Ömer Çelik: Bırakın cemaati, değerlerimize uzak gruplarla bile çatışmıyoruz

Ömer Çelik: Bırakın cemaati, değerlerimize uzak gruplarla bile çatışmıyoruz
Ömer Çelik: Bırakın cemaati, değerlerimize uzak gruplarla bile çatışmıyoruz
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, 'Bırakın kendi değerlerimize yakın bazı gruplarla çatışmayı, kendi değerlerimize en uzak gruplarla bile çatışmacı bir dil kullanmamız mümkün değildir' dedi.

ADANA - Ömer Çelik, Adana’da gerçekleştirilen AK Parti Yerel Yönetimler Şura Toplantısının açılışında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın sağlığının son derece iyi olduğunu söyledi.

Medyadaki hiçbir spekülasyona kulak asılmaması gerektiğini belirten Çelik, şöyle devam etti:

“Spekülasyonların eğer herhangi bir gerçekliği olsaydı, Başbakanımızı tanıyorsunuz, bunlar açık bir şekilde paylaşılırdı. Bu geçirdiği ikinci operasyon, Başbakanımızın sağlığına tam olarak kavuştuğunu göstermektedir. Yani ikinci bir operasyon da değil, birinci operasyonun devamı olarak, iyileştikten sonra yapılan bir operasyondur. Şu anki dinlenmesi de son derece normaldir. Hatta ilk operasyona göre çok az dinlenmiştir. Başbakanımızın sağlığında hiçbir sıkıntı yoktur. Sizlerin duaları ve Rabbimizin himayesi sayesinde inşallah en kısa zamanda rutin görevine başlayacaktır.”

“BİR YASAL DÜZENLEME YAPILDI”
TBMM'nin dün sabaha kadar, kamuoyunda “MİT krizi” olarak adlandırılan sorunun çözülmesi için büyük bir performans gösterdiğini belirten Çelik, şöyle konuştu:

“Bir yasal düzenleme yapıldı. Bu krizle ilgili etrafta bir sürü spekülasyon çıkıyor. MİT Kanunu'nun 26. maddesine göre MİT Müsteşarının yargılanması ya da soruşturulması ancak Başbakan iznine bağlıdır. Özel yetkili savcı, kendisinin çalışma koşullarını düzenleyen yasa maddesine dayanarak MİT Kanunu'nun 26 maddesini görmeden gelmiş ve müsteşarımızı sorgulamak için davet etmiştir. Bu, devlet yönetimi açısından doğru bir yaklaşım olarak değerlendirilmemiştir. Çünkü MİT Müsteşarı gibi hassas bir görev yapan bir müsteşarın şüpheli sıfatıyla soruşturmaya çağrılması, bu hassas görevin aksaması, devletin yüksek menfaatlerini ilgilendiren birtakım bilgilerin dışarıya sızması, MİT'in kamuoyu önünde hırpalanması ve istihbarat teşkilatının devletin yüksek menfaatlerini korumak üzere yaptığı bazı faaliyetlerin deşifre olmasına neden olup, sıkıntı doğuracağı için bu yasal düzenleme yapılmıştır.”

“(İKTİDAR-CEMAAT KAVGASI VAR) DENİLDİ
Yasal düzenleme öncesinde bazı konuların gündeme geldiğini ifade eden Çelik, şunları söyledi:

“(Türkiye'de bir iktidar-cemaat kavgası var) denildi. Geçmişte insanları 'şu cemaattensin, bu topluluktansın, şu etnik gruba aitsin ya da şöyle bir dini eğilimin var' ya da 'böyle bir ideolojik eğilimin var, şu şekilde siyasi tasavvura sahipsin' diye fişleme, insanları dışlama dönemi AK Parti'yle bitmiştir. AK Parti kendisine yakın değerlere sahip olmayan, sosyal kültürel açıdan farklı olanların dahi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak bakımından hak ve hürriyetlerini güvence altına alma, onların çağdaş demokratik standartlardan en yüksek düzeyde faydalanması için çaba gösteren bir partidir.

