Türkiye'de Sol Nerede?...(8)

Son iki seçimde de oylarını istikrarlı bir biçimde artıran Türkiye Komünist Partisi'nin genel sekreteri Kemal Okuyan'a göre, değişme dinamikleri olan bir toplumda solun önünde önemli fırsatlar var.
Haber: Ertuğrul MAVİOĞLU / Arşivi

Devrimci politikada ısrar
150 yıldır bu kadar uzun bir gericilik dönemi yaşanmadı.
Antiemperyalist olmayan, NATO'ya karşı çıkmayan, özelleştirmeye sessiz kalan, Avrupa Birliği'ni emperyalist birlik olarak sorgulamayan bir sol olamaz.
Son iki seçimde de oylarını istikrarlı bir biçimde artıran Türkiye Komünist Partisi'nin genel sekreteri Kemal Okuyan'a göre, değişme dinamikleri olan bir toplumda solun önünde önemli fırsatlar var. Bu nedenle sosyalistler devrimci politikalarda ısrarlı olmalı.
Sol neden uzun yıllardır güçlü bir çıkış yapamıyor?
Bizim tarihimiz Karl Marx ile başlayacaksa 150 yıllık bu süreçte, bu kadar uzun ve istikrarlı bir gericilik dönemi hiç yaşanmadı. Dünyada gericilik dönemi, genellikle 1990'dan beri başlamış kabul ediliyor. Ama Sovyetler Birliği'nin inisiyatifi kaybettiği yıllar 1980'li yılların başlarıdır. Filistin kamplarının dağıtılması ve İsrail'in saldırısı karşısında ya da Granada'nın işgali karşısında Sovyetler Birliği'nin yanıt üretememesi küçük gibi görünen ama gerçekte çok önemli işaretleridir.
Türkiye'de ise dünyadaki gericilik sürecini önceleyen gelişmeler yaşandı. Türkiye'de gericilik dönemi 1970'li yılların sonlarında başladı, 12 Eylül ile birlikte takviye aldı ve sonrasında da bir daha asla tersine çevrilemedi. Buradan hareket edersek solun bu büyük travmadan etkilenmemesi
düşünülemez. O halde sol, bu verileri kendisine çıkış noktası olarak alamaz. Sol bu verileri değil, kendi değerlerini öne çıkarmalıdır.
Solda duran kazanır
Solun yeniden toplumda inandırıcılığını tesis etmeyi başarabileceğini düşünüyor musunuz?
Bir geçiş süreci yaşıyoruz. Emperyalistler, yerli egemenler politikalarını yeniliyorlar. Ve ben bu tür geçiş süreçlerinde solun her zaman şansı olduğunu düşünüyorum. Solun, değişme dinamikleri olan bir toplumda önünde önemli fırsatlar vardır. Dolayısıyla solun alanının daraldığına dair, kendisini toparlamasının çok zor olduğuna dair düşünceler tamamen yanlıştır. Çünkü bu düşünce bilinçli olarak empoze ediliyor Türkiye soluna.
Sanki solculukla toplumda etki yaratılamazmış gibi sosyal demokratlaşma önermesi yapılıyor. Bu düşünce dünyada hep yıkıma uğradı, Türkiye'de de yıkıma uğrayacak. Çok yakın örnekler var. Avrupa solunda, sağa kayıp sosyal demokratlaşmaya çalışan bütün partiler bitme noktasına geldi. Fransız, İspanya seçimleri buna örnektir. Ama devrimci politikalarda
