'Ulusal güvenlik tartışılmalı'

ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, 7. olağan kongrede parti ve hükümet içi çekişmeleri bir kenara bırakarak, 'ulusal...

ANKARA - ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, 7. olağan kongrede parti ve hükümet içi çekişmeleri bir kenara bırakarak, 'ulusal güvenlik kavramını' tartışmaya açtı. Atılan her ileri adımın ulusal güvenlik gerekçesiyle
kesildiğini vurgulayan Yılmaz, ANAP'ın artık sahaya ineceğini söyledi. Türkiye'nin çağdaş dünyada yer alabilmesi için ulusal güvenlik tabusunun kırılması gerektiğine dikkat çeken Yılmaz, "Ya çağdaş dünya ile yürüyeceğiz, ya da Miloşeviç ve Saddam'larla" dedi.
Üç maymun oyunu
Sivil siyasetin güçsüzlüğü nedeniyle ulusal programın hayata geçirilmesinde güçlüklerle karşılaşıldığını belirten Yılmaz, "Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, hayata geçmeyecek yeni projeler üretmek değil, Ulusal Programımızı, makul bir takvim içinde hayata geçirmektir" dedi. Yılmaz, 12 Kasım'da Türkiye ile ilgili ilerleme raporunun yayımlanacağını anımsatarak, "Türkiye'de kimsenin umurunda değil" diye yakındı.
Yılmaz şunları söyledi: "AB uyum çalışmalarındaki engelleyici rolü konusunda herkesin az çok bilgi sahibi olduğu, ancak üç maymunları oynadığı bir tabu var. Ulusal güvenlik gerekleri, ya da daha doğru bir isimlendirmeyle ulusal güvenlik sendromu. Bu tabunun üzerindeki perdeyi çekip almanın zamanı geldi. Devletin bekasını sağlayacak bir kavramı, devletin can damarlarını keser hale getirmeyi dünya üzerinde yalnız Türkiye becerebilirdi" dedi.
'Ya aydınlık, ya karanlık'
Yaraların ancak ulusal güvenliği bir sendrom olmaktan çıkarmakla sarılabileceğini savunan Mesut Yılmaz, "Geçmişte her yeniliği, 'din elden gidiyor' diye önlemeye çalışmak, ülkeye de, dine de büyük zarar vermiştir. Her açılımın önünün, ulusal güvenlik elden gidiyor gerekçesiyle kesilmesi, ülkemizin geleceğine ve ulusal güvenliğimize zarar verecektir" diye konuştu.
İki seçenek
Türkiye'nin yol ayrımında bulunduğunu da dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Önümüzdeki yollardan biri Özal'ın bizlere miras bıraktığı Türkiye'ye yeniden çağ atlatan yol. Diğeri, statükonun bataklığında her geçen gün ülkemizi alt kümeye düşürecek yol. Biri, Türkiye'yi çağdaş dünyaya, AB'ye ulaştıracak yol. Diğeri, Türkiye'yi Ortadoğu'daki yeni bir Baas Cumhuriyeti'ne götürecek yol. Girdiğimiz yola göre, ya çağı yakalayacağız ve gelecekte sağlam bir şekilde ayakta kalacağız. Yolların birinde çağdaş dünyayla yürüyeceğiz. Diğerinde, Miloşeviç'lerle, Saddam'larla."