Rapor 'olumlu' ancak...

AB İlerleme Raporu siyasiler, iş dünyası, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları tarafından, genel olarak olumlu karşılandı. Siyasiler, "Şimdi 17 Aralık virajına bakalım" derken, gözler raporun
'ama'larına takıldı...

ANKARA - AB İlerleme Raporu siyasiler, iş dünyası, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları tarafından, genel olarak olumlu karşılandı. Siyasiler, "Şimdi 17 Aralık virajına bakalım" derken, gözler raporun
'ama'larına takıldı...
'17 Aralık'a bakalım'
Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin: Bu bir merhaleydi, bu virajı döndüğümüzü söyleyebilirim. 17 Aralık'ta daha keskin bir viraj var. Türkiye üzerine düşeni, bundan sonra hangi iktidar olursa olsun yerine getirecektir.
Eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış: Raporda koşulların bu kadar ayrıntılı bir şekilde yazılmış olması şık olmadı. Tabii ki koşullar yerine getirilmezse müzakereler askıya alınabilir. Çek Cumhuriyeti ve Polonya'da ipler neredeyse kopuyordu ama bunlar yoktu.
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen: Belki de şu anda Türkiye'ye verilmiş en kesin cümleler içeren bir metin var elimizde. Yabancı sermayeyi tetikleyici etkisini göreceğiz diye düşünüyorum.
'Özel statü' şüphesi
CHP İstanbul Milletvekili İnal Batu: Buruk bir sevinç içindeyim. Bu İlerleme Raporu hiçbir aday ülkeye reva görülmeyen iki ve çok önemli ifade var. Bunlardan biri, 'nitelikli ağırlıklı çoğunluk'la müzerekelerin kesilebileceği tehdidi. İkincisi de serbest dolaşım ilkesine kalıcı istisna tehdidi. Her ikisi de Avrupa hukukuna aykırıdır. Serbest dolaşım hakkı tanınmayan üyelik, tam üyelik olmaz, bu özel statü olur.
CHP Genel Sekreter Yardımcısı Algan Hacaloğlu: Olumlu bir tavsiye niteleğindeki bu rapor ürkek bir rapordur. Sorun 17 Aralık'ta siyasal zeminde çözülecektir. Şartlı müzakere süreci istemiyorduk. Raporda o var. Diğer ülkelerden farklı olarak izleme süreci abartılı hale getiriliyor. Verheugen'in "Bu sürece Avrupa sivil toplum örgütleri de katılmalı" sözleri, sürece yeni gündem getirmek demektir ve tehlikelidir. Din konusundaki talepler bu sözlerin altında gizlidir şüphesi taşıyorum.
ANAP Genel Başkanı Nesrin Nas: Rapor, Avrupa Konvansiyonunun 'Evet' diyeceği anlamına gelmez. Bu süreci 17 Aralık'a kadar çok soğukkanlı ve vakur bir şekilde yürütmemiz gerekiyor.
Tarihsel dönemeç
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD): AB ile Türkiye ilişkilerinde tarihsel bir aşama kaydedildi. Bu raporu memnuniyetle karşılıyoruz. Türkiye'nin bundan sonra da çağdaş hukuk devleti olmanın gereklerini yerine getirmek yönünde hareket edeceğine inancımız tamdır. AB ile müzakere sürecinde ilerleyen Türkiye'nin, Avrupa'nın geleceğine sağlayacağı siyasal, ekonomik ve sosyal katkılar önemlidir.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Ömer Bolat: Komisyon raporu bir savunma refleksi içinde hazırlanmış. Türkiye'nin tam üyeliğin hızlandırılması konusundaki taleplerini yavaşlatmak, Türkiye karşıtı lobiyi yumuşatmak amacıyla çok sayıda 'ama'lar konulmuş. AB, Türkiye konusundaki çifte standardını devam ettirmiş.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldırım: Komisyon kararı, Türkiye'nin AB'ye üyelik kapısını açmaktadır. Ancak tam üyelik konusunda uzun ince bir yolun daha henüz ortalarına gelebildiğimiz dikkate alındığında, zina vakası gibi başka yol kazalarına neden olmadan sorumluluklarımızı yerine getirmemiz gerekmektedir.
ATO Başkanı Sinan Aygün: Çok fazla duygusal olmaya, bayram yapmaya gerek yok. 'Biz sizi AB üyesi yapacağız ama hiçbir zaman için AB için de dolaştırmayacağız' diyorlar. Yani özel statüyü normal koşulmuş gibi sunuyorlar.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı: İlerleme Raporu, Türkiye'nin AB ile entegrasyon yolunda göstermiş olduğu kararlılığın AB tarafından teyit edildiğini göstermektedir.
'Rencide edici tutum'
Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı Direktörü Faruk Şen: Türkiye'den bazı beklentilerinin olması, güç de olsa anlaşılabilir bir gelişme, fakat 'Görüşmelere başlansın ama görüşmelerin sonu açık olsun' yaklaşımı Türkiye'yi çok rencide edici ve dışlayıcı bir yaklaşımdır.
Marmara Üniversitesi (MÜ) Avrupa Topluluğu Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Muzaffer Dartan: Rapor çok ustaca hazırlanmış. Hem kendi kamuoyunu yatıştırıyor, hem de kendi Türkiye politikasını iyi ifade ediyor. Bizim için esas şimdi AB süreci başlıyor.
İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül: Komisyon işkencenin sistematik olduğunu kabul etmiyor, cezaevlerindeki yaşanan insan hakları ihlallerine ise sadece 'Tecrit var' yaklaşımıyla bakılıyor.
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu: Beklenen sonuç. Kriterlere dair daha teknik tespitler olmalıydı. Demek ki, AB ile Türkiye arasındaki ilişkiler politik tercihler yüzünden gecikti. (Radikal, aa)