Uludere'de yas günü

Uludere'de yas günü
Uludere'de yas günü

Uludere de acının yıldönümünde anneler yine mezarlarının başında, yitirdiklerinin fotoğraflarına sarılıp ağladı.

34 sivilin öldürülmesinin yıldönümünde Uludere hem gergin hem yaslı. Bugünkü anma etkinliğine binlerce kişi katılacak.
Haber: TARIK IŞIK - tarik.isik@radikal.com.tr / Arşivi

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarınca 34 sivilin bombalanarak öldürüldüğü Uludere’de (Roboski) olağanüstü bir hareketlilik yaşandı. Şırnak’ı ‘dış dünyaya bağlayan’ Kasrik Boğazı’nda bölgeye gelmek isteyen bazı gruplar güvenlik güçlerince engellendi.

Bazı gruplarınsa ilçeye girişine izin verildi. Çevre il ve ilçelerden çok sayıda kişi geceyi geçirmek üzere Gülyazı Köyü’ne geldi. Köy meydanındaki taziye çadırına kurulan sobanın başında kadınlar ve çocuklar ısınmaya çalışırken, dışarıda yakılan ateşlerin başında da erkekler toplandı. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı Uludere’de bugün binlerce kişinin katılımıyla anma etkinliği düzenlenmesi bekleniyor.

Bu sabah da Şırnak çıkışında asker ve polis barikat kurdu. Şırnak’tan geçerek Uludere istikametine giden araçlar durdurularak plakaları not edildi. Kontrollerin uzaması üzerine BDP 'li vekiller devreye girerek sürecin hızlandırılmasını istedi. Yaklaşık 15 dakikalık beklemenin ardından vekiller ve basın mensupları Uludere'ye doğru yola çıktı.


Böyle bir havada Uludereli 22 yaşındaki Feyyaz Alma ve babası Sadık Alma’yla konuşuyoruz. Feyyaz, evinin bahçesindeki iki mavi bidonu gösteriyor, “Geçen pazar günü getirdim. Müşteri çıkmadı, bekliyorum…” diye konuşuyor. Feyyaz Alma, geçen yıl 28 Aralık’taki bombardımanda yaşamını yitiren 34 kişiden biri olan 25 yaşındaki Nadir Alma’nın kardeşi. Babası ve Feyyaz’la coğrafyanın olmazsa olmazı ‘kaçak çay’ eşliğinde konuşmaya devam ediyoruz. Sekizinci sınıftan sonra okumamış Feyyaz Alma.


Sık yapılmıyor
Çobanlık da yapmış, ‘kaçağa’ da gitmiş. Bir katır yükü, yani 130 litre mazotu 200 liraya alıp, 300 liraya satmış. ‘Kaçak’ın sık yapılmadığını söylüyor. Çünkü satmak kolay değil. Etraftaki şantiyelerde çalışan kamyon şoförlerinden birisi kapınızı çalacak da satacaksınız… “ Baba Sadık Alma, geçen yıldan beri kaçağa gidiş gelişlerin azaldığını söylüyor: “Arazi yok. Fabrika yok. İş yok. Kaçağı, dedem yaptı, babam yaptı, ben yaptım. Şimdi çocuklarımız yapıyor. Artık kaçağa gündüz gidiliyor. Artık, ‘Bunlar kaçakçı mı PKK’lı mı?’ denilmesin diye... Onların bizim çocuklarımız olduğunu görsünler diye...”


Feyyaz Alma, kaçağa ilk gittiğinde 13 yaşında olduğunu söylüyor: “İçimizde 9 yaşında olan bile vardı. Askerler de kaçak çay ve sigara istemişti. Kullandığımız yolu asker çok net görüyor. Asker, o yoldan kaç kuş uçtuğunu bile bilir. Askerden döndükten sonra da 4-5 defa ağabeyimin can verdiği yoldan mazot getirmek için kaçağa gittim. Bu işi yapmak için katırın ve biraz da paran olacak. Paraya ihtiyacı olan kaçağa çıkıyor. Yolda nasıl olsa kendisi gibi düşünen birileriyle karşılaşır. Yola onlarla devam eder.”


Bizi görüyorlar
Olaydan sonra adını sık duymaya başladığımız insansız hava araçları, yani Heron’lara bölge insanı alışık. Feyyaz Alma, kaçağa giderken sık sık gördüğü Heron’larla ilgili, “Bazen o kadar alçaktan uçarlar ki, ‘taşı atsam vururum’ dersiniz” diyor. Feyyaz’a sınırdan Irak’a geçerken Heron’lardan nasıl saklandığını soruyoruz. Şöyle yanıtlıyor: “Heron’dan saklanamazsın ki. Ne ağaç var ne bir şey... Çöl gibi bir yerde yanımızda katırlarla yürüyoruz. Biz Heron’ları, Heron’lar da bizi görüyor.”

Görülmemiş fotoğraflarla Uludere!