Türkiye'de Sol Nerede?...(6)

Güç yenilikten gelir DEHAP etnisite partisi olmak istemiyor. Solun güçlenmesi birleşmeden değil, yenileşmeden geçer.
Murat Karayalçın
Çözüm tek çatı Ortak bir Türkiye programı etrafında, çatı partisi ya da platformda buluşulabilir. Demokratik Güçbirliği, 1991'deki SHP-DEP ittifakından sağlıklı.
Tuncer Bakırhan
Okur gözüyle: Solun önü açık... Takvimlere bakın... Askeri sistem sorumlu... Şok atlatılamadı... Fikir üretemeyen yok olur... CHP solun engeli...
Haber: Ertuğrul MAVİOĞLU / Arşivi

  • İSMET DEMİRDÖĞEN

    Türkiye solunun güçlenmesinin yolunun birleşmeden değil yenileşmeden geçtiğini belirten SHP lideri Murat Karayalçın, Demokratik Güçbirliği'ni
    'hayatımın en önemli projelerinden biri' diye tanımlıyor. Karayalçın, solun bazı kesimlerinden gelen 'Demokratik Güçbirliği'nin 'DEHAP'ı eritmek amacıyla devlet tarafından geliştirilmiş bir projedir' şeklindeki eleştirileri ise reddediyor.
    Sol neden güç kaybediyor? Hata ya da hatalar nerede?
    İki konunun öne çıkarılması gerektiğini düşünüyorum: Yoksulluk ve devlete bakış. Türkiye solu, en azından sosyal demokratlar iki kaynaktan beslenir. Birincisi Sosyalist Enternasyonal'in evrensel ilkeleri, ötekisi Atatürk ilke ve devrimleridir. 1980'den bu yana Türkiye solu; eşdeğerli olan eşitlik, özgürlük ve dayanışma gibi üç temel ilke arasından özgürlüğü öne çıkardı. Bu biraz da kaçınılmazdı. Çünkü Türkiye'de yaşanan insan hakları ihlalleri, yükselen demokratikleşme talepleri, özgürlüğün çok önem kazanmasına neden oldu. Paris Şartı ve AGİT anlaşması da özgürlüğün öne çıkarılmasını getirdi. Yine Kürt sorunu da özgürlüğün öne çıkmasına neden oldu. Buna itirazım yok. Öne çıkması doğruydu. Ama eşitlik de öne çıkmalı ve güçlenmeliydi. Gelirin sınıflar ve bölgeler arası dağılımı ve farklılaşması, kötüleşmesi Türkiye solunun gündeminde yer almadı. Türkiye solu gelir dağılımının iyileştirilmesinden, işsizlik sorununun çözümünden bağımsız biçimde ortaya çıkan yoksulluk sorununu göremedi. Yoksulluğu hep iktisadi büyüme, istihdam düzeyinin artması gibi bir iklimde çözülecek bir yan unsur olarak düşündük. Yoksulluk olgusu özellikle büyük kentlerde etnik milliyetçiliğin ve kökten dinciliğin beslendiği temel kaynak oldu. Biz tüm bunları da dikkate alarak 'Yoksulluğu Yenmek İçin Acil Plan' hazırlayıp açıkladık.
    Yurttaşı yönetim paydaşı yapmak istiyoruz. Merkezi yönetimde yerel yönetimde yurttaş yönetim paydaşı olmalıdır. 'Paydaş yurttaş' diye bir kavramı ortaya attık. Sivil toplum örgütleri aracılığıyla yurttaşın ekonomide, yönetimde yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Prof. Dr. Sadun Aren, eşitlik, özgürlük ve dayanışma arayışını insanları yönetime katarak gerçekleştirebileceğimizi ileri sürmektedir. Bizim paydaş yurttaş anlayışımızla Sadun Aren'in bu yaklaşımı bizim yaklaşımımızla örtüşmektedir.
    Bütünleşme boşa çaba
    Türkiye solu nasıl güçlenecek, yine birleşmeler mi gündeme gelecek?
    Türkiye solunun güçlenmesinin yolu birleşmeden değil yenileşmeden geçmektedir. Sol son çeyrek yüzyıldır yapay birleşme bütünleşme konularıyla
