@hakki_ozdal

Sivil Dayanışma Platformu Yüce Divan isteyen AKP'lilere 'ayar' mı verdi?

Sivil Dayanışma Platformu Yüce Divan isteyen AKP'lilere 'ayar' mı verdi?
Sivil Dayanışma Platformu Yüce Divan isteyen AKP'lilere 'ayar' mı verdi?
Tam da Meclis Komisyonu'nun 'Yüce Divan'la ilgili kararını açıklayacağı gün verilen bir gazete ilanı, bu konuda AKP içinde bir ikilik yaşandığı iddialarını yeniden gündeme getirdi. İlanda Yüce Divan'da aklanma talep edenler, "Siyasi kariyer ve kazanımlarını 'Sağlam İrade'nin gölgesine borçlu olanlar" olarak anıldı.
Haber: HAKKI ÖZDAL - hakki.ozdal@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – Meclis Komisyonu’nun 4 eski bakanın yolsuzluk iddialarıyla ilgili Yüce Divan’a gönderilmesi konusunda oylama yapacağı gün gazetelere tam sayfa olarak verilen bir ilan dikkat çekti. Hükümete yakın sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu Sivil Dayanışma Platformu tarafından verilen ve Anayasa Mahkemesi’nin sert sözlerle eleştirilerek olası Yüce Divan yargılamasının ‘darbe’ anlamına geleceğinin öne sürüldüğü ilan, AKP içine de çarpıcı bir mesaj gönderiyordu. “Siyasi kariyerlerini ve kazanımlarını ‘Sağlam İrade’nin gölgesine borçlu olanların küçük hesapları ‘Büyük Türkiye ’ yürüyüşünü durdurmaya yetmeyecektir” sözleriyle vurgulanan bu mesaj, yolsuzluk dosyalarının kapatılmasının parti içinde yarattığı huzursuzluğa bir gönderme olarak algılandı. Daha önce bazı AKP yönetici ve milletvekillerinin “Yüce Divan’da aklanma” talep eden sözlerini de akıllara getiren bu ifadeler, parti içinde bu konuda iki farklı görüş olduğu iddialarını da doğrular nitelikteydi. Şimdi, ilandaki bu sözlerin, Komisyon'dan hangi karar çıkarsa çıksın Meclis Genel Kurulu'nda yapılacak oylama öncesi AKP'li milletvekillerine bir 'uyarı' niteliğinde olabileceği konuşuluyor. 

17-25 Aralık operasyonlarından sonra yine gazetelere tam sayfa ilan verip billboardlara afiş astırarak yapılan 'Sağlam İrade' kampanyasıyla adından söz ettiren Sivil Dayanışma Platformu, Hak-İş ve Memur-Sen konfederasyonlarına bağlı bazı sendikalar ile çok sayıda yerel sivil toplum kuruluşu ve gazeteci-akademisyenin bir araya gelmesiyle oluşturulmuştu.


UZUN SÜRE AKSAYAN KOMİSYON’UN KARAR GÜNÜNDE
Türkiye, 4 eski bakanın, haklarındaki yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili olarak Yüce Divan’a gönderilip gönderilmeyeceklerini konuşuyor. 17-25 Aralık 2013’teki yolsuzluk operasyonlarının ardından ortaya çıkan iddialar, yargı aşamasında takipsizlik’ kararıyla sonuçlanmış; ancak bu karar, soruşturmayı başlatan savcılara dosyadan el çektirilip, ilk aşamada birçok sanık için tutuklama kararı veren hakimlerin de değiştirilmesinin ardından geldiği için tartışmalara neden olmuştu.

Bu süreçte TBMM bünyesinde kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu da önce AKP’nin komisyona üye seçmekte gecikmesi ardından ‘fezlekelerde içindekiler bölümü olmaması’ gibi çeşitli mevzuat engelleri nedeniyle uzun süre çalışamamıştı.

Eski bakanlar da dahil olmak üzere, dosyada adı geçen kişilerle tanık ve şüpheli sıfatıyla yaptığı görüşmelerin usulü de tartışmalara neden olan Komisyon’un, 22 Aralık’ta Yüce Divan konusundaki kararı belirlemek için toplanması beklenirken bu 5 Ocak’a ertelendi. Gerek AKP kulislerinden yansıyan bilgiler, gerekse hükümete yakınlığıyla bilinen medya kuruluşlarında çıkan bazı yazılar ve yorumlar, iktidar partisi içinde bu konuya ilişkin bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını güçlendirmişti.

