Türkiye'de Sol Nerede?...(12)

Modern ve çağdaş sol kavramının içi boş olduğu görüşünü savunan gazeteci-yazar Ergin Yıldızoğlu'na göre sosyal demokrasinin işçi sınıfıyla bağları koptukça, kapitalizmi aşmayı hedefleyen reformcu özelliklerini yitirdi.
Haber: Ertuğrul MAVİOĞLU / Arşivi

Sol taktik geliştiremedi
Modern ve çağdaş sol kavramının içi boş olduğu görüşünü savunan gazeteci-yazar Ergin Yıldızoğlu'na göre sosyal demokrasinin işçi sınıfıyla bağları koptukça, kapitalizmi aşmayı hedefleyen reformcu özelliklerini yitirdi. Artık o, kapitalizmi düzene sokmak için çalışıyor.
Sol siyaset alanında görülen krizin dünyada ve Türkiye'deki kaynak noktalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Solun gerilemesinin iki nedeni var, biri ideolojik, diğeri siyasi.
İdeolojik olan şöyle özetlenebilir: Sol kendi tarihine ilişkin iki gelişmeyi doğru yorumlayamadı. Birincisi SSCB'de Stalin dönemiyle başlayan dönüşümleri hâlâ ya sosyalizm olarak görmeye devam etti ya da hâlâ sosyalizmin içinde bir yerlere koymaya çalıştı. Rejimin ve sınıf
ilişkilerinin değişen karakterini göremedi. İkincisi, 2. Dünya savaşı sonrasında sosyal demokrat harekette yaşanan değişmeyi de sol kavrayamadı. 1950'lerdeki Bad Godesberg Konferansı'ndan (1959) sonra sosyal demokrasi, kapitalizmin ufkunu evrimci, barışçı bir yolla aşmayı amaçlayan reformist çizgisini terk etti ve kapitalizmi korumayı, düzenlemeyi kendine iş edindi. İşçi sınıfının reformist partisi olmaktan çıktı ve kapitalizmin düzenleyici partilerinden biri oldu.
Sermayenin ekseninde
Sol bu iki akımla da ilişkilerini doğru kuramadı, ayrım çizgilerini kesinleştirmedi. Her ikisini de hâlâ işçi hareketinin içinde bir yerlere koymaya devam etti. Bu yüzden döneme özgün kendi bağımsız çizgisini, taktiklerini geliştiremedi, hep bunların peşine takıldı ya da bunlardan kaçarken küçük sektlere dönüştü.
Sonra, SSCB çöktü, sosyal demokrasi neoliberal yöntemleri ve söylemi benimsedi. Diğer bir deyişle solu paralize eden bu iki fantezi solun üzerine çöktü. Postmodernizmin tam bu sırada yükselerek sözde muhalif ve yeni, bir söylem geliştiriyor gibi görünmesi (ama aslında neoliberalizmi güçlendiren, pasif nihilizmi, kapitalizme teslimiyeti getiren bir söylemdi) bu ezilmeden kurtulmayı geciktirdi, hâlâ da geciktiriyor.
İşçi sınıfının mücadele sonucu elde ettiği kazanımları yitirmesinin solun zayıflamasıyla bağı yok mu?
Bunlar siyasi nedenler. Bu siyasi nedeni yukarıdaki ideolojik nedenle birlikte düşünmek ve bu arada ikiye ayırmak gerekir. Birincisi gelişmiş ülkelerde, ikincisi Türkiye gibi ülkelerde. Gelişmiş ülkelerde neoliberalizmin saldırıları işçi hareketinin kazanımlarını tasfiye etmeye başladı, işsizlik sendikaların gücünü kırdı, İngiltere maden işçileri grevi gibi büyük çatışmalar, fiziki yenilgiye neden oldu. Bizim cenahta ise 12 Eylül solu imha etti, ardından gelen yeni eğitim sistemi ve meta fetişizmini güçlendiren kültürel ortam neoliberalizmin getirdiği hızlı metalaşma genç kuşakları yeniden şekillendirdi, siyasi olarak hem işçi sınıfını hem de solu atomize etti. Etnik ve dini alt kimliklerin güçlenmesi de sınıf reflekslerini zayıflattı.
