Oy ve Ötesi: 'Hileye karşı caydırıcı olduk, emekliye ayrılacağımız gün uzak değil'

Oy ve Ötesi: 'Hileye karşı caydırıcı olduk, emekliye ayrılacağımız gün uzak değil'
Oy ve Ötesi: 'Hileye karşı caydırıcı olduk, emekliye ayrılacağımız gün uzak değil'
Son iki seçimdeki gönüllü faaliyetleri ile seçim güvenliği konusunda büyük bir farkındalık yaratan Oy ve Ötesi kurucuları, artık hem vatandaşın hem de partilerin daha bilinçli olduğunu belirtiyor. "Bu farkındalığın artık geriye dönmeyeceğini düşünüyoruz" diyorlar ve emekliliklerinin yakın olduğunu söylüyorlar.
Haber: BARÇIN YİNANÇ / Arşivi

Oy ve Ötesi’nin Türk siyasetine belki de en büyük katkısı, seçim güvenliğinin pekiştirilmesinden çok, “mış”lı bilgileri gerçekmiş gibi kabul edip, bilgisizliği eylemsizliğe dönüştüren fasit dairelerin kırılabileceğini göstermek oldu.

Oy ve Ötesi’nin başkanı ve eş kurucusu Sercan Çelebi, “Biri gelip diyor ki; seçim sistemini kontrol edemezsin. Bunu kendime mazeret edinip bununla ilgili hiçbir şey yapmıyorum. Ama bir kaç kişi yarı delice bunu sorgulayıp alternatifini yarattığında insanlar o önyargının önüne hızlıca geçebiliyorlar. Daha az söylenmeliyiz ve daha fazla söylemeliyiz" diyor.

Bu seçimlerle ilgili elde ettiğiniz nihai sonuç ve gözlemlerle başlayalım.

Söyleyeceklerimin hepsinin seçim öncesi değil; sadece seçim günü ve sonrasıyla ilgili olduğunu hep akılda tutarak şunu vurgulamalıyım: Ne mutlu bize ki iyi bir temeli olan çalışan bir sistemimiz var. Yasal ve bilişim teknolojisi altyapısı açısından iyi bir temel var ve kurumlar da özellikle YSK işlerini iyi yapıyor.

Sistemin yumuşak karnı, tüm siyasi partilerin temsilcilerinin bütün sandıklarda hem nicelik hem nitelik olarak mevcut olacağı varsayımı; nicelikten kastım: partilerin her sandıkta birini görevlendirecekleri, nitelikten kastım görevlendirilen herkesin bu konuda çok iyi eğitim aldığı varsayımı. Hal böyle olmayınca; daha iyi organize olan siyasi partiler seçim gücü daha fazla söz hakkına sahip oluyor. Biz bu açığı doldurduk.

Hem vatandaşların hem de sandık başındaki görevlilerin nasıl oy kullanacakları ve hakları konusunda daha iyi eğitim almaları gerekiyor. Siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin sürece sahip çıkması durumunda sorunun derinliği endişe etmemizi gerektirecek boyutta değil. Biz bir boşluk doldurduk ama günün sonunda bu, siyasi partilerin sorumluluğu.

Bu seçimlerde; oy kullanılırken usulsüzlük olmayacak ama oylar sayılırken hatta YSK’da oylarla oynanacak spekülasyonu yapılıyordu.

Biz oy sayımı aşamasında da önemli bir sorun tespit etmedik. İnsanlar bilgiye dayanmayan, temeli olmayan şeyler söyleyince bu, diğerlerinde güvensizlik yaratıyor ve hatta iş oy kullanmamaya kadar gidiyor. Biz; bu süreci nasıl kontrol ederiz diye sorduk. Şunu yapabilirdik; sürecin başı ile yani sandık başı tutanakları ile sonu yani resmi sonuçlara ulaşabiliyoruz; aradaki süreci kontrol edemesek bile başı ile sonunu karşılaştırabiliyoruz; böyle de yaptık.135 bin seçim sandığından gelen 190 bin tutanaktan 27 bin kayma olmuş. 40 milyondan fazla insanın oy kullandığı bir seçimler için bu son derece kabul edilir, standart bir sapma.

Bu tabii ki tablonun tamamen pembe olduğunu yanlış giden hiçbir şeyin olmadığı anlamına gelmiyor. Bizim çıkardığımız sonuç; eğer orada iseniz ve kontrol ederseniz bu sapmalar olmuyor. Biz orada idik ve baştan itibaren bu kontrolleri yapacağımızı söyledik ve çok büyük bir şey olmadı.

Yani siz bir anlamda ikinci bir denetim mekanizması görevi gördünüz. Fazlaca sapma olmadığına göre, yine de bu çifte kontrol mekanizmasına gelecekteki seçimler için de ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz?

Siyasi partilerin Türkiye ’nin her yanında her sandıkta var olacağı ve bizim gibi etkin kontrol yapacağı güne kadar sivil toplumun denetim mekanizmasına ihtiyaç olacak.