ısrarlı olan Yunanistan Komünist Partisi küçük de olsa oylarını artırmayı başardı. Demek ki, sosyalistler, ne kadar sağa kayarsa, ne kadar sosyal demokratlaşırsa o kadar güçlenirler önermesi doğru değil. Sosyalistleri sosyal demokratlaştırma önermesi neo-liberalizmin önermesidir. Çünkü onları ne kadar sisteme dahil ederlerse, o kadar güç kazanıyorlar. Artık şunu iyi bilelim. Bir şeyin aslı varsa sahtesi niye tutsun.
Az önce solun değişme dinamikleri olan bir ülkede her zaman ciddi şanslara sahip olduğunu söylemiştim. Bunun nesnel dayanakları çok nettir. İyi bir gözlemciysek, Türkiye'de sistemin düşünsel ve siyasal açıdan aslında sanıldığı kadar güçlü olmadığını, tersine çok güçlü olduğu alanları terk ettiğini kavramamız kolaylaşır. Bugün sistem açısından AKP'nin güç kazanması, 1970'li yıllardaki Ecevit'in yükselişinden daha az güvenlidir. Çünkü Ecevit sol muhalefeti iktidarın içinde eritmeyi başarmıştı. Ama şimdi, ortada CHP yok ve ne kadar oy alırsa alsın AKP'nin sisteme verdiği gücün hiç bir garantisi yok. Ayrıca ortaya attığı argümanlar kısa süre içinde AKP'nin başına dert olacaktır. AKP ideolojik bir partiden tuhaf, şekilsiz bir partiye dönüşmüştür. Bunun bedelini ödeyecektir.
Ciddi hata yapmamalıyız
Bu 'gericilik tablosu' sonsuza dek sürmeyecekse ne olacak?
Biz ciddi bir hata yapmamalıyız. Bu hata iki türlü olur. Birincisi olanakları abartıp gerçekten de karşılığı olmayan hayallere kapılabiliriz.
İkincisi düzenin açtığı kapılardan içeri gireriz. Bunlar iki vahim hatadır ve iktidara geldikten sonra bile bu hatalara düşmemenin garantisi yoktur. Bu hatalar yapılmazsa güçlü bir sosyalist iradenin hak ettiğini alamaması için hiçbir engel olmadığına inanıyorum. Komünist Partisi bu gerçekleri özümsediği içindir ki istikrarlı bir şekilde kendisini geliştiriyor. Sadece öğrenciler arasında değil, aydınlar, işçiler, işsizler, mahallelerdeki yoksullar arasında büyüyor. Türkiye'de komünist maya tutmuştur. Çok daha büyüyecektir.
Herkes soruyor: TKP, Demokratik Güçbirliği içinde neden yer almadı?
Güçbirliği tartışmaları sırasında Murat Karayalçın'ın şöyle bir söz sarf ettiği söylendi. 'TKP dışında herkese teklif götürdük. Çünkü TKP anlayamadığım bir ilkesellikle hareket ediyor.' Belki de bu söz, Karayalçın'ın hayatı boyunca söylediği en doğru sözdür. Sol olmak elbette ki ilkeselliği gerektiriyor. Örneğin antiemperyalist olmayan, özelleştirmeye karşı çıkmayan, AB'yi emperyalist bir birlik olarak sorgulamayan, NATO'ya karşı çıkmayan, gericiliğe karşı çıkmayan bir sol olamaz. Bunları çoğaltabiliriz. Bunlar bizim icat ettiğimiz ilkeler değil. Bu ilkelerden hangilerinden vazgeçileceği belirsiz bir birlikte TKP'nin yeri olamazdı. Zaten bu birliğin iki mutlu partneri var: DEHAP ve SHP. Diğer bileşenler mutsuz olmuştur. Ama bazen mutsuz olmak iyidir. Bu mutsuzluk, Türkiye solunun öyle kolay kolay teslim olmayacağının işaretidir.



