Türkiye'de Sol Nerede?...(9)

MAI veKüreselleşmeKarşıtı ÇalışmaGrubusözcüsü GayeYılmaz,solunson 20 yılda dünyada ciddi bir ivme yitirmesinin temelinde, SSCB'ye hak etmediği bir
önem atfedilmesinin yattığını düşünüyor.
Haber: Ertuğrul MAVİOĞLU / Arşivi

'Modern sol' sisteme ait
Türkiye'de giderek ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarının bizzat kendisinin bile emekçi ve yoksul katmanların bilinçlenme sürecini hızlandıracağını öngörmek mümkün. Fakat bu süreçte önder kadroların üstleneceği rol hayati bir öneme sahip.
MAI veKüreselleşmeKarşıtı ÇalışmaGrubusözcüsü GayeYılmaz,solunson 20 yılda dünyada ciddi bir ivme yitirmesinin temelinde, SSCB'ye hak etmediği bir
önem atfedilmesinin yattığını düşünüyor. Yılmaz'a göre, sosyalizmle bağlarını koparan modern ve çağdaş sol, liberalizme insani çehre kazandırmakla meşgul.

  • Dünyada ve Türkiye'de solun bu denli gerilemesinin temelinde hangi nedenler yatıyor?
    Dünyada ve Türkiye'de solun gerilemesinin temelinde bana kalırsa, SSCB sistemine zamanında atfedilen ve belki de hak etmediği ölçüde büyük önem bulunuyor. Sol, SSCB dönemini açık yüreklilikle isimlendiremediği ve, ya köktenci bir tavırla savunma ya da tümden inkâr etme gibi bir tutum sergilediği için sorun yaşıyor. Köktenci savunma tarzı, "Peki ama nasıl oldu da yıkıldı?" sorusunu yanıtsız bırakırken, inkârcı tavır da, sınıf ideolojisine yabancılaşmayı ve hatta reddedişi beraberinde getiriyor. Sadece Türkiye özelinde değil, tüm dünyada popüler kültürden, eğitim
    sistemine, medya araçlarına kadar pek çok alanın sorgulama, analiz etme, kuşku duyma vb. gibi bilinçlenme süreçlerini baypas ettiği bir dönemden geçiliyor. Ve tabii en önemlisi, işçi sınıfının dünü ve bugününün analiz edilerek belki de farklı bir bilinç örgütleme faaliyetinin başlatılması gerekiyor. Türkiye'de giderek ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarının bizzat kendisinin bile emekçi ve yoksul katmanların bilinçlenme sürecini hızlandıracağını öngörmek mümkün. Fakat bu süreçte önder kadroların üstleneceği rol hayati bir öneme sahip. Bu arada Brezilya gibi farklı coğrafyalarda yaşanan örneklerin dünya yoksulları ve işçileri tarafından dikkatle izlenmesi gerekiyor. Bu izleme, sadece görünenin yorumlanmasıyla sınırlı kalmamalı ve örneğin "Brezilya'da Lula iktidara geldi, bir değişim yarattı mı? Nasıl ?" gibi soruların yanıtları aranmalı.
  • Çağdaş ve modern sol olmak dünyada ve Türkiye'de nasıl anlaşılıyor?
    Çağdaş ve modern sol olmak dünyada en genel anlamda 'liberalizme insani bir çehre kazandırmak' biçiminde algılanıyor ve kapitalizmi ve emperyalizmi
