Sezer'dan Belediye Kanunu'na kısmi veto

Cumhurbaşkanı Sezer, Belediye Kanunu'nun, 3., 14. ve geçici 4. maddelerini bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye iade etti.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yasanın belediyelerin görevlerini genel ve soyut olarak düzenlediğini belirterek, "Belediyeler, kamu hizmetlerinin görülmesi yönünden 'genel görevli' kılınmıştır. Merkezi yönetimin görevlerini belirginleştiren ya da sınırlayan bir düzenleme yapılmamıştır" dedi.
Sezer, 5215 sayılı Belediye Kanunu'nun, 3., 14. ve geçici 4. maddelerini TBMM'ce bir kez daha görüşülmek üzere iade etti. İncelenen yasanın 3. maddesinin (c) bendinde, 'belde'nin, belediyesi bulunan yerleşim yeri olduğu belirtildiği, (a) bendinde de belediyenin, 'Beldenin ve belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi' şeklinde tanımladığını kaydeden Sezer, yapılan düzenlemede belediye tanımlanırken, 'belde halkı' yanında 'belde' ayrıca belirtilerek, beldenin yerel ortak gereksinimlerini karşılama görevinin de belediyelere verildiğini kaydetti.
Bu ayrımla belediyelerin, genel yönetimle ilgili konuları da kapsayacak biçimde, genel yetkili yönetim birimi gibi tanımlandığını ifade eden Sezer, Anayasa'nın 126 ve 127. maddelerine göre, illerde, merkezi yönetimin uzantısı olan ve 'yetki genişliği' esasına göre oluşturulan il genel yönetimi ile yerel yönetim örgütlenmesi olan ve 'idari vesayet' ilkesine göre oluşturulan il özel yönetimi ve belediye bulunduğunu belirtti. Anayasa'nın yerel yönetimleri düzenleyen 127. maddesinde, yerel yönetimlerin, 'il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere...' kurulacaklarının açık biçimde belirtildiğini anlatan Sezer, bu nedenle incelenen yasanın, 'belde halkı' yanında 'belde' hizmetlerini de içeren 3. maddesinin (a) bendinin Anayasa'nın 126 ve 127. maddeleriyle bağdaşmadığını vurguladı.

BELEDİYELERİN GÖREVLERİ

Yasanın 14. maddesinin birinci fıkrasında, 'Belediye, kanunlarla münhasıran başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahalli müşterek nitelikteki her türlü görev ve hizmeti yapar veya yaptırır, gerekli kararları alır, uygular ve denetler' hükmünü içerdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı, belediyenin görev ve sorumluluklarının genel ve soyut olarak belirtildiğini kaydetti.
Bu fıkraya göre, belediyelere, yasalarla 'münhasıran' başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen yerel ortak nitelikteki hizmetleri yapmak ya da yaptırmak, gerekli kararları almak, uygulamak ve denetlemek görevi verildiğini anlatan Sezer, "Böylece belediyeler, kamu hizmetlerinin görülmesi yönünden 'genel görevli' kılınmıştır" dedi.
Anayasa'nın 126. maddesinde, merkezi yönetimin örgütlenmesine ilişkin ölçütler 'coğrafya durumu, ekonomik koşullar ve kamu hizmetlerinin gerekleri' olarak sayıldığını kaydeden Sezer, şunları kaydetti:
"Maddede, merkezi yönetimin görevlerini belirginleştiren ya da sınırlayan bir düzenleme yapılmamıştır. Buna karşın, Anayasa'nın 127. maddesinde, yerel yönetimlerin örgütlenmesi hem 'coğrafya' hem de 'konu' yönünden sınırlandırılmıştır. Maddeye göre, yerel yönetimler, ancak yöresel olarak örgütlenebilmekte ve yalnızca yerel ortak gereksinimlerin karşılanması yönünden görevlendirilebilmektedir.
Anayasa'da, merkezi yönetimin, devlet iktidarını yansıtacak biçimde tüm kamu hizmetlerinin yürütülmesini sağlamak üzere ülke genelinde, yerel yönetimlerin ise sınırlı bir coğrafyada ortak yerel gereksinimlerin karşılanması gibi sınırlı bir konuda örgütlenmesi öngörülmüştür.
Buna göre, yönetsel örgütlenmede, merkezi yönetim konu yönünden genel, yerel yönetimler ise özel görevlidir. Bunun sonucu olarak, yasalarda, merkezi yönetimin görevleri soyut ve genel, yerel yönetimlerin görevleri somut ve belirgin biçimde düzenlenmelidir.
Oysa, yukarıda açıklandığı gibi, incelenen yasanın 14. maddesinin birinci fıkrası ile belediyeler, kamu hizmetlerinin yürütülmesi yönünden 'genel görevli' kılınmıştır.''