'Çağdaş sol' içi boş bir kavram
Muhalefet boşluğuna karşı 'modern solun' seçenek olduğu savunuluyor. Neoliberalizmi beslemekle suçlanan modern sol alternatif olabilir mi?
Bence 'çağdaş modern sol' içi boş bir kavramdır. Birincisi sol modern değil postmodern olmak istiyor. İkincisi sol önce kendi geleneği ve evrimi içinde kendini betimler. Neredeydik ve nereye geldi, neden ve nasıl gibi. Bugün değişen dünyada (klişesi arkasında, dünya jeopolitiğinin geri gelmesi, küreselleşenin sona ermeye başlamasıyla birlikte 19 yüzyılın sonuna daha çok benzemeye başlamıştır) solun yapması gereken kapitalizmin ufkunu aşan yeni stratejiyi düşünmek, bunu işçi sınıfı (bunu hem değişen özelliklerini, cinsiyet, ırk , etnisite gibi tüm diğer özellikleriyle birlikte yeniden düşünerek şimdiki, üretim koşullarını göz önüne alarak anlamalıdır) ile ilişkilendirmektir. Ama bu yetmez, Küresel ısınma gibi tüm insanlığı tehdit eden sorunların da büyük önem ve ivedilik kazandığını düşünerek, sol, rahatlıkla geleneksel olarak kendi etki alanı altında olmayan orta sınıfları da dünyanın sonunun gelmekte olduğunu, çevreyi kurtarmak bugün geçerli olan üretim ve tüketim tarzını değiştirmek gerektiğini anlatmaya başlayabilir. Nihayet daha kısa bir zaman diliminde, gelişmekte olan ülkelerin bir emperyalist saldırı altında olduğunun da sol farkında olmalı ve antiemperyalist söylemi bu dönemde işlevsel söylem olarak öne çıkarmalıdır. Bu, solu orta sınıflarla ilişkilendirmeye de yardım edecektir. Küreselleşmenin mali krizleri orta sınıfları imha ettikçe klasik anlamda 'proletaryanın' saflarına düşmeye başlayanlar arttıkça, solun dinleyicisinin artması gerekir, eğer konuşacağı dili iyi tasarlayabilirse...
Küreselleşme karşıtları farklı
Dünyadaki güncel muhalif hareketler, gelecek için umut vaat ediyor mu?
Lula, Chavez, Avrupa sosyal demokrasisi, Zapatista hareketi çağdaş solun dünyadaki örnekleri değil, sosyal demokrasinin ve solun dejenerasyonuna popülist ve yöntemlerle direnmeye çalışan hareketler, gelecekten çok geçmişe aitler. Küreselleşme karşıtları ayrı bir kategori olarak ele alınabilir. Bunlar, neoliberalizmin yeniden gündeme getirildiği 'toplumsal sorunun' bir ifadesidir. Bu yüzden de heterojen bir karşıt hegemonya odağı olarak şekillenmeye başladı, solun dikkatle izlemesi ve öğrenmesi gereken yeni örgütlenme biçimleri ve çalışma tarzlarını bulup uygulamaya koyuyorlar. Ancak genel görüntüsü, tarihte 'toplumsal sorunun' ilk ortaya çıktığında, 19. yüzyılın ilk yarısında oluşan hareketlere benziyor, iyi ve sevimli bir kapitalizm arayanlar çoğunlukta bu küreselleşme karşıtlarının içinde. Tabii bu arada kapitalizmin ufkunu aşmaya çalışanlar da yok değil.



