Sezgin Tanrıkulu: Gizli bir el IŞİD'i koruyor

Sezgin Tanrıkulu: Gizli bir el IŞİD'i koruyor
Sezgin Tanrıkulu: Gizli bir el IŞİD'i koruyor
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, IŞİD tehlikesi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. "IŞİD'le bağlantılı olaylarda ilginç ihmaller göze çarpıyor. Bilinmez bir el tarafından izlendiği ve korunduğunu gösteriyor" dedi.

RADİKAL - Suruç’ta yaşanan saldırının ardından oraya ilk gidenler arasında bulunan, CHP ’nin Suruç Raporu’nu hazırlayan ekipte yer alan CHP Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu Bugün gazetesinden Seda Şimşek'e konuştu. 

Suruç’taki saldırıdan hemen sonra oraya gittiniz, ne gördünüz?

Hem değerlendirme yapmak hem de hissettiğimiz insani sorumluluk gereği 13 CHP milletvekili 3-4 saat sonra Suruç’a ulaştık. Olay yerini inceledik, kaymakamla, savcıyla ve yaralılarla görüştük. Hepimizi ilk etkileyen unsur kan kokusuydu, ölüm kokusuydu. Aynı yaşlarda çocuklarım var. Emekçi ve yoksul insanların çocukları, bin bir zorlukla, emekle kazandıkları iyi üniversitelerde okuyorlar, bir savaşın yıkımından sonra insani ve vicdani ortaklık yaratmak için oradalar ve şimdi aramızda yoklar.

Bir rapor hazırladınız, ne gibi tespitleriniz var?

Canlı bomba ile birlikte 32 kişinin yaşamını yitirdiği bir olayda sorumluluğu olanların “zafiyet yoktu” açıklamasının kendisi yine bir zafiyettir. Her türlü önlem alınmışsa bu olayı neyle açıklayacağız? Patlama öncesi esaslı bir güvenlik ve istihbarat zafiyeti, eksikliği, ihmali vardır ve bunun mutlaka ortaya çıkarılması gerekir.

Böyle bir olayın yaşanabileceğine dair bir öngörüde bulunulmamış, bir istihbarat alınmamış mı?

Bize idari makamların bildirdiği, olay öncesinde herhangi bir istihbaratın kendileri ile paylaşılmadığıdır. Suruç’ta yaşayan ortalama bir yurttaş dahi böyle bir olay yaşanabileceğine dair bir tahminde bulunabilirken, eylem hakkında güvenlik birimlerinin bir öngörüsünün olmaması ve tedbir almaması düşünülemez. Siyasi sorumluluğu üstlenmesi gereken makamlar, bu sorumluluğu üstlenmeli. İdari ve adli olarak ihmal zincirinin etkin bir biçimde araştırılması gerekir. Bu olayda, biz “Zaten fail öldü, dosya kapanacak” denilmesini kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz.

Gelinen noktada Türkiye için en kritik konu ne?

Bir kısmı IŞİD, bir kısmı da YPG saflarında savaşmak üzere Suriye’ye gidenler, bu çatışma bitip de Türkiye’ye döndüklerinde ne yapacaklar? Esnafsa esnaflığına mı devam edecek? Çiftçiyse çiftçiliğe mi devam edecek? Yoksa oradaki savaşı buraya mı taşıyacaklar? Göz yumulursa, oradaki savaşı Türkiye’ye taşımalarından hep endişe duyduk. Ne yazık ki, bugün Türkiye’de yaşanan da odur.

Aralarındaki savaşın Türkiye’ye sıçradığını mı düşünüyorsunuz?

Sokak ölümlerinden bahsetmeye başladık. Bunun daha sonra başka çatışmalara dönmeyeceği konusunda bir garantimiz var mı? Eğer cihada inanmışlarsa, “Cihad” anlamı gereği bitmez. Gelip burada cihada devam edecekler. Bu cihadın, kimi, nerede, nasıl vuracağı belli olmaz. Böyle karmaşık ve ağır bir sorunla karşı karşıyayız. Umarız ki Suruç son olur.

IŞİD Türkiye’de resmi olarak, mevzuata göre terör örgütü değil mi?

