Ulus-devlet siyasete dar

Sol, ulus-devletin gücünü kullandı. Ancak küreselleşen dünyada ulus-devlet çerçevesinde politika belirleme alanı daralıyor.
Haber: KEMAL DERVİŞ / Arşivi
YUSUF IŞIK / Arşivi

1.2.1. Sosyal Refah Devleti ve Devletin Boyutları
1.2.1.1. Görüş Birliğine Varılmış Sosyal Demokrat Politikalar
Kamu harcamalarında sürdürülemez artış dönemi ve hantallık
Çağdaş sosyal demokrasiye ilişkin sorunlar kümesinin ilki olan devletin faaliyet hacmi ve harcamalarının çok büyümesi ile bağlantılı sorunlar kuşkusuz yalnızca son yıllarda ortaya çıkmadı. Bu sorunlar birkaç on yıldır artıyordu. Birçok ülkede 1970'li yıllarda devlet harcamalarının milli gelir içindeki payı yüzde 50-55'lere, hatta bazı ülkelerde yüzde 60-65'e kadar çıkmıştı. Bu harcamaları finanse etmek için, çok yüksek vergiler konmuştu. Örneğin; İsveç'te 70'li-80'li yıllarda gelir vergisinin üst dilimi yüzde 80'e kadar çıkıyordu. Orta sınıf bile kazancının çok yüksek bir bölümünü gelir vergisi olarak ödemek durumunda kalıyordu. Birçok ülkede artan kamu harcamalarının mali denge üzerindeki baskısı artmıştı.
Genelde çok ağır olan vergi yükleri ve devletin bu derece büyümesi, o zamana kadar sosyal demokratlara destek veren kitleler tarafından bile yadırganmaya başlandı. Kamu kuruluşu kadrolarında ortaya çıkan şişkinlik, Avrupa ülkelerinde bürokraside yayılmaya yol açtı ve bürokratik hastalıkların devlet hizmetlerinde daha rahatsız edici bir hale geldiği, etkinlikte azalma olduğu gözlendi. Örneğin, sağlık alanında dar gelirlileri de kapsayan, herkese sağlık hizmetinden yararlanma hakkını veren düzgün sağlık sistemleri vardı. Fakat, İngiltere örneğinde olduğu gibi, bir hasta hastaneye gittiği zaman hastanedeki bekleme süresi 6-8 saate kadar yükselmeye, ameliyat için çok ileri tarihler verilmeye başladı. Fransa'da, 60'lı yıllarda, üniversite sistemindeki çok büyük aksaklıklar, çok büyük yığılmalar gençlerin şikâyetlerinin artmasına yol açtı. Diğer ülkelerde ve alanlarda da benzer tıkanıklıklar belirdi; devlet, hizmet yükü arttıkça bazı hizmetleri etkin biçimde vermekte zorlanmaya başladı.
Gelir dağılımı ve eğitim
Sosyal demokrasinin temel tarihsel başarılarını oluşturan mekanizmalar, kurumlar bu tür sorunlarla karşı karşıya kaldı. Bu aksaklık ve zayıflıklar siyasi tartışmalarda sağın ve muhafazakâr partilerin kullandığı etkili bir eleştiri malzemesi haline geldi. Bugünkü çağdaş sosyal demokrasinin devletin aşırı büyümesine çözüm arayışı şu şekilde özetlenebilir:
Sosyal devletten kesinlikle vazgeçemeyiz, vazgeçmek de istemeyiz. Bizim ana hedefimiz modern sosyal refah devletidir, sosyal hizmet açısından dar gelirlilere ulaşmaktır. Fakat bu sistemi çok büyüttüğümüzde, devletin çok bürokratik bir yapı kazandığını kabul ediyoruz. Kamu bünyesinde yapılan etkinlik ve verimlilik odaklı rasyonelleşmelerin ötesinde, bazı alanlarda sosyal hizmetleri kamunun düzenleyici çerçevesi içinde özel sektör de verebilmeli, ama devlet dar gelirliye bunun maliyetini, kaynağını sağlamalıdır. Örneğin hastanelerin tümünün mutlaka devlet hastanesi olması gerekmez, özel hastane de olabilir. Önemli olan, her vatandaşın ve
özellikle dar gelirlinin her dalda sağlık hizmetine ulaşabilecek kaynağının, sigortasının olması; devletin bu sigortayı temel bir görev olarak sağlamasıdır. Eğitim için de aynı ilke geçerlidir. Bütün eğitim kurumları devletin elinde olmayabilir, ama dar gelirli bir öğrencinin eğer iyi çalışıyorsa ve iyi bir performans gösteriyorsa en iyi eğitim kurumlarına erişme hakkı da devlet tarafından desteklerle sağlanmalıdır.
