'Türkiye 2014'te yarı Başkanlığa geçecek'

'Türkiye 2014'te yarı Başkanlığa geçecek'
'Türkiye 2014'te yarı Başkanlığa geçecek'
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, cumhurbaşkanının 2014 yılında ilk defa doğrudan halk tarafından seçileceğini belirterek, '2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra fiili bir yarı başkanlık sistemi kendiliğinden oluşacaktır' dedi.

ANKARA - Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ başkanlık sistemi tartışmalarına ilişkin soruları yanıtladı.

Türkiye 'deki sistem tartışmalarının bugünün sorunu olmadığını ve 200 yıllık bir geçmişi bulunduğunu anımsatan Bozdağ, “Osmanlı'da bunun başladığını görüyoruz ve 1876 Anayasası ile bir meşruti sistemin kurulduğunu görüyoruz. Daha sonraki dönemde de baktığınızda hem 21 Anayasası'nda hem 24 Anayasası'nda hem 61 hem de 84 anayasalarında Türkiye sistem arayışlarını sürdürmüştür, tartışmalarını sürdürmüştür” dedi.

Bozdağ, tartışmaların günümüzde de devam ettiğine işaret ederek, “Bundan sonra da olacaktır. Olması da normaldir. Çünkü bütün ülkeler kendilerinin en iyi sistemle, en doğru sistemle yönetilmesini isterler. O nedenle de Türkiye'de bu tartışma bugün var, yarın da olacaktır. Başka zaman da olacaktır. Örneğin başkanlık sistemine Türkiye geçtiği zaman bu tartışmalar bitmeyecektir. O zaman da belki başkanlık sistemi üzerinde başka tartışmalar yapılacak. Bu sistemin faydası veya eksiklikleri farklı bir şekilde tartışma konusu yapılacaktır” diye konuştu.

SİSTEM TARTIŞMALARIYLA VAKİT KAYBETMEMEK LAZIM
Sistem tartışmasının insanlar var olduğu sürece devam edeceğini ve bitmeyeceğini dile getiren Bozdağ, “Biz şunu söylüyoruz; geçmişte yaşadığı tecrübelere baktığınız zaman Türkiye'nin daha fazla bu sistem tartışmaları ile vakit kaybetmemesi lazım. Çünkü bütün yaşadığımız sorunların önemli bir kısmı esasında eksik olan bir sistemden kaynaklanıyor ve sistemin kendisi de pek çok sorunu üretiyor. Sorunların çözümüne katkı sağlamıyor. Onun için de biz de diyoruz ki sağlıklı bir sistemle Türkiye yoluna devam etmelidir” ifadesini kullandı.

Bozdağ, Türkiye'nin parlamenter uygulamasında güçler ayrılığı bulunmadığını sadece kendisinin değil herkesin ifade ettiğini anımsatarak, şunları söyledi:

“Türkiye'de Anayasa'da ifadeleri ile güçler ayrılığı var. Ama uygulamaya baktığınızda güçler ayrılığı hiç olmadı. Bütün her dönemde güçler yürütmede birleşti. Çünkü parlamentonun içerisinden yürütme çıkıyor. Parlamentonun içerisinden yürütmeye destek olan milletvekillerinin yürütmeyi sürekli desteklemek gibi bir görevleri var. Desteğini çektiği zaman hükümet düşüyor. Böyle olduğu zaman parlamento yürütmenin emrinde olmuş oluyor. Çünkü yürütme oradan çıkıyor. O destekle yoluna devam ediyor. Güçler tam ayrı değil, biz onu söylüyoruz ama birileri diyor ki güçler ayrı işte burada da öyle. Ama öyle değil. Herkes açık açık görüyor. Türkiye'de tek başına iktidar olsun, koalisyon iktidarları olsun, kim olursa olsun, güçler ayrılığı hiçbir dönemde olmamıştır. Güçler yürütmede birleşmiştir. Tek başına iktidar olduğu dönemde tek başına iktidar bunu kullanmıştır, koalisyon olduğu dönemlerde koalisyon ortakları beraber bu gücü kullanmışlardır.”

