Tanrıkulu: Türkiye'de IŞİD'le Maliye Bakanlığı genelgesiyle mücadele ediliyor

Tanrıkulu: Türkiye'de IŞİD'le Maliye Bakanlığı genelgesiyle mücadele ediliyor
Tanrıkulu: Türkiye'de IŞİD'le Maliye Bakanlığı genelgesiyle mücadele ediliyor
CHP Genel Başkanı Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, IŞİD'in Türkiye'de 'terör örgütü' listesinde olup olmadığı yönünde defalarca soru sormalarına ve önerge vermelerine rağmen kendisine cevap verilmediğini belirterek, "Maliye Bakanlığı'nın genelgesiyle Türkiye'ye karşı IŞİD'e karşı mücadele ediyorlar" dedi.

RADİKAL - CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu ve Sezgin Tanrıkulu, seçim çalışmalarına katılmak ve 4 gün boyunca sokağa çıkma yasağının uygulandığı ve çatışmaların yaşandığı Sur İlçesi'nde incelemelerde bulunmak üzere geldiği Diyarbakır'da partisinin milletvekilleri adayları Naci Sapan, Hüseyin Cihan Taşkıran, İl Başkanı Mehmet Sayın ve parti yöneticileriyle birlikte basın toplantısı düzenledi.

 "YAŞANANLARIN SORUMLUSU HÜKÜMETİ VESAYETİ ALTINDA TUTAN ERDOĞAN'DIR"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, 7 Haziran seçimlerinde, Ak Parti'nin 13 yıldan sonra iktidar olmadığı bir seçeneğin ortaya çıktığını belirterek, seçim sonrası ülkeye gerginlik, gerilim, çatışma, ölüm ve kaosun hakim olduğunu söyledi. Son olarak Ankara'daki patlamada 100 insanın öldüğüne tanık olduklarını ifade eden Tanrıkulu, "Suruç'ta başlayan katliamdan sonra da maalesef Türkiye'nin her yerine cenazeler gitmeye başladı. Onlarca insan yaşamını yitirdi, polis, asker şehit oldu ve siviller yaşamını yitirmeye başladı. 80'li, 90'lı yıllarda, yıllarda görmediğimiz sıkı yönetim, ağır insan hak ihlalleriyle, çocuk, kadın, genç ve yaşlıların öldürüldüğü, askerlerin polislerin eşlerinin yanında öldürüldüğü, tanık olmadığımız başka kirli bir ortamla karşı karşıya kaldık. En son da Ankara Garı'nda 100 insanımızın yaşamını yitirdiği korkunç bir katliamla sarsıldık. Ve Türkiye bu ortamda seçime gidiyor ama hiçbir noktada seçim havası yok. Ama bunları söylemek de zor. Bunları konuşmak zor. Ama bu işin müsebbibi de, bu ortama sürüklenmemizin nedeni de AKP 'dir, bu hükümettir, bu hükümeti vesayeti altında tutan sayın Recep Tayyip Erdoğan 'dır" dedi.

KÜRT MESELESİNİN ÇÖZÜMÜ İÇİN YOL HARİTASINI AÇIKLADI

CHP'nin, 2012'den itibaren parlamentoda Kürt meselesinin çözümü için uygun yöntem önerdiklerini ancak buna rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sorunu rant meselesi gördüğü için Ak Parti'nin siyasi başarısına odaklı yöntemlerini benimseyerek, CHP'nin teklifinin kabul edilmediğini kaydeden Tanrıkulu, şunları söyledi: " Dünya 'nın en uzun süreli ve en uzun maliyetli bir meselesi olan, Türkiye'nin Kürt meselesi konusunda Erdoğan ve AKP, bu meselenin özünü ve çerçevesini kavramadan, seçim odaklı süreçlerle götürmeye çalıştı ve 7 Haziran'da yenilgiye uğrayınca da bir tarafa itti. Yarın Türkiye'de hangi tehditle karşı karşıya kalacağımızı bilmiyoruz maalesef. Böyle bir tabloyla Türkiye'yi yüz yüze getirdiler malesef. Biz CHP olarak Türkiye'nin Kürt meselesini ve barışını, bir toplumsal mutabakatla olabileceği görüşündeyiz. Sorunun iki ekseni vardır; Bunlar eş zamanlı yürümelidir. Birinci yöntem meselesidir, yani silahlı çatışmada şiddet eylemlerinden, terör yöntemlerinden nasıl uzaklaşacağız? Ve bu yöntemler kalıcı olarak bir daha Türkiye'de Kürt meselesi bakımından ve diğer meseleler bakımından gündeme gelmeyecek. Yani silahsızlanmayı, silahlardan vazgeçmeyi nasıl sağlayacağız, hangi yöntemlerle sağlayacağız? İkincisi ise, bununla eş zamanlı yürüyecek demokrasi, özgürlük, adalet ve geçmişle yüzleşme meseleleridir. Her ikisinin merkezi de bizim görüşümüze göre Ankara'dır ve TBMM'dir. TBMM odaklı süreçlerle hem yöntem bakımından silahsızlanmanın ve çatışmaların sona ermesi, silahların gömülmesi veya silahlı yöntemden vazgeçilmesinin nasıl sağlanacağını TBMM'de bir mutabakatla sağlamalıyız. Hem de Türkiye'nin Kürt meselesi eşitlik, özgürlük, adalet ve geçmişle yüzleşme yoluyla bunun yol ve yöntemi Ankara'dır ve hazırladığımız seçim bildirgesiyle bunun çerçevesini ortaya koymuş bulunmaktayız. Buradan herkese sesleniyoruz; Türkiye'yi kalıcı barışı sağlayacak olan CHP'dir."