Bunun için ne gerekiyor; insanların bunu siyasi partiler aracılığıyla yapmak istemesi, gerekli eğitimi siyasi partiler içinde alması ve kontroller için etkin bir bilişim teknolojisi altyapısı.

Bunu en etkin şekilde ve en etkin zamanlamayla başaran az sayıda hatta tek organizasyon Oy ve Ötesi oldu. Tüm tutanakları sisteme girip itiraz etmeniz için sadece 48 saatiniz var.

Gerçi siyasi partiler hiç açık bırakmayacak kadar iyi çalışsalar bile sizin orda olmanızın da bir zararı yok herhalde.

Yok ama gereksiz enerji ve insan kaynağı israfı olur. 60 bine yakın insanı katma değeri olmayan bir şey için harekete geçirmek zaman kaybı olur. Ama bu seçimler için kesinlikle zaman kaybı değildi.

Peki katkınızı somutlayabiliyor musunuz: oyların şu kadarı sayemizde hileye yada hataya  kurban gitmedi türünden..

Bunu tam söyleyebilmek çok zor. Ama işimizin yüzde 80’i caydırıcılık. Yani; orda olmak ve gerektiğinde müdahale etmek. Yüzde 20’si müdahale edip meseleyi çözmek oldu. Ama en önemlisi caydırıcılık. İnsanların sandık güvenliğinden bahsetmesini sağladık; bu konuya öncelik vermeyen siyasi partilerin de seçmenlerine karşı sorumlu ve mecbur hissetmelerini, “herkes bunlan bahsediyor, sandığa gelen seçmenin gözü bizi arayacak; sandığa birilerin gönderelim,” demelerini sağladık.

Yani siz bir anlamda farkındalık yarattınız.

Kesinlikle. İnsanların doğru yere odaklanmalarını sağladık. Pek çok kişi sistemin kontrol edilemeyeceğine, oylarla oynanacağına dair senaryo yazdı. Ama biz süreci bunu; yapmaya gönüllü insanların konrol edebileceği alanlara böldük ve denetledik.

Ortaya çıkan usulsüzlükler, yanlışlar kötü niyetten mi bilgisizlik, basit insan hatasından mı kaynaklanıyor?

Her ikisi de mümkün. Bu son derece kompleks sistemde hata yapmamak neredeyse mümkün değil ama usulsüzlüklerin oranı bizim beklentimizin altında çıktı.

Bizce (sorunların) büyük çoğunluğu süreci bilmemekten kaynaklanıyor. Sandık kurullarının başındakiler de bilmeyebiliyorlar. Ama tabii ki gün içinde birleştirme tutanaklarında kötü niyetli bir insan çıkıp onu alıp oraya yazıyor mu evet yüzbinlerce insanın arasından biri yapıyor. Ama baktık; bu sayı çok küçük; çünkü kontrol ediliyor. Gün içinde kendi partisine yönlendiren kişiler oluyor mu  evet tabii ki oluyor. Milyonlarca insandan bahsediyoruz. Önemli olan şu; her işleyişte olduğu gibi aradan çürük elmalar çıkabiliyor. Ama bu çürük elmaların nerelerden çıkabileceğini ve nasıl önlenebileceğini çok iyi biliyoruz ve mutluyuz ki; 7 haziranda çürük elmaların sayısı seçimin güvenlik ve şeffaflığına gölge düşürmekten uzak kaldı.

Siyasi partilere ne öneriyorsunuz?

İki şey; gerçekten Türkiye çapında her sandıkta bir  görevli bulundurmaları lazım; ve birleştirme tutanaklarını kontrol edecek şekilde ve bunun matematiksel sağlamaasını yapacak şekilde bir altyapıya sahip olmaları lazım. Bu ikisi yapıdığı noktada  inşallah bizi emekliye ayırırlar.

Siyasi partilerden gerekli ilgili gördünüz mü?

Siyasi partiler gayet ilgililer. Yapılan işin değerini de anladılar ve bizimle doğru yerlerde iletişim kurup doğru bilgileri istediler. Oy ve Ötesi siyasipartilerle bir rekabet içinde değil zaten. Siyasi partiler bunu bu seçimlerde de çok iyi değerlendirdiler.

Önümüzdeki dönemi nasıl görüyorsunuz?

Bu farkındalığın geriye dönmeyeceğini düşünüyorum. Siyasi partilerin sandık başında daha iyi, daha kuvvetli organize olacağını düşünüyorum. Bu farkındalık ilerde muhakkak daha iyi organize olmalarını sağlayacaktır.

Peki; “bize gerek yok” ne zaman diyebileceksiniz? Bunu nasıl ölçüp karar vereceksiniz.

Öyle bir seçim geçirecek ki Oy ve Ötesi; gönüllülerimiz bütün gün sandık başlarında görevli görecekler; bunların sürece hakim oldukmlarını görecekler. Öyle bir hissedeceğiz ki, bize ihtiyaç kalmamış olacak ve o zaman biz emekli olacağız. Bizim en büyük hayalimiz de bu organizasyona artık gerek kalmayacak bir noktaya gelmek.

