Tezkere adres sormayınca, kafalar karıştı

Tezkere adres sormayınca, kafalar karıştı
Tezkere adres sormayınca, kafalar karıştı
AK Parti Hükümeti'nin son olarak Akçakale'de 3'ü çocuk 5 Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı'nın ölümüne neden olan Suriye'ye karşı çıkarmak üzere TBMM'ye getirdiği tezkerenin adresi, hem AK Parti'ye destek vermeye hazırlanan MHP'nin hem AK Parti'nin bölge milletvekillerinin kafasını karıştırdı...

AK Parti Hükümeti’nin son olarak Akçakale’de 3’ü çocuk 5 Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı’nın ölümüne neden olan Suriye’ye karşı çıkarmak üzere TBMM’ye getirdiği tezkerenin adresi, hem AK Parti’ye destek vermeye hazırlanan MHP ’nin hem AK Parti’nin bölge milletvekillerinin kafasını karıştırdı. Türkiye’nin saldırıya uğraması halinde TSK’nın kullanılmasına Cumhurbaşkanı’nın bile tek başına karar verebileceği bir mevzuat sözkonusuyken, AK Parti tezkerenin geniş tutulmasını “Türkiye’nin egemenlik haklarını koruma” ve “caydırıcılık” kavramlarına bağlıyor.

Tezkere’nin adresi bütün ‘yabancı’ ülkeler
Suriye’nin ateşlediği top mermisi Akçakale’de 5 sivilin ölmesine neden olunca, misilleme yapan Türkiye, bundan sonra da misli ile karşılık vereceğini göstermek için tezkere silahını çekmişti. Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın imzasıyla TBMM Başkanlığı’na gönderilen yurt dışına asker gönderme izni içeren tezkerede, şunlar kaydedildi:

“Suriye’de devam etmekte olan krizin bölgesel istikrar ve güvenliğe olduğu kadar, ulusal güvenliğimize menfi etkisi giderek artan şekilde görülmektedir. Suriye Arap Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerince yürütülen askeri harekatlar kapsamında, 20 Eylül 2012 tarihinden itibaren ülkemiz topraklarına da saldırgan eylemler yönelmiş ve müteaddit uyarılarımıza ve diplomatik girişimlerimize rağmen bu eylemler devam etmiştir. Ülkemiz topraklarına yönelik söz konusu saldırgan eylemler silahlı saldırının eşiğindedir. Bu durum, ulusal güvenliğimize ciddi tehdit ve riskler oluşturan bir aşamaya ulaşmıştır. Bu itibarla, ülkemize yönelebilecek ilave risk ve tehditlere karşı zamanında ve süratle hareket etmek ve gerekli tedbirleri almak ihtiyacı hasıl olmuştur. Bu çerçevede, hudut, şümul, miktar ve zamanı Hükümetçe takdir ve tespit edilmek kaydıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi ve görevlendirilmesi ile bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için bir yıl süreyle izin verilmesini Anayasanın 92. maddesi uyarınca arz ederim.”

“Meşru ve Anayasal” seçenekler mevcut
Anayasa’nın “Savaş Hali İlanı ve Silahlı Kuvvet Kullanılmasına izin verme” başlıklı 92. Maddesinde yurt dışına asker göndermenin ayrıntıları şöyle ifade ediliyor:

“Milletlerarası hukukun meşru saydığı hallerde savaş hali ilanına ve Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme yetkisi TBMM’nindir. TBMM tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani bir silahlı saldırıya uğraması ve bu sebeple silahlı kuvvet kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde Cumhurbaşkanı da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verebilir”

Sözkonusu maddeye göre, Suriye Türkiye’ye silahlı saldırı düzenlerse BM Anlaşması gereğince Türkiye’ye meşru müdafa hakkı doğacağından saldırıya anında karşılık verebilir. Nitekim, Türkiye top atışının yapıldığı bölgeye misilleme yapınca Suriye dahil hiçbir ülkeden Türkiye’ye ‘meşruiyet’ eleştirisi gelmedi.

Diğer taraftan, yine Anayasa maddesine göre Suriye Türkiye’ye saldırdığı ve savaş ilan ederse, TBMM’nin kararı beklenmeden Cumhurbaşkanı TSK’nın kullanılmasına karar verebilir.

O halde neden geniş tezkere?
Hal böyle iken, yani Türkiye bir saldırıya uğradığı anda tezkereye ihtiyaç duymadan karşılık verebilecekken neden böyle geniş bir tezkere metni hazırlandı? Bu soru, sadece vatandaşların değil, tezkereye ‘evet’ oyu vermek isteyen MHP’lilerin ve bazı AK Partililerin de kafasını karıştırdı. Diplomatik kaynaklar, çıkarılan tezkerenin bir ‘savaş ihtimali’ gözetilerek değil, kısa süreli, ihtiyaç duyulduğunda kullanılacak bir yetki devri olduğuna dikkat çekti. Diğer taraftan, tezkerenin çıkması, Türkiye’nin kararlılığının gösterilmesi ve caydırıcı olması açısından da önemli.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik de parti binasına gelişinde tezkereye neden gerek duyduklarını şöyle anlattı:

Türkiye egemen bir devlet olarak, bunun(Suriye’nin mütecaviz tavrının) gereğini yerine getirecektir. Bunun gereği nedir? Dün, Silahlı Kuvvetlerimiz angajman kurallarının değişmesinden sonra hükümetin, Başbakanımızın talimatıyla anında karşılık vermiştir. Türkiye orada irade bayrağını göstermiştir. Bugün görüşülecek olan tezkerenin amacıysa Türkiye'nin egemenlik haklarına yönelik olarak daha aşırı ya da mütecaviz bir durumun ortaya çıkması halinde egemenlikle ilgili haklarımızı koruma hususunda hükümetin eline bu yetkinin verilmesidir. Hükümetin Türkiye'nin egemenliğini korumakla ilgili karşı taraftan gelecek aşırı mütecaviz bir saldırı karşısında gereken harekat genişliğine sahip olmasıdır.”

Psikolojik faktör
Yabancı diplomatik çevreler de Türkiye’nin sözkonusu tezkereye ihtiyacı olmadığına dikkat çekerek, AK Parti hükümetinin tezkereyi daha çok iç politika kaygılarının etkisiyle çıkarıldığını savunuyor. Bu yorumlara göre, Türkiye kamuoyunda 22 Haziran’da uçağın düşürülmesinin ardından Suriye’ye etkili yanıt verilmediği algısı vardı ve Türkiye hükümeti son olaya misliyle yanıt vermezse bu algı bir yargıya dönüşebilirdi. Hükümet bu nedenle, anında misilleme yapmakla yetinmeyip, hem Esad rejimine, hem kendi kamuoyuna Suriye’ye yapabileceklerinin sınırını göstermek istiyor.

Bir batılı diplomat, Türkiye’nin vahim olayın ardından Suriye’ye verdiği orantılı yanıtının Avrupa ve ABD’den destek aldığını, ancak atılacak adımların orantısız bir boyuta geçmesiyle bu desteği korumakta zorlanacağı yorumunu yaptı.