Radikal.com.tr yazarı Meclis tutanaklarına girdi

Radikal.com.tr yazarı Meclis tutanaklarına girdi
Radikal.com.tr yazarı Meclis tutanaklarına girdi
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder 'yargının siyasileşmesi' konusundaki tespitlerinin "ilham kaynağını"nın radikal.com.tr'nin yazarlarından Ali Topuz olduğunu söyledi.
Haber: TARIK IŞIK / Arşivi

AKP ’nin Meclis’in ‘anayasası’ olarak nitelenen İçtüzük’te değişiklik yapmak istemesi ve CHP ’nin, Adalet Bakanı Sadullah Ergin hakkında verdiği gensorunun ön görüşmeleriyle iyice gerilen TBMM Genel Kurul’da oturumu yöneten AKP’li Meclis Başkanvekili Mehmet Sağlam’ın milletvekillerinden “adam” diye söz etmesi kavga çıkarttı. CHP’li Mahmut Tanal, “Biz adam değiliz milletvekiliyiz” ısrar edince Sağlam, özür dilemek zorunda kaldı. BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise ‘yargının siyasileşmesi’ konusundaki tespitlerinin “ilham kaynağını”nın radikal.com.tr’nin yazarlarından Ali Topuz olduğunu söyledi.

“Adam değilim milletvekiliyim” 
AKP’nin, muhalefetin sert direnişine rağmen Meclis iç tüzüğünde yapmak istediği düzenleme önceki gün de Meclis Genel Kurulu’nu oldukça gerdi. İktidar ve muhalefet milletvekilleri arasında yaşanan kavgalar ve tartışmalar nedeniyle çalışmalara da sık sık ara verildi. Genel Kurul’daki tartışmaları sona erdirmek isteyen oturumu yöneten Meclis Başkanvekili AKP’li Mehmet Sağlam’ın CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi’ye “Şu adamlarınıza da ‘oturun’ deyin lütfen” demesi “Milletvekili adam mı?” tartışması çıkarttı. Tartışma Meclis tutanaklarına şöyle yansıdı: 

*Akif Hamzaçebi (CHP-İstanbul): Onlar adam değil milletvekili Sayın Başkan.
*Başkan: Milletvekili işte neyse. Hepiniz birden konuşamazsınız ki.
*Oktay Vural ( MHP -İzmir): Ne adamı ya? Sen kimin adamısın? Sözünüzü geri alın.
*Mahmut Tanal (CHP-İstanbul): Biz adam değiliz milletvekiliyiz.
*Başkan: Nasıl adam değil canım. Ya adam…Ayıp mı “adam” lafı yani.
*Haydar Akar (CHP-Kocaeli): Adam sizde var sizde.
*Akif Hamzaçebi (CHP-İstanbul): Cümlenizi geri alın. (CHP sıralarından “Sözünüzü geri alın.” sesleri)
*Başkan: Geri alınacak bir söz değil ki.
*Mahmut Tanal (CHP-İstanbul): Özür diler misiniz?
*Akif Hamzaçebi (CHP-İstanbul): Sayın Başkan, lütfen sözünüzü geri alın.
*Başkan: Efendim? Ne anladınız “adam” dememden ben anlayamadım yani. Hepsinin ayrı ayrı isimlerini sayamadığım için söyledim.
*Haydar Akar (CHP-Kocaeli): “Adam” ne demek? Adam sizde sizde, bizde değil adam. Ne demek… Küfür ediyorsun, “adam” diyorsun, nedir bu ya? Terbiyeye davet ediyorum seni.
*Başkan: Sizi bu şekilde konuşmaktan menediyorum, lütfen oturun.
*Mahmut Tanal (CHP-İstanbul) - Bana “adam” diyemezsiniz!
*Başkan: Ne diyeceğim?
*Mahmut Tanal (CHP-İstanbul): Bana “adam” diyemezsin Başkan. Bana “adam” diyemezsin bana “milletvekili” diyeceksin.
*Başkan: Ya, milletvekili adam değil mi?
*Mahmut Tanal (CHP-İstanbul): Bana “milletvekili” deyin.
*Başkan: Tamam “milletvekili” diyeyim.
*Mahmut Tanal (CHP-İstanbul): Ben kimsenin adamı olmadım bugüne kadar.
*Başkan: Hayır, o anlamda söylemedim.
*Mahmut Tanal (CHP-İstanbul): O zaman özür dileyeceksiniz.
*Başkan: Tamam, özür dilerim. Milletvekilisiniz tamam, eyvallah. Kimsenin adamı olarak söylemedim. Arkadaşlarınıza demek istedim yani hepsi o kadar.

Siyasetin yargısallaşması 
CHP’nin Adalet Bakanı Sudallah Ergin hakkında verdiği gensoru önergesini gündeme alınması AKP’lilerin oyları ile reddedilirken, görüşmelerde muhalefet iktidara yüklendi. Gensoru önergesi üzerinde BDP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise “Yargının siyasileşmesi” kavramının sık sık kullanıldığını belirterek, radikal.com.tr yazarı Ali Topuz’dan “ilhamla” yeni bir kavramsal bakışa işaret etmek istediğini söyledi. “O da siyasetin yargısallaşması” diyen Önder, şöyle konuştu: 

“Bugün yaşanan bütün bu kaotik durumun altında siyasetin yargısallaşması ya da yargısallaştırılması vardır. Siyaset ve hukuk ilişkisi çok girift bir ilişkidir, birçok yerden birbiriyle kesişir, birbiriyle düğümlenir. Yargı siyasileşmemeli, evet, bunun tehlikeli olduğu, adalet duygusunu zedelediği, giderek yok edeceği çok açıktır fakat bugün daha tehlikeli bir sorun var, yargının siyasileşmesi değil, siyasetin yargısallaşması. Siyaset yargısallaşırsa ne olur? Siyasi taraflar savaş gibi, siyasetin silahlı araçlarla yürütülmesi meselesinde bile ya kazanır ya kaybeder ama savaş dâhil her durumda bir sözleşme, bir uzlaşma metniyle durumu bağlamaları gerekir. Parlamenter rejimler, uzlaşma esasını baz alarak iş gören rejimlerdir, aksi hâlde bir savaşa doğru gider. Yani siyasetle yargının arasındaki en temel fark, birinin iki ihtimalli bir sonuç içermesi, diğerinin üçüncü bir sonuca imkân tanımasıdır, yani uzlaşmadır.
 
İşte siz, siyasetin göreceği işi yargıya havale ettiğiniz zaman, yani siyaseti yargısallaştırdığınız zaman bu üçüncü seçeneği kaybetmiş olursunuz arkadaşlar. Böyle bir sistem meselesi olarak görmezsek tıpkı bugünkü Hükûmetin içine düştüğü tutarsızlık gibi ya da bugün Hükûmete bu alandan yüklenen bakış açılarının tutarsızlığı gibi ikisi aynı kantarda tartılabilir. Özellikle AK Parti’li vekillere seslenmek istiyorum, bugün, KCK davasındaki garabetlere bir bakar mısınız? Ana dilinde, ninnisini söylediği, türküsünü söylediği, annesinden ilk duyduğu dilde savunma yapamıyor, Kürt bundan mahrum bırakılıyor ama Arapça konuşana bu imkânı veriyorlar. Nedir bu buğuz? Nereye kadar gider? İşte, yargının siyasallaştırılması meselesi değil, siyasetin yargısallaştırılması meselesi budur.”