Devlet, eğitimde gelir dağılımına ve düzeyine dayalı bir farkı hiçbir şekilde kabul etmemeli, gereken her durumda burs vererek destek sağlamalıdır. Yani devlet, her iki sektörde de -eğitim ve sağlık-sosyal devlet hedefinden vazgeçmeden, kendi kuruluşları içinde rasyonelleşme sağlamaya, özel sektörü de hizmete çekmeye, hantal olan bürokrasisini azaltmaya, bir ölçüde bu hantallığa yol açan kurumlarının ölçeğini küçültmeye, aynı zamanda da dar gelirliye sosyal hizmetlere ulaşabilmesi için gerekli kaynağı kesinlikle sağlamaya çalışmalıdır.
Sosyal devletle ilgili bu yaklaşım, bugün Avrupa sosyal demokrat partilerinde büyük ölçüde geçerli olan yaklaşımdır. Bu yaklaşımın ayrıntıları çok tartışılmakta, 'Sağlıkta nasıl bir düzenleme olmalı',
'Eğitimde bu nasıl yapılmalı', 'Tarımdaki destekler nasıl düzenlenmeli' gibi konulara ilişkin çözüm seçenekleri değerlendirilmektedir. Ayrıntılar tartışılsa da, dünyanın önde gelen sosyal demokrat parti ve yetkililerini kapsayan İlerici Yönetişim Ağı (Progressive Governance Network) çerçevesinde ortaya konulan kapsamlı görüşlerden de anlaşıldığı üzere, temel yaklaşımda görüş birliği vardır.
1.2.1.2. Öne Çıkan Yeni Eğilimler
Sosyal devlet konusunda çağdaş sosyal demokrat yaklaşım çerçevesinde yukarıdaki hususlarla bağlantılı ya da bunlara ek olarak gündeme gelen, öne çıkan olgular şunlardır:

  • İhtiyaç duyulan hizmetlerin yalnız hacmi artmakla kalmamış, nitelikleri, kapsamları bakımından da önemli gelişmeler ortaya çıkmış, yeni potansiyeller doğmuştur.
  • Gelişmeden yararlansın yararlanmasın, kullanıcı -eskiye oranla- hizmetin niteliğine daha duyarlı hale gelmiştir.
  • Hizmetin niteliği fırsat eşitliği sağlamak bakımından belirleyici olabilmektedir.
  • Teknoloji yoğun ve uluslararası nitelikte kalifikasyon düzeyi, bilişim ve iletişim teknolojileri (BİT) alanındaki beceri düzeyi ve sürekli öğrenme kapasitesi işgücünün ve genelde nüfusun en kritik özellikleri arasındadır.
  • Eğitim sürecinde yeterli donanıma sahip olamayanlar düzgün bir iş bulma sürecinden kopma tehlikesi ile karşı karşıyadır.
  • Üretimde ortaya çıkan yeni süreçlere ve işgücü talebi türlerine uyum sağlama kapasitesi,çalışmavekazanma olanak ve motivasyonu açısından çok kritik bir nitelik taşımaktadır.
  • Bu durum gençler için de geçerlidir ve çoğu kez yaşam boyu etkili olabilecek sonuçlar doğurmaktadır.
    Gerek bu gelişmeler, gerekse insanın algılama kapasitesivemotivasyonunun gelişmesi bakımından yaşamın ilk bölümünün ne denli ayırt edici etki yaptığının ortaya çıkması sonucu, eğitimin insan ve toplum yaşamını yeterince geliştirecek bir şekilde ve daha eşitlikçi bir temelde düzenlenmesi ihtiyacı yeni boyutlar kazanmıştır.