“Bu bir insani yardım örgütü değil Türkiye bakımından da bir terör örgütüdür” denilmiş, böyle bir karar da alınmış olsaydı, 10 bine yakın Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının IŞİD ve diğer cihat örgütlerinin saflarında savaşmak için Suriye ve Irak’a rahatlıkla gitmesi, tekrar Türkiye’ye dönüp yaşamlarına devam etmesi mümkün olmazdı. Cilvegözü ve Reyhanlı saldırılarının IŞİD bağlantılı olduğu yönünde güçlü veriler vardı. Bunların hepsi birer sır olarak kaldı.

Bu saldırıyla birlikte Türkiye IŞİD’le mi yüzleşti?

Cilvegözü ve Reyhanlı saldırılarının faillerinin kim olduğu konusu muallakta bırakılmıştı, oysa o patlamaların da IŞİD bağlantılı olduğu yönünde güçlü veriler vardı. Niğde’de gördüğümüzde suratından korkulacak vahşi bir saldırganın vahşi bir saldırısı var fakat o yargılama nasıl yapılıyor, saldırgan nerede, bunların hepsi sır. Daha sonra MİT TIR’ları meselesi yaşandı ancak Türkiye daha önce Irak’ta, Lübnan’da, Ortadoğu coğrafyasında görülen boyutlarda kitlesel katliamlarla karşılaşmamıştı. IŞİD ile kapsamlı bir mücadele yoktu, başka gerekçelerle IŞİD’le mücadele edenlere karşı mücadele vardı.

Siz korunduklarını mı düşünüyorsunuz?

IŞİD’le bağlantılı olaylarda çok şüphe uyandıran, ilginç ihmaller göze çarpıyor. Diyarbakır’da bombayı koyan, olaydan önce gözaltına alınıp serbest bırakılmış. Bir kişi gidiyor, kardeşinin bir örgüte katıldığı konusunda savcılığa başvuruda bulunuyor ama yasa dışı örgüte katıldığı bildirilen kardeşi değil kendisi UYAP sistemine kayıt ediliyor. Kimse beni bir avukat olarak bunun bir yanlışlık olduğuna ikna edemez. Asker kaçağı olarak otel odasında yakalanıyor ve serbest bırakılıyor. Ben de otel odasında sabah 5-6’da gözaltına alınan insanların avukatlığını yaptım, bu kadar hızlı bırakılana tanık olmadım.

Yani bütün bunlardan siz ne anlıyorsunuz?

Bilinmez bir el ya da akıl tarafından izlendiğini ve korunduğunu gösteriyor. Diyarbakır’da bomba patlatıyor, Antep’e gidiyor, orada yakalanıyor, yani demek ki o kişi ile ilgili bilgi var, eylemi yapana kadar da bir bilgi var ama kullanılmıyor. Suruç’taki olayda, bombayı patlatan kişinin kimliği DNA testi ile tespit edilecek, kimliği yerde bulunuyor. Aranan bir şahıs niye kendi kimliği ile eyleme gitsin onu da anlayamadım. Sorabileceğim ve yanıtsız kalacak onlarca soru var.

Bu olayların tamamının birbiriyle bağlı olduğu kanaatinde misiniz?

Elbette, bütün bunlar birbiri ile bağlı. Bugüne kadar, bakan, başbakan, güvenlikten sorumlu bir etkili yetkili düzeyinde, “Ey Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları, IŞİD bir terör örgütüdür, faaliyetlerine katılmak, destek vermek yasalarımız bakımından suçtur, gerekli yasal işlemler yapılır. Anneleri, babaları uyarıyoruz” denildiğini duyan oldu mu? Ben duymadım.

IŞİD'in terör örgütü listesinde olduğu ifade ediliyor.

IŞİD Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından terör örgütü olarak ilan edilmiş. Mevzuata göre IŞİD’in Türkiye’de faaliyet gösteren terör örgütleri listesine alındığına dair bir karara ben rastlamadım. İç hukuk bakımından bir terör örgütü muamelesi yapılmadı. Bunlara karşı, önleme, engelleme anlamında bir cezai işlem, adli ve idari soruşturma yapılmadı.

Şimdi IŞİD’e ve PKK ’ya yönelik operasyon başladı. Çözüm süreci bitti mi size göre?

Son birkaç ayda, hükümetin çözüm süreci olarak adlandırdığı sürecin sonlandığını gördük. Şiddet ve terör eylemleri yeniden başladı. Terör, hiçbir zaman kabul edebileceğimiz bir yöntem olamaz. Örgüt, Türkiye bakımından silahlı faaliyetlerine, şiddete ve terör eylemlerine son vermek durumundadır.