Sarıgül nereden nereye...(3)

Mustafa Sarıgül'ün yakınında yer alan bir siyasetçi, izledikleri stratejiyi 'Gürcistan modeli' olarak tanımlarken şunları söyledi: "Bugüne kadar tabanda çalıştık, Çorlu mitingiyle siyasetçilere açıldık.
Haber: İsmet DEMİRDÖĞEN / Arşivi

Mustafa Sarıgül'ün yakınında yer alan bir siyasetçi, izledikleri stratejiyi 'Gürcistan modeli' olarak tanımlarken şunları söyledi: "Bugüne kadar tabanda çalıştık, Çorlu mitingiyle siyasetçilere açıldık. Gelenler yeni geleceklerin habercisiydi. Amacımız bu partiyi işgalden kurtarmak. Gürcistan modeli bu partide yaşanırsa şaşırmayın. Halk bunları kovacak. Bu, CHP'yi kurtarma hareketidir."
Bu stratejinin tuttuğu söylenebilir. Nitekim yeni parti arayışları
'inkıtaya' uğradı. Muhalif milletvekili ve belediye başkanları Sarıgül'ün çevresinde toplanıyor. Anadolu'da halkın CHP tartışmalarında Sarıgül önemli yer tutuyor. Sarıgül'ün ekibine göre akış sürecek, parti profesyonelleri halkın kararına direnemeyecek.
Amaç Baykal'ı sindirme
Sarıgül hareketine mesafeli duran muhalifler ise Sarıgül'ün etrafında toplanan ekibin 'gerçek' genel başkan adayını kestirmeye çalışıyor. Bu cepheden yansıyan değerlendirmeler şöyle: "Bu, Deniz Baykal'ı korkutma operasyonudur. Bu operasyona genel merkezden de destek geldiği biliniyor. Baykal'ı kendilerine mecbur kıldırmak isteyen kimi yöneticiler Sarıgül'ü kullanıyor. Ayrıca şu anda destek verenlerin kafalarında bir başka isim var. Sarıgül'e sıcak bakmıyorlar. Genel başkan olacağına inanmıyorlar. Yetersiz buluyorlar. Ama taktik gereği şimdi yanındalar. Baykal'ı Sarıgül ile yıkmayı deniyorlar."
CHP Genel Merkezi, başta hafife aldığı Sarıgül'ü, zaman içinde etkisizleştirmeye çalıştı. Sarıgül'ün belediye başkanlığı dönemini kapsayan İçişleri Raporu gerekçe gösterilerek istifa etmesi ya da aklanıncaya kadar parti üyeliğini askıya alması önerildi. Eski Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan'ın hakkındaki iddialar karşısında aklanıncaya kadar partiyle bağını kesmesi örnek gösterildi. Buna ilişkin genel sekreterlik genelgesi anımsatıldı. Sarıgül duymadı bile.
Sarıgül ise şimdi CHP yönetimine açtığı mücadeleye önce Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) sonra da yargı cephelerini de ekledi. Sarıgül, hakkındaki iddialarla ilgili tedbirli olarak disiplin kuruluna verildiğinden kesin karar verilinceye kadar CHP'li kimliğini kullanamayacak. İtiraz ederse YDK önce tedbir konusunu karara bağlayacak. Etmezse ihraç istemiyle ilgili savunmaya çağrılacak.
İhraç edilirse parti kurup kurmayacağı olasılığı bütün cephelerde ciddi olarak değerlendiriliyor. Sarıgül'e henüz akmamış muhalifler ihracın yeni parti kuruluşunu tetikleyeceğini ve yeni partinin 20'yi aşkın milletvekili ile parlamentoda grup kurup etkili bir muhalefet yapabileceğini düşünüyor. Genel Merkez ise kurulacak partinin başarı şansı olmayacağını savunuyor, gitme eğilimindekileri 'Onlar gidecek herkese yer açılacak' diye durdurmaya çalışıyor.