    Sendikalar zayıfladı
    Ekonomilerin uluslararasılaşması, ekonomideki diğer gelişmeler ve özellikle teknolojik gelişme sonucu kitlesel ölçekte sanayi üretimi yapan fabrikalara dayalı 'Fordist' sistemin çözülmesi, esnek üretim sistemine geçilmesi ve işlerin işyeri dışına kaydırılabilmesi, işgücü açısından çok önemli değişikliklere yol açmaktadır. Yüksek kalifikasyon sahibi olmanın önemi yeni, çoğu kez de ayırt edici boyutlar kazanırken kalifikasyon düzeyi yüksek olmayan geniş işçi kitlesi sermayenin karşısında yalnız kalmıştır. Sendikalar zayıflamış, işçilerin sendikal ve kolektif dayanışmadan yararlanma olanağı çok azalmıştır. İnformel ekonomideki genişlemeyle birlikte, bu durum, geniş bir kesim için işsizlik ve işsizlik tehlikesinin daha da yaygınlaşması anlamına gelmektedir. Hızla genişleyen hizmetler sektörünün bir bölümü ileri nitelikli işlerden oluşurken, bu sektörde düşük nitelikli ve geçici işler büyük bir oran oluşturmaktadır. Bu durumda kente göç artık sanayiye değil hizmetler sektörüne göçtür. Yüksek kalifikasyon sahibi olanlar dışındaki geniş kitleler için belirsizlik ve kırılganlık artmıştır. Yaşanan değişimler sosyolojik çerçevede kapsamlı bir değişime yol açmakta, yeni özellikler ortaya çıkarmaktadır. Yeni koşullar yeni tür bir güven eksikliği ve "yeni eşitsizlikler' içermektedir. Sosyal devletin bugünkü görevleri içinde bu yeni tür eşitsizlik ve kırılganlıklar karşısında önlem almak ve çözüm geliştirmek de yer almaktadır.
    Bu süreçte kentsel yerleşim ve konut politikaları yeni boyutlar kazanmak zorundadır. Paris Belediyesi çağdaş sosyal demokrat politikalar doğrultusunda, dar gelirlilerin oturduğu sosyal konutların bir bölümünü varlıklıların oturduğu semtlerde inşa etme uygulaması başlatmıştır. Sosyal konutların bloklar olarak ayrılması yerine bir kısım sosyal konutun varlıklıların oturduğu binalarda yer alması şeklinde bir uygulama da gündeme getirilmiştir. Ayrı odası olan çocukların derslerinde daha başarılı olduklarını ortaya koyan araştırmalar sonucu, küçük de olsa ayrı odalar sağlayıcı konut politikaları üzerinde durulmaktadır.
    Sağlıkta yeni ufuklar
    Sağlıkta yeni teknolojiler, özellikle de biyoteknoloji-genetik alanındaki gelişmeler daha şimdiden çığır açıcı bir nitelik kazanmıştır. Yüksek maliyetli ilaç ve tıbbi yöntemlerin devreye girmesiyle birlikte sağlık hizmetlerinde etkinlik, dayanışma, hakkaniyet, etik ve ekonomik kaynak gibi faktörlerin yepyeni boyutlar kazanması, kamuya yeni işlevler ve yurttaşlara yeni hak ve sorumluluklar getirmiştir.
    Yukarıda belirtildiği üzere sosyal gelişme açısından insanın gerekli kapasiteleri edinmesinde en kritik dönemin doğumu izleyen yıllardan başlayarak yaşamın ilk bölümü olduğunun kesin bir biçimde ortaya çıkması, eğitimde olduğu gibi sağlıkta da yeni yaklaşımlar gerektirmektedir. Her iki alanda da erken yaşlarda başlayarak bireysel özellik ve ihtiyaçlara göre hizmet alabilmenin önemi ve sağladığı verimin boyutları hızla artmaktadır. Bireysel özellik ve ihtiyaçlara göre hizmet alabilmenin önemi yaşamın ilk aşamalarından sonra da sağlıkta tüm yaşam süresince, eğitimde de giderek artan bir süre boyunca devam etmektedir. Hizmetin süresi ve niteliğine ilişkin bu değişiklik istihdam hizmetleri gibi bir dizi hizmet alanı için de geçerlidir. Yine toplumsal mekanizmalar çerçevesinde ama aynı zamanda giderek daha kişiye özgü bir biçimde düzenlenecek bir sosyal hizmetler sistemine yönelme eğilimi ve ihtiyacı ortaya çıkmakta, şekillenmektedir.