Bakın  bütün vatandaşların şunu bilmesi lazım: biz seçim günü anlamında iyi bir sisteme sahibiz ve bu sistem iyi çalışor. Evet sistemin yumuşak karınları var ama sahip çıkıldığı noktada bunların telafisi de var ve hakikaten bu seçimlerde olduğu gibi doğru sahiplenme süreçleri çalıştığı noktada oylar olması gereken yere gidiyor.

Siyasi partiler son seçimlere göre daha iyi organizeydiler; daha bilinçli insanları yönlendirdiler sandıklara. Bizim de çorbada tuzumuz varsa ne mutlu bize. Bizlerin bilgisini ve yönlendirmesini daha iyi alabiliyorlar; o iletişim kanallarının açılması çok önemli; işler daha iyiye doğru gidiyor.

Yani emeklilik çok da uzakta görünmüyor.

Kesinlikle öyle. Sorunların tespiti konusunda çok büyük mesafe katedildi. Çözümü doğal olarak zaman alacak. Çok büyük ve yönetmesi kompleks bir süreç, ama bu noktadan çok uzak olduğumuzu düşünmüyoruz.

Seçim gününe dair bir kaç anekdot alsak.

İstanbul birinci bölgede görme engelli vatandaş geliyor ve sandık kurulu başkanı soruyor kimin refakatinde oy kullanmak istersiniz diye. Seçmen “Oy ve Ötesi'nden kimse var mı” diye soruyor.

Bu bizim organizasyonumuzun duvara asması gereken bir anekdot; öyle bir güven yaratmışız ki, birisine Oy ve Ötesi var mı sorusunu sordurabilmişiz.

Bir milyonu aşkın geçersiz oyların sayısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok yüksek. Birinci sorun zarfların sandık kurulunca doğru mühürlenmemesiydi. Bazı yerlerde seçimler zarflar sandık kurulunca mühürlenmeden başlayınca, ilk etapta kullanılan oylar geçersiz sayıldı. En çok bunu yaşadık.

İkincisi pusuladaki sıkıntı. Partiye vereceğim diye alltaki bağımsız adaya verdi; sonra farkına varıp siyasi partiye verdi. Yüzde 3 (geçersiz oy) gayet yüksek ve iş yine dönüp dolaşıp eğitime geliyor. Daha yoğun ve daha yerel eğitim verilmesi lazım.

Gönüllülerinizden ne tür bir geri bildirim aldınız?

Çoğu “Bana bu sürecin parçası olma fırsatını verdiğiniz için teşekkürler” dedi.

Bu toplumda bir sürü insan var ki topluma fayda sağlamak istiyorlar; enerjisini aktarmak istiyorlar; bugüne kadar onu bulamamışlar. Oy ve Ötesi sandık güvenliğiyle ilgili siyasi patiler üzerinden bu kanalı bulamayanlara alternatif kanal açtı; normal sşartlarda bu sürecin parçası olmayacak 60 bin insanı bu sürecin parçası yaptı.

Yani hem sisteme hem de insanımıza daha fazla güven mi duymalıyız?

Benim bu süreçte gözlemlediğim en önemli şey şu:

Toplum olarak şöyle bir refleksimiz var. Bir şeye tam hakim olamadığımızda onun gerçek olduğunu kabul etmeye çok meyilliyiz. Biri geliyor diyor ki “seçim sistemini kontrol edemezsin.” Ben bunu hiç bilmiyorum ve bana bunu anlatan kişinin bunu bildiğini de bilmiyorum ama onu alıyorum kendime mazeret ediniyorum ve bununla ilgili hiçbir şey yapmıorum. Ama bir kaç kişi yarı delyice bunu sorgulayıp alternatifini yarattığında insanlar o önyargının önüne hızlıca geçebiliyorlar. Evet daha fazla güvenmeliyiz; evet daha fazla sorgulamalıyız.

Daha az söylenmeliyiz ve daha fazla söylemeliyiz. Söylenmek seçim sisteminin orası  burası kontrol edilemiyor demek; söylemek ben a ve b ve c noktamlarında hata gördüğüm noktamları düzeltmek için çalışıyorum demek. Çünkü içine girenler görüyor ki hiçbir şey söylendiği gibi kontrol edilemez değil. Bilgisizliğin eylemsizliğe dönüşmesi çok tehlikeli; oluyor; bilgisizlik eylemsizliği getiriyor;  eylemsizlik daha fazla bilgisizliği getiriyor; bu da bundan faydalanmak iskeyenlere güç veriyor. Tam tersine o bilgiye ulaşmak için eylem sergilemek lazım.

Her halde seçimle ilgili emekliye ayrılınca; kapıyı kapatıp gitmeyeceksiniz?

Burada çok kuvvetli sosyal ağ oluştu. Bu insanlar sorun gördükleri; değer yaratabileceklerini gördükleri noktada bir araya gelebiliyorlar. Bugün bu seçim güvenliğiydi. Ama sivil toplum desteğine gerek görülen daha bir sürü alan var. Bunu daha sonra beraber konuşup karar vereceğiz. Oy ve Ötesi bir yere gitmiyor.