Sarkozy'yi hem cennet hem cehennem bekliyor

Sarkozy'yi hem cennet hem cehennem bekliyor
Sarkozy'yi hem cennet hem cehennem bekliyor
Sarkozy'ye sunulan emeklilik imkânları tatlı bir hayatın kapılarını açıyor ama 15 Haziran'dan sonra üç ayrı soruşturmada ifade verecek.
Haber: ÖMER ŞAHİN / Arşivi

Fransa’da seçimi kaybeden Nicolas Sarkozy’yi dünya nimeti bekliyor.. Fransa’nın eski devlet başkanlarına sunduğu imkânlar parmak ısırtıyor. Sarkozy ‘eski cumhurbaşkanı’ sıfatıyla ‘köşe’ olacak. Emekli maaşı oldukça yüksek. Ölene kadar devletten 22 bin euro maaş alacak. Dünyanın her ülkesine, köşesine devlet imkânıyla gidebilecek. Uçak ve tren biletleri bedava. Sadece ulaşım değil, konakladığı otellerin parası da devletten. Ömür boyu makam aracı ve şoför tahsis edilecek. 24 saat korumaları olacak. Belki bunların bir kısmı, Türkiye dahil, ülkelerin çoğunda geçerli. Sarkozy’ye tanınan haklar bunlarla da sınırlı değil. Fransa’nın istediği şehrinde ofis açıp, 10 tane devlet memuru çalıştırabilecek. Sarkozy’nin emeklilik hayatının 1.5 milyon euroya mal olacağı hesaplanıyor. Bu imkânlardan daha değerli bir görev bekliyor Sarkozy’yi. Yasa gereği Fransız Anayasa Mahkemesi’nin doğal üyesi oluyor. 

Savcılara ifade verecek
Bunlar “Hayat Sarkozy’ye güzel” dedirten imkânlar. Bir de madalyonun diğer yüzü var. Seçimi kaybettikten sonra ne yapacağı belirsiz. Fransa’da gelenek olan veda konuşmasını bile yapmadı. Yaygın kanı Bill Clinton-Tony Blair-Schröder modelini uygulayacağı. Yani, büyük şirketlere danışmanlık, avukatlık yapacağı ve uluslararası siyasi figür olarak prestijli konferanslara katılacağı. Sarkozy’yi bir ay sonra canını sıkacak gelişmeler bekliyor. Dokunulmazlığı 15 Haziran’a kadar süreceği için, o tarihe kadar rahat. Sonrasında üç ayrı soruşturmadan ifade verecek. Sarkozy’nin yasadışı maddi yardım, yani yolsuzluk davalarıyla başı dertte. Savcının ifadeye çağırması an meselesi. Dokunulmazlığı bitince sıradan vatandaş gibi yargılanacak. Hapis cezası olmasa da tazminata mahkûm edilmesi sürpriz olmayacak.
Fransa’daki saray dedikodularına gelince. Sarkozy seçimin ardından devlet başkanlığı ile beraber Carla Bruni’yi de kazanmıştı. Yeni bebekleri de oldu. Hollande’a yenilince Elysee Sarayı’nı kaybetti. Bu durumda Carla Bruni ile de yollar ayrılır mı? Şu anda kara bulut görülmüyor. Carla’nın seçim gecesi gözyaşı döktüğü söyleniyor, hepsi o. Mutlu-mesut tatildeler. Eşi Carla ve yeni doğan bebekleri ile tatilde. 31 Mayıs’a kadar Fas Kralı’na konuklar. Sarkozy ve Carla’nın çocuk bakarak günlerini geçirmesini beklemek hayal olur. Carla’nın bir süre sonra müzik piyasasına hızlı bir giriş yapması bekleniyor. 