Biz bu ülkeyi, bu ülkenin bütün insanları için sevilebilir kılmak üzere yola çıkmış bir partiyiz. Bırakın kendi değerlerimize yakın bazı gruplarla çatışmayı, onlara karşı dışlayıcı bir tavır içinde olmayı, kendi değerlerimize en uzak gruplarla bile, demokrasi, hukuk devleti, yönetim anlayışı bakımından herhangi bir dışlayıcı, çatışmacı ya da ötekileştirici bir dil kullanmamız mümkün değildir.”
Çelik, AK Parti'yle birlikte devlet krizlerinin bittiğini belirterek, “Hiç kimsenin devlet içinde devlet olması gibi bir şey söz konusu değildir. Geçmişte 'derin devlet' denilen bir şeyden bahsediyorlardı. Birtakım cuntacılar, çeteciler, birtakım gruplar Türkiye'de siyasi iktidarların alanına ortaklık ilan ediyorlardı. Bu dönem sona ermiştir. Devletin tüm birimleri hukuk devleti ve demokrasi prensipleri etrafında AK Parti iktidarı tarafından konsolide edilmiştir. Devlet içinde hiçbir kurumun diğeriyle çatışması gibi bir şey AK Parti döneminde söz konusu değildir, olamaz. Çünkü bu devlet milletin devletidir. Devletin tüm birimlerinin millete hizmet etmesi, AK Partinin gözetimindedir” dedi.

TERÖRÜN İKİ YÜZÜ VAR
Çelik, Türkiye'de Kürt sorununun iki yüzü olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Birisi terör sorunudur. Terör sorunuyla tavizsiz mücadele eden iktidar, biziz. Ama bir olayın sosyal, kültürel ve siyasal boyutu vardır. O kısmını da Türkiye'nin demokrasi standartlarını yükselterek çözmek istiyoruz. Diyorlar ki, 'bunlarla nasıl görüşürsünüz?' Başbakanımızın dediği gibi, 'terörle mücadele, siyasetle müzakere.' Biz bu politikamızın arkasındayız. Bugün 'Oslo görüşmeleri' denilen görüşmeleri mahkum etmeye çalışanların, nasıl kendi dönemlerinde birtakım karanlık işlere imza attıkları dün görüldü. Biz Türkiye'de darbelerle, cuntalarla, ölüm tehditleriyle, 27 Nisan muhtıralarıyla, Başbakana suikast iddiaları ve girişimleriyle hesaplaşmış bir siyasi iktidarız. Dört tane çeteden mi korkacağız?” dedi.

CHP 'NİN AÇIKLAMALARI
CHP'nin, “Enteresan bir parti” olduğunu dile getiren Çelik, şöyle konuştu:

“Siyaset bilimi anlamında 'siyasi parti' denilmesi zor bir parti. 2-3 günde bir argüman ileri sürüyorlar. Diyorlar ki 'CHP ulu bir çınardır. Siz 10 yıllık partisiniz.' Şunu bir soralım, hangi CHP? Atatürk 'ün mü, İnönü'nün mü, Ecevit'in mi, Baykal'ın mı, Kılıçdaroğlu 'nun mu? Bu hafta yapılacak hangi kurultayın partisi CHP? 'Dimdik ayaktayız' diyorsun. Seni millet ayakta tutmadı. Hani sarmaşıkları çubuğa sararlar ya? Seni süngüye sararak, üzerine postal geçirerek ayakta tuttular. Sen herhangi bir süngüye sarılmasaydın, 1960 ihtilalinde, sonraki ihtilallerde, sonra yargı darbelerine sarılmasaydın, bugün ayakta değildin.

AK Parti nasıl ayakta? Darbe tehdidine, genel başkanının geçmişte hapse atılmış olmasına, bu grubun tehdit edilmiş olmasına rağmen, bu gruptan tek bir tuğla sökülemeyecek kadar sağlam olması sayesinde ayakta. 27 Nisan muhtırasına direnmiş olarak ayakta. Etrafımızdaki tüm bu ateş ve kaos çemberine rağmen ayakta. İkisinin büyüklüğünün mukayese edilmesi mümkün değil.” (aa)