmek istiyoruz’ dedi. 12 Temmuz 2012’de de Tayyip Bey’in samimi teklifi geldi ve biz iktidara yardımcı olmak için yaklaşık 2-3 ay süren yoğun istişareler sonucu Ak Parti’ye katıldık" dedi.

Sedat Yazıcıoğlu’nun "Neden Ak Parti’ye geçtiniz, süreç nasıldı anlatır mısınız?" şeklindeki sorusunu Kurtulmuş "Siyaseti siyaset için yapan birisi değilim, siyaseti bir meslek olarak da görmüyorum. Siyaset millete hizmet araçlarından birisidir. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki; hem Saadet Partisi Genel Başkanı iken, hem Has Parti Genel Başkanı iken toplum ile çok ciddi bir iletişim kurabildik. Halk bizi sevdi, bir yerde hem halkın sesi hem halkın vicdanı olduk. Allah şahittir ki, hiçbir zaman iktidardakilere ayaklarına çelme takalım, bunlar bir yanlış yapsınlar da bize bir siyaset alanı açılsın diye düşünmedik. Hep millet adına doğru olanı söylemeye çalıştık. Bu süre içerisinde bizim en temel önceliğimiz Yeni Türkiye ’nin inşası idi. Yani o Eski Türkiye dediğimiz vesayetin olduğu, millet egemenliğinin sürekli sekteye uğratıldığı, demokrasinin kör topal olduğu Türkiye’de, sadece şahısların değiştiği değil sistemin de değiştiği Yeni bir Türkiye’nin kurulması gerekirdi. Bu çerçevede 2010 yılındaki referandumda muhalefetteki bir parti olarak bunun rakamsal olarak bizim partimizin aleyhine de olacağını tahmin etmemize rağmen, doğrusu ’Evet’ demekti, ’Yetmez Ama Evet’ dedik bütün gücümüz ile referanduma destek verdik. 28 Şubat süreci ile ilgili soruşturma açılması için arkadaşlarımız başvuruda bulundu. 28 Şubat soruşması bizim başvurularımız sayesinde başlamış oldu. Biz muhalefetteyken de iktidar partisiymiş gibi çalıştık. Halk da siz doğru söylüyorsunuz ama biz size daha sonra oy vereceğiz ya da biz sizi Tayyip Bey ile birlikte görmek istiyoruz dedi. 12 Temmuz 2012’de de Tayyip Bey’in samimi teklifi geldi ve biz iktidara yardımcı olmak için yaklaşık 2-3 ay süren yoğun istişareler sonucu Ak Parti’ye katıldık" diye konuştu.

AK PARTİ TABANI BU BÜTÜNLEŞMEYİ YÜREKTEN BENİMSEDİ
Yazıcıoğlu’nun görkemli bir katılım töreni gerçekleştiğini vurgulaması üzerine, Kurtulmuş, "Bu süreçte bu teklifi yaptıktan sonra kamuoyu yoklamaları ile süreci değerlendirdiğini biliyorum, ayrıca bu katılımdan büyük bir sinerji doğacağına dair bir inanç da var. Hem Ak Parti’ye oy veren hem de diğer partilere oy veren seçmende var. O gün salondaki katılım töreninde de bizim de beklentilerimizin çok üstünde bir coşku ortaya çıktı. Bu şunu gösterir ki Ak Parti tabanı da bu katılımı yürekten benimsedi. Ben buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum, yürekten büyük bir hoş geldiniz töreni şekline dönüştü o tören" dedi.

’BAŞBAKAN’IN VARİSİ’ YORUMLARI YA MAKSATLI YADA MAKSADINI AŞAN YORUMLARDIR
Kurtulmuş ’Başbakan’ın varisi’ şeklindeki yorumları ise, "Ya maksatlı ya da maksadını aşan yorumlar" şeklinde nitelendirdi. Kurtulmuş, "Kamuoyunda bu tür sözlerin söylenmesi, bazı kişilerin bu tür yazılar yazması, yorumları yapması ya maksadını aşan yorumlardır ya da maksatlı olarak gündeme getirilen yorumlardır. Dolayısı ile şu an Türkiye’de gerçekten fevkalade etkin, karizmatik bir şekilde ülke meselelerine hatta Dünya meselelerine vakıf olan bir başbakan var. Gelecek ile ilgili konuşursak halkın talebi hakkın kalemidir. Ben 14 yıldır siyasetin içindeyim hiçbir zaman böyle bir hesabın içinde olmadım. Böyle bir hesabın içerisinde bulunmayı doğru da bulmam mühim olan millete hizmet etmektir. Kadere ilişkin bir şey söylemek de haddi aşmaktır. Bunları haddini aşan yorumlar olarak bulurum" diye konuştu. Kurtulmuş ayrıca siyasette kimsenin varisi olamayacağını, yarını kimsenin bilmediğini de vurguladı.

