Recep Akdağ: Demirtaş yine saz çalsın da görelim

Recep Akdağ: Demirtaş yine saz çalsın da görelim
Recep Akdağ: Demirtaş yine saz çalsın da görelim
AKP Erzurum 1. sıra milletvekili adayı ve eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, HDP eşbaşkanlarına yüklendi. Demirtaş'ın "kendine güveniyorsa tekrar televizyona çıkıp saz çalmasını" isteyen Akdağ, Yüksekdağ için de, "Sen sırtımı PKK'ya dayadım diyorsan gün gelir PKK'ya sıkılan kurşunla sen de sırt üstü devrilirsin" dedi.

RADİKAL - AKP Erzurum 1. sıra milletvekili adayı, eski Sağlık Bakanı Prof. Recep Akdağ, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın 7 Haziran öncesi "Biz sırtımızı YPJ'ye, YPG'ye ve PYD'ye yaslıyoruz bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz" sözlerine ilişkin olarak, "Hiçbir kürt vatandaşın önünde bir engel yok Kürtçenin önünde de bir engel yok. Ama sen sırtımı PKK ’ya dayadım diyorsan gün gelir PKK’ya sıkılan kurşunla sen de sırt üstü devrilirsin" dedi.

Akdağ, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a yönelik de eleştirilerde bulundu. Akdağ, “7 Haziran öncesi TV ekranlarında saz çalan cici çocuk, Demirtaş, kendine güveniyorsa bugün yine TV ekranlarına çıkıp saz çalsın da görelim. Millet onların gerçek yüzünü gördü” dedi.

Erzurum’da uydu üzerinde yayın yapan Kardelen TV’de yayınlanan moderatörlüğünü Deniz Gez’in yaptığı, Farklı Bakış programında İHA Erzurum Bölge Müdürü Ayhan Türkez ve Gazeteci Yazar Esat Bindesen’in sorularını cevaplandırdı.

"AK Parti’ye geçmesinin ardından Tuğrul Türkeş’e linç kampanyası yürütüldüğünü" savunan Akdağ, şöyle konuştu:

“Bazı MHP ’li arkadaşlar kendisini çok acımasızca eleştiriyorlar. Hakarete varan eleştiriler okuyorum. Bana göre Tuğrul Türkeş gerçek bir devlet adamı olan Alparslan Türkeş’in oğlu olarak o terbiyeyi babasından aldığını gösterdi. Anayasa bir hükümet kurulmasını emrediyor. Bakın bunu AK Parti, Cumhurbaşkanı istemiyor. Koalisyon kurulamamış ne yapacağız? Ülke hükümetsiz mi kalacak? Anayasa diyor ki, 'Bir hükümet kurulur, partiler de kendi oy oranları doğrultusunda TBMM Başkanı'nın hesap ettiği biçimde oraya üye verirler.' Partilerden de bu kadar üye alınarak kabineye bakan alınır. Yani CHP , MHP diyor ki biz vermeyiz. Arkadaş niye vermiyorsun? Bu Anayasanın emri. Sen Cumhurbaşkanı’nı sevmiyor olabilirsin o senin sorunun. Milletin sevdiği bir insana sen başka gözle bakabilirsin senin problemin ama burada Cumhurbaşkanının kendi kararı değil ki, Anayasa’nın amir hükmü. Şimdi böyle bir noktada sayın Tuğrul Türkeş’in bakanlığı, dolayısıyla Başbakan Yardımcısının kabul etmesi gerçekten devlet terbiyesi aldığını gösteriyor. Sonra da kendi partisinde kalmak, babasının partisi yani, orada tutunmak için çok uğraştı. Ama hemen ikinci gün 'biz seni ihraç ediyoruz' dediler, başladılar hakaretli dışlamaya mahalle baskısına. Ee siyaset yapmasın mı Tuğrul Türkeş, ülke adına ülkücüler adına siyaset yapmasın mı? Babasının partisinden kovuyorlar adamı, oda mecbur geldi AK Parti’ye. AK Parti’nin bu konjonktürde en doğruyu yaptığını görmüş oldu. Tabii ki biz de memnuniyetle 'hoşgeldin' dedik beraber siyaset yapacağız ve ülkeye hizmet edeceğiz. Ama benim isteğim MHP’li yöneticilerden lütfen hakaret etmesinler, yakışmıyor. Sayın Türkeş’in tutumu bence asil ve babasına yakışan bir tutumdur.” 

