Selahattin Demirtaş: 'Küçükken astsubay olmak istiyordum'

Selahattin Demirtaş: 'Küçükken astsubay olmak istiyordum'
Selahattin Demirtaş: 'Küçükken astsubay olmak istiyordum'
Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra kendisine uzak kesimlerin de ilgisini çeken Selahattin Demirtaş, özel hayatına dair ilginç ayrıntıları anlattı. Demirtaş, "Çocukken hayalim astsubay olmaktı. Halepçe katliamı bana Kürt olmanın ne demek olduğunu gösterdi" dedi.

RADİKAL - HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, hayatına dair ilginç ayrıntıları, siyasete nasıl girdiğini, neyi hedeflediğini Habertürk'ten Muharrem  Sarıkaya'ya anlattı. Demirtaş, çocukluğunda hayalinin astsubay olmak istediğini söylerken, Kürt kimliğiyle ise Saddam Hüseyin’in, Halepçe’de Kürtleri katlettiği günlerde tanıştığını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı oy oranı ile kendisine uzak kesimlerin de ilgisini çekmeye başlayan Selahattin Demirtaş'ın özel yaşamı da merak ediliyor. Demirtaş ile görüşen Muharrem Sarıkaya, bugünkü yazısında şu ilginç notları aktarıyor:

Komşuları güzelliğini konuşur, bölgedeki inanışa göre güzel doğan çocuğa Eser adının verilmesinin âdetten olduğunu hatırlatır. Sadiye Demirtaş’ın babası Mehmet Ali Kaya ise “Selahattin” adında ısrarcıdır. Erkek tarafı itiraz etmez, nüfus kâğıdına dedesinin dediği yazdırılırken, aile içinde de Eser diye seslenilir...

Zaten “Güzel doğan çocuğa iki isim verilirse ömrü uzun olur...” inanışı da bunda etkin olur. Çünkü Azrail, Eser için geldiğinde Selahattin; Selahattin için geldiğinde de Eser karşılayacaktır. Selahattin Demirtaş’a bu durumu anımsattığımda gülümsedi, “Biliyor musun, aile fertlerim bana Eser diye seslenir” dedi. Kendinden sonra 5 kardeş daha aileye katılır; Nurcan, Aygül, Süleyman, Şadiye ve Bahar... Ebeveynleri aralarında Zazaca konuşur, ancak çocuklarına öğretmekten kaçınır. Dört kardeş aynı ilkokulda okur; başarıları ortaokul ve lisede örnek gösterilir.

Selahattin Demirtaş o günleri anlatırken müstehzi gülümsemeyi yüzüne kondurup bir anısını şöyle paylaştı: “Ortaokuldayken bir komşumuz astsubaydı, onların çocuklarıyla oynarken imrenirdim; astsubay olmak isterdim...” Çocuklar büyür, baba Tahir de işçi olarak girdiği Köy Hizmetleri’nde su tesisatçılığını öğrenir ve dükkân açar.

KÜRT KİMLİĞİYLE TANIŞMA

Mart 1988’de Ali Emiri Lisesi’nin ikinci sınıfında okurken dışarıdan gelen sloganlarla öğrenciler camlara koşar. Demirtaş o günü, “Kürt kimliğimi öğrendiğim gündü” diye niteliyor ve ekliyor: “Öğretmenimiz, Saddam Hüseyin’in Halepçe’de Kürtleri katlettiğini anlattı. O gün Kürtlüğün ne demek olduğunu, Kürt olmanın ağır sorumluluğunu öğrendim. Kimliğimle tanıştım.”

Yine de anne tavsiyesine uyar, eylemlerden uzak durur. Lise mezuniyeti için düzenlenecek eğlenceye öğrencilerin kullanabildikleri enstrümanlarını da getirmeleri istenir. En yakın arkadaşı Ulaş’ın bağlama çaldığını da o gün öğrenir.

“Bağlamayı almak için birlikte Ulaş’ın evine gittik” diye söze girdi, saz çalma hırsının nasıl oluştuğunu da kahkahalar içinde anlattı:

“Asansörden inerken baktım tıngırdatıyor. O kıskançlıkla ertesi gün gidip saz aldım, kısa sürede öğrendim ve çalmaya başladım. Annem ve babamdan gizli Kürtçe müzik dinlerdim.”

1990’da liseden mezun olduğu yıl ilk tercihlerini hukuk fakültelerinden yana yapar; sekizinci tercihi İzmir 9 Eylül Üniversitesi Denizcilik İşletmesi Bölümü’nü kazanır. Ağabeyi Nurettin de Muğla’da İşletme Fakültesi’nde okumaktadır. Ancak okuduğu bölümden hiç hoşnut kalmaz.

"HAYATIMIN ROTASINI VEDAT AYDIN'IN CENAZESİ DEĞİŞTİRDİ"
Temmuz 1991’de tatil için gittiği Diyarbakır sokaklarında HEP İl Başkanı Vedat Aydın’ın kaçırılıp öldürülmesinin protestosuyla karşılaşır. Demirtaş, siyaset eşiğinden geçtiği tarihi bugüne işaretleyip anlattı: “Vedat Aydın’ın cenazesi bulunana kadar geçen 3 gün içinde duygusal yönden çok etkilendim. Cenazenin kaldırılacağı gündü. Meydana doğru yürüyen bir grup gencin arasına katıldım, birlikte yürümeye başladım. Polisler ellerinde kalaslarla gençleri kovalamaya başladı. Ben de onlarla kaçtım. Mardinkapı önüne geldiğimizde bu kez kalabalığın üzerine ateş açıldı, bilinen acı olaylar yaşandı. Hayatımın rotası o gün değişti, siyasal kimliğimle o gün tanıştım; başka bir insan oldum.”