'Türkiye, Kürtçe televizyonla borcunun faizini ödedi'

DEP'in eski milletvekili Leyla Zana, "Türkiye, Kürtçe televizyonla Kürtler'e olan borcunun faizini ödedi" dedi



Diyarbakır'daki İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Muharrem Erbey, ‘2008 yılı İHD ödülünü' kapatılan DEP'in eski milletvekili Leyla Zana'ya verdi. Ödülü gözyaşları içerisinde alan Zana, “Kürdistan ile Filistin arasında fark var. Kürt halkı hiç bir zaman Türkler'i kovacağını ya da yok edeceğini söylemedi. Türkiye, Kürtçe televizyonla Kürtler'e olan borcunun faizini ödedi” dedi.
İHD Şubesinin 2008 yılını geride bırakması nedeniyle Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda tören düzenledi. Törene DTP Kadın milletvekilleri, Gülten Kışanak, Aysel Tuğluk, Fatma Kurtalan, Sevahir Bayındır, Ayla Akat, Sabahat Tuncel, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve kentteki diğer belediye başkanları katıldı. Törende İHD Diyarbakır Şube Başkanı Myuharrem Erbey, İHD’nin kurulmasında önemli rol oynadığını belirten, kapatılan DEP'in eski Milletvekili Leyle Zana’ya ‘2008 İHD ödülünü' verdi. Aldığı ödülden onur duyduğunu belirten Zana, yaşamı boyunca haksızlık olan yerde sesinin yükseltilmesi gerektiğine inandığını söyledi. Zana, şöyle dedi:
“Haksızlık, zulüm, nereden gelirse gelsin; içeriden, dışarıdan ve herhangi bir halktan olsun zulüm ve sömürü faşistliktir. Bu tür durumlara sessiz kalındığında buna ortak olunur. Ben kendime hep şunu söyledim; baskı ve eziyet nereden gelirse gelsin gücüm yettiği kadar buna karşı çıkacağım. Ben bunu kendime bir kıble olarak seçtim. 1988'li yıllarda bu bölgede derdimizi anlatacak kimseyi bulamıyorduk, düşünürlerimiz hep sürgüne yollandı. bunlar ya tutuklandı ya da bu bölgeden kovuldu, kalanlar da korkaklardı. Biz kendi kendimizin öncüsü olduk. İHD'yi sadece birkaç kişi kurdu çalıştıracak sekreter bile bulamıyorlardı o dönemlerde. Ben bu ödülü cezaevindeki tutuklular ve şehit anneleri adına alıyorum.”
Kürtler'in onurlu bir halk olduğunu belirten Leyla Zana, bugünün kendisi için çok onurlu olduğunu anlatırken, “Bir yerde kan kokusu gelir ve insan rüyasında ölüleri görürse ve çocukların çığlığını duyarsa bu ödül insanı ne kadar sevindirir bilemiyorum. Bu yılın başında Filistin ile İsrail'de baş gösteren bu olaylar eminm ki herkesin uykularını kirletmiştir. Filistin halkı da İsrail halkı da bu olayları hak etmiyor. Benim inancım bu savaşı İsrail devleti sona erdirebilir. Dün gazetelerde okudum İsrail Başbakanı diyor ki; Arap liderleri de bu işi bitirmemeyi istiyor. Ben de diyorumki İsrail halkı bu oyunlara son versin. Arap liderleri Filistin halkına şunu demeli; Yıllardır bu çocukların ölümüne neden sebep oluyorsunuz. Arap ülkeleri İsrail'e bu kadar göz yummasa uluslararası ülkeler de halkların başına bu kadar ölüm getirilmez, bu kadar zulüm yapılmazdı. Ne ABD, ne de Avrupa ülkeleri sadece İsrail ve Filistin halkları bu savaşı durduracak. Bu iki halk el ele vererek bu oyunları boşa çıkarırsa bu savaş sona erer” diye devam etti