    sorgulamak yerine bu sistemi kabul ederek, 'ehlileştirmek' öneriliyor. Çağdaş ve modern sol artık hiç 'sosyalizm ve devrim'den söz etmiyor örneğin. Türkiye için de benzer bir eğilimden bahsetmek mümkün. Bu gruplar genelde Batı demokrasilerini ideal dünya projelerinin örneği olarak tanımlıyor ve kendi görüşlerini, kalkınma, milli gelir, insan hakları, şeffaflık gibi liberal jargonla ifade ediyor. Çağdaş ve modern sol olmak adeta Marksizm'den radikal bir kopuş gibi yaşanıyor.
  • Dünyadaki sistem karşıtı pratiklerin Türkiye'deki toplumsal muhalefete herhangi bir katkısı oluyor mu?
    Lula, Chavez, Avrupa sosyal demokrasisi, Zapatista hareketi, küreselleşme karşıtları vb. gelişmeler ilk anda moral yükselmesine yardım etmeleri bakımından gerçekten önemli. Ancak, ciddi bir eksiğimiz var o da süreçleri sürekli bir şekilde izlememek. Örneğin Lula iktidara geldiği anda biz burada Brezilya'da bir şeylerin değiştiğine yemin eder hale geliyoruz. Fakat, Lula'nın ilk işi PT içindeki sol güçleri partiden tasfiye etmek, ikinci işi de Amerikalar Arası Serbest Ticaret Anlaşması FTAA üzerinde bölge ülkeleriyle pazarlıklara girişmek oluyor, ama biz bunları bilmiyor, ve hiçbir şekilde tartışmıyoruz.
    Yaşananlara kafa yormuyoruz
    Örneğin, Avrupa'da mücadelelerle kazanılmış emeklilik, işsizlik sigortası benzeri pek çok sosyal hak bugün birer birer geri alınırken bize göre Avrupa'da sosyal demokrasi halen hüküm sürüyor. Aslında bizim önde gelen özrümüz; üretim, mülkiyet ve bölüşüm ilişkileri değişmeden, yani kapitalist üretim ilişkilerinin hüküm sürdüğü bir ortamda iktidara ortak olan ya da tek başına iktidara gelen siyasi partilerin neyi, ne kadar yapabilecekleri üzerinde hiç kafa yormamamız.
  • Bugün Türkiye solunun dünyadan alabileceği bir model var mı?
    Tüm eksiklikleri ve hatalarına rağmen -mevcut koşullarda kendi sınıfsal çıkarları etrafında birleşmeyi becerebilen toplumlardan alınacak pek çok ders olsa gerek.
    Özellikle Lula, Chavez ve Zapatista örnekleri örgütlenme stratejileri bakımından ve kendi yerelliklerinde araştırılmalı. Böyle bir çalışmanın başlatılması dünya halklarının birbirlerine deneyim ve görüş aktarmaları açısından da son derece önemli olacaktır. Örneğin, Zapatista'lardan nasıl örgütlendikleri öğrenilirken; sorunlarının kapitalist sistem içinde asla aşılamayacağı somut örneklerle aktarılabilir ve dünya ölçeğindeki farklı mücadelelerin aynı eksene oturması adım adım da olsa sağlanabilir.


