'Yalnız Atatürk yetmiyor'

CHP'de Genel Başkan Deniz Baykal'a bayrak açtığı iddia edilen ve seçim sonrasındaki ilk Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında CHP teşkilatlarını 'rant peşinde koşmakla'...

ANKARA - CHP'de Genel Başkan Deniz Baykal'a bayrak açtığı iddia edilen ve seçim sonrasındaki ilk Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında CHP teşkilatlarını 'rant peşinde koşmakla' suçlayan Genel Başkan Yardımcısı Kemal Derviş'in hazırladığı rapordan, 'Atatürkçülük CHP'nin tekelinde değildir' mesajı çıktı. MYK toplantısından çıkışında "İstifa etmeyeceğim,
ama sıkıntılıyız' diyen Derviş'in 'Çağdaş Sosyal Demokrasi ve Türkiye' raporunda Türkiye'de 'CHP eşittir; devlet, yasaklar, güdüm' hissinin sürdüğüne dikkat çekildi. Baykal, Derviş'in partideki muhalefetin parçası olmadığını savundu.
Derviş, danışmanı Yusuf Işık ile seçim öncesinde hazırladığı raporu MYK üyelerine dağıttı. Raporda şu görüşlere yer verildi:

  • Türkiye'de sosyal demokrat hareket Avrupa'daki sosyal demokrat hareketlerin ana çizgiler açısından aynı genel çerçevede yer almasının önemi, belirgin şekilde artmıştır.
    'Yanıltıcı yaklaşımlara dikkat'
  • Tarihsel gelişmeyi bugünün koşullarında etkili bir sürece dönüştürecek, yeterince kapsayıcı bir yaklaşımın 2000'li yıllarda CHP'nin çatısı altında belirginleştirilip benimsenmesi, bugünkü iktidara yeterince güçlü bir alternatif oluşturmamızı sağlayacak ve Türkiye'nin siyasal yapısını sağlamlaştıracaktır. Özünde bu kapsayıcı ve çağımıza uygun yaklaşım, sahip çıktığımız ulusal, Atatürkçü geleneğimizle, Avrupa türü çağdaş bir sosyal demokrasiyi bir araya getiren bir sentezin oluşturulmasıyla gerçekleştirilebilir.
  • Atatürkçülük bugün de ihtiyaç duyulan her şeyi kapsamaktadır ve dolayısıyla partinin tek düşünsel dayanağını oluşturmalıdır" görüşü parti içinde yaygındır ancak oldukça yanıltıcı bir yaklaşımdır. 1920 ve 1930'lu yıllardaki uygulamalarıyla sınırlanmış bir Atatürkçülüğü tek siyasi kaynak olarak tanımlayan bir yaklaşım, CHP'nin yapısı, genel konumu ve temel politikalar çerçevesiyle çelişmektedir.
  • Atatürkçülüğü bugünün Türkiyesi'nde tek bir partiye, tek bir siyasi tercihe indirgeme anlamına gelebilecek bir yaklaşımdan kaçınılması gerekmektedir. Laiklik gibi en temel ilkelere karşı çıkılmadıkça, Atatürkçülüğün bugün çeşitli siyasi tercihlere sahip yurttaşlar tarafından benimsenmesi doğaldır. Atatürkçülüğün geniş bir siyasi yelpazede benimsenmesi olumludur. Kuşkusuz, yaklaşımında Atatürkçülüğe en çok yer veren, Atatürkçülüğü en çok benimseyen parti CHP'dir ve böyle kalmalıdır. Ama aynı zamanda CHP'nin en önemli ayırt edici özelliklerinden biri, Atatürkçülükle çağdaş sosyal demokrasinin sentezi olmalıdır. Bu henüz başarılmamıştır. Atatürkçü-sosyal demokrat senteze oluşmuş, tamamlanmış gibi bakmak, sorun yok saymak yanlış, gerçekleri yansıtmayan bir tutum oluşturur.
  • Solda insanlara daha güçlü bir umudu taşıyacak; solun potansiyel kitlesini hareket getirip genişletecek; ülkede çağdaş, dinamik ve etkin bir yönetim kadrosu arayışına yanıt verecek; yüksek standartlı özgürlükleri
    ve demokratik yapıları yerleştirip pekiştirecek; bu özlemlere sahip aydınları cezbedecek güvenli, güçlü, kapsayıcı bir seçenek ihtiyacı gittikçe artarak sürmektedir. Bu ihtiyacın karşılanmaması, AKP iktidarının dengede tutulması ve bu iktidara karşı güçlü bir alternatifin bulunması açılarından önemli bir eksiklik oluşturacaktır.
    'Özgürlüklere sahip çıkalım'
  • 1930-40'lı yıllardan gelen geleneğin özüne sahip çıkmalıyız ve bu gelenekle gurur duymalıyız. Ama aynı zamanda bu gelenek, belirli dönemlerde
    özellikle de 2. Dünya Savaşı'nda ve ondan sonra yaşanan olaylar yüzünden, gerçekte olduğundan ve Atatürk'ün öngördüğünden daha devletçi, daha merkeziyetçi, daha sınırlayıcı, yasakçı, içine kapalı ve dünyadan uzak kalmaya yönelik bir model haline dönüştürüldü. Dolayısıyla, 'CHP eşittir; devlet, yasaklar, güdüm' hissi yurttaşların büyük bir kısmında devam etmektedir. Bu algılamanın iyice aşılmasını sağlamamız gerekmektedir. Bu olumsuz algılamaların aşılması açısından, özgürlükler konusuna özellikle eğilmekte yarar bulunmaktadır. Çağımızda, Türkiye'de özgürlüklere CHP'den daha çok sahip çıkan bir parti olmamalıdır.
  • Toplumda sosyal demokrasinin ekonomiyi yönetmekte beceriksiz olduğu yönünde, geçmişte bir doğruluk payı da taşımış olan düşünceyi mutlaka silmek gerekir. Sosyal demokrasi yalnızca bir hakça gelir dağılımı aracı değil, aynı zamanda sağlıklı, sürdürülebilir, ülkeyi krize sokmadan gerçekleştirilen, yeterince yüksek ve düzenli bir büyümenin güvencesi olmalıdır.
    Baykal: Derviş bizimle
    MYK toplantısının ardından gazetecilerle konuşan Deniz Baykal, "Kemal Derviş'in genel başkanlığı istemediği yönündeki açıklamalarına rağmen bazı güçlerin kendisini belirli bir yöne sevk etmeye gayret ettiğini düşünüyor musunuz?" sorusunu şöyle yanıtladı: "CHP yönetimini etkileme, püskürtme, kontrol altına alma, disipline etme çabaları var, ama sayın Derviş'in buna alet olması söz konusu değildir. Beraber çalışıyoruz, bir sorun yok."
    Derviş'in hazırladığı rapora ilişkin bir soru üzerine de, Baykal, raporu henüz inceleme fırsatı bulamadığını, ancak bu çalışmadan önümüzdeki günlerde yapılacak değerlendirmelerde yararlanılacağını söyledi. Baykal, MYK'nın seçim sonuçlarıyla ilgili çalışmasını tamamladığını ve bu çalışmayı değerlendirmek üzere Parti Meclisi'nin 5 Nisan, TBMM Grubu'nun 6 Nisan'da toplanacağını, CHP'li belediye başkanlarının 10 Nisan, il başkanlarının da 11 Nisan'da toplanacaklarını belirtti.
    CHP'nin oy kaybının 1 milyon değil 222 bin olduğunu söyleyen Deniz Baykal, 175 ilçe, pek çok belde ve bir büyükşehirde seçime katılmadıklarına dikkat çekti.