Egemen olan rantçı siyaset
Sol adına siyaset yapanların da 'toplumsal yağmadan pay kapma' yarışına girdiği bir süreçte çıkış yolu, var olanı tersyüz etmekten, emek gelirlerini yeniden birinci sıraya çıkarıp, siyaseti toplumsal hizmete dönüştürmekten geçiyor.
Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Altıntaş, 12 Eylül'den bu yana, güçlü bir sol partiye gereksinim olduğu düşüncesindeki yaygınlığa dikkat çekti. Altıntaş, soldaki siyasal kadro yozluğu ve sığlı-ğının kaynağının, üreten kesimlere ve üniversite gençliğine konulan siyaset yasaklarında aranması gerektiği düşüncesinde.
Yaşadığımız koşulları dikkate alırsak, size göre, muhalefet alanındaki boşluğun tutarlı bir sol çizgiyle doldurulabilmesi mümkün görünüyor mu?
Türkiye'de güçlü bir sol partiye olan gereksinim, sola destek vermeyen toplumsal kesimlerde bile, 12 Eylül 1980'den bu yana varlığını sürdürmekte. Yerel seçim sonrası açılan tartışma da bunun göstergesi. Toplumun dönüştürülmesi ve düzenin hakça bir zemine oturtulması konularında rol üstlenmesi gereken solun, iki güçlü dayanağının olması gerekiyor. Bunlardan birincisi, ulusal gelirin önemli bölümünün emek gelirlerinden, üretimden kaynaklanıyor olması, öteki de, siyasetin
'toplumsal hizmet' biçimine bürünmesidir. Ulusal gelirin önemli bölümünün
'ranttan' oluştuğu bir toplumda, sol adına siyasete soyunanların da,
'toplumsal yağmadan pay kapma' yarışına girdiği bir süreçte, gereksinim duyulsa da, solu Türkiye'de bulmanın olanağı yoktur. Türkiye'de üreten kesimlere ve üniversite gençliğine konulmuş olan siyaset yasağının, 15 yıl sonra, ancak 1995'te kalktığını düşünürsek, soldaki siyasal kadro yozluğunu ve sığlığını algılayabiliriz. YÖK düzeninin biçimlendirdiği sayıları 77'ye varmış olan üniversitelerin, toplumun sorunlarına çözüm üretici olmanın çok uzağına düştüğü bir toplumda, sol siyasal kulvarda çözümsüzlükten yakınmanın olanağı var mıdır? Solun, 'düzeni değiştirme, hakça bir düzen yaratma' projeleri yerine, laik Cumhuriyet'in korunmasına öncülük etmesinin temel nedeniyse, burjuva sınıfının değerlerinin, sağ siyasal çizgilere karşı savunusunun, solculara kalmasıdır. Son 25 yılda Türkiye solu, önce 12 Eylül faşizminin yıkıntısının altından kalkmaya, siyasal demokrasiyi yeniden onarmaya, sonra etnik ayrımcılığa karşı ülke bütünlüğünü korumaya, en sonra da, laik değerleri savunmaya giriştiğinden, düzeni, halktan yana, emekten yana dönüştürme olanağını bulamamış, bu alanda projeler üretememiştir.
Sözlerinizden pek umutlu olmadığınız anlaşılıyor. Çıkış yolu yok mu?
AKP, hem sistemden beslenenler ve beslenme umudunu taşıyanlar ile sistem tarafından ezilen kesimlerin desteğini yanında bulabilmektedir. Kamusal alanların yağmalanmasından pay kapabilenlerden oy desteği arayışına giren iktidar milletvekilinin 'Oyumuzu yüzde 65'in üzerine çıkartırsanız, size tapunuzu veririz' demesi, siyasetin 'Al gülüm-ver gülüm' bezirgânlığına dönüştürüldüğünün kanıtı değil mi?
Türkiye'de tüm toplumsal değerler ciddi bir biçimde aşınmaya uğradı. En çok değer verilen olgularda ilk sıranın 1980'lerdeki 'sevgi, özgürlük, eşitlik' yerine, 2000'li yıllarda 'para'ya bıraktığı; gençlerinin yüzde 60'tan daha fazlasının mutlu ve umutlu olmadığı; yüzde 85'inin yurtdışına göçmek istediği; para kazanmanın/zengin olmanın yollarının, 1980'lerdeki
'emekten/çalışmaktan' olmanın yerini, 2000'li yıllarda 'mirasa, şans oyunlarına, politikaya' bırakması karşısında, 'Türkiye'de Sol Nerede?' diye sormanın anlamı var mı? Çıkış yolu, var olanı tersyüz etmekten, emek gelirlerini yeniden birinci sıraya çıkarmaktan, siyaseti toplumsal hizmete dönüştürmekten geçmektedir düşüncesindeyim. Solun kendi kulvarında siyaset üretmesi, Türkiye'de gerçek anlamda liberal-demokrat bir sağın oluşmasına ve güçlenmesine bağlıdır.


