Siyasette 'Muhteşem' tartışma

Siyasette 'Muhteşem' tartışma
Siyasette 'Muhteşem' tartışma
Başbakan Erdoğan'ın 'Muhteşem Yüzyıl' dizisine yaptığı sert eleştiri ve ardından yargıya 'harekete geçin' çağrısı, siyasette yeni bir tartışma yarattı
Haber: Miray ÇİMEN / Arşivi

ANKARA - Muhteşem Yüzyıl dizisini eleştiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın “O dizilerin yönetmenlerini de o televizyonun sahiplerini de milletimizin huzurunda kınıyorum. Ve bu konuda da ilgilileri uyarmamıza rağmen yargının da gerekli kararı vermesini bekliyorum” açıklaması siyasette de ‘muhteşem’ bir tartışmayı beraberinde getirdi.

Muhalefet, Erdoğan’ın açıklamalarını “gündem değiştirme çabası” olarak nitelerken, Erdoğan’ın “yargıya müdahale etmekle” suçladı. CHP ’li Umut Oran ise Erdoğan’ın açıklamalarını Meclis’e taşıdı. Oran, Erdoğan’a “Bu açıklamanız kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal etmiyor mu?” diye sordu.

ROL ÇALMA ÇABASI
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Başbakan’ın Muhteşem Yüzyıl dizisi için kanal yönetimini kınaması ve savcıları göreve çağırmasını ‘vahim, otoriter ve sağlıksız bir yaklaşım’ olarak niteleyerek şunları kaydetti:

“Daha önce de yargıya talimat verdiği söyleyen başbakan yine yargıya talimat vermeye kalkmaktadır. Hani yargı bağımsızdı sayın Başbakan? Demokratik ülkelerde yargı talimat almaz. Yargının talimat aldığı yerde demokrasi ve güçler ayrılığı olmaz. Bu yaklaşım farklı açılardan analiz edilebilir; Başbakan’ın diziye müdahalesi rol çalma ve gündem değiştirme çabasıdır. Ancak vahim olan Başbakan’ın kendisinde her şeye karışma hakkını görebilmesi ve bunu doğal algılamasıdır. Dünyada otoriter ve totaliter rejimler bireyin gündelik hayatına müdahale ederler. Bir Başbakan bir halkın kaç çocuk yapacağına, ne izleyeceğine, ne okuyacağına, gazetelerin ve köşe yazarlarının ne yazacağına ve yurttaşların ne izleyeceğine kadar her şeye karışma hakkını kendinde görüyorsa orada demokratik yönetim ve zihniyet ortadan kalkmıştır demektir. Her alanda sıkışan ve çözüm üretme becerisini yitiren AKP , şimdi gündelik manevralarla kendisini gündemde tutmaya ve gündem belirlemeye çalışıyor.”

DİZİ İZLEYEN ÖZEL EKİP Mİ VAR?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran ise Başbakan Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na yazılı soru önergesi verdi. Oran, Erdoğan’dan şu sorularına yanıt istedi:

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında, başbakanın görevleri arasında dizi senaryolarını denetlemek gibi bir tanım var mıdır? Başbakanlık mesaisinin yoğunluğu düşünüldüğünde yayınlanan bütün TV dizilerini izlemeniz mümkün olmadığına göre, dizilerin takibi ve senaristlerin, yönetmenlerin, patronların kınanması-uyarılması için özel ekip mi kurdunuz? Yönetmenler ile televizyon kuruluşu sahipleri, henüz yayınlanmadan önce gelip size yeni diziler hakkında bilgi veriyor mu? Bunların denetimini siz mi yapıyorsunuz? Bu şekilde kaç diziyi-yönetmeni denetlediniz? Anayasa’nın, mahkemelerin bağımsızlığı başlıklı 138. Maddesinde yer alan, ‘Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler’ düzenlemesi ile ‘Yargının gerekli kararı vermesini bekliyorum’ sözleriniz çelişmiyor mu? Bu açıklamanız kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal etmiyor mu?”