Halk hâlâ arayışta
İnanılmaz bir terör altında yaşıyoruz. Görmezden geliniyor, ama gözaltılar yaşamın doğal bir parçası haline geldi. İşkence sokaklara taştı.
Ezilenlerin Sosyalist Platformu'nun sözcüsü Hülya Gerçek, IMF ile ilişkileri ve ABD'nin politikalarını birebir uygulama çabasının AKP'yi ezilenler nezdinde gözden düşüreceği inancında. Gerçek, devletin sosyalistler üzerindeki baskısının çok yoğun olduğunu söylüyor.
Ezilen sınıflar ağır sorunlarla boğuşurken, sosyalistler muhalefet boşluğunu neden dolduramıyor?
AKP'nin henüz yeterince teşhir olduğunu düşünmüyoruz. AKP bir yandan enflasyonu düşürdüğünü, ekonominin iyiye gittiğini savunuyor ve bu savunu halk yığınlarını aldatıyor. Ama peki yaşanan bunca yoksulluk niye? Ezilen halk kitlelerinin söylenenlerle yaşananlar arasındaki farkı net
olarak algılayabilmesi için sanırım biraz daha zamana ihtiyaç var. Halkın AKP'ye açtığı kredi dolduğu zaman, bu parti de diğerleri gibi hızla düşüşe geçecektir. IMF ile ilişkileri, ABD emperyalizminin politikalarını bire bir uygulama çabası, AKP'yi giderek halk yığınlarından uzaklaştırıyor. Bu ve benzeri gelişmeler AKP'yi de kitlelerin gözünde umut olmaktan hızla uzaklaştırıyor. Sosyalistler ezilenler arasında yürüttükleri politik faaliyetleri sırasında bu gerçekle her gün karşılaşıyorlar. Ama net olarak ifade etmekten kaçınmamak gerekir ki, sosyalistler kitlelerin bu arayışına bugün için karşılık vermekten uzaktırlar. Ezilenler sosyalist bir alternatifle karşı karşıya geldikçe onların umut olduklarını daha net olarak göreceklerdir. Ezilenler yaşadıkları düzenden hoşnut değiller, böyle yönetilmekten hoşnut değiller. Biz onların önüne başka bir düzen koyuyoruz ama onu da henüz alternatif olarak görmüyorlar. Tüm bu gerçekleri sosyalist hareketin ciddi olarak önüne koyup tartışması gerektiğine inanıyorum.
Yerel seçimlerde 23 aday çıkardınız. Seçimlere katılmanızın kitlelerle buluşmanıza faydası oldu mu?
Sorunumuz tek başına siyasal partilerin teşhiri değildi. Biz yerelliği önemsiyoruz. Halkın iradesinin yerel yönetimlerde temsil edilmesini sağlamak amacıyla kitlelerin önüne alternatif koyduk. "Sizi yönetmek için değil, sizlerle birlikte yönetmek için adayız" dedik. Bu düşüncemize işçiler ve emekçilerden olumlu tepkiler aldık. Ama şimdiye kadar birçok siyasi partinin 'Birlikte yönetelim" söylemini kullanmış olması, bizim açımızdan dezavantaj yarattı. Bir de 'Sosyalistler seçimlerden propaganda yapmak amacıyla yararlanır' inancını da kıramadık.
Ama yine de kitlelerin yabancılaşma sorununun düne göre daha fazla aşıldığını ve ezilen halkla bağ kurmada ağır da olsa bir takım adımlar attığımızı söyleyebilirim.
Halkla yüz yüze geldiğinizde 'Sosyalizm bitti' propagandasının somut etkilerini gözlemliyor musunuz?
Evet, bu söylemlerin etkileri devam ediyor. Ama Türkiye'de ezilenler her zaman sosyalistlerle bir şekilde karşılaştıkları için bu etki o kadar da aşılmaz bir duvar değil. Kitleler sosyalistlerin politikalarının ardından gelmeseler de, sosyalistlere kapıları kapatmış durumda da değiller. Burada değinilmesi gereken bir başka önemli nokta, devletin sosyalistler karşısındaki tutumudur.
Özellikle son aylarda inanılmaz bir terör altında yaşıyoruz. Kimse yazmıyor ama gözaltılar yaşamın doğal bir parçası haline gelmiş durumda. İşkence sokaklara taşmış durumda. Bunun bir meşruiyet kavgası olduğunun farkındayım. Biz kendimizi meşru gördüğümüz sürece baskıya dayalı engellerin pek de önem taşımayacağını düşünüyorum.


