'Rejim sorunu yok'

Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok, "Rejim sorunu yok, ancak, köktendinci küçük kesim görmezlikten gelinmemeli. Kavga etsek de demokrasiye dokunulamaz" dedi.

ANKARA - Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Onur Günü nedeniyle dün düzenlenen törende konuşan Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok, kamuoyunu meşgul eden sorunlara ilişkin tespit, eleştiri ve önerilerde bulundu. Ok, Adalet Bakan Cemil Çiçek'in de katıldığı kutlamada, şunları söyledi:
İktidarın gücü: Siyasal gücün, ülke yönetiminde sonsuz yetki ve hâkimiyeti olmayıp, birey gibi, ulusal ve evrensel hukuk kurallarına uyma zorunlulukları vardır.
Yargıçlara milletvekili maaşı: Hâkimin özlük haklarına Anayasa'da yer verilmeli ve maaşları milletvekili maaşlarına endekslenmeli ki, hâkim nasıl geçineceğini değil, adaleti düşünsün.
TBMM'nin yetki sınırı: Ulus adına yasama yetkisini kullanmak mutlak Meclis'e ait. Bunun anayasal sınırları olduğu gibi, demokratik anlayış ve gelenekler, toplumsal barış ve denge, uzlaşı gibi etmenler olumlu yönde gözetilmeli.
Milli iradenin, her istediğini yapma, her şeyi kontrol etme yetkisini vermediği de kabul edilmeli. Demokraside bildiğini yapmak değil, genel kabul görmüş doğruları yapmak esastır. Demokrasi, özgür düşünce ve tartışma ortamını sağlayan yegâne sistemdir.
Esas olan demokrasi: İç barış ortamını yaşatmada toplumsal uzlaşma önemli. Demokrasi uzlaşma rejimidir. Bu rejimde, tartışma ve eleştiriden vazgeçilemez. Her kurum ve kişi buna katkı yapmalı.
Kavga ise sistemin doğasında yoktur. İstekler makul ve haklı ise mutlaka gereği yapılmalı. Toplumun geleceğini tehlikeye düşürecek, çağı takipten alıkoyacak isteklere ve eğilimlere karşı da demokratik tepki konulması görevdir. Sorunların çözümünde, gerginliklerin aşılmasında, demokratik tavır asıldır. Kavga etsek de, demokratik rejime dokunulamaz.
Güçlenme ortamı bulan köktendinci küçük bir radikal kesimin hevesleri görmezlikten gelinemez. Bu kesime cesaret verilmemeli, etkilerinin en aza indirilmesinin tedbirleri alınmalıdır.
Arap ve İran toplum ve rejimi yapıları hayranlığına karşı demokrasinin cazibesi, insanlık idealleri ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimliği öne çıkarılmalıdır.
İmam-hatip: Devlete ve topluma tek bir düşünce ve zihniyetin hâkim olmasını sağlayacak kadroların yetiştirilmesi amacına yönelik olduğu herkes tarafından bilinen girişimde ısrar edilmemeli. Aydınlık Türkiye ve çağdaş uygarlık hedefinden vazgeçilemez. Rejime sahip çıkmak, karşılaşabileceği tehlikeleri şimdiden görmek, tedbir almak herkesin görevi.
Siyaset ve adalet: Siyaset ve adalet ayrı alanlar ve değerlerdir. Bir arada bulunamazlar. Bulunursa, adaleti desteğine, hatta yönetimine alan siyasi gücün totaliter eğilimi kaçınılmaz olur. Adalet yok olur. Anayasa Mahkemesi'nin yapısında değişiklik öngören öneri mahkemeyi siyasallaştıracaktır.
Af yetkisi: Özellikle kişilere karşı işlenen suçların affedilmesi, adalete güveni zedelemekte. Af kurumu tamamıyla dışlanamaz. Çok önemli bunalımlı dönemlerden çıkış sonrası barış ortamını sağlamak için kullanılabilir.
İşkence: İşkence görmeme hakkı herkesin sahip olduğu mutlak haktır. Bugün en vahim insan hakları ihlalleri Irak'ta yapılıyor.
Dokunulmazlık: Yolsuzlukların önemli bir ayağı olan bürokrasi gereksiz koruma altında. Bunu sağlayan Anayasa'nın 129/son fıkrası kaldırılmalı. Yolsuzlukları önlemek için dokunulmazlık sınırlandırılmalı. Meclis'te bu yöndeki iradenin yaşama geçirilmesinin engelleri bilinmekte. Bunları aşmak için yapılacak düzenlemenin yürürlük tarihinin, bundan sonraki suçlar için belirlenmesi, uzlaşı noktası olabilir.