BUNDAN SONRA NASIL BİR SÜREÇ OLACAK
Ak Parti grubunun üçte ikisinin mecliste olmayacağını, bundan sonraki sürecin nasıl olabileceği sorusuna Kurtulmuş şöyle cevap verdi:
"Başbakanımızın konuşması hem 10 yılın hesabını veren bir özetini yapan bir konuşmaydı, ama ondan daha önemlisi geleceğe dönük bir perspektifi ortaya koyuyordu. Ben birkaç noktanın üzerinde durmak isterim ki, Ak Parti bundan sonra nasıl şekillenecek, Kurtulmuş’un katkısı bu süreç içerisinde ne olacak. Kanaatimce bu kongre ile Ak Parti sadece bir siyasi parti olmaktan öte bir siyasi hareket olma sinyalini vermiştir. Başbakan’ın konuşmasının özeti budur. Bunu Medeniyet Siyaseti ve Medeniyet Çınarı gibi kavramlar ile ortaya koydu. 1071’de Sultan Alparslan’ın bu topraklara gelmesi ile başlayan süreci aldı ve 2071 hedefi olarak Ak Parti’nin geleceğine, Türkiye’nin geleceğine bunu bir hedef olarak koydu. Türkiye kendi medeniyet değerlerine kendi köklerine dönerek bu kökler üzerinden bir gelecek tasarımını ortaya koyuyor. Bunu da sadece bir siyasi parti olarak değil Türkiye’yi ileriye götürecek bir siyasi hareket şeklinde ifade etmeye çalışıyor. Bence en önemli hususlardan birisi budur."

ZAMLAR BÖLGESEL SORUNLARDAN KAYNAKLI
Yazıcıoğlu’nun benzine yapılan zammın her şeyi etkilediği ve zammın çözüm olup olmadığı yönündeki soruya Kurtulmuş, zamların gelmesinin bölgedeki sorunlardan ve vergilerin sağlıklı şekilde toplanamamasından kaynaklandığını ifade etti. Kurtulmuş, şunları söyledi:
"Genel olarak zam yaparak bu sorunu çözmek mümkün değil ancak özellikle son zamanlarda bölgemizdeki gelişmeler Türkiye’nin daha önceden daha ucuza elde ettiği benzin ve doğalgaz daha pahalıya temin etmeye başladı. İkincisi ise Türkiye’nin en temel sorunlarından birisi vergilerin alınamaması sorunudur. Vergiler yeterince alınamayınca dolaylı vergiler geldi. Dolaylı verginin toplam verginin içindeki payı çok yüksek, bunun mutlaka düşürülmesi lazım. Yani şu suyu alıyorsunuz, bu suya en zengin de aynı KDV’yi aynı ÖTV’yi veriyor, fakir olan da veriyor. Dolaylı vergiler ne kadar azaltılabilir, doğrudan doğruya; üretimden, servetten zenginlikten daha fazla vergi alınabilirse bu dolaylı vergiler azaltılmış olur. Benzinin bu kadar yüksek fiyatın sebebi üzerindeki vergilerdir. Bu vergi yüklerinin mutlaka azaltılması gerekiyor. Bu aynı zamanda gelir dağılımında adaletin sağlanmasını da düzeltecek hususlardan birisidir. Bu konuda özel bir çalışma yapılması gerekiyor."

TÜRKİYE İNSANİ YARDIMLAR KONUSUNDA UZAK DURAMAZ
Kurtulmuş Suriyeli Mülteciler ile ilgili olarak ise "Ben işin insani yardımlar boyutunun hiçbir zaman tartışılmaması gerektiği kanaatindeyim. Bu ülke koskocaman bir imparatorluğun devamıdır. Suriye’de büyük bir insanlık dramı yaşanıyor, Balkanlar’dan, Irak’tan gelen insanlara kucak açtığımız gibi Suriye’den gelenlere de kucak açmak zorundayız. Bu büyük bir dünya devleti olmanın gerekliliğidir. Türkiye’yi bu konuda yalnız bırakan batı Dünyası’nın utanması lazım. Hatırlıyorum, 2011’in Temmuz’unda Sayın Clinton Türkiye’ye geldiğinde ’Bu konuyu Arap Birliği ile Türkiye birlikte çözecek’ dedi ve Türkiye’yi yalnız bırakarak topun azına koydular. Şimdi insani yardımlarda bile Türkiye’yi kenardan izliyorlar. Problem budur. Ancak başka devletler seyrediyor diye Türkiye insani yardımlar konusunda uzak duramaz" dedi.