 

BEKAROĞLU: TÜRKİYE, BİR İNSANIN KİŞİSEL HIRSI YÜZÜNDEN YENİDEN SEÇİME GİDİYOR

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu da, 7 Haziran seçimlerinden sonra bir kişinin bu seçim sonuçlarını kabul etmediğini belirterek, "1 Kasım'da seçime gidiyoruz. Çünkü 7 Haziran'daki seçim sonuçlarını bir tek insan kabul etmedi. Bu Recep Tayyip Erdoğan, sayın Cumhurbaşkanı'dır. Seçim sonuçlarını kabul etmedi. Bir insanın kişisel hırsı dolayısıyla tüm Türkiye yeniden seçime gidiyor. Belki de bu kadar ağır faturaları ödüyor" diye konuştu.

"HÜKÜMET, IŞİD'E GÖZ YUMDU, GÖRMEZLİKTEN GELDİ, DESTEK OLDU"

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP'li Tanrıkulu, Ankara'daki patlama ve IŞİD ile ilgili bir soru üzerine, "Küresel terör örgütü ile vahşet örgütü ile karşı karşıyayız. Bu küresel örgüt Türkiye'yi lojistik üs olarak kullandı. Bu hükümet göz yumdu, görmezlikten geldi, zaman zaman destek oldu. Ama her hangi bir işlem yapmadı bunlara. Dünya'nın 80 ülkesinden cihatçı adı altında savaşçı geldi, teröristler geldi, Türkiye sınırlarını kullanıp Suriye'ye gittiler. Oradaki halklara karşı, Kürtlere, Araplara ve Ezidilere karşı savaştılar. Hep Türkiye'yi kullandılar ve Türkiye belli bir zamana kadar görmezlikten geldi. Buradan silah gitti, gıda gitti, insani malzemeler gitti ve Türkiye sınırları kullanıldı. Daha da ötesi Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları büyük oranda IŞİD'e katıldı, gittiler savaştılar, Türkiye'ye geldiler. Türkiye'de çok rahatça propaganda yapıtlar, insan kazandılar. Ve Türkiye'de güvenlik güçleri IŞİD'e karşı, propaganda ve katılımlara karşı herhangi bir adli işlem yapmadı. Bu konuda çok iddialıyım. Sadece ben parlamentoda 65 soru sordum, CHP 200'e yakın soru sordu, 2 tane gensoru verdik. Araştırma komisyonu kurulmasını istedik. Suruç ve Adıyaman raporlarını yazdık. Her iki raporda da kimlikleri tespit edilen 2 tane canlı bombanın isimleri var. 1 Ekim'de sorduğum sorularda bu patlamanın olabileceğine dair ikazlarda bulunduk" şeklinde konuştu.

"MALİYE BAKANLIĞI'NIN GENELGESİYLE IŞİD'E KARŞI MÜCADELE"

Sezgin Tanrıkulu, BM Güvenlik Konseyi'nin IŞİD'i terör örgütleri listesine aldığını ve üye ülkere gönderdiği yazıda, IŞİD'in mal varlığının dondurulması, para hareketlerinin kontrol altına alınmasını istediği için Maliye Bakanlığı'nın genelgesiyle IŞİD'e karşı bir mücadele yürütüldüğünü söyledi. Tanrıkulu, "Hükümet hiçbir önlem almadı, niçin almadı? Hiçbir şey bilmiyorsam, bu konuyu çok iyi biliyorum. Ceza yasası ve terörle mücadele yasası karşısında; bir örgütün terör örgütü olarak tanımlanması lazım, işlem yapılabilmesi bakımından. Emniyet Genel Müdürlüğü, Türkiye IŞİD adı altında bir örgütü tanımlayacak, şemasını çıkartacak, Türkiye'deki çalışmalarını kayıt altına alacak ve diyecek ki, 'bu örgüt terör örgütüdür.' Ve bunların Türkiye'de faaliyet göstermesinden, propaganda yapmasına, adam kazanmasına kadar diğer örgütler gibi bütün faaliyetlerini izleyecek ve soruşturma yapacak. Ama yaptı mı? Hayır. Parlamentoda siz IŞİD'i terör örgütü olarak görüyor musunuz, görmüyor musunuz? Yanıt vermediler. Verdikleri yanıt; Mayıs 2014 tarihli Resmi Gazete. Gazetede IŞİD tabii küresel terör örgütü olduğu için BM Güvenlik Konseyi, terör örgütleri listesine almış ve sözleşmeye taraf ülkelere demiş ki, 'Sen bu örgütün Türkiye'deki mal varlığını donduracaksın, para hareketlerini kontrol altına alacaksın' demiş. Bana sadece o belgeyi gösterdiler. Genelgeyi de yayınlayan Maliye Bakanlığı. Maliye Bakanlığı'nın genelgesiyle Türkiye, IŞİD'e karşı mücadele ediyor. Dedikleri bu. Ve bu zamana kadar Emniyet Genel Müdürlüğü'nün hangi işlem yaptığı konusunda bize bilgi vermediler. Terör örgütleri listesine almadıkları için Davutoğlu, çok vahim olan o sözü kullandı. Hani, 'bunlar eylem yapmadan, eylem hazırlığı içerisinde olmadan tutuklamamız mümkün değil dedi ya." ifadelerini kullandı.