Magazin cumhuriyeti 
Elysee’nin yeni sahibi Hollande, Sarkozy’ye göre daha düşük profil bir siyasetçi. Seçim başarısını Sarkozy’ye duyulan öfkeye borçlu. İşe başlarken maaşını düşürmesi, kadın-erkek eşit kabine kurması gibi pozitif adımlar attı. Sarkozy’ye göre daha mütevazı. Onun gibi lüks yat, jet, saatlerle gündeme gelmiyor. Paris caddelerinde bisiklet turu atan siyasetçilerden. Saraya taşınmayacak. Apartman dairesinde yaşamını sürdürecek. Hollande’ın partisi biraz ‘eski CHP ’yi andırıyor. Laiklik konusunda duyarlılar. Bir de çok sayıda Önder Sav benzeri isimlerle dolu. Bunlara ‘partinin filleri’ deniyor. Halk destekleri az ama örgütte çok güçlüler. Sayıları 10-15 civarında, zaten çoğu da bakan oldu. Şu son iki yıl içinde Hollande’a neler dememişler ki: “Sosyalist Parti’nin kapıcısı, omurgasız, karaktersiz...” O yüzden Hollande’ın işi Sarkozy’den daha zor görülüyor. Hollande’ın ‘aşk’ hayatı yolunda gidiyor. Dört yıldır birlikte olduğu ‘first girl friend’ Valerie Trierweiler ile romantizmin de polemiğin de doruğundalar. Tıpkı Carla Bruni gibi Trierweiler de çok popüler. Yeni çiftin magazin boyutu öne çıkıyor. Evlenip evlenmeyecekleri tartışma konusu. İlişkiyi daha da magazinleştiren eski eş: Hollande’ın okul aşkı, eski eşi, partidaşı Segolene Royal. İki kadın karşılaşmak, yan yana gelmek istemiyor. Protokol düzeninde bile buna özen gösteriliyor. Lakin, hayatın gerçekleri,siyasetin ritüeli farklı işliyor. Eski eş şimdi meclis başkanlığının en güçlü adayı. Seçilirse asıl o zaman seyreyleyin gümbürtüyü. Devletin 1 numarasının eski eşi 2 numaralı koltukta oturacak. Resmi görev gereği sürekli iletişim halinde olmaları gerekecek. Peki Trierweiler ne yapacak? Ya da Royal nelere katlanabilecek? Gazetecilere gün doğdu. Fransa, iki kadın ve bir erkek arasındaki ilişkiye kilitlenebilir. Fransa, Charles de Gaulle ile 5. cumhuriyete geçmişti. Böyle giderse Hollande ile ‘Magazin Cumhuriyeti’ olacak.


Jim Morrison mu, Ahmet Kaya mı?
Ahmet Kaya’nın ölümünün üzerinden 12 yıl geçmiş. Bugün günah çıkarılıyor ama başta sanatçılar Kürtçe okuyan Ahmet Kaya’yı ‘linç’ girişiminde bulunmuştu. Sürgüne giden, soluğu Paris’te alan Ahmet Kaya, ömrünün son günlerini özlemle geçirdi. Hayata gözlerini yumunca bu kez tanımadığı ‘sanatçı’lara komşu oldu. Paris’teki Pere Lachaise mezarlığında birbirinden ‘ünlü’ isimlerle aynı mekânı paylaşıyor. Kimler yok ki? Jim Morrison, Edith Piaff, Yves Montand gibi sanatçılar da Balzac, Moliere gibi yazarlar da burada.
Bu ünlüler mezarlığında Kaya ile birlikte Yılmaz Güney de yatıyor. Her ikisinin ziyaretçisi eksik olmuyor. Fransa’daki Kürt örgütleri anma günleri düzenliyor. Türkiye’den, Avrupa’dan kitlesel ziyaretler yapılıyor. Yolu Paris’e düşenlerin en azından bir bölümü Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi programına artık mezarlık ziyaretini de ekliyor. Ahmet Kaya’nın mezarı bazen dolup taşıyor. 

Mezarlık giriş kapısı önünde harita satışı yapan genç kız, “Kaya’ya mı geldiniz?” diye soruyor. Şaşırıyoruz. Sadece Fransızca harita istendiği halde Ahmet Kaya’ya gelindiğini anlamıştı. “Ahmet Kaya’ya geldiğimizi nasıl anladın?” diye sorunca genç kız gülüyor: “Tahmin ettim. İnsanlar hacca gider gibi geliyor. Çok fazla ziyaretçisi var.” Kendisi Ahmet Kaya’yı dinlememiş. Sesini, tarzını bilmiyor. Bunca ilgi ona, “Sanırım Kaya da Türkiye’nin Jim Morrison’u” yorumunu yaptırıyor. Kaya’nın mezarındaki taze çiçekler, bırakılan notlar eksik olmayan ziyaretçilerin göstergesi. Bir de ‘eksik olsun’ dedirten görüntü var. Ahmet Kaya’nın mezar taşı ‘sevgi mesajları’ ile kazınmış. Mezar taşına yazılan isimler, sloganlar hatta sevgi ve bağlılık mesajları hoş durmuyor.