Seçim barajı düşürülsün

Sezer'den bir ilk
Cumhurbaşkanı Sezer'in ilk kez katıldığı TÜSİAD'ın Ankara toplantılarında Başkan Sabancı, "Seçim sistemindeki yüzde 10'luk baraj, temsilde çarpıklık yaratıyor" dedi. Sezer kapalı oturumda destek çıktı: "Baraj yüzde 7-8'e inebilir, karar Meclis'in."
Bacadan giren 301
Sabancı 301'i de eleştirdi: "Otoritelerdeki kararsızlık, kapıdan kovulan maddelerin bacadan girmesi, başarıları dışa anlatmamıza engel. Orhan Pamuk, Hrant Dink ve gazetecilere açılan davalara, 'Yasalar böyle' diye değil siyasi sorumluluk alarak eğilmeli."
Gündem kayması
Sabancı'dan 'öncelik' şikâyeti: "Cepheleşme yaratan tartışmalar ülkeyi yoruyor. Güvenlik güçlerinin orantısız güç uygulayışı, kültürlerin gelişeceği ortamların 'bölücü plan' sayılması, demokrasi düzeyini düşürüyor."
Türban, YÖK, Aşkın
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Koç: "Üniversitede ve mesleki öğretimde reform şart. Mesele, türban ve YÖK'te iktidar kavgasına kilitlendi. Van Rektörü Aşkın'a reva görülenleri de tasvip edemeyiz."

ANKARA - Türk Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) Ankara toplantılarının onur konuğu ilk kez Cumhurbaşkanı oldu ve toplantıya hukuk düzenlemeleri damgasını vurdu. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in onur konuğu olduğu TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi'nin toplantısına ne Başbakan Tayyip Erdoğan ne de hükümetten bir bakan katıldı. TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, bir soru üzerine, Başbakan'la aralarında gerginlik olmadığını söyledi. Sabancı, şu mesajları verdi:
'Seçmen hesap sorabilmeli'
"Seçim sisteminde tek kaygı siyasi istikrar olmamalı. Siyasi istikrar, temsilde adaletle birleştirilmeli. Yüzde 10 olan bugünkü yüksek barajla bir sonraki seçime gitmek, bir kez daha çok sayıda oyun parlamento dışında kalmasına ve temsilde çarpıklığın artarak sürmesine neden olacak. Yeni yasa çalışmasıyla baraj mutlaka birkaç puan düşürülmeli. Ayrıca seçim sistemi, seçmenin temsilcisine daha kolay hesap sorabileceği, siyasete daha aktif katılabileceği bir yapıya kavuşturulmalı."
"Türkiye'nin gündemi AB, yatırım, istihdam, bölgesel kalkınma, demokrasi, kamu yönetimi, siyasal sistemin iyileştirilmesi, güvenlik, sağlık ve eğitimdir. Oysa gündemin üst sıralarını sık sık Türkiye'nin birinci önceliği olmaması gereken konular işgal etmekte. Ülkemiz, gündemi gereksiz işgal eden tartışmalardan yorgun düşüyor. Bunların siyasi çalkantı yaratma riski, ekonomide tedirginlik yaratıyor."
Orta karar demokrasi
"Demokraside ileri-geri çalkalanmaktan kurtulamadık. Fazla demokrasinin Türkiye' yi dış güçlere karşı zayıf düşüreceği inancı, kendimizi zayıf düşürmenin önemli aracı oldu. İfade özgürlüğünün önündeki engelleri tam kaldırmayarak, siyasi katılımın kanallarını tıkayarak, sivil toplumun gelişmesine mütereddit kalarak, demokratik hakların kullanılmasında güvenlik güçlerinin oransız güç kullanımına göz yumarak, kültürlerin özgürce gelişebileceği ortamlar yaratılmasını Türkiye'yi bölme planlarının parçası görerek, demokrasimizi evrensel ölçülere göre geliştirmek yerine orta karar bir seviyede tutmaya çalışıyoruz."
TCK 301. madde
"Kamu otoritelerindeki kararsız tutum, bazı yasa maddelerinin kapıdan kovulup bacadan girmesi, Türkiye'nin demokratik standartlarda elde ettiği başarıyı dünyaya anlatma çabalarımızın önüne engel olarak dikiliyor. Bu, Türkiye aleyhine propaganda yapanların, istikrar ve demokrasi içinde gelişmesini istemeyenlerin, kışkırtma zemini arayanların ekmeğine yağ sürüyor.
Yazar Orhan Pamuk ve Hırant Dink davalarına, gazeteciler Hasan Cemal, İsmet Berkan, Murat Belge, Haluk Şahin ve Erol Katırcıoğlu hakkında açılan davalara, 'Yasalar böyle ne yapalım' bakış açısıyla değil, yasaların çağdaş çoğulcu demokratik standartlara uygun olmamasının siyasi sorumluluğu üstlenilerek yaklaşılmalı."
Eğitimde siyasallaşma
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç da eğitimdeki siyasallaşmayı eleştirdi. Koç, şunları söyledi: "Üniversiteler ve ortaöğretimle mesleki öğretimde ciddi bir reform şart. Bunu yapamazsak, ne AB entegrasyonunu başarıyla gerçekleştirebilir, ne küreselleşmenin gerektirdiği rekabet gücüne sahip olarak, dünyada üretilen refahtan pay alabiliriz."