Radikal okurları tartışıyor

Çiller'in ortağı
Demokratik Güçbirliği mimarı olan Murat Karayalçın, geçmişte Tansu Çiller'in yardımcısı olarak Kürt halkına yapılan tüm baskı ve zulmün ortağıdır. Ayrıca bu sistemli, planlı programlı demokratik cumhuriyet tezi, Kürtlüğün içini boşaltma hareketidir. Ben kendi adıma gönül rahatlığıyla her yerde bu ittifakın Kürt halkına yararı olmadığını, geçmişte faili meçhullerin ortağı Karayalçın olduğunu her platform da Kürt halkına anlatmışımdır.
  • Ali Buran

    Sosyalistler CHP'ye
    Sosyalistlerin CHP içinde iyi biçimde yapılanmaları, hem CHP'ye görüşlerinde ve eylemlerinde bir tutarlılık ve gerçek anlamda sosyal demokrasi kavramı, hem de genel anlamda Türkiye soluna bir dinamizm katabilirdi. Şu an için Türkiye'de solun tutunabileceği tek dal olarak antiemperyalist duruş kaldı. Bu son dala sıkıca sarılıp, bunu sıçrama tahtası yapmak gerek.
  • Şahin Dilek

    Gündelik pratikleri ne?
    Türkiye'de kendilerini solda ya da solcu diye adlandıranların gündelik pratikte ne yaptıklarının incelenmesi Türkiye'de solun nasıl algılandığının göstergesi değil midir? Kapitalizmin göbeğinde konumlanmış reklam şirketlerine, vakıf üniversitelerinde sürekli bir elitizm üretimini akademisyenlikle açıklayanlara, medya patronlarının dizi dibindeki eski solculara(!) bakıldığında övünülerek bahsedilen Türkiye'nin solcu tarihinin neler üretebildiğini açıklıkla görebiliriz. Levent Birkan

    CHP'ye mi kaldı?
    Önce CHP'nin solcu olup olmadığına bakmak lazım. Sosyal demokrat bile olamayan bir partiye nasıl sol parti denir. Solculuk bu kadar basit ve ucuz düşünceler içermez. Bugüne kadar Deniz Baykal ve yandaşlarının 'Biz sol bir partiyiz' dediğini duydunuz mu? Ecevit bile solcuyuz diyor da Baykal'ın ağzından böyle bir kelime çıkmıyor. Artık ağız alışkanlığından mı yoksa bilinçli bir şekilde mi bazıları CHP'ye sol parti demekte ısrar ediyor. Lütfen vazgeçin artık; solculuk CHP'ye mi kaldı?
  • Cemal Uysal

    Ulusalcı anlayışa son
    12 Eylül'le başlayan süreç solu fiziken bitirdiği gibi, küreselleşme karşısında yeni sol politikalar da oluşturulamadı. Bunda solun geleneklerinden kesin kopuşu gerçekleştirememesinin rolü vardır. Sol soyut söylemlerden, İttihat ve Terakki geleneğinden kurtulmalıdır. AB sürecini içselleştirmeli, demokratikleşmede taraf olmalıdır. Statükocu ve ulusalcı anlayış terk edilmelidir. İstihdam, kalkınma, sosyal adalet gibi konularında somut politikalar belirlenmelidir. Yoksa seçime beş kala yapılan birliklerin sinerji yaratmadığı görüldü.
  • Celal Deniz

    Yeniden yorumlansın
    Türkiye'de sol düşünceye ilişkin kavramlar yeni bir yorumlamaya tabi tutulmalı. Türk solu, Anadolu düşünce tarihinin kazanımlarını günümüz anlayışına aktarabilir, kapitalizmin karşısına sosyal devlet, insancıllık, çevre kavramlarını çıkarırsa evrenselleşebilir. Sol anlayış dine sırtını dönerek asla başarıyı elde edemez. Türk halkı için Karl Marx ve Engels yerine Hacı Bektaş ve Şeyh Edebali daha kavranabilir olacaktır.
  • Koray Şerbetçi

