Washington'daki davette fiyasko

Başbakan Erdoğan'ın, ABD'li firma temsilcileriyle başkentte yapmayı umduğu 'yatırıma davet' toplantısına gelen olmadı.

Eşcinsel, kebap yiyemeyince...
TBMM Adalet Komisyonu'nda 502 maddelik Türk ceza kanunu (TCK) Tasarısı için oluşturulan alt komisyon yaklaşık üç aydır neredeyse gece gündüz çalışıyor. Tasarının hemen her maddesini uzun uzun tartışan komisyon, siyasette pek de alışılmamış bir uzlaşma örneği sergiliyor.
Komisyon son toplantısında ise 'eşcinsellere yapılan ayrımcılığı' da TCK'ya taşıyarak cezalandırılmasını öngören bir değişiklik yaptı. Bu hükmün TCK'da yer almasına, komisyon çalışmalarına katılan Doç. Dr. Adem Sözüer'ün tanık olduğu bir olayı anlatması neden olmuş. Sözüer'in, tasarının 'ayrımcılık' maddesi görüşülürken anlattığı olay şöyle: "Bir grup eşcinsel hastanede yatan arkadaşlarını ziyarete gitmiş. Bu sırada hastane karşısında bulunan ünlü bir kebapçıda yemek yemek istemişler. Tam sipariş verecekken, kebapçının sahibi gelerek 'Burada i...'lere servis yapmıyoruz' diyerek yemek vermemiş." Sözüer'in anlattığı bu olaydan sonra eşcinsellere karşı kötü davrananların cezalandırılmasına ilişkin hüküm üzerinde hiç tartışma yapılmadan ve konuşulmadan kabul edilmiş.
ABD gezisindeki fiyasko
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta ABD'deki temaslarının önemli bir ayağı da, Washington'da, Türkiye'ye yatırım yapmak isteyen şirketlerin yöneticileriyle yapacağı bir toplantı olacaktı. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi CSIS'ın Türkiye masası şefi Bülent Alirıza'nın da katkılarıyla düzenlenen bu toplantı, Başbakan ve bakanları 26 önemli şirketin en üst düzeydeki yöneticileriyle bir araya getirecekti. Türkiye'nin çok ihtiyacı olan yabancı yatırım imkânları konuşulacaktı.
Ancak yöneticiler bu önemli toplantıya katılmadı. Onların yerine, çoğu zaten Erdoğan'ın uçağı ile Amerika'ya gelmiş Türk işadamlarının katıldığı bir toplantıya dönüştü. Alirıza'nın ısrarla, Amerikalı yatırımcıların sorularına öncelik verelim uyarıları boşta kaldı. Türk işadamları, Başbakan'a Türkiye'deki sorunlarını anlatmaya başlayınca, toplantı amacına ulaşmadan dağıldı.
İşin aslı sonradan anlaşıldı. Yatırımcılarla yapılan anlaşma, bu toplantının basına açılmaması, her şeyin açıkça konuşulabileceği bir atölye çalışması şeklinde yapılmasıydı.
Oysa Başbakanlık, belki de Başbakan Erdoğan'a biraz daha popülerlik katma niyetiyle, toplantıyı programa almış, böylece basın ve Türk işadamları da akın etmişti. Bunu öğrenen gerçek yatırımcılar da toplantıya katılmaktan vazgeçmiş, bir fırsat daha kaçırılmıştı.
Kim demiş AKP değişti diye!
Okurlarımızdan, 'AKP ülkeye şeriat getirmeye çalışıyor' gibi görüşlerini ilettikleri telefonları her zaman alırız. CHP'nin Başbakanlık ve Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarları üzerinden gündeme getirdiği eleştiriler de aynı görüşü destekliyor. AKP de sürekli 'Biz gerilim istemiyoruz, bunlar yapay gündem yaratmaya çalışıyor' savunması yapıyor.
Gelin görün ki AKP'nin bu konudaki asıl sınavı 'hayatın içinde' veriliyor. Yerel seçimler öncesinde AKP teşkilatlarının kullandığı propaganda yöntemi, AKP'nin savunmasını havada bırakıyor. Hatırlanacaktır, Refah Partisi'ni iktidara taşıyan 1996 seçimlerinde RP teşkilatları, kapı kapı dolaşarak propaganda yapmış, bu propagandada kadın teşkilatlarının etkisi büyük olmuştu.
Diğer illerdeki 'kemik' AKP tabanı nasıl propaganda yapıyor bilinmez ama Ankara'nın Etimesgut, Sincan gibi 'AKP kalesi' ilçelerinde benzer görüntüler yaşanıyor. Ev kadınlarının 'Sabah Sabah Seda Sayan' ya da 'Esra Ceyhan' seyrettiği saatlerde kapılar çalıyor. 'Türbanlı' ya da 'çarşaflı' kadınlar kısa bir propaganda yaptıktan sonra 'huzurun İslam'da, kurtuluşun AKP'de' olduğunu söyleyip oy istiyor. Geçen hafta kapımızı çalan türbanlı AKP'linin propaganda amaçlı kullandığı ifade ise insanın aklına 'AKP'nin neresi değişti' sorusunu getiriyor: "AKP Allah'a en yakın partidir."