Üniversitede 'ilim' mi 'bilim' mi okunacak?

Üniversitede 'ilim' mi 'bilim' mi okunacak?
Üniversitede 'ilim' mi 'bilim' mi okunacak?

CHP Milletvekili Birgül Ayman Güler

TBMM'den geçen "Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi" kurulmasına ilişkin yasaya muhalefetten 'yeni makamlar' yaratılıyor ve 'üniversite medreseleştiriliyor' itirazları geldi.
Haber: RİFAT BAŞARAN - rifat.basaran@radikal.com.tr / Arşivi

ANKARA – TBMM’den geçen yasa ile “Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi” adıyla yeni bir üniversite kurulurken, İstanbul’daki Fatih Üniversitesi’ne bağlı bazı bölümler de Ankara’daki Turgut Özal Üniversitesi’ne bağlandı. Konuyla ilgili yasa Meclis’te görüşülürken CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, ilginç bir iddialar gündeme getirdi. AK Parti tüzüğünde yer alan ‘üç dönem’ şartını anımsatan Güler, “Yeni üniversite 3 dönem üst üste milletvekilliği yapmış devlet büyüklerinden bazılarına yeni makamlar açmak için mi düşünülmüştür?” diye sordu. Güler ayrıca yeni kurulan bazı fakültelerin isimlerindeki ‘İlim’ kavramını eleştirerek ‘üniversitede medreseleşme’ eleştirisi yaptı

YENİ ÜNİVERSİTE NASIL KURULDU?

TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen yasaya göre, “Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi” adıyla kurulacak yeni üniversite, sosyal ve beşeri bilimler fakültesi, siyasal bilgiler fakültesi, yabancı diller fakültesi, dini ilimler fakültesi, hukuk fakültesi, sosyal bilimler enstitüsü, Doğu ve Afrika araştırmaları enstitüsü, Türk dünyası araştırmaları enstitüsü, Batı dünyası araştırmaları enstitüsü ve İslam araştırmaları enstitüsünden oluşacak.
Yasayla ayrıca Fatih Üniversitesi Rektörlüğü’ne bağlı olarak Ankara’da açılan 5 meslek yüksekokulu Turgut Özal Üniversitesi’ne bağlanacak. Bu bölümlerde halen öğrenimlerini sürdüren öğrenciler ile öğretim elemanları ve mal varlığı, Turgut Özal Üniversitesi’ne devredilecek. 2012-2013 öğretim yılında kayıt yaptıranlar da dahil olmak üzere öğrencilere verilecek mezuniyet belgesi, istemeleri halinde önceki üniversitenin adıyla verilebilecek. Ancak daha önce bir vakıf üniversitesinin mal varlığının başka bir vakıf üniversitesine devri mümkün değildi. Kamu üniversiteleri vakıf üniversitelerinin hamisiydi. Fatih Üniversitesi’nin hamisi ise Marmara Üniversitesi’ydi.

İLİM-BİLİM TARTIŞMASI

Meclis’te yasanın görüşmeleri ilginç tartışmalara da sahne oldu. CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, Ankara Üniversitesi bünyesinde Siyasal Bilgiler, Hukuk, Dil Tarih Coğrafya, İlahiyat fakültesi yer alırken kurulacak yeni üniversite bünyesinde de aynı alanlarda fakülteler kurulmasının gerekçesinin açıklanmadığını söyledi. Güler, üniversiteyle ilgili 3 kuşkusu olduğunu kaydetti. Bu üç neden ve “ilim bilim medrese paranoya tartışması” tutanaklara şöyle yansıdı:

BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP)- Birincisi, ne ‘düzenleyici etki analizi’, ne de ‘buna ihtiyaç var mı’ raporu elimizdedir. O halde, acaba, bu yeni üniversite üç dönem üst üste milletvekilliği görevi yapmış olan devlet büyüklerinden bazılarına yeni makamlar açmak için mi düşünülmüştür? Aklımda böyle bir soru var. Eğer, bu üniversitenin rektör ya da rektör yardımcılığına üç dönem üst üste görev yaparak boşa çıkmış olan devlet büyüklerinden atama yapılırsa haklı çıkacağım, yapılmazsa tahminim yersiz çıkacak.
İkincisi, Ankara Üniversitesi’nin mensubuyum, Ankara Üniversitesi’nin son derece önemli beş fakültesine eş koşulan bu beş fakülte, bir süre sonra acaba karşımıza yeni bir önerge getirebilir mi, kanun tasarısı ya da kanun teklifi getirebilir mi şunu söyleyen: “Tematik sosyal bilimler üniversitemiz var, üstelik Ankara’da, Ankara Üniversitesinde Fen Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Tıp Fakültesi, bir de Siyasal, İlahiyat, diğerleri var.
Tematik bir güç varken neden bu ayrıca yürüsün ki? Dil, Tarih ve Coğrafyayı, Hukuk Fakültesi’ni, Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni, yüz elli yıla varmış olan bu tarihi kurduğumuz Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi içinde toplasak daha iyi değil mi? Ne dersiniz? Aynı Meclis kürsüsünde böyle bir kanun teklifi ya da tasarı karşımıza gelebilir mi? Gelirse haklı çıkacağım, gelmezse yanlış öngörüde bulunmuş olacağım. Bir üçüncü sorum daha var bu kapsamda.
FİKRİ IŞIK (AK Parti): Biraz paranoyaya kaçıyorsunuz.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla): Yok, soru soruyorum ve hesabını vermeye hazırım.
ALİ HAYDAR ÖNER (CHP): Çok saygın bir üyeye paranoya diyemezsiniz.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla): Paranoya bu akli dengeyi içermez. O yüzden, benzetme doğru değil.
Üçüncüsü şu: Beş fakülte kurulmuş ve bunlardan dördü “bilimler fakültesi” biri “ilimler fakültesi.” Ben, bilim insanı olarak bilim dünyasını bilirim, haddimi de bilirim. İlim dünyasını bu Meclis’te çok iyi bilenler var. Ama üzerinde bir parça çalıştım, bilim ile ilim aynı şey değil. Biz, burada dinî ilimler fakültesi kuruyoruz ve AKP ’nin genel inancı demeyeceğim ama genelde AKP yanlısı ya da AKP’li olan yazarlardan okurum, böyle düşünüldüğünü bilirim. Denir ki: “İlim asıldır, bilim vasıta.” Denir ki: “İlim hem soyut hem somut varlıklarla ilgilidir, oysa bilim yalnızca somut varlıklarla.”
HÜSEYİN TANRIVERDİ (AK Parti): İlim kendin bilmektir.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla): “İlim nurdur, kendindendir, oysa bilim ışıktır, yansıtır.” “İlim uhrevidir, bilim bizi ona götüren vasıtadır.” “İlimde inanç vardır, yanılma yoktur, bilim kesinlik ister, hep yanılma ihtimali vardır.”
HAKAN ÇAVUŞOĞLU (AK Parti): Bir de irfan var Hocam.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla): İlim akli, hissi, naklidir; bilimse akıl, hisse ve araştırmaya dayanır. Sonuçta, ilim ve bilim beraberdir ama yol gösteren ilim olmak şartıyla. Şimdi, bakıyorum da bu yeni kurulan üniversitenin bilimsel yöntemi nasıl bir şey olabilir? Şöyle söyleyelim: 4’ü bilim yapacak, 1’i ilim yapacak. Eğer öyleyse, ilim bilimin önünde ise, daha derin ise dinî ilimler fakültesi bütün diğer 4 bilimler fakültesini peşinden sürükleyecek. Peki, bunu nasıl hayata geçirecek? Şöyle diyor, burada yazılmış: “Bu üniversitenin ilk iki yılında öğrenciler, bu 5 fakülteden, bu üniversitenin 5 fakültesinden oluşturulacak ortak bir programdan geçecekler.”
SELÇUK ÖZDAĞ (AK Parti): Evet, doğru, onu arkadaşınız teklif etti…
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla): Değerli arkadaşlarım, o hâlde şöyle diyebilir miyim? Eğer ilim ve bilim arasında sizin düşüncenizce böyle bir hiyerarşi varsa Ankara Soysal Bilimler Üniversitesi Dinî İlimler Fakültesi’nin önderliğinde bütün diğer bilim dallarını yeniden düşünmek zorunda bırakacak, bir tür üniversite değil de medrese olacaktır.
OSMAN ÇAKIR (AK Parti): Bu, paranoyayı da geçti.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla): Eğer, ilim ve bilim arasındaki ilişkiye dayandırdığım bu modeli aklımızda tutarsak, evet, evet, böyle bir gelecek bizi bekliyor olabilir mi?
BÜLENT TURAN (AK Parti): Çok vahim…
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla): Hepimizin ömrü uzun olsun, hepimiz yaşayalım, görelim; dilerim, bu 3 konuda yanılırım; dilerim, yaptığınız şey gerçekten Türkiye ’nin yetişmiş, çağdaş insan gücünü çoğaltmak amacına odaklanmıştır.


CHP’DEN DEVİR İTİRAZI
Fatih Üniversitesi’nin bazı bölümlerinin Turgut Özal Vakıf Üniversitesi’ne bağlanması konusunda TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nun CHP’li üyeleri Nur Serter ve Metin Lütfü Baydar da, yazdıkları muhalefet şerhinde, bu devir talebinin tek gerekçesinin sözkonusu yükseköğretim kurumlarının Ankara’da bulunması gösterildiğini belirterek, “Fatih Üniversitesi ve kurucu Vakıf bu kurumları açarken farklı bir kentte olmalarında hiçbir sakınca görmemiş ancak alınan ani bir kararla devir işlemi talep edilmiştir” dedi. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun, “Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyetlerinin durdurulma süresince, kapatılması halinde ise temelli olarak kurumun idaresi Yüksek Öğretim Kurulunca eğitim ve öğretimi sürdürmek ve tamamlamak üzere uygun bir Devlet Yükseköğretim Kurumunun vesayetine verilmektedir” şeklindeki hükmünü anımsatan CHP’li vekiller, şu görüşleri dile getirdi:
“Fatih Üniversitesi’nin garantörü ise Marmara Üniversitesidir. Özetle Üniversitenin faaliyetlerinin durdurulması veya kapatılması halinde Marmara Üniversitesine devredilecek mal varlığının bir kısmı bu yasa ile bir Vakıf Üniversitesi olan Turgut Özal Üniversitesine devredilmektedir. Fatih üniversitesi Tıp Fakültesi ve Tıp Fakültesine bağlı eğitim hastanelerinin 3’ü Ankara’da 2’si ise İstanbul’dadır. ‘Fatih Üniversitesi, Sema Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ adı altında İstanbul’da Ümraniye ve Dragos’ta faaliyet gösteren 2 hastanenin, Ankara Tıp Fakültesi ile ilişkili eğitim faaliyetlerinde geçmişte bir sakınca görülmemiş olması, bugün gerçekleştirilen devir işleminin amaçları konusunda kuşku yaratmaktadır. Bir vakıftan diğerine yapılan malvarlığı devir işlemleri konusunda Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün onayının olup, olmadığı ile ilgili bilgi sunulmamıştır.”