'MÜNHASIRAN' SÖZCÜĞÜ

Maddenin birinci fıkrasında, her ne kadar ''yasalarla münhasıran başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen'', ''mahalli müşterek nitelikteki'' görevlerden söz edilerek konu yönünden sınır getirilmiş izlenimi yaratılmaya çalışılmış ise de bu ölçütlerin soyut olup, belediyeleri ''genel görevli'' konumdan çıkarmaya yetmediğine işaret eden Sezer, şöyle devam etti:
''Çünkü, merkezi yönetim örgütlenmesinde yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının görevi kapsamında sayılmayan ya da genel görevli bir kamu kurum ya da kuruluşunun görev alanında yer almakta iken, yapılacak bir yasal düzenleme ile o kurum ya da kuruluşun görev kapsamından çıkarılan her türlü kamusal hizmet, bu madde nedeniyle, başkaca bir yasal düzenlemeye gerek kalmaksızın belediyelerin görev alanına girecektir.
Hatta, yapılan düzenlemeden, kamu kurum ve kuruluşlarının görevli kılınması durumunda da belediyenin aynı alandaki görevinin sona ermediği; ancak, kamu kurum ve kuruluşlarına yasayla 'münhasıran' görev verilmesi durumunda belediyenin o alandaki görevinin sona erdiği anlaşılmaktadır.
"Münhasıran' sözcüğüyle merkezi yönetimin görev ve yetki alanının daha da daraltıldığı, buna karşılık belediyelerin görev ve yetki alanının genişletildiğini vurgulamak gerekmektedir."
TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ''Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun''da yer verilen ilgili kurallara kısaca değinilmesinin, konunun açıklığa kavuşturulması yönünden gerekli görüldüğünü ifade eden Sezer, yasanın 7. maddesinde, merkezi yönetimce yürütülecek görevler sayılarak sınırlandırıldığını, 8. maddesinde ise yerel ortak gereksinimlere ilişkin tüm görev, yetki ve sorumlulukların yerel yönetimlerce yerine getirileceğinin belirtilmesinin yeterli görüldüğünü kaydetti.
Bu yasanın 7 ve 8. maddeleri ile incelenen yasanın 14. maddesinin birlikte değerlendirilmesinden, yerel yönetimlerin, bu bağlamda belediyelerin, kamu hizmetlerinin görülmesinde genel görevli örgüt durumuna getirildiği görüldüğünü vurgulayan Sezer, Anayasa Mahkemesi'nin bir yerel yönetim birimi olan il özel idaresine ilişkin yasanın 78. maddesine 3360 sayılı Yasa ile eklenen 13. bendin ikinci tümcesindeki ''İl özel idarelerinin görevli olduğu mahalli ve müşterek ihtiyaçların kapsamı ve sınırı Bakanlar Kurulu'nca tespit olunur'' kuralının iptaline ilişkin kararına atıfta bulundu.

