'Resepsiyon'daki tek CHP'li: Ordakiler beni çok takdir etti!

'Resepsiyon'daki tek CHP'li: Ordakiler beni çok takdir etti!
'Resepsiyon'daki tek CHP'li: Ordakiler beni çok takdir etti!
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Çankaya Köşkü'ndeki 29 Ekim resepsiyonunu boykot eden CHP'de bir tek fire vardı: İstanbul Milletvekili Faik Tuncay. CHP'li Tuncay katılımını ve görüşlerini Radikal'e anlattı.
Haber: ENİS TAYMAN / Arşivi

İSTANBUL - Çankaya Resepsiyonu’na katılan tek CHP ’li Radikal’e konuştu. CHP İstanbul Milletvekili Faik Tunay, “Resepsiyona katılarak demokrat duruşuma yakışanı yaptım” dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından verilen 29 Ekim Resepsiyonu’na CHP bu yıl da katılmadı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ’nun İstanbul’daki kutlamaları izleyecek olması sebebiyle resepsiyona katılmayacağı açıklanmış, bir TV programında konuşan Gürsel Tekin de, “Konu mankeni değiliz. Resepsiyona katılmayacağız” demişti. CHP milletvekilleri ve yöneticileri bu karara neredeyse tamamen uydu. Neredeyse diyoruz, çünkü İstanbul Milletvekili Faik Tunay, resepsiyonda boy gösterdi. Partinin bu yönde alınmış bir ilke kararı olmadığını savunanTunay, Radikal’e yaptığı açıklamada, “Demokrat duruşuma yakışanı yaptım” dedi. Tunay daha önce de, “Gülen cemaatinin olumlu faaliyetlerini görmemek için vicdanların körelmesi gerekiyor” diyerek CHP’lilerin tepkisini çekmişti. Merkez sağ kökenli siyasetçi, kendi ifadesiyle CHP’yi seçmesinin nedenini ise şöyle açıklamıştı, “Kemal Bey genel başkan olduktan sonra beni partiye davet ettiler, gelecek planlarını paylaştılar. Değişim ve dönüşümü anlattılar. Ben de her zaman samimiyetlerine inandım ve bu sürece taşın altına elimi, hatta gövdemi koyarak katkı sağlamak istedim.” Tunay’ın İstanbul’un Fethi’nin yıldönümü olan 29 Mayıs’ın resmi tatil olarak kutlanması için kanun teklifi vermesi de parti saflarında tartışma konusu olmuştu.

CHP’nin “sağ”dan transfer ettiği milletvekili Faik Tunay, Radikal’e resepsiyona katılma gerekçesini ve içerideki gözlemlerini anlattı.

Resepsiyonla ilgili olarak “Katılmayın” yönünde telkin oldu mu milletvekillerine?

Sayın Abdullah Gül’ün Cumhuriyet Bayramı’nda verdiği resepsiyonla ilgili milletvekillerine gelen ne sözlü ne yazılı tebligat ya da grup kararı yok. İkincisi, dün Cumhuriyet Bayramı’nı kutladık. Adı üzerinde, “Cumhur”un bayramı. Cumhur sokakta da meydan da olabilir; cumhur köşkte de olabilir. Ben ayrımcılığın, yasağın, boykotun her türlüsüne karşıyım. 13 yıldır siyasetin içindeyim. Anavatan Partisi’ne başladığımda neyi savunuyorsam şimdi de onu savunuyorum. Demokrat olmak demek her türlü yasağa ve boykota karşı çıkmaktır. Bu makam, Sayın Abdullah Gül’ün kendi makamı değil. Bu makam Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsiyetinin temsil edildiği en yüksek makam. Bugün Sayın Abdullah Gül var. Yarın siz olabilirsiniz; öbür gün başkası. Kişilere göre hareket edersek o zaman Türkiye’de birileri hep, “Bu benim cumhurbaşkanım değil. Ben bunu kabul etmiyorum der.” Burası cumhuriyeti kuran iradenin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün makamıdır. O makama saygımdan dolayı oraya gittim. Kendisi cumhurun başkanıdır. Ben de milletin oyları ile seçildim. Sayın cumhurbaşkanı beni davet ettiyse ben icabet ederim. Boykot etmek benim yapacağım şey değil.

Gitmeyenlere ne diyorsunuz?
Gitmeyenlere de saygı duyuyorum. Her yiğidin yoğurt yiyişi var. Beğenenler olur beğenmeyenler olur. Ben demokrat duruşuma yakışanı yaptım. Bugüne kadar ne söylüyorsam o çizginin devamını yapmış oldum.

Tepki aldınız mı katılımınızla ilgili?

Sosyal medya, e-posta veya telefonla ulaşanların yüzde 95’i duruşumu olumlu bulduğunu söyledi. Ancak ben yine de bunun çok abartılmaması gerektiğini düşünüyorum. Demokrat olan herkesin, cumhura saygısı olan cumhurbaşkanına saygısı olan herkesin yapması gereken bir hareketti.