    Bilgi ekonomisi
    Bilgi ekonomisi koşullarında gerek nitelikli işgücünün olağanüstü ölçüde artan önemi, gerekse bilimsel ve teknolojik gelişmenin muazzam potansiyeli nedeniyle devletin sağladığı ya da sağlayabileceği hizmetler ve olanaklar daha kritik hale gelmiş, yeni boyutlar kazanmıştır. Bu koşullarda devletin hem, yukarıda değinildiği gibi, özel sektörden de gereken ölçüde yararlanarak en etkin hizmeti ve fırsat eşitliğini sağlamak alanındaki yükümlülükleri hem de düzenleyici ve denetleyici görevi artmış ve daha kritik hale gelmiştir. Devletin daha etkin şekilde düzenlenmiş bir çerçevede özel sektörden eskisine göre daha çok yararlanması, eğitim ve sağlık gibi alanlarda doğrudan hizmet üretimini terk etmesi anlamına gelmemektedir. Kamu hizmeti kullanımında seçim, tercih olanağını hakkaniyeti zedelemeden artırmak ve bunu sosyal hedefleri göz ardı etmeden yapmak genelde yararlı sonuçlar sağlamaktadır. Aynı şekilde, belirli kamu hizmetlerinin üretiminde denetimli ve sosyal hedeflerle çelişmeyen bir rekabet unsuru birçok durumda etkinliği artırmaktadır. Bu bağlamda sosyal hizmetlerde fiyatlandırma politikalarının önemi artmıştır. Bütün bu yaklaşımlar, devreye sokulan ve öngörülen yeni araçlar sosyal hizmetlerin yeni koşullardaki etkinliğini artırmaya yönelik çabalar kapsamındadır.
    Bu etkinleştirme ve iyileşmenin sağlanamaması, muhafazakâr sağ kesimin kamunun sosyal hizmetlerden giderek büyük ölçüde çekilmesi doğrultusundaki taleplerinin güç kazanmasına yol açacaktır. Oysa, çocuklardan kadınlara, yaşlılara her kesimin sosyal hizmet ihtiyacı çeşitlenmiş, nitelikli sosyal hizmete ihtiyaç artmıştır; kritik gruplar için dışlanma tehlikesinin boyutları büyümektedir.
    Gerçekte küreselleşme ve ekonomide serbestleşme koşullarının hızla belirginleştiği bir dönem ve süreçte kamunun özellikle sosyal alandaki
    işlevleri yukarıda belirtildiği şekilde yeni ayrımlar kazanmakta ve kritik bir nitelik taşımaktadır. Kamu hizmetlerinin etkinliğinin artması bu açıdan da önem taşımaktadır.
    Çağdaş Refah Devleti
    Bilgi ekonomisi ve geleneksel eksenler üzerinde, hem yeni potansiyeller hem de bir bölümüne yukarıda değinilen ciddi boyutta yeni
    eşitsizlik ve yoksulluk türleri belirmektedir. Çağdaş sosyal demokrat yaklaşım bu yeni koşulları doğru değerlendirmek ve bazen 'Yeni Refah Devleti' olarak da adlandırılan bir çerçevede, bu koşulların gereklerini yerine getirmek bakımından muhafazakâr, sağ akımlara göre daha elverişli bir potansiyele sahiptir.