Sarıgül cephesinde de yeni bir parti olasılığı değerlendirilmekle birlikte 'Yeni parti tartışmaları Baykal'ın oyununa gelmek olur' görüşünden hareketle konu üzerine konuşma yasağı var. Arkadaşlarına göre ihraç, Sarıgül'ü bitirmez, güçlendirir. Çünkü onlara göre başlayacak hukuk mücadelesini Sarıgül'ün kazanacağı neredeyse kesin. Üç milletvekilinin ihraç kararının iptali de en sağlam güvence. 'Gider, güçlenerek geliriz, o zaman bizi hiç engelleyemezler' düşüncesi egemen. Hatta Disiplin Kurulu'ndan ihraç kararı çıkmayabilir. Çünkü Sarıgül üyelerle temasa geçti bile. Yeni parti ise ancak hukuk mücadelesinden sonuç alınamaması durumunda 'zaruretten' gündeme gelebilecek bir olasılık olarak görülüyor.
'Gerçek aday' kim?
Ancak Sarıgül'ün yakınındaki kimi siyasetçilerin hedefi 'CHP'yi işgalden kurtarma' diye koymaları ve 'İhraç edilirse bayrağı bir başkası ele alır, bizde çareler bitmez' değerlendirmeleri, gerçek lider adayının gizlendiği ve Sarıgül'ün çıkışının 'Baykal'ın gidişini hızlandırmak' amaçlı olduğu yorumlarını da destekliyor.
'Destekleyenler' ne diyor?
Sarıgül'ü destekleyen ilk isim İstanbul Milletvekili Hasan Aydın. Partilerde her kademedeki göreve her partilinin aday olmasının doğal karşılanması gerektiğini belirten Aydın, "Önemli olan halkın tercihi ve kararı. Bu, bir halk hareketidir" diyor. Genel Merkez'in soruşturmasına tepkisini ise grup toplantısında şöyle dile getirdi:
"İçişleri Bakanlığı yetkililerinden aldığım bilgiye göre 2000'den beri 3-4 bin belediye başkanı hakkında bakanlık müfettişlerince soruşturma açıldı. Ağır cezada yargılanan belediye başkanları varken, Genel Başkan hangi ölçülere dayanarak Şişli Belediye Başkanı hakkında o tür değerlendirmelerde bulunuyor. Kendi belediye başkanı hakkında böyle konuşmak bir genel başkana yakışıyor mu?"
Sirmen: Doğrusu etkilendim...
Çorlu mitingine katılan Kocaeli Milletvekili Sefa Sirmen de şunları söyledi: "Çorlu Mitingi'ne davet etti, halk ne diyor diye gidip görmek istedim. Müthiş bir kalabalık ve heyecan vardı. Doğrusu etkilenmedim diyemem. Yönetime karşı bir tepkinin görüntüsü vardı. Kurultay yok, seçim yok ama bir belediye başkanı böyle bir dönemde bu kalabalığı toplayabiliyor. Sarıgül, Türkiye'ye mal olmuş bir belediye başkanımız. Gittiği yerde miting havası oluşuyor. Partiye lider olur mu, bilemem. Bu ancak kurultay aşamasında gündeme gelebilir. Ama halk desteği çok önemli."
'Siyaset baronlarına ders verdi'
Sarıgül'ü 1974'te Gençlik Kollarına üye yapan, DSP'ye katılmasını ardından da CHP'ye dönmesini sağlayan Gençlik Kolları yöneticilerinden Halit Toraman'ın görüşü de şöyle: "Partilerde bugün itaatkârlık yetmiyor, itaatkâr köle olmak gerekiyor. Sarıgül bu zihniyete bayrak açtı. Halk 1970'li yıllardan bu yana ilk kez kendisini adam yerine koyan bir isimle karşı karşıya. 'Siz kabul ederseniz parti de kabul eder' diyor. Halk bundan heyecan duyuyor ve 'Beni adam yerine koydu, ipotekten kurtaracak' diye yaklaşıyor. Bir partinin yapamadığını yapıp halkın örgütlenmesine
önem ve öncelik veriyor. Tepeden değil tabandan yükleniyor. Eğer başarırsa siyasi diktatörlükler yıkılır, siyaset baronları yenilir, siyasi demokrasi yerleşir. Bu hareket siyaset baronlarına bir derstir."