    zaman yitiriyor. Bunun içinde ben de oldum ama ampirik olarak görüldü ki çözüm burada değil. Birleşerek büyüme düşüncesinin ortaya çıkmasının nedeni 12 eylül yönetimidir. CHP kapatılınca solda fetret devri başlamıştır. Sosyal demokratlar hangi partide toplanalım, kim genel başkan olsun sorularını tartıştılar. Oysa solun büyümesi için bunun hiçbir anlamının olmadığı görüldü. Demokratik Güçbirliği'ni doğru çıkış yolu olarak koyduk.
    Demokratik Güçbirliği solun güçlenmesi projesi olarak sürecek mi?
    Bu önemli bir adımdır. Benim yaşamımın en önemli siyasi projelerinden biridir, Demokratik Güçbirliği. O nedenle özen göstermek gerekir. Onun için bir rapor hazırlanacak ve yaşananlar üzerinde bir mutabakat sağlanacak. Önümüzde genel seçimler var. Acele etmeden çok ciddi bir biçimde bu seçimlere hazırlanmamız gerekiyor. Asıl sınavı biz burada vereceğiz. Türkiye'nin gündeminde bulunan sorunları nasıl çözeceğimizi bir programla yurttaşlara söylemek durumundayız. Aramızda farklılıklar var. AB, Kürt sorunu, özelleştirme, küreselleşme, inanç özgürlüğü gibi çeşitli konularda farklılıklar var ve bu da doğal.
    Bunu nasıl aşacaksınız?
    Mesele farklı bakan partilerin Demokratik Güçbirliği'ni oluşturabilmeleridir. Ben İtalyan sosyalistlerinin zeytin dalı programını hazırlarken uyguladıkları oydaşma sürecini öne çıkarmalıyız diye düşünüyorum. Yani anlaşmadıklarımızı bir yana bırakıp anlaştıklarımızı, ortak paydayı programlaştırmalıyız.
    Fırat'ın doğusu ve batısı bizim
    1991'deki başarısız SHP-DEP ittifakından taraflar gereken dersleri çıkarabildi mi?
    O günlerden bu yana çok şey değişti. 1991 ile 2004 koşulları karşılaştırılamaz bile. Her şeyden önce Türkiye'de bir barış ortamı yaşanmakta. Herkes özeleştirisini yaptı. Hiç kimse etnik bir parti olmak istemiyor. DEHAP yöneticileri bunu açıklıkla dile getiriyorlar. Tabii ki Kürt sorununu önemsiyorlar, bu da çok doğal. DEHAP yönetimi etnisite partisi olmak istemiyor. Bence bunun en önemli adımını Diyarbakır mitinginde attık. Bu miting bazı gazetelere kimi küçük grupların Öcalan lehine slogan attıkları haberleriyle yansıtıldı.
    Ama ben 100 binlerce yurttaş önünde devletin tekliğini, ulusun tümlüğünü, yurdumuzun bölünmez bütünlüğünü seslendirdim. 'Fırat'ın doğusu da batısı da bizimdir, bizim içimizde ötekisi, berikisi yoktur' dedim dakikalarca alkışlandım. Tuncer Bakırhan da Hakkâri'den Edirne'ye kadar kardeşliğin, bütünlüğün altını çizdi. Biz sadece sol güçlerin birliği değil, barış ve kardeşliğin de güvencesiyiz.
    Demokratik Güçbirliği 'DEHAP'ı eritmek için devlet operasyonu' olarak görülüyor.
    Böyle bir şey söz konusu değil. Hangi devlet organı ya da yöneticisi kime talimat verdi? Böyle birşey yok olamaz. Eski dışişleri bakanı ve başbakan yardımcısı olarak MGK üyesiydim, bu yüzden adım öne çıkarılıyor olabilir. Ama böyle bir şey söz konusu değil. Tabii bize etnik milliyetçiler farklı şekilde yaklaşacaklardır. Doğal karşılıyorum. Ama biz kimseyi Demokratik Güçbirliği'nin dışında bırakmış değiliz. Bundan sonra da açık olacağız. Sol bu şekilde güçlenecek.