Yüzde 5?
Ben onların da düşüncesine saygılıyım. Demokrat olmak her düşünceye saygı duymaktır. Beğenen de olur beğenmeyen de... Ben kimseye kızmıyorum. Kimsenin de bana kızmasını istemem. Farklılıklar en büyük zenginliğimizdir diye düşünüyorum. Bu inancım doğrultusunda hareket ettim.

Dün akşam gazetecilere, “Her şeyi göze alarak geldim” cümlesini niye söylediniz?

Orada soruldu, “Bundan sonraki süreçlerde birtakım şeyler başlarsa ne yaparsınız?” diye... Ben varsayımlarla hayatım boyunca hareket etmedim. Bekleyip görmek lazım. Bunu zaman gösterecek dedim. Ama söylediğim gibi ben bunu düşünerek gitmedim onlara. Vicdanım rahat. İnandığım şeyi yaptım. Demokrat kimliğimin gereğini yaptım.

Resepsiyonda ilgi gördünüz mü?

Bana ilgi yoğundu. Herhalde tek gitmemden dolayı da böyle oldu. Milletvekilleri, işadamları, Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan ile birebir muhabbet imkanımız da oldu. Oradaki herkes demokrat duruşumu takdir etti.

Genel hava nasıldı?

Ben memnun kaldım. Bütün renkler oradaydı. Sanatçılar, işadamları, siyasetçiler vardı. Birçok ilklere sahne oldu. Başbakan da Genelkurmay Başkanı da eşleriyle geldi. Bazı şeyleri aşmamız gerektiğine inanıyorum. “Senin cumhuriyetin, benim cumhuriyetim” tartışması kimseye fayda sağlamaz. Cumhuriyet hepimizin cumhuriyeti. Ulu önder Atatürk cumhuriyeti kurarken kimseyi ayrıma tâbi tuttu mu? Hep konuştuğumuz bir şey var ilkokul kitaplarından beri ama gerçek bu. Gidin Çanakkale Şehitliği’ne... Alevi, Sünni, Kürt, Türk bir arada yatıyor. Ne oldu da biz bugünlere geldik. Bunu sorgulamak lazım. Bence hata hepimizde. Cumhuriyeti kuran iradeye bakın; herkes bir arada, kucaklaşmış, omuz omuza savaş verilmiş. Bugün gelinen noktada, senin cumhuriyetin benim cumhuriyetim tartışması var. Bu, ülkeyi gerer. Aynı geminin içindeyiz. AKP ’lisi MHP ’lisi, BDP’lisi, CHP’lisi... Kısacası herkes. Bu gemi batarsa hepimiz batarız. Gemi güzel limanlara uilaşırsa hepimiz oraya ulaşmış oluruz. Benim siyasete de bakış açım bu.

Birbiriyle görüşmeyen kesimler oldu mu?

Gözlemlediğim kadarıyla birbirine mesafeli duran, birbirine tepki koyan kimseyi görmedim... Güzel, olumlu bir hava vardı.

Bugün partinizden herhangi bir yetkili ile görüştünüz mü?

Beni kimse aramadı partiden. Ama bunu zamana yaymak lazım... Gelişmeleri takip etmek lazım. Varsayımlar üzerinden hareket etmek, kimseye fayda getirmez. Ama tabii genel başkanım veya üst kademe yöneticilerim beni ararsa, gider, size söylediğim bu cümlelerin aynısını onlara da söylerim.

Siz söylemlerinizle partililerin de tepkisini çekiyorsunuz kimi zaman...

Her zaman şunu söylüyorum: Ben buraya gelirken, herkes benim ne olduğumu bilerek buraya davet etti. Ben paraşütle gökten düşmedim. Sülalem merkez sağ geleneğinden geliyor. ANAP İstanbul İl Gençlik Kolu Başkanı idim. Benim bu özelliklerim biliniyordu. Hatta, “Seni bu özelliklerinden dolayı istiyoruz. CHP varsa herkes için var” dendi. Böyle davet edildim. Şimdi oyun başladıktan sonra hele de 70. dakikadan sonra mesela, “Sen sağdan geldin. Özal hayranısın” demek… Bilmiyorum, bana çok doğru gelmiyor. İlk gün neysem şimdi de oyum. Allah hasip ederse beş sene sonra da aynı şeyi söyleyeceğim. Bizde zig zag olmaz... Bunlar benim inandığım değerler. Siyaset dünyasını bırakın bir kenara; bunlar benim bütün hayatımdaki değerler. Ben kendimi oynuyorum. Bu yüzden de sırıtmıyorum. Dikkat çekmek gibi bir kaygım da yok. 13 senedir bunları söylüyorum.