"MİLLET KAŞ ÇATANDAN BIKTI"

"Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun seçim kampanyasını nezaketle başlattığını" söyleyen Akdağ, “Başbakanımız baştan bir şey söyledi ve bütün konuşmasında da hakim oldu. Bu seçim kampanyasını lütfen nezaketle yürütelim dedi. Bir tek arkadaşım hakkında bizim ağzımızdan kötü söz çıktı mı? Allah çıkarmasın. Millet bıktı artık bu kaşını çatıp, veryansın eden hakaret eden politikacılardan bıktı. Biz bunu yapmayacağız. Biz seçim kampanyasında nezaketimizi koruyacağız. Millet bizden nasıl bir zerafet istiyorsa o çizgide kalacağız. Sonuçta bu bir siyasi rekabettir. Birbirimizin düşmanı mıyız?” dedi.

" 'SIRTIMI PKK’YA DAYADIM' DİYORSAN..." 

Akdağ, özyönetim açıklamalarına ilişkin olarak, şunları söyledi:

“Sayın Demirtaş yanlış yapıyor? Kim kime vatan hediye etmiş? İster Türk olsun ister Kürt olsun kim 77 milletten vatandaş Osmanlı topraklarında yaşıyordu. Çanakkale’de beraber savaştık. Asıl şu soruyu sormak lazım. Demirtaş ve PKK Türkiye Cumhuriyeti’nden ne istiyor? 'Bölünelim' demiyorlar zaten buna biz izin vermeyiz. Özyönetim denilen bir garabete tutulmuşlar. 'Kendi bölgemizde vergimizi biz toplayalım' diyorlar. 'Mahkememizi, ordumuzu biz kuralım' diyorlar. Ben senin samimiyetine inanır mıyım? Demek ki sen ülkenin belli bir toprağını başka bir yere götürmenin amacı içerisindesin. Kusura bakma biz buna müsaade etmeyiz. Bazı ülkeler federasyonla yönetiliyor. Ama bunun için silaha sarılmanın anlamı yok ki. Bizim zaten bir devletimiz var bir daha neden bölünelim ki? Eğer ben devletin vergi toplama hakkından ordusundan başka bir oluşum kuracağım diyorsan senin niyetin başkadır. Demirtaş’a şunu sormak lazım. Bugün kürt çocukların dağlarda heba edilmesinin gerekçesi nedir? Şu anda PKK’nın silah kullanmasının nedeni nedir? Bunun cevabı kendi çıkarlarını devam ettirmektir. Hiçbir Kürt vatandaşın önünde bir engel yok, Kürtçe'nin önünde de bir engel yok. Ama sen 'sırtımı PKK’ya dayadım' diyorsan gün gelir PKK’ya sıkılan kurşunla sen de sırt üstü devrilirsin. Bugün bir tek Kürt vatandaşı, 'Jandarma zulmü var' diyebilir mi? Evet eskiden asker zulmü vardı ama bugün böyle bir şey var mı? Ama bugün bu ülkede PKK zulmü vardır. Kürt’e de Türk’e de zulüm ediyor. Bugün PKK’nın şehit ettiği çocukların önemli bir bölümü Kürt çocukları. Şu anda PKK silah kaybederse Kürtler ne kaybeder? Demirtaş’ın bu soruya cevap vermesi gerekiyor. Bunun cevabını veremez. Demirtaş ve ekibi baskıdan oy aldığı için o bölgede baskıya ihtiyacı var. Batıya gittiğinde ise cici çocuk olmaya ihtiyacı var. Bu cici çocuk imajı çok bozuldu. Demirtaş kendine güveniyorsa bir kere daha çıksın da televizyonda saz çalsın bakalım millet ne diyecek? Geçti o günler. Artık gerçek yüzleri ortaya çıktı.”