    Biz geleceğin projesini ürettik
    Ortak bir Türkiye programı ve bu program etrafında asgari müştereklerde buluşan partilerin tartışmalardan sonra ya ortak bir çatı partisi ya da ortak bir platformda bir araya gelebileceklerini düşünüyoruz.
    DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Demokratik Güçbirliği'nin sadece bugünün değil, geleceğin projesi olduğunu söylüyor. Bakırhan, büyük iddialarla kurulan ve DEP'li milletvekillerinin hapse girmesiyle tam bir hüsrana uğrayan DEP-SHP ittifakının olumsuzluklarından yeterince ders çıkarıldığı inancında.
    Türkiye muhalefetsiz bir zemine mi sürükleniyor? Sol neden küçülüyor?
    Türkiye'de yoksulluğun, işsizliğin arttığı, metropollerde insanların açlıkla boğuştuğu bir dönemde halkçı olmayan liberal, dar çevrelere hitap eden sağın güçlenmesi gerçekten düşündürücü. Türkiye'deki sol güçler, demokrasi güçleri kendisini yenileyemedi, çağa uyarlayamadı. En büyük açmaz ve tıkanma askeri ve sivil bürokrasiyi karşısına almadan, onların desteğiyle iktidara gelme anlayışıdır. Sağ, dünyadaki gelişmeleri dikkate alıp kendisini geliştirirken, parlamentodaki sol geçmişteki söylemleriyle askeri ve sivil bürokrasiye umut bağlayarak bir yerlere geleceğini düşündü.
    Demokratik Güçbirliği bu muhalefetsizliğe umut olabilir mi?
    Demokratik Güçbirliği'nin çıkış sebeplerinden birisi de güçlü muhalefet oluşturmasıdır. Muhalefet sadece Meclis içinde ya da sağ iktidarlara karşı çıkışla söylemde değildir. Demokratik Güçbirliği yerel seçimlere kısa bir süre kala oluştu. Sol partilerde yaşanacak tartışmalardan sonra daha da güçlenerek yoluna devam edecektir. Demokratik Güçbirliği önümüzdeki günlerde sadece muhalefet yapan değil, bünyesindeki partilerin, onların kadrolarının da katkısıyla daha derli toplu, Türkiye'nin temel sorunlarına alternatif çözümler üreten aynı zamanda muhalefet kültüründen sıyrılarak önüne hedef olarak iktidarı koyan bir hareket olarak çalışmalarını devam ettirecektir.
    Demokratik Güçbirliği oluşumundaki aceleciliğin getirdiği sorunları nasıl aşacak?
    Seçim öncesi aceleyle oluştuk ve tam anlamıyla istediğimiz genişlikte olmadı. Ama önümüzdeki günlerde yine bünyesindeki partilerle ortak bir Türkiye programı ve bu program etrafında asgari müştereklerde buluşan partilerin tartışmalardan sonra ya ortak bir çatı partisi ya da ortak bir platformda bir araya gelebileceklerini düşünüyoruz. İsmi ne olursa olsun devam edeceğiz.
    Yeni katılımlara açık mıdır, özellikle sosyalist sol ile buluşma arzusu var mı?
    Demokratik Güçbirliği şu anda bir kovanın dörte birini doldurmuş durumda. Bu nedenle hâlâ katılımlara büyümeye kendi dışındaki solla, sosyalist solla asgari müştereklerde buluşarak kovanın tamamına yakınını doldurmayı hedefliyor. Bu konuda bir araya gelen partilerin olumlu, esnek, birlikten yana tavrı da önümüzdeki dönemde daha da büyüyeceğimizin işaretidir.
    Demokratik Güçbirliği'nin DEHAP'ı eritmek amacıyla hazırlanan bir devlet operasyonu olduğu eleştirileri var.
    Devlet operasyonu burada değil. On yıllardır partimizi, partimizin anlayışını yok etme, marjinal hale dönüştürme çabası içindeler.
    Bunun devlet eksenli bir birliktelik olmadığını söylemek istiyorum. Partimize yönelik baskıların daha da arttığını belirtmeliyim. Antidemokratik uygulamalara maruz kaldık. Valiler, kaymakamlar, güvenlik kuvvetleri halkı, Demokratik Güçbirliği'ne karşı örgütlemeye çalıştı. Demokratik Güçbirliği'ni bitirme, başarısızlığa uğratma düşüncesi var. Sosyalist solun açmazı, kendisini aşmaya dönük çaba göstermemesi.
    Eriyen DEHAP değil, kendisini değiştirmeyen, geliştirmeyen, sürekli komplo teorileriyle partileri yorumlayan anlayıştır.
    Demokratik Güçbirliği'nin Türkiye'nin gelecek projesi olduğunu, şans olduğunu, bunun içinde sosyalistlere de yer olduğunu, kendilerine en yakın ortaklaşabilecekleri hareketin Demokratik Güçbirliği olduğunu, anti kampanya yerine içerisinde yer almaları gerektiğini düşünüyoruz..
    Çatı neden DEHAP olmadı?
    Çatı DEHAP da olabilirdi. Ama DEHAP'ın, Türkiye halkıyla emekçilerle yoksullarla buluşma sorunu vardı. DEHAP'ın bölgede tabanını oluşturan emekçiler ve köylülerden oy almama gibi kaygısı yoktu. Bugüne kadar ulaşamadığımız Karadeniz, Marmara, Ege'ye girmeyi, bölge halkının sesiyle Türkiye'deki emekçileri buluşturmayı hedefledik. O yüzden çatı SHP oldu.
    Demokratik Güçbirliği, 1991 ittifakının dağılmasının nedenlerini dikkate alıyor mu?
    Türkiye'de birçok soruna bakış açısı değişti. O dönemde Kürt sorununa bakış da talepler de farklıydı. Bölünme, parçalanma edebiyatı boşa çıkarıldı. SHP/DEP ittifakından gerekli dersler çıkarıldı. Bu ittifak
    o dersleri iyi okuyarak geleceğe daha sağlıklı ilerleyecek. Biz Kürtlerin demokratik bir ülkede, cumhuriyette özgür ve eşit yurttaş olma taleplerini önemsiyoruz.
    DEHAP içinde Demokratik Güçbirliği'ne direniş olmadı mı?
    Direnişten çok, halkın eğiliminden çıkmayan, koltuk sevdalısı birkaç bireyin çıkışı, yıllardır partimizin bölüneceğini, dağılacağını düşünen kimi medya çevrelerinin pohpohlaması ve abartmasıyla bir direniş olarak yansıdı. Ama süreci halk belirledi ve bunlar da halktan cevaplarını aldılar.
    Demokratik Güçbirliği'nin oluşum sürecindeki parti içi direnişi kastetmiştim.
    Bu milyonda birle ikiyle sınırlı. Ciddi bir direniş yok. Ayrıca yoksul halk Demokratik Güçbirliği'ni selamladı, aydın diyen çevrelerden daha iyi anladı. Halkımız Demokratik Güçbirliği'ni sahiplendi.
    Türkiye yi nasıl bir gelecek bekliyor?
    Türkiye'yi parlak bir tablo beklemiyor. ABD'nin yakın süreçte gündeme sokacağı anlaşılan Büyük Ortadoğu Projesi'ni de düşünürsek ABD'nin Türkiye'deki sözcüsü gibi davranan AKP hükümeti ile demokratik taleplere kulak tıkayan CHP'nin oluşturduğu ikili yapı karamsarlığa yol açıyor.