    Hızlı küreselleşme koşullarında yaratılan toplam yeni gelir artarken, bu yeni gelirin dağılımında büyük eşitsizlikler ortaya çıkmaya başlamaktadır. Bu durum ABD'de uç noktalara varmaktadır. Bugüne kadar var olan güçlü demokratik yapıların da katkısıyla AB ülkelerinde gelirin bölüşümünde bir denge, göreli bir eşitlik sağlanmaktaydı. Küreselleşmenin hızlanmasıyla, istikrarla da bağlantılı yönleri bulunan bu dengenin korunması, demokrasinin fırsatlara ulaşmada eşitliği sağlayacak şekilde derinleşmesi ve gelişmesini gerekli kılmaktadır. 'Yeni Kamu Yönetimi' adıyla nitelenen kapsamlı kamu reformu sürecinin benimsenmesi 'Yeni Refah Devleti'nin bu ve diğer alanlarda daha etkin olma potansiyelini artırmaktadır.
    Fırsat eşitliği
    Fırsat eşitliğini sağlayıcı araçları yaşamın başlangıç noktasına çekmek, 'sosyal miras' olgusunu ve sağladığı üstünlüğü sınırlamak; teknolojik olanakları özel sektörden de yararlanarak devreye sokmak; kapsamlı bir katılımcılık; sosyal demokrasi açısından -sağlanan gelişmelere rağmen- haklı olarak öncelikli bir alan oluşturmaya devam eden kadın hakları konusunda yeni aşamalar kaydetmek; yoksullukla mücadelede yeni programlar geliştirmek gibi adımlar yer almaktadır. Örnek verecek olursak, İngiltere'de İşçi Partisi çocuklara doğum anından itibaren yeni kaynak ayırıyor, Fransa'da Sosyalist Parti döneminde gençlere yeni ve etkili istihdam ve yetişme olanakları sağlandı, Brezilya'da Lula iktidarında yoksullukla mücadelede yeni programlar uygulanıyor.
    1.2.1.3. Sürdürülebilir Büyüme
    Bu noktada sosyal demokrasi ve sosyal devlet konusunda üzerinde uzunca bir süredir durulan ama yine de kritik sayılan bir noktaya değinmekte yarar bulunmaktadır: Ekonomik istikrar-kamu hizmetleri bağlantısı.
    Ekonomik istikrar en çok sosyal demokratlar için önem taşır, taşımalıdır. Çünkü birincisi, istikrarsız bir ekonomik durum ve hele bunun yol açtığı krizler öncelikle yoksulları ezer. Bu, uluslararası deneyimlerde çok açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır ve Türkiye'nin yakın tarihi de bunun çok açık örnekleriyle doludur. İkincisi, istikrarın sağlanamadığı bir ekonomi büyüyemez, büyüse de bu büyüme kısa süreli kalmaya mahkûmdur. Oysa işlevini düzgün bir şekilde yerine getiren bir sosyal devlette, düzgün ve yaygın kamu hizmetleri sağlamak için büyüme zorunludur.
    Bu kadar açık olan bir ilişkiyi önemsememek, çoğu kez, krizlerin getirdiği olumsuz koşullardan en kısa sürede uzaklaşmak isteği, kamu yönetimine ve ekonominin aktörlerine güven duymamak ve orta ve uzun vadede düzelme olacağına güvenmemek gibi anlaşılır nedenlere dayansa da, bu tutum temelinde oluşturulan politikalar başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkûmdur. Bu şekilde davranan yönetimler hataların bedelinin ödenmesini ertelemekte ve daha büyük istikrarsızlıkların hazırlayıcılığını yapmaktadırlar.
    İstikrarlı makroekonomik koşulların varlığı, piyasa mekanizmasının düzgün bir şekilde işlemesine dayalı olarak üretim, istihdam ve yatırım artışı sağlamak açısından zorunlu ve elverişli, ama yetersizdir. Buna ek olarak büyüme ve gelişmenin sürdürülebilirliğini sağlamak da gerekmektedir. Bunun için de üretim yapılarını esnekleştirmeye ve böylece hem kullanılan birim kaynak başına katma değeri artırmaya ve talebe çok kısa süreler içinde yanıt verilebilmeye hem de bilim ve teknolojinin olanaklarından daha çok yararlanmaya, Ar-Ge ve teknolojik gelişmenin de sürdürülebilirliğini sağlamaya, kamu yönetiminde etkin bir yapı ve işleyiş oluşturmaya ve fiziksel ve sosyal altyapıları güçlendirmeye ihtiyaç bulunmaktadır. Bunları başaran sosyal demokrat iktidarlar aynı zamanda kamu hizmetlerine
    ayırdıkları kaynakları da artırabilmişlerdir.
