Sözde demokrasi özde Ergenekon rejimi devam etmemeli...

ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras: Ergenekon Davası'nı karartma girişimlerine duyarsız kalınmamalıdır. Bilinmelidir ki, Ergenekon Davası karartılırsa, kararan bir kez daha Türkiye'nin bugünü ve geleceği olacaktır.
Haber: UFUK URAS / Arşivi




İlk soruşturmaları 2007 yılında başlayıp gözaltı ve tutuklamalarla kapsamı giderek büyüyen ve genişleyen Ergenekon Davası, toplumumuzdaki siyasal kamplaşmanın önemli göstergelerinden biri olmaya devam ediyor.

Türkiye yakın tarihinin en korkunç ve karanlık dönemleriyle ilişkili birçok olay ve kişiyi kapsayarak ilerleyen dava etrafında bir türlü toplumsal mutabakat sağlanamıyor. Belli ki, ortaya çıkan belge ve deliller ne kadar somut olaylarla bağlantılı olursa olsun, adalete ideolojik ve politik duruş ve çıkarların sığ pencerelerinden bakan kişi ve çevrelerin yaklaşımı hiç değişmeyecek. Bu dava da, tarihsel anlaşmazlık alanlarından biri olarak hayatımıza yerleşecek.

Elbette ki, Başbakan’ın savcılığa, ana muhalefet partisi liderinin avukatlığa soyunduğu bir davanın, hangi karar çıkarsa çıksın toplumsal vicdanda adaletin tecelli ettiği duygu ve inancını sağlamak kolay olmayacaktır.

Geçtiğimiz hafta düzenlediği uzun basın toplantısıyla, çok ve uzun konuşan siyasetçilere taş çıkaran Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da, yaptığı görsel malzeme destekli açıklamalarla, konuya göbekten dahil oldu. Kendini ikna edinceye kadar, dava üzerine “anlamlı” soru işaretleri yükledi. Bir devlet memurunun, diğer bir devlet memurunun yaptığı işe dair böyle etkili açıklamalar yapması, devletin idari işleyişinde ve demokraside nerelerde olduğumuzu görmeyen gözlere gösterdi.

Topraktan fışkıran silah ve mühimmatın neden oralarda olduğu ve kimlerin koyduğu konularının cevapsız kaldığı bir maçta, top Genel Kurmay ile Emniyet Genel Müdürlüğü arasında gidip geliyor.

Kendini huzur ve güvenlik içinde hissetmek isteyen vatandaş ne yapsın! Kime inansın.

Türkiye belli ki, yakın tarihinin karanlık yüzüyle hesaplaşmadan rahat bir gün görmeyecek. Bu yönüyle Ergenekon Davası aslında bir fırsattır. Normal demokrasilerde hangi safta yer alırsa alsın, aklı başında her siyasal çevrenin ve kişinin, gerçeklerin açığa çıkarılması ve suçluların cezalandırılmasını istemesi beklenir. Bizde tersi oluyor.

Zaten arızalı olan siyasal rejimimiz, askeri müdahaleler ve karanlık girişimlerle delik deşik olmuştur. Üniformalı ve sivil, silahlı ve silahsız, görevli ve emekli çeteleriyle ülkemiz emsalsiz bir konuma gelmiştir. Bu dönem kapanmalıdır.

Evet, Ergenekon Davası’nın savcıları adalet mekanizmasının kendilerine tanıdığı yetkiyi hoyratça kullanmasınlar. Farklı düşüneni ve farklı davrananı, ikna edici olmayan nedenlerle sindirme ve lekeleme anlamına gelen davranışların mağduru etmesinler. Gözaltı ve tutuklamalar, suçsuz infazlara dönmesin. Özel hayatlar, siyasal tefrika haline gelmesin. İnsanların hakları ihlal edilmesin, uluslararası adalet normları, AİHM içtihatları ve kararları sonuna kadar dikkate alınsın.

Buna karşılık, Ergenekon Örgütü denilen çeteleşmenin, bütün boyutlarıyla açığa çıkmasını önlemeye, önemini gözlerden saklamaya, silahları oyuncak tabancalar düzeyine indirme çabalarına sessiz kalınamaz. Toplumumuzun olağan bir demokrasi özleminin kör kuyulara gömülmesine artık tahammül edemeyiz.

Birçok şey ortada. Darbe girişimleri belli. İzler malum adresleri gösteriyor. Hal böyleyken, yapılan birçok açıklama “dava karartma” anlamını taşıyor. Belli ki, siyasal ve toplumsal hayatımızı habis bir ur gibi saran bu karanlık örgütlenmenin açığa çıkartılıp çökertilmesi istenmiyor. Sözde demokrasi, özde Ergenekon rejiminin devam etmesi isteniyor.

Halbuki, Ergenekon Örgütü’nün adalet, siyaset, medya ve finans alanındaki ayakları henüz ortaya çıkarılmadı. Askeriyede, poliste gözle görülür bir patinaj var, sanki verdiklerimizle yetinin deniliyor. Yani bu dava Türkiye’nin geçmişindeki kara lekeleri temizlemeye henüz yetmiyor... Darbe girişimcilerinin tamamını da, esas olarak darbe yapmış olanları da henüz içermiyor.

Demokrasiye inanan, özgür ve adil bir gelecek isteyen bütün sorumlu yurttaşlar ve siyasal partiler, hem kendileri, hem de gelecek nesiller için bu konuda seslerini yükseltmelidir.
Ergenekon Davası’nı karartma girişimlerine duyarsız kalınmamalıdır. Bilinmelidir ki, Ergenekon Davası karartılırsa, kararan bir kez daha Türkiye’nin bugünü ve geleceği olacaktır.


Ufuk Uras-ÖDP İstanbul Milletvekili