    Radikal okurları tartışıyor
    Solun önü açıktır
    Güçsüz olduğunu kabul ettiği bir dönemde solun düzen siyasetindeki akıntılardan titizlikle kaçınması gerekir. AB düzenlemeleriyle kölelik yasası geçmiş, ABD Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmiştir. Olmazsa olmaz bir başlık, emperyalizm karşıtlığıdır. İşsizliğin baş müsebbibi özelleştirmelerin, reddedilmesi şarttır. Sosyalist planlama hâlâ piyasa anarşisi karşısındaki tek çözümdür. Sınıf siyasetini savunan bir sol, hem 'siyasete' lanet okuyanları hem de kötünün iyisi diye oy verenleri mücadeleye katabilir.
  • Ali Somel

    Takvimlerde arayın
    Başka yerlerde aramayın onu! Artık, o ne uzun süren entelektüel tartışmalardadır, ne de CHP'yi sol partiymiş gibi değerlendirme gafletine düşen ve biten solun arkasından tahliller yapmaya çalışan akademisyenlerin beyhude çabalarındadır. Şöyle bir takvim yapraklarına bakmak yeterlidir sanırım. Neredeyse demokrasi tarihimizin her on yılına denk gelen darbeler olmuştur. Dedim ya, başka yerde aramayın, sol takvimlerde kaldı.
  • Süleyman Kaçmaz