Yolsuzluk iddialarını soruşturmak için kurulan komisyonun karar toplantısını, tartışmalı bir şekilde 22 Aralık’tan 5 Ocak tarihine ertelemesinin ardından, “Cumhurbaşkanı Erdoğan 4 eski bakanın Yüce Divan’a sevk edilmesini istemiyor; ancak Başbakan Davutoğlu ve parti içindeki bir kesim de aklanarak gelmelerinden yana” değerlendirmeleri de sıkça duyuldu. Bu süreçte AKP’nin pek çok önemli siması da basın açıklamaları ya da gazete röportajları aracılığıyla bu konudaki tutumlarını ilan ya da ‘ima’ ettiler. AKP kurucuları arasında da yer alan TBMM Başkanı Cemil Çiçek Habertürk gazetesine verdiği röportajda, bakanların Yüce Divan’a gönderilmesi gerektiği konusunda neredeyse açıktan tutum almış, yine partinin önemli isimlerinden Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da Al Jazeera Türk’e verdiği röportajda, Yüce Divan oylaması Meclis Genel Kurulu’na geldiğinde, kendisinin ‘vicdanını dinleyerek’ oy kullanacağını, tüm milletvekillerinin de böyle yapacağına inandığını söylemişti. Çiçek ve Arınç’ın sözleri bakanların Yüce Divan’da aklanması talebinin partide yabana atılamayacak ‘güçte’ olduğunu göstermişti. 


AKP İÇİNDEN FARKLI SESLER ÇIKMIŞTI
5 Ocak tarihi yaklaşırken de AKP içindeki ‘Yüce Divan’ tartışmasının yeniden alevlendiği görüldü. Hükümete yakın gazetelerin son günlerde peş peşe “Milletvekillerinin Yüce Divan’a sevk edilmesi, darbe girişiminin son halkasıdır” konulu haberlerin manşetlere çekilmesi ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen milletvekillerinin ve bazı bakanların benzer yönde açıklamalar yapması da dikkat çekti.

radikalİşte Sivil Dayanışma Platformu’nun (SDP) bugün pek çok gazeteye tam sayfa olarak verdiği ve yer yer sert ifadeler içeren ilan metinleri böyle bir atmosfere denk geldi. Hükümete yakın çok sayıda sivil toplum kuruluşu ile bazı akademisyen, yazar ve siyasetçilerin oluşturduğu SDP, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından kısa bir süre sonra, 3 Ocak 2014’te yine pek çok gazeteye ve billboardlara ilan olarak verdiği “Sağlam İrade” kampanyasıyla adından söz ettirmişti. Bu kampanya yolsuzluk iddiaları ile zor günler geçiren hükümete ve özellikle de o dönem Başbakan olan Erdoğan’a verilen önemli bir destek anlamına geliyordu.

Sivil Dayanışma Platformu adlı oluşum, ‘Sağlam İrade’ kampanyasından tam 1 yıl sonra yine gazetelerdeki tam sayfa ilanıyla yer aldı. BU kez gündem Meclis Komisyonu’nda yapılacak Yüce Divan oylamasıydı. Bu kez “Sağlam İrade Cumhur’un Başında” başlığıyla verilen ve bir AKP mitinginde çekildiği anlaşılan kitle görüntüsü fotoğrafıyla, uzun süre tartışmalara yol açan ‘Ak Saray’ın kolajlandığı görselin altında kısa ama ‘çarpıcı bir metin yer aldı.

17-25 Aralık operasyonlarını ‘darbe girişimi’ olarak anan bu metin, bakanların Yüce Divan’a gönderilmesi çabaları için ise “adli yargıda başarısız olan darbe girişimini Anayasa Mahkemesi’nde sonuçlandırma çabasıdır” diyordu. AYM için “siyasete müdahale eden kararlarıyla vesayetin son kalıntısı” gibi ağır ithamlara yer verilen ilanda “asıl aklanması gerekenin Anayasa Mahkemesi olduğu” da öne sürüldü.

Ancak esas çarpıcı olan ilanın son cümlesiydi: “Siyasi kariyerlerini ve kazanımlarını ‘Sağlam İrade’nin gölgesine borçlu olanların küçük hesapları ‘Büyük Türkiye’ yürüyüşünü durdurmaya yetmeyecektir.”


Gözler komisyonda: 4 bakan için karar veriliyor


Hükümetin güvenmediği 'yüksek' yargıçlar AKP döneminde atamış