    Bir avuç insan
    İrdelenmesi gereken asıl nokta 1980 sonrası halkın eğitimsizliği, bilinçsizliği, korkaklığı ve kapitalist değerlerle nasıl eklemlendiğidir.
    İnsanlar kendini küçük çıkarlar uğruna satabiliyor. Sizin oy istediğiniz gruplar sol, sağ, demokrasi, sosyal adalet gibi kavramları bilmiyorlar. Sağ partiler ise bu nedenle iaşe yoluyla onları kolaylıkla tavlıyor. Bugün CHP neden seçkinler partisi olmakla suçlanıyor ki? Zaten değerleri anlayan bir avuç insan kaldı. 1980 sonrası yapılmak istenen de tam olarak böyle bir şeydi.
  • Dilek Arsoy

    Toplumsal uzlaşma şart
    Türkiye'nin yüzde 95'inin kendisini Müslüman kimliği ile tanıttığı bir yerde bu politikalarla nasıl yurttaşla buluşabilirsiniz? Sosyal demokrat söylemleri sağa kaptıran, çoğu zaman kavgalı ve devletçi siyaset güden; kendisini besleyecek işsiz,umutsuz ve aynı zamanda işçi ve emekçi toplumun ihtiyaçlarını giderecek projeler üretemeyen partilerle sol büyüyemez. Evrensel sol değerlerle toplumsal değerleri birleştiren ülkesinde yaşayan yurttaşını öteki, antilaik vb. sınıflara ayırmadan toplumsal uzlaşıyı sağlayarak sol, yurttaşa umut olabilir.
  • Ersin Sağlam Çağşak

    Ultra dogmatizm
    Bu ülkede solun her şeyden önce zihniyeti değişmeli, ultra seviyede bir dogmatizmle yeni söylemlerin, yeni politikaların oluşturulmasına her şekilde karşı çıkılıyor. ÖDP'nin eski genel başkanı Ufuk Uras gibi artık ezberlerin bozulması gerektiğini söyleyenler artık nedense liberallikle suçlanıyor. Bizim turşusu kurulmuş söylemlere değil yeni bir sol anlayışa ve yeni bir dile ihtiyacımız var. Yani ya aşkla tazelenmeli ya da yeni aşklara ufuk açmalıyız.
  • Evren Sağ

    12 Eylül solu sildi
    Son seçimlerde de görüldüğü gibi sol partiler yine umduğunu bulmadı. Solun adı 1 Mayıs 1977 katliamı ve 12 Eylül ihtilalinden hemen sonra silindi. Solun tarifini o dönemlerde yapmak mümkündü. Sol görüş ancak yeni yüzler, yeni teoriler, yeni sistem ve Türk halkının bir zamanlar bizim bir sol partimiz vardı diyerek uyanmasıyla gerçekleşecektir.
  • Burak Canlısoy

    Onlar da gitsin
    Çözümün CHP lideri Deniz Baykal'ın gitmesinde görülmesi, çözümsüzlüğün süreceğinin en büyük göstergesidir. Çözümü Baykal'ın gitmesinde görenler, genellikle kendileri de ilk fırsatta yeni Baykal olmak isteyenlerdir. Bana göre, değişmesi gereken Baykal değil CHP'dir. Elbet değişen CHP'de Baykal gibilere yer olmamalıdır. Yeni bir anlayış, yeni bir örgütlenme, yeni bir programla CHP olumsuzluklardan sıyrılır.
  • Mustafa Pala

    Amaç değil takıntı
    Ben 2000'li yılların gençlerinden sadece bir tanesiyim ve yozlaşmış, geleceği olmayan solculuğu yaşıyorum! Günümüzde solculuk bir amaç değil takıntı haline gelmiştir, iki solcunun tartışmasından üç tane fikir çıkmaktadır tabii ki uzlaşmak imkânsız. 'Deniz, Yusuf ve Hüseyin' bu yozlaşmış solculuğu tahmin edebilselerdi onlara ölüm o kadar kolay gelmezdi!
  • Mustafa Onar
    ----------------
    YARIN: Gaye Yılmaz, Selim Açan