Sarıgül nereden nereye...(1)

Siyasi yaşamına 1974 yılında atılan Mustafa Sarıgül, CHP'de her zaman bir güç olma savaşı veren Ali Topuz'un ekibindeydi. Topuz'un siyasi literatüre de geçen 'garaj operasyonu'nda yer alan Sarıgül, 1992'de SHP'den ihraç edildi ve sonra DSP'ye geçti.
Sarıgül, 1994'te Şişli Belediye Başkanlığı yarışında ANAP'lı Gülay Atığ'a (Aslıtürk) yenildi, 1999'da ise kazandı. DSP dağılınca CHP lideri Baykal, Sarıgül'ü partiye davet ederken, "Çok dinamik, alev topu gibi" diye övdü.
Haber: İSMET DEMİRDÖĞEN / Arşivi

BAŞLARKEN
İkinci kez belediye başkanlığına seçildiğinde "Benim partim ömür boyu muhalefette kalamaz" çıkışıyla, her seçim döneminde iktidar özlemiyle sandığa koşan ancak umduğunu bir türlü bulamayan sosyal demokratların önce dillerine sonra da tartışma gündemlerine düştü Mustafa Sarıgül. O, bu iktidar özlemini dindirecek bir lider adayı mı, yoksa muhaliflerin genel merkez yönetimini değiştirmekte sığındıkları bir güç mü?
İddiası büyük: 'CHP Genel Başkanlığı'na değil, Türkiye başbakanlığına adayım. Vakit geldi'. Üslubu özenle seçilmiş: 'Bizim gibi Anadolu çocuklarını hakir görüyorlar, yükselmesini istemiyorlar. Halkın önünü kesmek istiyorlar'.
İlk amacı 'Benim mücadelem koltuk sevdalılarıyla' diyerek halka şikâyet ettiği CHP liderliğini kuşatmak. Bazı yandaşlarına göre, 'Gürcistan tipi bir halk hareketi' ile karşı karşıyayız; ancak hem yönetime hem de muhaliflere 'seviyeli' duranlar ise 'yönetimi sarsarak gizli lider adayına yol açabilecek bir kılavuz' olarak görüyor kendisini. Kullandığı modern halkla ilişkiler yöntemlerini 'Uzanvari' bulan ve başarı şansı tanımayan genel merkez yöneticilerine göre de 'partiden atılması gereken' bir kişi.
Yalnız İstanbul değil, Türkiye ekonomisine yön veren büyük kuruluşların merkezleri, açlıktan kıvrananları ve zenginleriyle, 'batık' ve 'hortum' davaları, 'Erkek Fato' olarak tanınan Fatma Girik'ler ve Türkiye'den kaçıp Londra'da yaşamak zorunda kalan Gülay Aslıtürk'ler ile medyanın sürekli gündeminde kalan Şişli'de ikinci kez belediye başkanlığı koltuğuna oturan, ikinci seçilişinde oyların yüzde 66'sını alan Mustafa Sarıgül, artık CHP içinde bir 'güç' ve kendisini destekleyen milletvekillerinin sayısı giderek artıyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın başlangıçta 'magazin' olarak gördüğü Sarıgül hareketi, mahkeme kapılarından geçip kurultaylarda görülecek bir hesaba doğru gidiyor.
Peki kim bu Mustafa Sarıgül ve nereden geliyor, yanında kimler var, ileride daha kimler olacak? Eğer ihraç edilirse parti kurar mı, Meclis'te grup oluşturacak sayıya ulaşabilir mi?


Siyasete 1974 yılında meslek lisesini bitirir bitirmez Şişli Gençlik Kolları ile giren Mustafa Sarıgül, CHP içinde gücün bir parçasını elinde bulunduran İstanbul milletvekili Ali Topuz'un ekibinde yer aldı. Aslında bu ekip, kendisini gençlik kollarına üye yapıp ardından Mersin'deki parti eğitim kampına götürmüştü. Gençlik kollarına üye olması önce yaşının küçüklüğü ve okulunun bitmemesi gibi gerekçelerle engellenmişti. En uygun zamanı kollamış CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Zeki Alçin ile yönetim kurulu üyesi Halit Toraman'ın İstanbul'da katıldıkları bir toplantıda öne fırlamış ve üyeliği kapmıştı. Ekipten kopmadı. 12 Eylül'den sonra CHP kapatılınca kurulan Sosyal Demokrasi Partisi içinde yer aldı, SODEP-Halkçı Parti birleşmesiyle ortaya çıkan SHP'de saf tuttu ve Ali Topuz'un da yardımıyla 1987 yılında İstanbul'dan milletvekili seçildi. Topuz, Sarıgül için daima 'Ali Abi' oldu. Sarıgül, onun isteği üzerine sahibi olduğu şirketin garajında toplantı düzenledi. Topuz, meşhur "SHP'yi Aleviler ve Kürtler ele geçirdi" çıkışını burada yaptı. Siyasi tarihe 'Garaj Operasyonu' olarak geçen bu toplantı, büyük gürültü kopardı.