Rektör Aşkın'a destek
"Biz bugün üniversitelerimizle ilgili tamamen siyasi önyargı ve tepkiler etrafında şekillenen konuları ön plana çıkarmakla meşgulüz. Üniversite meselesi gündemimizi, türban konusu ile YÖK etrafında sürdürülen iktidar kavgasıyla işgal ediyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Yücel Aşkın'a reva görülen muameleyi ve uzun gözaltı süresini tasvip etmenin mümkün olmadığını söylemeliyim. Bazı çevrelerin kamuoyunu etkileme çabası olarak görülebilecek bu tür davranışlar, ne yazık ki adil olacağına inandığımız yargılama sürecine ciddi şekilde gölge düşürüyor."
Çevremizde, istikrarsızlık kaynağı olabilecek kriz odakları mevcut. Bunlardan biri Kuzey Irak. Türkiye olarak bölgede durumun normalleşmesi için sarf edilen çabalara aktif katılmalıyız. İkinci kriz odağı Kıbrıs'tır. Bu konuda inisiyatifi elimize almalı ve çözüm formülerini biz yaratmalıyız. Mevcut statükonun korunması sanıldığı gibi lehimize değil."
Farklı önerileri olanlar da var
'En az yüzde 5 olmalı'
Prof. Dr. Zafer Üskül (Siyaset bilimci): Yüzde 10'luk baraj nedeniyle son seçimlerde seçmenin neredeyse yarısı parlamentoda temsil edilemedi. İstikrar adına bu kadar yüksek bir baraj savunulamaz. Daha önceki seçimler incelendiğinde, ülkemizde barajsız da tek parti iktidarı görüldü. AB ülkelerine baktığımızda en yüksek baraj oranı yüzde 5. Türkiye'de de bu yüzde 5 seviyesinde olmalı. Yüzde 5'in üzeri, seçim adaletini zedeler. Şu anda, baraj düşürülmese de MHP ve DYP Meclis'e girebilir. Barajın yüzde 7-8'lere düşürülmesi, Anavatan, SP ve DTP'nin parlamentoda temsiline imkân sağlamayacak. Yüzde 5'lere çekilerek DTP'nin parlamentoda temsili Kürt sorununun çözümüne katkı sağlayacak. Yüzde 4-5'lik baraj, tek başına iktidarı da, koalisyon hükümetini de doğurabilir.
'En çok yüzde 2-3 olmalı'
Tarhan Erdem (Araştırmacı-yazar): Yüzde 10'luk baraj düşürülmeli, ama yüzde 7-8 de çok yüksek. Baraj isteniyorsa yüzde 2-3 olabilir, ama bence tamamen kalkmalı. Siyasal eğilimlerin hepsini Meclis'e yansıtmak gerekir. Barajın olmadığı 1965 seçimlerinde Türkiye'de yüzde 3 oy olan İşçi Partisi Meclis'e girerek siyasete yeni kavramlar katmıştır, ama tek parti istikrarı bozulmamıştır. Türk halkı yüzde 52 ile bir partiyi iktidara da getirerek istikrarı korumuştur.
O zamanki milli bakiye sistemi Türkiye'de yine uygulanabilir. Bugün yüzde 7'lik barajla seçime gidilirse, DYP, MHP, Anavatan, CHP ve AKP Meclis'e girer. DTP ve SP de girebilir. Barajın düşmesinden etkilense de AKP yine tek başına iktidar olabilir. Meselenin özü siyasi eğilimlerin bir milletvekili gönderecek kadar çoğunluğu varsa parlamentoda temsil edilmesi. Zenginlik, marjinal olanların da Meclis'e girmesidir.
'100 milletvekili dağıtılsın'
Bülent Tanla (CHP milletvekili):Yüzde 10'luk baraj korunsa da bugün parlamentodaki iki partili yapının sona ereceği görülüyor. Kamuoyu araştırmaları önümüzdeki seçimlerde üç, dört partili Meclis'te AKP'nin tek başına iktadarının çok zor olduğunu gösteriyor. Yüzde 7-8'lik baraj oranı çok iyi hesaplanmış gibi durmuyor. Yüzde 10'luk baraj kalmalı, ama 550 milletvekilinin 100'ü, yüzde 2'nin üzerinde oy alan partilere dağıtılarak bütün partilerin oy oranına göre Meclis'te temsili sağlanmalı.
Sezer: Siyaset, yargıyı etkilememeli
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve yaklaşık 180 işadamı, basına kapalı sohbet toplantısına geçti. Sezer sohbet toplantısında, TÜSİAD'ın seçim barajının düşürülmesi yönündeki sözlerine katılarak, "Seçim barajı yüzde 7-8'e indirilebilir, ancak bunun kararı Meclis'e ait, son karar onların" dedi.
Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) Adalet Bakanı tarafından atanmasını da eleştiren Sezer, bu kurumun siyasi etkiden uzaklaştırılması gerektiğini söyledi. AB müzakerelerine de değinen Sezer, hükümetlerin tutumunun aksamaya meydan vermemesi için işadamlarının konuyu sürekli canlı tutmaları gerektiğini ifade etti. Kıbrıs'ın, AB düzlemine çekilmesinden rahatsızlık duyduğunu da vurgulayan Sezer, Rum Yönetimi'nin çözüm konusunda özendirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.