ŞİMDİ Mİ AKLINA GELDİ?
Radikal’e açıklama yapan MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Başbakan’ın her sıkıştığı noktada gündem değişikliğine vesile olabilecek bir şeyler bulduğunu belirterek, “Şimdi de herhalde bunu bir fırsat bildi. Şimdi mi aklına geldi? Aşağı yukarı bir yılı aşkın bir zamandır bu dizi devam ediyor. Konuyla alakalı zaman zaman ciddi şikayetler gündeme geldi? Gereken tabi ki yapılmalı. Tarihi gerçeklerle uyumlu, gerçeklerin saptırılmadığı mahiyette, özenli bu diziler ele alınmalı ama Sayın Başbakan’ın bu yaklaşımını samimi bulmuyorum. Gündem değiştirme maksadına yönelik yeni bir atraksiyon. Bu iş yargının işi değil. İştigal alanı tarih olan, tarihi gerçeklerle ilgili aydın sorumluluğu içerisinde davranması icap eden üniversitelerde yetişmiş çok sayıda müstesna tarihçimiz, ilim adamımız mevcut. Bunların en azından bu toplumsal tepkiyi, duyarlılığı dikkate alarak, bir aydın sorumluluğuna uygun ikaz görevini hiç olmazsa bugüne kadar yapmış olmaları icap ederdi” diye konuştu.

YARGIYA SANSÜR İÇİN TALİMAT VERİLMİŞ
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Radikal’e, Başbakan’ın ve Ak Parti’nin sanat üzerinde, sanat eserleri üzerinde tahakküm kurmaya çalışan bir yaklaşımı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Yapılmış ve milyonlarca insan tarafından izlenen bir sanat filmine yaklaşırken Başbakan biraz kendi ideolojik çizgisine uygun bir çizgi bulamamanın rahatsızlığını dışa veriyor. Şiirden, tuvale yansıtılandan terör çıkaran, sanata ucube diyen, sanatın içerisine tüküren ideolojik yanının toplum tarafından görülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Birkaç kez ‘Yargıya talimat verdik’, ‘Yargıya gerekeni söyledik’, ‘Yargı gerekeni yapacak’ gibi hükümet yetkililerinin pervasızca yaptığı açıklamalara bir yenisi eklendi. Parlamenter demokrasilerde yürütmenin, yasamanın ve yargının ayrı erkler olarak işleyişi demokrasinin bir teminatıdır. Ancak Türkiye’de maalesef uzun süredir siyasallaştığını biliyorum ama son 10 yılda Ak Parti iktidarı kendi siyasal çizgisi ekseninde her alanda yaptığı operasyonu yargıda da yapmıştır. Yargı maalesef Başbakan’ın yada Ak Parti yetkililerinin ağzının içine bakmaktadır. Oradan çıkan her talimata göre yargı da kendini konumlandırma ihtiyacı hissetmektedir. Bu boyutuyla, özellikle yargıya sanatın denetim altına alınması, yani yargıya sansür için verilmiş bir talimatın demokrasi açısından ne kadar büyük tehlike oluşturduğunu tahmin edebiliriz.”

‘KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR’
Başbakan’ın Muhteşem Yüzyıl’a ilişkin açıklamaları sosyal medyada da çok tartışılırken, bazı siyasiler görüşlerini Twitter’da dile getirdi.

CHP İstanbul Milletvekili Faik Tunay da, Twitter’dan “Her zaman ki yöntem ve üslup ama farklı bir tartışma konusu: Muhteşem Yüzyıl. Bir şeyde illa ki siyah yada beyaz olunmaz mesele objektif olabilmektir. Türkiye’de bazıları Osmanlı’yı yok sayar, zaferleri, şanlı günleri konuşmak ve konuşturmak bile istemez, bazıları da Osmanlı’nın yaptığı hiçbir hatayı görmez, yıkılışın nedenlerini görmez Cumhuriyet düşmanlığı yapar. Doğrusu geçmişimize, ecdadımıza hatasıyla, sevabıyla sahip çıkmaktır.

Atatürk’ü kahraman yaparken Fatih Sultan Mehmet’i anmamak kabul edilemez tam tersine Atatürk’ü acımasızca eleştirirken Osmanlı padişahlarının yaptığı fahiş yanlışlıkları görmemekte kabul edilemez. Tarih ve ecdat bizim keşke dizi yapımcıları biraz daha dikkatli Olsa, bizlere doğruyu ve yanlışı bir arada gösterse bu dizide ağırlık maalesef entrika, harem düzeni...Bunu kabul etmemiz mümkün değil.” dedi.

ATTAN DÜŞSE...
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan da Twitter’daki hesabından “‘Muhteşem Süleyman attan inmezdi’ diyen Başbakan, Süleyman ata binse, ‘Ben düştüm, senaryo gereği o da düşsün’ der miydi acaba?” diye yazdı.