“KÜRDİSTAN İLE FİLİSTİN ARASINDA FARK VAR” ‘Kürdistan' olarak nitelendirdiği bölge ile Filsitin üzerinde savaşların sürdüğünü söyleyen Leyla Zana, ikisinin birbirinden çok farklı olduğunu söyledi. Zana, şöyle konuştu:
“Bu farklılığımızın nedeni ise şudur; Kürt halkı hiçbir zaman ‘Türkiye'yi zaman bu topraklardan kaldıracağız' veya ‘Türk halkını kovacağız' ya da ‘Yok edeciğiz' demedi. Kürtler her zaman ‘Barış, özgürlük ve birlikte yaşam istiyoruz' dedi. Filistin ile İsrail arasındaki olayların bu kadar büyümesinin nedeni Arap liderlerinin ‘Biz İsrail'i istemiyoruz' İsrail'in de ‘Ben herşeyi zorla kabul ettireceğim' demesidir. Sorunlar bu şekilde çözümlenmez. Onun için biz onlardan farklıyız. Biz hiç bir zaman ‘Mahfedeceğiz', ‘Yok edeceğiz' demiyoruz. Biz sadece yaşamak istiyoruz. Bütün Kürtler de bunu istiyoruz. Kimliğimizle onurlu ve ortak bir yaşam istiyoruz. Yeni ‘Bir şeyi inşaa edeceğiz' ya da ‘olanı yıkacağız' gibi söylemimiz yoktur. Kimse bu konuda bizi onlara benzetmesin bunu kabul etmiyoruz.”
Leyla Zana, yaklaşık 1 aydan bu yana televizyon ve radyo izlemek istemediğini, Kürtçe yayına başlayan TRT 6 ile ne çok sevilmeleri, ne de üzülmeleri gerektiğini söyledi. Zana, bu kanalın kendileri için açılmadığını anlatırken, “Doğrudur Kürtçe yayın yapılıyor. Ancak, Kürdistan bölgesi için gelmemiştir. Bu topraklarda 15- 16 milyon Kürt halkı yaşıyor. Ancak bu 15-16 milyon Kürdün 5 milyonu asimile olmuş durumda, kendi dillerini bilmiyorlar. Devlet şimdi borcunun faizini ödüyor. Devlet bunu asimile edilen Kürtler için kurdu, bizim için değil. Bizim onların televizyonlarına ihtiyacımız yok. Bizim kendi televizyonlarımız var zaten. Küsmemize de gerek yok bu televizyon yüzünden. Çünkü bu asimile olan 5 milyon i Kürt için açıılmıştır. Bu Kürtlerin de kendi iradeleri ile asimilasyona izin verdiklerine inanmıyorum. Korkuyla veya çıkarları için de asimile olmuş olabilirler. Bu 5 milyon Kürt'ün dilini bilmemesi devletin ayıbıdır. Bu önümüzdeki dönemde bu ayıbı üzerimizden atmamız gerekir. Kürtler'in çok alacağı var bu devletten. Devletin bu borcunu Kürtler'e ödemesi gerekiyor. Bugün faizini ödüyor. Bunun için kendimizi üzmeyelim, çok da sevinmiyelim. Sevinmesi gerekenler kendi dillerini unutanlardır. Kendi dilinden kendi tarihinden uzak olanlar bırakın biraz sevinsinler ki bu tarih bu kültür bu dil utanılacak bir şey değil. Korkulacak bir şey de değil. Asimile edilenmlerin kendilerine bundan bir pay çıkarması lazım” diye konuştu.

“BEN BU TOPRAKLARDA ÖLECEĞİM”
Hakkında verilen ceza kararlarını eleştiren Leyla Zana, “Soruyorlar; ‘Devlet sana ceza verdi yurt dışına çıkacakmısın diye. Şu anda Ergenokon'un içinde bulunan profesörlerden benim için ‘Bıraksın gitsin ne Türkler ne de Kürtler için gerekli biri değildir’ desin. Bunu söyleyen de bir dönemde dostumuz olan profösördü. Ben toprağım üzerine kalacağım. Halkımla birlikte olacağım. Halkıma verdiğim sözüm yaşamım boyunca arkasında olacağım. Eskiden beri diyorum; ‘Ben ölsem bile sizinleyim. Ben bu topraklarda öleceğim” diye konuştu.(dha)