IŞİD'LİYE VERİLEN HAPİS CEZASI, YARGITAY TARAFINDAN BOZULDU

IŞİD'in terör örgütleri listesinde olmadığı için, Gaziantep'te görülen bir davada hapis cezası alan bir IŞİD üyesi ile ilgili kararın Yargıtay 6'ıncı Ağır Ceza Dairesi tarafından bozulduğunu söyleyen Tanrıkulu, "7 Nisan 2015 tarihli Yargıtay kararı var. 6'ıncı Ceza Dairesi tarafından verilen bir karar. Gaziantep'te faaliyet gösteren bir IŞİD'li ile ilgili bir karardır. O kararda yargıtay diyor ki, Yargıtay ona verilen örgüt üyeliği cezasını bozuyor. 'Sen ceza veremezsin' diyor yerel mahkemeye. 'Böyle bir örgüt varmıdır, yokmudur? Emniyet Genel Müdürlüğü'ne soracaksın, şemasını çıkaracaksın ancak ona göre ceza verebileceksin.' Emniyet Genel Müdürlüğü'nün böyle bir yazısı, dava dosyasında olmadığı için Yargıtay dosyayı bozmuş. Demek ki 7 Nisan 2015 tarihine kadar böyle bir şey yok. Bu çok vahim bir olaydı. 15 Temmuz 2015 tarihinde Yargıtay görüşünü değiştirdi, Bayburt Ağır Ceza Mahkemesi'nden giden bir ceza davasında, yine dosyada belge yok, fakat IŞİD'in faaliyetleri, IŞİD Diyarbakır'da bomba patlatmış, Niğde olayı var zaten, o olayları gerekçe göstererek, 'IŞİD bir terör örgütüdür' diye bir karar verdi. İlk karar 15 Temmuz 2015 tarihidir, o dava dosyası içerisinde de bildiğim kadarıyla Emniyet Genel Müdürlüğü'nün bir yazısı yoktur. IŞİD'i terör örgütü olarak tanımlayan bir yazısı yoktur. Yargıtay yorum yaparak bu örgütü terör örgütü olarak görmüştür" dedi.

"DBP'Lİ BELEDİYE BAŞKANLARININ GÖZALTINA ALINMASININ MALİYETİ AĞIR OLUYOR"

Ankara'daki patlamayla ilgili gizlilik kararını da değerlendiren Tanrıkulu, hükümetin asıl amacının hükümetin bu konudaki ayıplarını, eksikliklerini ve açıklarını örtmek olduğunu söyledi. Bölgede DBP'li belediye başkanlarının gözaltına alınması konusundaki bir başka soruya ise Tanrıkulu, "9 Nisan 2009 tarihinde de seçilmiş belediye başkanlarına, sivil toplum kuruluşu liderleri, seçilmişler tutuklandılar. Uzun süre tutuklu kaldılar, bunun maliyeti bölgede çok ağır oldu. Yani sivil siyasete darbe indirildi. Başka yerler adres gösterildi. Şimdi aynı şey bir daha yapılmaya çalışılıyor. Ben burada özellikle yargıçlara ve savcılara sesleniyorum; dönemsel kararlarla Türkiye'de demokratik siyasetin engellenmesine sebep olmayın. Hükümet bunu yapmak ister. AKP bunu yapmak ister, ama hiç olmazsa siz bölgede çalışan hakim ve savcılar olarak demokratik siyasetin gelişimini englleyici tutum içerisinde olmayın, siyasal davranmayın. Hükümetin talimatlarıyla hareket etmeyin derim. Çünkü faturası ve maliyeti beklenenden daha çok ağır oluyor" diye yanıtladı.

Yapılan konuşmaların ardından, CHP Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Bekaroğlu ve Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Milletvekili adayları ve il yönetimi ile birlikte 4 gün boyunca sokağa çıkma yasağının uygulandığı Sur İlçesi'ne geçti. Burada esnafla görüşen CHP'liler, çatışmalardan kaynaklı evleri hasar görmüş vatanşların evlerini ziyaret etti. CHP heyeti daha sonra da, kurşunlarla tahrip edilen tarihi Kurşunlu Camisi'ne giderek incelemelerde bulundu. (Mehmet TÜRK-Ahmet ÜN/DİYARBAKIR/DHA)