    Bu bağlamda büyümenin sürdürülebilirliği vazgeçilmez bir özelliktir. Örneğin İngiliz İşçi Partisi iktidarı, Maliye Bakanı Gordon Brown'un ekonomi politikasındaki etkili yaklaşımının da katkısıyla yedi yıla yakın bir süredir kesintisiz bir şekilde her yılın her çeyreğinde büyüme sağlamış, bu sayede ve alınan diğer ilgili politika kararlarıyla kamu hizmetlerinde iyileşmeler gerçekleştirmiştir. Bu, dış politikadaki tutumuna yönelik karşı çıkışlara rağmen, İşçi Partisi iktidarına desteğin sürmesinde önemli bir rol oynamıştır.
    Piyasanın düzenlenmesi
    Bu tür bir gelişme, verimlilik artışının büyümede önemli bir paya sahip olduğu bilgi ekonomisi koşullarında daha da kritik bir önem taşımaktadır. Makroekonomik istikrar ve bilgi ekonomisi, günümüzde sürdürülebilir büyümenin en temel dayanakları arasında yer almaktadır. Bu süreçte yukarıda belirtildiği gibi ekonomik gelişmenin sürükleyici gücü piyasa mekanizmasıdır, rekabettir. Ama piyasa mekanizmasının da devlet tarafından etkin bir şekilde düzenlenmesi ve çerçeve koşulların yaratılması zorunludur. Piyasanın düzenlenmesi günümüz koşullarında büyük bir uzmanlık bilgisi istemekte, devlete büyük ölçüde doğrudan üretimin dışında ama çok etkin bir işlev vermektedir. Altyapıları sağlamak ve benzeri faaliyetler de devlet için aynı şekilde kritiktir. Ancak devlet, özellikle altyapı sağlamak gibi faaliyetlerde belirli bir sektörde ihtiyaç duyulan yapı ve mekanizmaları yarattıktan sonra bu alana kaynak ayırmaya devam etmek yerine, yeni, daha çok ihtiyaç duyulan alanlara yönelmeli, geçmeli; kaynak ve enerjisinin önemli bir bölümünü başka aktörlerin girmediği ya da henüz giremediği alanlara ayırmalı, ekonomik, teknolojik, sosyal, kültürel alanlarda yeniliklere, gerekli yeni kapasitelere önayak olmalıdır. Hantallaşmadan etkinleşmek ve gelişmenin etkinliğini artırmaya devam etmek ancak bu şekilde mümkün olabilir. Piyasaların genelde genişliyor olması devletin bu nitelik ve işlevlerinin önemini daha da artırmaktadır.
    Diğer taraftan ekonomik ve sosyal gelişme ancak yukarıda belirtilen çerçevede birbirinin tamamlayıcısı konumuna getirildiği zaman her ikisi de etkin ve sürdürülebilir olur. Bu süreçte 'çevre' konusu önemi, işlevi giderek artan özel bir boyut olarak belirginleşmektedir.
    1.2.2. Küreselleşme
    1.2.2.1. Küreselleşme ve Sosyal Demokrasinin Ulus-Devletle İlişkisi
    Ulus-devlet çerçevesinde politika belirleme alanı daralıyor. Çağdaş sosyal demokrasi açısından yukarıda ele alınan sosyal devletin boyutlarına ilişkin sorunlardan da daha kritik olan sorunlar küreselleşmeyle ilgili olanlardır. Her ne kadar sosyal demokratlar, sosyalistler eşitlik, barış, kardeşlik gibi evrensel değerleri sahiplenmiş ve evrensel değerlerden yola çıkmış olsalar da, bu değerlerin uygulanmasında ulus-devletin gücünü kullanmak durumunda kalmışlardır.
    ---------------------------------
    YARIN: Küreselleşen dünyada sosyal demokrat siyaset