CASA'dan kasaya
Sarıgül'ün geçmişinde bir başka önemli nokta ise CASA uçaklarının tercih edilmesi sürecinde girdiği ilişkiler. 1989 yılında Türkiye, askeri nakliye uçaklarında tercihini İspanyol CASA'dan yana kullandı. İddialar çoktu. Dönemin SHP Milletvekili Tevfik Koçak, iddiaları soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı. Bir gün Sarıgül kendisini aradı, CASA'nın Türkiye Temsilcisi Zeynel Abidin Erdem ile tanıştırmak istediğini söyledi. Ertesi sabah bir otelde kahvaltı yaptılar. Sonra önerge 'sahte' imza ile geri çekildi. Meclis'te yaşanan bu skandal uzun süre tartışıldı ve Koçak, imzasını taklit ederek önergeyi geri çeken kişinin Sarıgül olduğu iddialarının üzerine gitmedi.
İlk ihraç ve fırıncılık
Sarıgül parlamento dışı kaldıktan sonra siyasi çalışmalarını 1992'deki olaylı Şişli ilçe kongresine kadar sürdürdü. Sarıgül, kendisinin de katıldığı ve İbrahim Atmaca adındaki partilinin bir gözünün kör edildiği kongreden sonra ihraç istemiyle disipline verildi. İhraç kararını beklemeden istifa etti. Parti üst yönetimindeki 'abi'leri dönüşünü olanaklı kılmak için ihraç kararının çıkmasını önlemek istediler ama başaramadılar. O da Romanya'nın yolunu tuttu ve fırıncılığa başladı.
'Asker arkadaşı'na havale...
Gönlü siyasetteydi. Kendisini CHP Gençlik Kolları'na üye yapan Halit Toraman devreye girdi. Toraman, 'asker arkadaşı' Hüsamettin Özkan'a gönderdi. Sarıgül, DSP'li oldu. 1994'te Şişli belediye başkanlığına aday gösterildi, az bir oyla koltuğu ANAP'tan adı daha sonra birçok olayla birlikte anılacak olan Gülay Atığ'a (Aslıtürk) kaptırdı. Ama CHP'nin kazanmasını da önlemişti. 1999'da ikinci denemesinde yükselen DSP dalgasına tutunup belediye başkanlığına seçildi. CHP'lilerin soruşturulmayan tehdit ve 'Bizi dövdürdü' iddiaları giderek güçlendiğinin ilk işaretleriydi.
Korkmaz Yiğit ile ilişki
Sarıgül, Şişli'de işe koyuldu. 'Klasik belediye başkanlığı' sınırlarına uymayacağını gösterdi. Camilere de, cemevlerine de, kilise ve sinagoglara da 'yakın alaka' gösterdi. Halkın yardımına koşarken büyük yatırımların takipçisi de oldu. Türkbank davasından hüküm giyen Korkmaz Yiğit'in, milyarlarca dolarlık 'Uydukent Projesi'nin Avcılar Belediye Başkanlığı'nca kabulünde köprü görevi üstlendi.
DSP içinde Hüsamettin Özkan tarafında yer alınca Rahşan Ecevit, Bülent Ecevit'i İstanbul'a gidişlerinde karşılamasına yasak koydu. DSP'deki çözülmede Özkan'ın yanında yer aldı ve YTP'nin kuruluşuna katıldı. Genel Başkan İsmail Cem için, bugünlerde kendisi için gerçekleştirdiklerine benzer 'görkemli' bir miting düzenledi. YTP il ve ilçe örgütünü kendisine yakın isimlerden oluşturdu. YTP seçimden yenilgiyle çıkınca dümenini yine CHP'ye kırdı. Baykal'ın, CHP'ye geçmesi için bizzat makamında ziyaret etmesini sağladı.
Baykal, kız isteme törenlerine gönderme yapıp kahvesini yudumladı ve Ankara'ya çağırdı. 11 Aralık 2002'de CHP Meclis Grubu toplantı salonunda Baykal yakasına rozet taktığı Sarıgül'e övgüler yağdırdı: "Kendine özgü, tarzı olan bir belediye başkanı. Çok dinamik, alev topu gibi kabına sığmayan, pırıl pırıl, çok sevilen bir belediye başkanı." Sarıgül de liderini övdü: 'Baykal'ı başbakan, CHP'yi iktidar yapmak için gereken katkıyı yapacağım'. Bu sözlerin üzerinden iki yıl bile geçmeden Baykal, bir TV kanalında Sarıgül'ün 'kirli' olduğunu ima etti ve bu kez "CHP'ye lider adaylığı kimseye aklanma fırsatı vermez" dedi.