    İktidar perspektifi yitirildi
    68 hareketinin devrimci idealizmi 'Gerçekçi ol imkânsızı iste' sloganında karşılığını buldu. Bugün ise ilke ve ideallerin yerini tekkeci küçük hesaplar almıştır.
    Devrimci Proletarya dergisinin yazarı Selim Açan'a göre, solun içinde bulunduğu olumsuzluğun kaynağı 'Dünyayı değiştirme' iddiasının kaybolmasında.
  • Eksik olan nedir. Sosyalistler devrimci iddialarını mı yitirdi?
    "Ne olacak bu 'sol'un hali?" derken, sorunu eğer CHP'nin seçim hezimetlerine indirger ya da 'ulusalcılık' adına MHP'yle bile kol kola girenleri hâlâ sol kapsamında değerlendirirseniz, sadece elmalarla armutları birbirine karıştırmış olmazsınız; 'sol' olmayanların günahlarının faturasını da sola yükleyen sağcı ideolojik saldırıya da ortak olursunuz.
    Liberal veya radikal bütün eğilim ve türleriyle 'sol' bugün Türkiye'de tarihinin en etkisiz ve itibarsız dönemini yaşıyor. İş sadece 'nicel' bir güç kaybı ve zayıflamadan ibaret olsaydı problemin çözümü nispeten daha kolay olabilirdi. İşin asıl vahim ve acı olan tarafı, Türkiye'de bugün solun saygınlığını, manevi-entelektüel ağırlık ve cazibesini yitirmiş olmasıdır.
    Dünyayı değiştirme iddiası
    Bunun sorumlusu olarak, 12 Eylül'ün tahribatı ya da sözde sosyalist sistemin 1989'daki çöküşü gibi birçok neden sayılabilir. Ancak dürüst olunacaksa, bunlar içerisinde belirleyici olanın, kesinlikle solun kendisinden kaynaklanan nedenler olduğu açıkça görülecektir.
    Türkiye'de sol her şeyden önce toplumsal ideallerini, tarihsel perspektifini ve buna bağlı olarak şekillenen dünyayı değiştirme iddiasını büyük oranda yitirdi.
  • Solun geçmişiyle bugününü kıyaslarsak aradaki farklılık nedir?
    Toplumdaki saygınlık ve politik etki bakımından taban tabana zıt iki farklı dönemi oluşturan '68 hareketi ve bugünkü durumu karşılaştıracak olursak, bu 'kimlik kaybı'nın, nasıl bir konum ve etki kaybını da beraberinde getirdiği gerçeğini daha net görebiliriz. Birinde 'Gerçekçi ol imkânsızı iste!' sloganında da ifadesini bulan bir devrimci idealizm ve yaratıcılık hareketin belirleyici dinamiğini oluştururken; bugün bunların yerini kendisini bile değiştirip geliştiremeyen bir mecalsizlik, sıradanla yetinen bir iddiasızlık, ilke ve ideallerin yerini görelilik ölçütüyle hareket eden tekkeci küçük hesaplar almıştır. Bu siyaset tarzı ve anlayışının genellikle görülemeyen en tipik özelliği özgüven zayıflığıdır. Bundan ötürü sol, özellikle 1980'ler sonrası, dünyada ve Türkiye'deki değişim süreçlerini görememiş, gerisinde kalmış, bu da onu giderek toplumun ve hayatın dışına sürüklemiştir.
    Türkiye'de sol, iktidar perspektifini yitirmiştir. Başta emekçi sınıflar olmak üzere, toplumun karşısına heyecan verici somut proje ve politikalarla
    çıkamayışının belirleyici nedeni buradadır. Sosyalizm idealinin iyice zayıflayıp silikleşmesi, yeni bozulma ve çarpıklıkları da beraberinde getirmiştir. Bunların başında da 'kendi içine kapanma' ve gettolaşma gelir.
    İç hesaplaşma gerekiyor
  • Yaşanan tüm bu olumsuzluklardan güçlü bir çıkış yolu yok mu?
    Bugün sol hareketin politikalarına ve siyaset kültürüne, işçisinden köylüsüne, esnafından aydınlara, öğrenci gençlikten emekçi semtlerine kadar uzanan geniş bir yelpazenin beklentilerini tek devrimci potada birleştirip yönlendirme iddiası değil, çok dar bir kesimin beklentileri,
    alışkanlık ve değer yargıları yön verir hale gelmiştir. Bu noktada sol ile toplum arasındaki mesafeyi büyütüp derinleştiren bir kısırdöngü ortaya çıkmıştır.
    Türkiye'de sosyalizmi amaçlayan gerçek anlamda bir sol hareketin güçlü bir çıkış yapabilmesi için her şeyden önce kendi yapısal zaafları, bu temelde yükselen darlık ve tutuculuklarıyla hesaplaşması gerekmektedir. Kendisini nasıl tanımlarsa tanımlasın, sol önce 'kendisi' ve önce 'sol' olmayı başaramadığı sürece kendi kendini eritip tüketmekten kurtulabilmesi mümkün değildir.


