'Performansınız takdire şayan'

'Performansınız takdire şayan'
'Performansınız takdire şayan'
Başbakan Erdoğan'la görüşmesi öncesinde konuşan IMF Başkanı Lagarde, Türkiye'nin takdire şayan bir mali performans gösterdiğini, ancak krizin hız kaybetmediğini belirterek, Türkiye'nin yatırımcıları dinlemeye önem vermesi gerektiğini söyledi.

İSTANBUL - İlk Türkiye ziyaretini gerçekleştiren IMF Başkanı Christine Lagarde, CNN TÜRK’te yayınlanan 360 Derece programı yapımcısı Şirin Payzın’ın sorularını yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi öncesi Türk ekonomisinin durumunu değerlendiren Lagarde, şunları söyledi: "Türk ekonomisi gerçekten sağlam bir güzergahtan geçti. Rakamlar hep düzeldi, iyileşti. Büyümeye baktığımızda bu böyle. Ve kamu borcuna, açıklara baktığımızda performans gerçekten takdire şayan. Biraz rahatsızlık veren rakamlar var. Merkez Bankası ve hükümet çok teyakkuzda olarak bu diğer rakamlar üzerinde de durmalı. Cari açık ve enflasyondan bahsediyorum. Açıkça görülüyor ki, bu iki alanda çok sağlam bir mali politika güdülmesi gerekiyor. Bu iki meselenin çözülmesi için…"

Türkiye’nin çok fazla değeri ve varlığı var
"Hiç şüphe yok ki, mevcut cari açığın yüzde 10’larda olduğunu dikkate alacak olursak, ne kadar fazla ihracat yaparsa Türkiye, ne kadar doğrudan dış yatırımı artırırsa o kadar iyi olur" "Türkiye’nin çok fazla değeri ve varlığı var. Çok iyi gelişmeler yaşanıyor. Dolayısıyla daha fazla ihracat yapabilir bir konumda. Ve daha fazla doğrudan dış yatırım çekebilir" diye konuştu.

Kriz gerilemekten çok uzakta
Bütçenin mümkün olduğunca dengeli kılınması gerektiğini belirten Lagarde, şunları söyledi: "Bu ya geliri artırarak ya da harcamayı indirerek gerçekleşebilecek bir şey. İçinde bulunduğumuz zamanda kriz pek öyle gerilemedi. Gerilemekten çok uzakta. Hala ufukta bulutlu havalar var. Bu nedenle sağlam bir mali politika güdülmesi çok akıllıca olur. Bunun amacı da bütçedeki cari açığı azaltmak olur. Biz genel olarak bunu tavsiye ediyoruz ve Türkiye de hiç şüphesiz böyle bir politikayı kullanabilir."

Hem kemer sıkılmalı hem büyüme olmalı
"Ya kemer sıkma önlemi ya büyüme diyemeyiz. Bana soracak olursanız bu ikisinden birini seçmek zorunda kalmamalıyız. Uzlaşılabilmeli bu noktada. İki önlem birbirini desteklemeli" diyen Lagarde, şöyle konuştu:
" ‘Biz sadece önlem almak istiyoruz’, ’Biz sadece büyümek istiyoruz’ demekten daha karmaşık bir durumla karşı karşıyayız. Dolayısıyla çok inandırıcı, sağlam bir mali politikaya ihtiyacımız var ki büyüme kök salabilsin. Sağlam bir büyüme olsun çünkü öyle bir mali sağlam zemin oluşturmazsak her zaman isteksiz yatırımcılarla karşılaşırsınız. Kurumsal yatırımcı da olsa özel sektör yatırımcısı da olsa. Ama aynı şekilde öyle bir noktaya gelinmeli ki ekonomik aktivitelerde genişleyebilmeli, büyüyebilmeli. Dolayısıyla doğru bir ekonomik politika iki unsuru dengeleyebilmeli. Hem doğru bir mali sağlam politika güdeceksiniz ama kısa vadede gelir düşer ve harcama artarsa makro ekonomik durumdan dolayı olur bu.
Dolayısıyla buna paralel olarak yapısal reformları da beraberinde yapmak lazım. Çünkü siz eğer ürün piyasanızı reformlara tabi tutarsanız, emek piyasanızı da reforma tabi tutarsanız, bütün paydaşlarla diyalog içinde bunu yaparsanız, yatırımcıyı da çekersiniz. Zaten çok fazla yatırımcı var. Birçok şirket yatırım yapmak için arayış içinde. Paraların üstünde oturuyorlar ama kime güveneceklerini bilemiyorlar. Şu anda neler olup bittiğini kestiremedikleri için. Dolayısıyla kısa vadede ülkeye özgü bir hızla mali denge kurulması lazım. Orta vadede ve uzun vadede de yapısal reformların olması lazım ki, güven oluşsun, piyasada ve yatırım gelsin"

Türkiye yatırımcıları dinlemeli
Herkese uyabilecek bir ölçü, çözüm üretemeyeceğini belirten Lagarde, şunları söyledi:
"Çünkü her ülkenin kendine özgü koşulları vardır. Bazı ülkelerin daha fazla rekabet edebilir hale gelmeleri gerekir ürünleri açısından, pazar açısından. Çok küçük alanlarda yürütülen faaliyetlerde birtakım imtiyazlar söz konusu olur, ruhsatlandırmalar, kısıtlamalar, birtakım bariyerler söz konusu olabilir. Bu bariyerlerin kaldırılması gerekir mesela bu tür piyasalarda. Başka pazarlarda emek piyasasına önem vermek lazım. Mesela genç insanların emek piyasasına daha rahat erişimini sağlamak gerekir. Dolayısıyla her iki açıdan baktığında Türkiye kendi ekonomisine bakmalı ve onlar için neyin önemli olduğunu yatırımcıdan duymalı. Yarın çok önemli bir görüşmem var sayın Başbakan’la. Bundan söz edeceğiz"

Sıcak para ılık paraya dönmeli
Yatırımcılar zaten Türkiye’yle ilgileniyorlar hali hazırda ve belki biraz fazla sıcak para var. Çok hızla gelen paradan bahsediyoruz sıcak para derken. Çok çabuk da dışarı çıkabilir tabii. Dolayısıyla mali yetkililer, paranın başında olan yetkililer, sıcak paranın ılık paraya dönüşmesini sağlamalı bir yandan da. Yani o para artık ülkede kalmalı. Bir doğrudan dış yatırıma dönüşmeli. Mevcut faaliyetler için kullanılsa da, sıfırdan başlayan faaliyetler için de olsa..." (dha)