"Son olaylar gösterdi ki Suruç'u Kobani'den ayırmak mümkün değil"

"Son olaylar gösterdi ki Suruç'u Kobani'den ayırmak mümkün değil"
"Son olaylar gösterdi ki Suruç'u Kobani'den ayırmak mümkün değil"
Başbakan Davutoğlu, Akil İnsanlar Heyeti ile yaptığı toplantıda, çözüm sürecinin üç karakteri olduğunu söyledi. Davutoğlu, "Çözüm süreci millidir, yerlidir, özgündür" diye konuştu. Davutoğlu Suruç ile Kobani'nin de ayrılamayacağını ama bunun barışçıl yollardan olması gerektiğini belirtti.

RADİKAL - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dolmabahçe'de Akil İnsanlar Heyeti’yle buluştu. Toplantıda konuşan Davutoğlu, "Son gelişmeler olmasaydı da bu toplantı olacaktı. Bu özellikle belirtmek isterim" dedi. Davutoğlu, Suçur'u Kobani'den ayırmanın da mümkün olmadığının görüldüğünü belirterek, "Ya bu sınırlar barışçıl yollarla anlamsızlaştırılacak ya da acı çekilecek" diye konuştu.

Son olaylarda şiddete davet eden bir tweetin ellerinde olduğunu söyleyen da Davutoğlu, "Twettte 'Bu gece herkes silahlansın ve şurayı bassın' deniliyor" dedi.

Davutoğlu konuşmasında şunları söyledi:

SURUÇ'U KOBANİ'DEN AYIRMAK MÜMKÜN DEĞİL

* Biz ne kadar ortak vicdanı harekete geçirirsek geçirelim, provokatif bir grup bütün bu çabaları yok sayan bir sonuç doğurabiliyor ve bir şehir yanmaya başlıyor. Bu da küreselleşmenin getirdiği basit görünen ama çok etkili araçlar bizim çabalarımızı dumura uğratacak sonuçlar çıkarabiliyor.

* Son olaylar gösterdi ki Suruç’u Kobani’den ayırmak mümkün değil. Ya bu sınırlar barışçıl çabalarla anlamsızlaştırılacak ya da bu acılar çekilecek.

* Çözüm sürecinin üç karakterine dikkat çekmek isterim: Çözüm süreci millidir, yerlidir, özgündür. Bu meseleyi çözüme kavuşturabilmek için her yolu denedik. 5 sene önce imkansız görünen süreçleri bütün siyasi riskleri göze alarak devreye soktuk.

* Hangi tabuları nasıl yıktığımızı görsünler. Akil İnsanlar Heyeti’nin kompozisyonu dahi çözüm sürecinin yerli ve özgün olduğunu bize ait olduğunun göstergesidir. Çözüm süreci, bir tarafı ikna süreci değildir. Böyle bir ikna borcumuz da yok. Milleti ikna çabamız var.

'KOBANİ ÖNEMSİZ DEMEDİK'

* Biz hiçbir zaman Kobani önemsizdir demedik. Ama Türkiye ’deki çözüm süreci Suriye’de Kobani meselesi yokken de vardı. O mesele çözülse de çözülmese de devam edecek. Bu süreç tamamlansaydı bizim de Kobani’ye, PYD’ye bakışımız farklı olurdu.

* Birçok eleştiriye rağmen Dışişleri Bakanı olarak bizzat talimat verdim Salih Müslim ile görüşülecek diye. Çünkü Suriye’deki unsurlarla da demokratik görüşme süreci başlasın istedik. Çağırdık ilk defa muhatap alındı.

* O dönemde bize verilen sözler tutuldu mu ki bize şimdi Türkiye sözlerini tutmadı deniyor. Tam tersini yaptılar ve Suriye rejiminin suçlarına ortak oldular. Türkmenler IŞİD tarafından katledilirken de sessiz kalındı.

'FAİLİ MEÇHULLER VAR'

* 6-7 Ekim’de şiddetin gaspın cinayetin her türlüsü işlendi. O zaman samimiyet testinden geçiyor herkes. Her işi ikincil kılıp çözüm süreciyle ilgili her şeyi yapmışken gördüğümüz bu oldu. “Biz şiddet çağrısı yapmadık” deniyor. “Herkes silahlansın” tweeti atan kimlerle bağlantılı.

Hepimizin oturup iyi bir muhasebe yapması gerekiyor. Özeleştiri yapmaktan da çekinmiyoruz. Faili meçhullerin üzerine gittiğimizi herkes biliyor. Şu anda da failli meçhuller var. Ama bunlar JİTEM gibi yerler tarafından değil kimliğini gizleyenler tarafından yapılıyor. Yasin Börü’yü kim öldürdü.

* Birileri “devlet operasyon yapmasın ama biz şehrin kenarlarında çadırlar kurup insanları hesaba çekelim haraç toplayalım ve yavaş yavaş var olan hukuk düzenin aşındırarak kendi kafamızdaki düzene gitmeye başlayalım” derse o çözüm süreci değildir.