    Radikal okurları tartışıyor

    Solda sıfır
    Türkiye solu hapishanede. Hap(sol)muş bir vaziyet arz etmekte. (Sol)gun ve de (sol)uksuz. Türkiye'de solun (sol)uğu kesilmiş. Acaba (sol)da sıfır dediklerinde Türkiye solunu mu kastediyorlar? Ülkenin (sol)aklarını bir araya toplayıp içlerinden en iyisini jüri ve halkoylarıyla belirleyip aramızdaki (sol)ucanları temizlememiz gerekir.
  • Mıgır Yeşilçimen

    Tebliğden temsile geçiş
    Bu toplumun kuruluş sürecinde öne çıkan; kamusal ahlakını kişisel çıkarın üstünde tutan insan tipinin yeniden anımsanması gerekiyor. Ama bu seferki kamusallık, halkıyla yukarıdan konuşan; onu yukarıdan modernleştirmeye galışan bir tarza değil; halkıyla birlikte konuşabilen; vesayetçiliği reddeden bir bilince dayanmalıdır. Solun iddialarını 'tebliğ' ederek ulaşmak artık imkânsızdır. Artık tebliğden 'temsil'e geçmek gerekiyor.
  • Yüksel Taşkın

    Oylar geri kazanılmalı
    Solun, önümüzdeki dönemde, temel stratejisi önce RP'ye, ardından AKP ye kaptırdığı varoşlarda odaklanan toplumsal tepki oylarını geri kazanmak olmalıdır. CHP'nin böyle bir strateji uygulaması mümkün görünmüyor. Bence en uygun siyasal aktör Demokratik Güçbirliği'dir. AKP'nin sözde sosyal adaletçi söylemi ile neoliberal eylemi arasındaki çelişki er geç fark edilecek. Varoş seçmeninin,radikal sola yönelimi pekâlâ mümkündür.
  • Atilla Özgür

    Derviş CHP'nin sonu olur
    Kemal Derviş, İsmail Cem'e yaptığını şimdi CHP içi muhalefetle birleşip Baykal'a mı yapacak? Buna hiç şaşırmamak gerek.Asıl şaşırılacak olan bazı çevrelerin CHP'de Baykal yerine liderliğe Kemal Derviş'i düşünmeleridir. Evet Baykal ile CHPdeki sorunlar aşılamaz. Ama Baykal yerine Derviş'in liderliği CHP'de sonun başlangıcı olur.
  • Sertaç Türken

    Yirmi yıldır erime sürüyor
    Siyaset alanındaki çözümlemeler Türkiye'ye değil, dünyaya bakılarak yapılıyor. Sol oyların yirmi yıllık eriyişini değerlendirirken bunun sanki Türkiye'nin değil, dünyanın yaşadığı bir daralma, bir küreselleşme fırtınası üzerinden ortaya çıktığı vurgulanıyor. Türk siyasi hayatında genel olarak söylenmesi yasaklı olan önemli bir şey yok sayılıyor: Bu da Türk siyasetinde gerçek bir sol çizginin hiçbir zaman var olmadığı.
  • Tankutalp Ertek

    Manevi değerler
    Sosyalistler, başta Kürt sorunu olmak üzere, toplumun manevi değerlerini gözeterek sorunlara çağdaş ve demokratik yaklaşımlarla çözüm aramalıdır.
  • Güven Yılmaz

    Sosyalizme ihtiyaç var
    Özal iktidarıyla ayyuka çıkan liberalizm ve ondan beslenen insanların maddi zenginliğiyle tanışan toplumun büyük bir kesimi düzenle eklemlenme yolunu seçti. Siyasetin kirlenmesi toplumun kirlenmesini de beraberinde getirdi. Emekçiler hızla yoksullaştı. Yığınlar açlık sınırında yaşamaya çalışıyor. Sosyal devlet çöktü, hayatın her alanında özelleştirme hâkim. Bu tabloda, diyalektik düşünen ve üreten sosyalist sola ihtiyaç var.
  • Derviş Kara