Eski Gençlik Kolları Başkanı Zeki Alçin ise Sarıgül'ü bir süre izledikten ve halkla temasını değerlendirdikten sonra birlikte hareket etme kararı aldığını anlattı. Alçin'ın sözleri şöyle: "CHP şu anda hiç iyi gitmiyor. En avantajlı olduğu bir dönemde kan kaybediyor. Ömrünü CHP'ye vermiş insanlar arayış içinde... Tabanda Baykal'ı seven bir kişi kalmadı. Sarıgül bu arayışın ürünüdür. Halk sevdi ve genel başkanlığa yakıştırdı. Bunu gözlemledik. Bize düşen bu havayı CHP'ye yansıtmaktır. Halk desteğini verdi. Sorunumuz siyasetçilerle, kadrolarla. Onları da aşacağız. Biz yeni-den 1970'lere döndük, halkla birlikteyiz. 1977'deki zirveyi hedefliyoruz."
'ABD uşağı' eskiden küfürdü
CHP Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Selvi, genel başkanlığa aday çıkmasını siyasetin doğası olarak görüyor, ancak bu isim Sarıgül olduğunda itirazı var: "Bu iş partiye zarar verici biçimde yapılmaz. Bu hareket kişisel bir çıkar üzerine kurulduğu izlenimini veriyor. Uzanvari bir gidişi var. Saman alevi gibi gidecektir. Şunu da unutmamak gerekir. Eskiden bir kişiye 'Amerikan uşağı' demek küfürden beterdi. Şimdi prim getirir oldu! Çıkıp lobilerle görüştüğünü söyleyebiliyor. ABD elçiliğinin kendisini izlediğini gururla anlatıyor. Bunda bir gariplik var. Camiyle, cemeviyle siyaset yapmak, bu kurumları siyasi çıkar için kullanmak hem ayıp hem de günahtır. Emperyalist güçlerin 'ılımlı İslam' söylemine ve çıkarlarına uygun hareket için yüz binlerce dolar parayı gözden çıkarması ilginç değil mi? Ben teslim olacağım adamın suyu nereden taşıdığını da bilmek istiyorum."
Değirmenin suyu?
Genel sekreter yardımcılarından Mehmet Sevigen'in 'Sarıgül meselesi'ne bakışı şöyle: "Kimse partiden büyük değil. Haklarında ayyuka çıkmış iddialar bulunanların bırakın liderliği partide bile kalmamaları lazım. Kendisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adaylığı gündeme geldiğinde 'Ben Şişli'de kalayım' diyordu. Gerekçe olarak söylediklerini şimdi açıklamak istemiyorum. Ama seçildikten sonra girdiği yol ve kullandığı yöntem ilginç. 2-3 bin kişiyi gezdirmek, yedirmek, içirmek önemli bir kaynak gerektirir. O kadar parayı ne için harcadığını toplum merak ediyor. Ve toplum bir şeyi daha merak ediyor: Bu değirmenin suyu nereden geliyor?"
'Partiyi yüceltsin'
Bir diğer genel sekreter yardımcısı Sinan Yerlikaya da, partide genel başkanlık sorunu bulunmadığını anlatırken, Sarıgül'e belediye başkanı olarak çalışmasını ve kendisi yerine partiyi yüceltmesini önerdi. Yerlikaya, Sarıgül'ün söylemini eleştirirken de "Yuvarlak laflarla, inşallah ve maşallah ile siyaset yapılmaz. Baykal kendisini partiye almakta bir beis görmedi ama kendisi bu hareketiyle partiye ve kendisini partiye kabul eden lidere zarar veri-yor. Eğer söylediği gibi gerçek bir partili ise yapması gereken kurultayı beklemesi ve orada liderliğe aday olmasıdır. Doğal olanı bu" dedi.

BİTTİ