Sarı-lacivert direnişe kadın eli...

Sarı-lacivert direnişe kadın eli...
Sarı-lacivert direnişe kadın eli...
Futbol dünyasındaki iktidar mücadeleleri arasında hayatta kalma mücadelesi veren Ankaragücü'ne en büyük desteği CHP'li Aylin Nazlıaka veriyor. Nazlıaka, yüzlerce kadınla bugünkü Trabzonspor maçına gidiyor.
Haber: DENİZ ZEYREK / Arşivi

Futbolla olan ilgisizliğim, taraftarı olduğum takımdan bile 5 futbolcu sayamayacak derecededir. Bu yüzden şike soruşturmasının daha çok siyasi ve hukuki boyutuyla ilgilendim. Geçen hafta Ankara’da yapılan Olağanüstü Futbol Federasyonu Genel Kurulu toplantısından da aklımda en çok Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in isyankâr çıkışları kaldı. O da söylediklerine olan ilgimden değil; bir taraftan dışarıda kardan buzdan kayıp kaza yapan arabalara, sıkışan trafiğe bakıp, bir taraftan CNN Türk ekranında futbol konuşan Sayın Gökçek’i görüp, “Kardan kıyametten ortalık yıkılıyor; Belediye Başkanı futbol kavgasında” dediğimden...
Federasyon Genel Kurulu’ndan bir gün sonra, Sosyal Demokrasi Derneği’nin Dayanışma Gecesi’ne uğradım. Sosyal demokratların neredeyse tamamı, ‘Tüzük kurultayı yapılacak mı? Ne zaman yapılacak’ sorusunun yanıtlarına kilitlenmişti. Bir tek CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın gündemi farklıydı. Harıl harıl, bugün başkentteki 19 Mayıs stadyumunda Federasyonun kestiği ceza nedeniyle seyircisiz oynanacak Ankaragücü-Trabzon maçına kadınları ve çocukları götürmek için otobüs ayarlamaya çalışıyor, CHP’nin Ankara’daki teşkilatlarını tek tek etkinliğe katılmaya çağırıyordu. Aylin Hanım, dün de Twitter hesabından organizasyonun duyurusunu yaptı: Bugün saat 14.30’da CHP Altındağ ilçe binası önünden otobüsler kalkacak ve maçı izleyecek kadın ve çocuklar maçtan sonra aynı yere geri getirilecek. 

Yemek alacak para yok 
Başta da söylediğim gibi, yaklaşık 20 yıldır siyaset, diplomasi, ekonomi gibi konular arasında sıkışıp kalmış bir gazeteci, “futbol cahili” olarak, Ankaragücü’nün neden bu hale geldiğini bilmiyordum. Nazlıaka’ya sordum. Korkunç tabloyu anlattı: MKE Ankaragücü Spor Kulübünün yaklaşık 10 milyon TL borcu var. Kulüp, alacaklı durumdaki eski yöneticiler ve oyuncularının başvurusuyla icralık olmuş, Spor loto, İddiaa, TV yayınlarından 20 milyon TL’yi bulan gelirlerinin hepsi haciz nedeniyle kulübün kasasına gitmiyor. Futbol takımının 19 futbolcusu alacaklarını alamadıkları için anlaşmalarını feshetmiş. Takımda şu anda sadece 2 profesyonel futbolcu kalmış, takımın geri kalanı altyapıdan gelen genç sporculardan oluşuyor. Takımın futbol ailesine olan borçları nedeniyle transfer yasağı da var. Daha da kötüsü, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Temel gıda ihtiyaçlarını taraftarlar kendi aralarında para toplayarak karşılamaya çalışıyor. Nitekim geçen hafta G.Saray ile yapılan maçta konuk takım futbolculara yemek ısmarladı. Oyuncular, maçın ikinci yarısına ıslak formalarla çıkmak zorunda kaldı. Taraftarlar, yaklaşık 10 gün önce para toplayıp kulübe doğalgaz satın aldı. 

Asırlık hikâyenin sonu 
Aylin Nazlıaka’nın “Biliyoruz ki futbol sadece futbol değildir” sözleri aslında her şeyin özeti. Şike operasyonlarında ortaya çıkan tablo ve TFF’nin olağanüstü genel kurulunda yaşananlar da zaten bunu gösterdi. Ankaragücü’nün yöneticisi Cemal Aydın ile Gökçek ailesi arasında 2009’dan beri yaşanan ‘Ankaragücü’ne sahip olma’ yarışı, ne yazık ki en ünlü en vefakâr taraftar gruplarından birine sahip 102 yıllık bir Makina Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) Ankaragücü takımını 2 yıl içinde ‘tarih olma’ aşamasına getirmiş. Ne yazık ki gelişmeler böyle devam ederse, Kurtuluş Savaşı’nda çok zor koşullarda orduya silah ve cephane sağlayan Makina Kimya Endüstrisi Kurumu’nun çalışanlarının oynadığı bir takım olarak yola çıkan Ankaragücü ortadan kalkacak ve yerine ‘endüstriyel futbol’ mevzuatının hileleriyle kurulmuş aynı isimli bir takım devam edecek. 

Soruna siyaset ya da popülizm kaygısıyla yaklaşmadığının altını özellikle çizen Nazlıaka, “Sokağa çıkıp herhangi bir Ankaralıya ‘Ankaragücü sizin için ne ifade eder’ diye sorun: Cumhuriyetle, milli mücadeleyle ve kentiyle özdeşleşmiş, taraftarıyla bütünleşmiş, başta Ankara 19 Mayıs Stadyumu olmak üzere Türkiye ’nin tüm futbol sahalarında kök salmış gerçek bir futbol hikâyesi olduğunu anlarsınız” diyor. Ancak, ne yazık ki, gelişmeler beklendiği gibi sürerse, bir yıl içinde o hikâyenin sonu gelecek ve “Gururluyuz, güçlüyüz, Ankaragüçlüyüz” ya da “İyi günde kötü günde hep beraberiz çünkü biz Ankaragüçlüyüz” tezahüratları yavaş yavaş duyulmaz olacak.