    Yokluğu yeğdir
    Türkiye'de sol, sağını solunu ayırt edecek bilinçten yoksun ideolojik bir dekordur. Sağına sarmısak, soluna da soğan asmak bir çözüm olmayacaksa, Türkiye'de solun yokluğu, varlığından yeğdir: Hiç olmazsa olanağı birikir.
  • Tayfun Özgiray

    Gerçekler anlatılmalı
    Emekçilere karşı yoğun saldırı olduğu bir dönemden geçiyoruz. Onların İş Yasası, bizim saldırı yasası dediğimiz, onların Kamu Reformu Yasası, bizim kamu yıkım yasası dediğimiz ve yine onların Yerel Yönetim Yasası bizimse yerel yönetimi sermayeye peşkeş yasası dediğimiz yasalara bakarsak bunu net bir şekilde görebiliriz. Solun bu gerçekleri halka var gücüyle anlatması ve gözle görülür bir mücadele vermesi gerekir. Bu mücadeleyi düzen solu değil sosyalist sol verebilir.
  • Önder Balcı

    Önünü görememek
    Sol ekonomide önünü görememektedir. Liberalizm karşısında topluma sunacağı öneriler konusunda arayış içindedir. Varsa bulacaktır. Toplum da bu belirsizliğin etkisi altında.
  • Rafet Özyurt

    Milliyetçilik popüler
    Siyaset, yüksek siyaset alanına sıkışıp kaldı. Demokratik kitle örgütleri siyasi tartışmalara alınmamakta; bu durum halkın siyasal ilgisini törpülemektedir. Milliyetçilik popülerleşmiş, sol ise artık 'modası geçmiş' bir 'yaşam tarzı'dır. Milliyetçiliğin niteliği değişirken, dünya barışını temsil eden sol, 'bölücü' bir ideoloji olarak algılanıyor. Şimdi ortada, duvarlara asılan Che posterleri ve cep telefonlarına yüklenen Çav Bella melodileri eşliğinde solu 'tarz edinen' solcular kalmıştır.
  • Gülnur Elçik

    Alevilere özen
    Alevi toplumunu ve aydın çevreyi görmezlikten geldiği sürece CHP'nin erimeye devam etmesi kaçınılmazdır. CHP'nin ve Deniz Baykal'ın Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına sahip çıkan çevre ile birlikte hareket etmesi doğru bir politikadır. Deneyimli- barışçı kişilerin parti içinde yer almaları tüm Türkiye'yi aydınlığa götürecektir.
  • Kazım Bütün

    Taklit etmekle olmaz
    Solun yaşadığı düşünsel-politik üretimsizliğe karşılık, Tony Blair tipi bir çizgi tutturma derdine giren Baykal ve ekibi, İngiltere ile Türkiye'nin arasındaki ekonomik, siyasal, sosyal, ve psikolojik uçurumları görememektedir. Sol kendini serzeniş ve hayıflanmadan öteye geçiremeyerek, halkın ekonomik, sosyal, siyasal istemlerine karşı üç maymunu oynamaya devam ederse, şu anki var olan durumunu dahi arayacağını artık net olarak görebilmelidir.
  • Ahmet Tektaş

    İnsancıl bir sol
    Türkiye'de solun eşitlik, kardeşlik ve özgürlük ilkelerini esas alan evrensel ve hümanist bir felsefenin ürünü olduğunun tekrar hatırlanması yerinde olacaktır. Türkiye'nin insanı merkez alan, gelir dengesizliğini azaltıcı ve 'ekonominin değil, insanların ihtiyaçlarına göre' bir üretim politikasını savunacak, insancıl bir sola ihtiyacı var.
  • Çağatay Acar
    ---------------
    YARIN: Oya Ersoy, Ertuğrul Kürkçü