YASAMA ORGANININ GÖREVİ

Yasama organının, her şeyden önce bir hizmetin yerel mi, yoksa ülke düzeyinde mi olduğunu belirlemesi, yerel düzeyde görülen hizmetlerin yasada tek tek sayılması gerektiğini kaydeden Sezer, şunları kaydetti:
"Tersi durumda, yurttaşlara standart bir kamu hizmeti sunma olanaksızlaşacak, hizmetler yönünden bölgesel ve yerel dengesizlikler artacaktır.
İncelenen yasanın 14. maddesinin birinci fıkrasında, belediyelerin görevlerinin sınırlı ve belirgin değil, genel ve soyut kavramlar kullanılarak düzenlendiği görülmektedir. Bu genel ve soyut kavramların içeriğinin belirginleştirilmesinde, belediyelerin yetkili organlarının etkili olması kaçınılmazdır.
Bu durumda, Anayasa Mahkemesi'nin açıklanan kararıyla Bakanlar Kurulu yönünden Anayasa'ya uygun görülmeyen bir yetkinin belediyelere tanındığı sonucuna varılmaktadır ki bunun olanaksızlığı açıktır."
Sezer, incelenen yasanın 14. maddesinin bu nedenle Anayasa'nın 126 ve 127. maddesindeki ilkelerle bağdaşmadığını kaydetti.

AF NİTELİĞİNDE

İncelenen yasanın geçici 4. maddesinde, ''Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari, adli veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır'' hükmünü içerdiğini kaydeden Sezer, maddedeki ''konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla'' anlatımından, madde kapsamına giren idari, adli ya da mali yargılama ve soruşturmanın suç oluşturabilecek nitelikteki eylemleri de içerdiğinin anlaşıldığını kaydetti.
''Bu içerikteki yargılama ve soruşturmanın yapılmasını engelleyen ya da işlemden kaldırılmasını öngören düzenleme af niteliğindedir'' diyen Sezer, Anayasa'nın, genel ve özel af ilanını, TBMM üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararına bağladığını anımsattı.
Sezer, incelenen yasanın geçici 4. maddesinde yapılan düzenleme af niteliğinde olduğu için, TBMM üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun oyu ile kabul edilmesinin anayasal zorunluluk olduğunu kaydetti. Sezer, tutanakların incelenmesinden, geçici 4. maddenin kabulünde sayı belirlenmediğinin görüldüğünü, bu nedenle maddenin üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun oyu ile kabul edilip edilmediğinin anlaşılamadığını bildirdi.
Anayasa'da, genel kuraldan ayrılarak toplantı ve karar yeter sayısı için özel düzenlemeler bulunan durumlarda, herhangi bir itiraz olmasa da, sonradan ortaya çıkacak duraksama ve tartışmalara neden olmamak için toplantı ve karar yeter sayılarının tutanaklara geçirilmesi gerektiğini belirten Sezer, tutanaklarda böyle bir açıklık bulunmadığından, geçici 4. maddenin kabulü için gerekli yeter sayının oluşturulamadığı sonucuna varıldığını ifade etti.

AYNI HUKUKSAL KONUMDA OLANLAR

Cumhurbaşkanı Sezer, ayrıca, tutanakların incelenmesinden, yasanın tümünün de 235 oyla kabul edildiğinin görüldüğünü, bu sayının da af için gerekli karar yeter sayısının altında kaldığını kaydetti. Geçici madde ile getirilen affın, haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunanları kapsamadığını anlatan Sezer, ''Böylece, yargılama ve takibat aşamasında bulunan kamu görevlileri af kapsamına alınırken, haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunanlar aftan yararlandırılmamışlardır'' dedi.
''Hukuk devleti, yurttaşlarına hukuk güvenliği sağlayan ve adil bir hukuk düzeni kurup, bu düzeni sürdürmek için gerekli önlemleri alan devlettir'' diyen Sezer, incelenen yasanın geçici 4. maddesinde aynı hukuksal konumda olan kişiler arasında af konusunda farklılık yaratıldığını, bu nedenle maddenin ''hukuk devleti'' ve eşitlik ilkelerine uygun düşmediğini vurguladı.