CHP'nin en çok oy alan adayı
Sarıgül, İstanbul büyükşehir belediye başkan adaylığını geri çevirdi ve 2004 yerel seçimlerinde 139 bin 889 geçerli oydan 93 bin 242'sini alarak ikinci kez belediye başkanı seçildi. Oylarını artırmıştı. CHP'nin en fazla oyla seçilen belediye başkanıydı.
CHP grubundaki sözlerini o da unutmuştu ve artık Baykal'ın değil kendisinin başbakanlığını istiyordu. Parti yönetimine bayrak açtı.
Derviş'e tepki Sarıgül'den
CHP'de yerel seçim sonrası Kemal Derviş, MYK'nın değiştirilmesi için girişimde bulundu. Derviş, Genel başkan yardımcılığı ve MYK üyeliğinden istifa ederken amacı MYK'nın çekilmesini sağlamaktı. Genel Sekreter Önder Sav da, MYK'da değişim sinyali vermesine karşın Genel Başkan Baykal'ın direnişiyle karşılaştı ve Derviş'in girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Derviş bu toplantıda başta İstanbul olmak üzere kimi örgüt yöneticilerini 'çıkarcı' davranmakla suçladı. Buna tepki Mustafa Sarıgül'den geldi. Seçim döneminde de Derviş'i hedef seçen Sarıgül, İstanbul örgütünü Derviş'e karşı açıklama yapmaya zorladı.
Sarıgül: ABD beni izliyor
Derviş'i CHP liderliğine giden yolda kendisine en büyük rakip ve engel olarak gören Sarıgül, bir yandan Tezcan Yaramancı ve Aydın Ayaydın ile birlikte genel başkanlık yolunu açacak sürecin planlamasını yaparken bir yandan da 'Derviş değil, ABD'nin güvenini kazanmış kişi benim' diyebilmenin hesaplarına koyuldu. İstanbul İl Başkanlığı'ndaki bir toplantıda bunun ilk sinyallerini verdi. ABD'lilerin 'Kim daha iyi başbakanlık yapar' biçiminde bir araştırma yaptıklarından söz etti ve sonucunu da "Derviş yüzde 4, ben yüzde 42 çıkmışım" diye açıkladı. İl Başkanı Şinasi Öktem ve odada bulunanlar şaşkınlıklarını üzerinden atamadan Sarıgül devam etti: "ABD'liler Kayserili olup olmadığımı sordu. Erzincanlı olduğumu öğrenince, 'Sizi Kayserili sanıyorduk, araştırmayı Kayseri'de yaptık. Erzincan'da yapsaydık daha yüksek çıkardı. Demek Türkiye'nin her yerinde varsınız' dediler."
Sıra 'ABD'nin güvendiği lider adayı' imajını pekiştirmeye geldi. Davet ve randevular gerekiyordu. Kamuoyuna 'birlikte çalıştıkları' izlenimi verdiği bir işadamının randevuları ayarladığı söylentileri fısıldandı. CASA uçakları olayında yaşananları gerekçe gösterenler bu kişinin Zeynel Abidin Erdem olabileceğini öne sürdüler. Ancak Erdem, CHP yöneticilerini arayıp hem Sarıgül ile birlikte olduğu hem de randevu ayarlama söylentilerini reddetti. Sarıgül haziran ayında ABD'ye gitti...
'Anamuhalefet lideri gibi...'
Gazeteci Yalçın Bayer, Hürriyet'teki köşesinde ABD'deki temaslarını iki gün üst üste şöyle aktardı kamuoyuna:
"ABD, Mustafa Sarıgül'ü tanıyor. 'Washington'dan selamlar' diyor Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, henüz yataktan kalkmış. 'Ne yapıyorsunuz' dediğimizde 'Kurultay konuşmamı hazırlıyorum' diyor gülerek... Washington'da 'anamuhalefet lideri' gibi karşılandığını, dört gün 'önemli' temaslarda bulunduğunu söylüyor; buradan da Florida, Arkansas, Kaliforniya ve New York'a geçeceğini anlatıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın daveti iki hafta sürecekmiş. Temaslarını şöyle anlatıyor: "(...) Seçim başarılarım üzerinde duruldu; gecekondu mahallelerinde aldığım yüksek oy oranlarına özellikle dikkat çekildi. Uluslararası lobilerle temaslarım oldu." Sarıgül temaslarıyla ilgili çok ilginç şeyler anlatıyor; Türkiye'ye yönelik. 'Ne oluyor, bu geziye liderlik turu diyebilir miyiz?' sorusuna, "Aynen öyle. CHP'yi ben şahlandıracağım" cevabı veriyor.
Yarın: Yanındakiler kimler?