Radikal okurları tartışıyor

Ütopyalar yitirildi
12 Eylül Askeri darbesi, sınıfla kısmen de olsa eklemlenen solun, örgütsel ve ideolojik tasfiyesini hızlandırdı. İğdiş edilmiş toplumsal muhalefetin içerisinden bu kültürel iklimin mirasını devralan içedönük, karamsar, ütopyalarını yitirmiş yeni bir solcu tipolojisi ortaya çıktı.Günümüz solunun kadroları bu simalarla enerjisini yitirdi!
  • Mustafa Demir

    Aleviler motor güç
    Eğer Türkiye'de bir parti solu temsil etmek istiyorsa öncelikle yapacağı iki şey vardır: Alevileri, Kürtleri ve Türk emekçilerini temsil etmek. Şu bir gerçek ki: Aleviler Türkiye'de solun ve demokrasinin motor gücünü oluşturmaktadır. Yoksa bir sonraki seçimde sol yine ezilir.
  • Abuzer Gülpınar

    Reel sosyalizmin iflası
    Solun bugün içinde bulunduğu durumu konjonktürel olarak değil reel sosyalizmin ideolojik iflası üzerinden algılamak gerekir. CHP'nin yenilgisini, yüklendiği misyon ve ideolojik çerçevesi üzerinden düşünürsek,
    solla ilgili değil, Kemalizm'in ideolojik tasfiyesiyle bağlantılı düşünmek gerekir. Dolayısıyla solla ilgili bir tartışmayı CHP üzerinden yapmamak gerekir.
  • Mehmet Kabakçı

    Önce özgürlükler
    Solun gelisememesinin nedeni 30-40 yıldır devlet tarafından tehlike olarak görülmesi ve sürekli ezilmesidir. Bir sol oluşum gerçekleştirmek isteseniz hemen sorgulanır sakıncalı olursunuz. Sağ oluşum gerçekleştirmek isterseniz desteklenir, kahraman olursunuz. Bence solun gelişmesi için önce özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması gerekir.
  • Yakup Metin

    Toplumsal dönüşüm şart
    Türkiye solunda yeni bir oluşumdan bahsedilecekse her şeyden önce Türkiye solunun en önemli beslenme kaynağı olan Aleviler ve Kürtlerin bir dönüşüm geçirmesi gerekiyor. Sol, bir türlü etnik ve mezhep kalıplarının dışına çıkamadı. Türkiye'nin artık sol olmayan CHP dışında insan hakları, eşitlik, özgürlük gibi konularda yeni açılımlar getirecek yeni bir sol oluşuma ihtiyacı var.
  • Haşim Erik

    Radikal olmak
    Kemal Derviş'ten manken Tuğba Özay'a kadar 'herkes'in 'sol'cu olduğu bir yerde sol kavramını tartışmak zor. Bir kere baştan, kavram bir muğlaklık içeriyor: Sol, kim için ne anlama geliyor; 'Solcuyum' diyen herkesi
    içine alan ortak bir ideolojik çerçeve var mı? Yeni Dünya Düzeni'nin ideolojik hegemonyasını kıracak radikal bir örgütlenmenin yaratılması gerekir.
  • Hakan Mertcan

    Krizin iki nedeni
    Türkiye'de solun yaşadığı krizin altında iki temel neden vardır. Bunlardan birincisi neoliberalizm karşısında solun dünyada girdiği tıkanıklıktır.
    İkincisi ise solun kendisini halen daha 70'li yıllardaki örgütlenmelerle, olgularla tanımlamasıdır. 12 Eylül'ün sol üzerinde yarattığı uzun süreli kesinti solun tarihsel gelişimini durdurmuştur. Neoliberalizmin tüm dünyadaki üstünlüğünü de dikkate alırsak solun yaşadığı tıkanıklığın nedeni ortaya çıkmaktadır.
  • Esra Kukul