“ZAMANINDA BU SİSTEME GEÇİŞİ SAĞLARSAK, TÜRKİYE KAZANIR”
Kendilerinin böyle bir manzaranın sakat olduğunu ve doğru olmadığını söylediklerini hatırlatan Bozdağ, Türkiye'nin güçlerin tam ayrı olduğu bir sisteme geçmesi gerektiğini kaydetti. Bozdağ, şunları dile getirdi:

“Yürütmenin tek olduğu, bölünmediği ve yasamanın güvenoyuna destek olmadığı, milletin güveniyle kurulduğu ve milletin oyuyla değiştiği bir yapı orada oluşsun. Yasama da denetim faaliyetlerini, yasama faaliyetlerini etkin bir şekilde yürütsün. Yürütmeyi destekleme gibi bir görevi de ortadan kalksın. O sadece yasama ve denetim işlerini yapsın. Biz bunu söylüyoruz. Onun için de Türkiye güçler ayrılığını tam tesis etmediği sürece bu konuyu tartışmaya devam edecektir. Güçler ayrılığını tam tesis edecek sistemde başkanlık sistemidir. Her zaman ifade ettik ama gene de ifade edeceğiz. Türkiye bu sistem arayışını bir gün sonlandıracak ve başkanlık sistemine geçecektir. Vaktinde geçsin. Zamanında bu sisteme geçişi sağlarsak, Türkiye kazanır.”

AK PARTİ 'NİN TEK BAŞINA HAYATA GEÇİRME İMKANI YOK
Bozdağ, başkanlık sistemi konusunun üzerinde uzlaşma sağlanması gereken anayasal konulardan biri olduğuna işaret ederek, “AK Parti'nin tek başına bunu hayata geçirme imkanı yok. Anayasa konusu ve o da 367'yi gerektiriyor ve bizim de 367'imiz de yok. Halk oyuna gidecek 330 çoğunluğu da yok AK Parti'nin. Dolayısıyla parlamentonun bu konu üzerinde uzlaşması lazım. Bu konuyu tartışarak, doğru ve eğri yönlerinin iyi değerlendirilmesi lazım” diye konuştu.

Kimilerinin başkanlık sisteminin tartışılmasından korktuklarını söyleyen Bozdağ, “Tartışılırsa çok doğru bir sistem olduğunu herkes görür. 'O zaman niye bu eksik sistemle Türkiye yoluna devam ediyor' derler diye bu işin tartışılmasını istemiyorlar ve o yüzden karşı bir duruş sergiliyorlar. Konuşmamak için” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Başkanlık sistemine desteğin yüzde 30'ların üzerine çıktığını ifade ederek, “Vatandaşın da bu konudaki tartışmaları dikkatle izlediği ve görüşlerinde ona göre revizyon yaptığını gösteriyor. Ona göre de bunu bilen, başkanlık sistemine karşı olan kesimler, gruplar, 'Aman bu işi tartışmayalım' diyorlar. 'Tartışırsak iş karışır' diyorlar. Ama tartışsalar da tartışmasalar da millet artık bu bilgi çağında, bu bilgileri her yerden öğrenebilecektir” değerlendirmesinde bulundu.

2014'TE YARI BAŞKANLIK SİSTEMİNE GEÇİLECEK
Bozdağ, 2014 yılında cumhurbaşkanının ilk defa doğrudan halk tarafından seçileceğini belirterek, şöyle konuştu:

“Cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesine, literatür tanımlarına baktığımızda böylesi sisteme, yarı başkanlık sistemi nitelendirmesi yapılıyor. Yani o yüzden Türkiye, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra farklı bir Türkiye olarak yoluna devam edeceği çok açık. Çünkü tarihimizde ilk defa halk tarafından seçilen ve halkın oyuyla Çankaya'ya oturan bir cumhurbaşkanı olacaktır. Ve Anayasa'daki cumhurbaşkanın yetkileri ile beraber fiili bir yarı başkanlık sistemi kendiliğinden oluşacaktır. O yüzden cumhurbaşkanlığı seçiminin bu açıdan da çok önemli olduğunu düşünüyorum.” (aa)