    Askeri sistem sorumlu
    Türkiye'de solun gelişememesi, şekil değiştirememesinin bence ilk nedeni mevcut askeri sistemdir. Sistem direktörleri ve savunucuları eleştiriler üzeri bir konumda konuşlanmışlardır. Zorunlu eğitimden zorunlu askerliğe kadar her alanda bireye her çeşit müdahaleyi tartışılamaz birer hak ilan edip kullanmışlardır. Kurulan sistem, zorunlu olarak dönüşürken, sola kendini dönüştürecek manevra alanı bırakılmamıştır. Sistemin ezdiği sol ise kendine yeni bir manevra alanı yaratma çabasına girmek yerine, elinden alınanlar üzerine muhalefet yapmayı seçmiştir.
  • Doğa Ersavcı

    Solculuğun çelişkisi
    Türkiye'de solcu, geçmişin aksine varoşlardan değil, belli bir yaşam standardı olan, eğitimli ailelerden gelmektedir. Buna bağlı olarak kaybedecek şeyi fazla olduğundan, biraz garanticidir. Teoriyi, konuşarak çözümleme yapmayı sever, uygulama konusunda cesaretsiz ve isteksizdir. Özgüveni fazla gelişmiştir, ama kolay kolay kimseye güvenemez.
    İdeolojisine paralel olarak kolektif hareketi savunur, ancak bireyciliğine yenilir. İşte sorun burada.
  • Fulya Bayraktar

    Şok atlatılamadı
    Türkiye'de solun gerçek probleminin 12 Eylül ve SSBC'nin çökmesi şoklarının ardından, ideolojik açıdan henüz kendini yeniden konumlandıramamış olması olarak görüyorum. Bu dönemde şokun büyüklüğünün etkisi ile şaşıran sol güçlerin, toplumun alt tabakasını oluşturan işçi sınıfına yönelik yeni politikalar üretememiş olması, emekçi sınıfların giderek artan bir şekilde radikal sağcı akımlara yönelmelerine neden oluyor. Sosyalist mücadelede kendini revize etmeli, emekçilere yeni argümanlar sunmalıdır.
  • Ömer Zeybek

    Kooperatif demokrasisi
    Eğer kooperatif bir demokrasi istiyorsak ve de neoliberalizmin kitlelere dayattığı sistemi deregüle ederek yapılandırdığı görünmezi, yeniden görülür hale sokabilmek istiyorsak sol bir revizyonizme ihtiyacımız var. Kamu ve özel alana giriş yollarının açılabileceği bir yeniden yeniden düzenlemeye ihtiyacımız var. Kücük, orta ve büyük sermaye artık öcü olarak görülmemelidir.
  • Savaş İkiz

    Fikir üretemeyen yok olur
    Türkiye siyasetinde sağı, solu konuşmak kadar yeni fikirleri tartışmak gereklidir. Kim, yeni ne söylem getirmiştir ve bu söylemlerin topluma nasıl katkıları olacaktır? Türkiye'de siyasi partiler gençleşebildikleri oranda halkın taleplerine cevap verecekler ve varlıklarını sürdürebileceklerdir. Ben oy vereceğim partiden gerçek anlamda ilerici olduğunu gösterecek projeler üretmesini, gençlere listelerinde ve yeni fikirlere de programlarında daha fazla yer vermelerini bekliyorum.
  • Genco Gülan

    CHP solun engeli
    Ne ilginçtir ki uzun zamandır sol ile özdeştirilen yaklaşımlar şimdi AKP'ye CHP'den daha yakın duruyor. Çok basitçe ifade edersek, Tayyip Erdoğan'in söylemiyle, Deniz Baykal'ın söylemi arasındaki farklar bile AKP'nin neden daha çok seçmene hitap ettiğini açıklamada yardımcı olabilir.
    CHP'nin sol bir parti olduğunu iddia etmek gülünç. Bu kadar statüko yanlısı, bu kadar muhafazakâr ve bu kadar halktan kopuk bir partiye sol denemez. Bu yüzden CHP Türk solunun önündeki engeldir.
  • Görkem Akgöz
    ---------------------
    YARIN: Alper Taş, Akın Birdal, Levent Tüzel