    Tablodaki havariler gibi
    Temel problem, solun Türkiye'nin sorunlarına alternatif politikalar üretememesi, buna bağlı olarak toplumsal tabandan ve destekten yoksun kalmasıdır. Ülkemizdeki solun hali 'Son Yemek' tablosundaki havarilerin haline benzetilebilir. Çare, yaşadığımız çağı iyi analiz ederek çağın
    evrensel değerleriyle uzlaşmaktan ve bütünleşmekten, bu değerleri ülkemize başarıyla uyarlayabilmekten geçiyor.
  • Sami Evli

    Başarısızlık kaçınılmaz
    Solun değerleri 'eşitlik', 'adalet', 'özgürlüktür'. Türk halkı böyle şeyler istemez. Biz ille de 'üstünlük', 'ayrıcalık', 'serbestlik' isteriz.
    Bu ülkede insanları bir araya getiren en önemli unsur dindir. Solun ise dine uzak bir görüntüsü vardır. Alaturka olan halkımız alafrangalığa yüz vermez. Halk, sol partilerin iktidar ya da iktidar ortağı olduğu dönemlerde büyük sıkıntılar çekmiştir Halk gözünde sol, 'beceriksiz',
    'elinden iş gelmez' imajından bir türlü sıyrılamamıştır.
  • Savaş Akyavaş

    NATO sınavı başlıyor
    Sorun, emperyalizmin dilediği gibi at koşturduğu dünyada emeğin nasıl sermayeye karşı mevziler kazanabileceğidir. İstanbul'da haziran ayında düzenlenecek olan NATO zirvesine karşı yürütülecek mücadele ve öncesinde gerçekleştirilecek güçlü bir 1 Mayıs, Türkiye'de solcuların sınavı olarak düşünülebilir. NATO'ya ve sermaye saldırılarına karşı mücadele sosyalist olmanın künyesinde yazılıdır. Halkı ve solu bu sınava hep beraber hazırlayalım.
  • İlkim Özdikmenli

    Küresel isyan
    Yaşadığı hayatı ve geleceği iktisadın dar penceresinden tanımlamayanlar, çalışma/emek toplumu olmayı aşmak isteyenler; antimilitaristler; feministler; insanın insanı , insanın doğayı sömürmesine her türlü hegemonyaya, cinsiyetcilige karşı çıkanlar; herkesin demokrasi, özgürlük ve adalet içinde yaşayabileceği, her bir insanın haysiyetli bir yaşam sürdürebildiği bir dünyayı bugünden inşa etmeye başladılar. Bu küresel isyan Türkiye'de gelişiyor.
  • Erdal Karayazgan

    Alternatif üretilmeli
    Sosyalistler, alternatif oldukları sistemin tüm alt birimlerine alternatif düşünce üretmelidir. Sistemin kadastro politikasının bile bir sosyalist alternatifinin olması gerekir. Ciddi ve gerçekleşebilir tezler üretip halka anlatmak çok önemli. Sosyalizm, sokaktaki insana, yaşamında nasıl bir değişiklik yapacağı bilinmediğinden kabul edilir gibi gelmiyor.
  • İzzet Çelik

    CHP'ye yeni vizyon
    Sadece uydu reflekslerini kullanan ve iş söz düellosuna geldiğinde siyasette yeni bir çığır açan CHP, kendini tanımladığı sol kimlikte ulus-devletin sorunlarına hiçbir alternatif çözüm önerisi sunamıyor ya da kamuoyu bu çözümleri bilmiyor. Kendini sol diye tanımlayan CHP'nin oy potansiyeli daha çok zengin kesimi kapsıyor.Türkiye'de yeni oluşacak bir süreç, arkasına ezilen kesimi almadıkça, çokuluslu şirketlerin borazanlığını yapan siyaset anlayışlarının etkisinden asla kurtulamaz.
  • Erkut Aydın

    Sol iki arada sıkıştı
    Türkiye 'statükoculuk ile değişimden yana olmak' bölünmesini yaşıyor. İlki neomilitaristlerin, ikincisi neo- liberallerin iktidar politikalarını yansıtırken, sol bu bölünmenin arasında sıkışmış kalmış durumda. Politik iktidar perspektifinden yoksun, muhalif olmakla sınırlı solun, bu iki taraftan birinin yelkenini şişirmekten başka işlevi yok.
  • Hasan Sever
    ---------------
    - BİTTİ -