Öğretim üyesi AB'ye soğuk

Öğretim üyelerine dair araştırma: Yüzde 40'ı ikinci dil bilmiyor. En çok orduya güveniyorlar. Hocalara göre 'ulusal değerlerin zayıflayışı' ana sorun.

ANKARA - Öğretim elemanlarının sosyokültürel profilini çıkarmak için 69 üniversitede yapılan araştırma, akademisyenlerin de en güvendiği kurumun ordu olduğunu ortaya koydu.
Gazi Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Çağatay Özdemir başkanlığındaki bir ekibin 1 Ekim 2003-15 Ekik 2004 tarihleri arasında gerçekleştirdiği araştırmaya 11'i vakıf 69 üniversiteden toplam 3 bin 392 öğretim elemanı katıldı. Öğretim elemanlarının sosyal ve kültürel durumlarına ilişkin bulgular şöyle:
Bir ya da iki çocukları var: Babaları çoğunlukla (yüzde 33) ilkokul mezunu. Bunu sırasıyla, lise ve lisans mezunları (yüzde 17), lisansüstü eğitim alanlar (yüzde 8) izliyor. Annelerinin büyük çoğunluğu (yüzde 34) ilkokul mezunu. Lise mezunlarının oranı yüzde 15, yükseköğrenim görenlerin oranı yüzde 10, lisansüstü eğitime devam edenlerin oranı yüzde 2. Çoğunluğu kendi aile yapılarına benzer olarak iki ve tek çocuklu: Yüzde 52.
Ekonomik sınıf: Sosyolojik açıdan kendilerini büyük oranda orta sınıfa dahil ediyor: Yüzde 72. Yüzde 24'ü üst, yüzde 3'ü ise alt sınıfa ait olarak algılıyor.
Tüketim profili: Gıda (yüzde 39), eğitim (yüzde 20) ve kiraya (yüzde 18) harcama yapıyorlar.
Gözdeleri sinema: En çok sinemaya gitmeyi seviyorlar (yüzde 72, en az opera/bale.
Roman seviyorlar: Yüzde 16'sı (ayda bir) akademik kitapların dışında kitap okumuyor. Ayda ortalama bir-iki kitap okuyanların oranı ise yüzde 72. Okuyanlar genellikle roman (yüzde 31) ve güncel (yüzde 16) kitap seviyor.
Dil sıkıntısı: Yüzde 40'ının yabancı dil sorunu var.
Maaşlar sorunlu: Ücret düşüklüğünü (yüzde 48), çalışma koşullarının olumsuzluğunu (yüzde 20) ve yükselme zorluklarını (yüzde 20) yaşadıkları en önemli sorunlar olarak görüyor.
Meslekten memnunlar: Çoğunluğu mesleğinden memnun: Yüzde 67. Yüzde 4'ü öğretim elemanı olmaktan memnun değil.
Tercihleri özerklik: Yüzde 49'u, en iyi üniversite sisteminin 'tam özerk üniversite' olduğuna inanıyor. Mevcut yapıyı savunanların oranı ise sadece yüzde 5."
Gelecekten korkuyorlar: Yüzde 71'i çocukları varsa ya da olduğunda onun geleceğiyle ilgili ciddi düzeyde endişeye sahip.
Eğitim endişesi: Yüzde 37'si çocuklarının eğitimi konusunda da endişeli. Bu endişeyi işsizlik (yüzde 29), ahlak (yüzde 15), sosyal güvenlik (yüzde 13) ve ayrımcılık (yüzde 4) izliyor.
Hükümete güvenilmiyor: En çok güvendikleri kurum yüzde 45'le ordu. TBMM'ye güven yüzde 17, hukuk sistemine güven yüzde 15, AB'ye güven yüzde
6, hükümete güven ise yüzde 4.
Torpile inanıyorlar
'Türkiye'de bir kişi ekonomik ve sosyal seviyesini artırabilmek için neler yapmalıdır' sorusuna yanıtları: Yüzde 28'i 'siyasi ve bürokratik açıdan güçlü yakınlarının olmasını', yüzde 27'si 'çalışkan ve girişimci olmayı' gerekli görüyor. Yüzde 22'si ise 'menfaat gruplarıyla ilişkiyi' gerekli buluyor. 'İyi bir üniversite eğitimi' diyenlerin oranı yüzde 11.
'Türkiye'nin gelecekte karşılaşabileceği en önemli sorun nedir' sorusuna yanıtları: Ulusal kimliğin zayıflaması (yüzde 34), köktendinci akımların güçlenmesi (yüzde 22), yıkıcı akımların kuvvetlenmesi (yüzde 12), bağımsızlığın kısıtlanması (yüzde 11), yerli yatırımcıların güç kaybetmesi (yüzde 6), tarım kesiminin zayıflaması ve dinsel değerlerin zayıflaması (yüzde 3).