Yargı: İran terörist

Zanlılar İran'da eğitildi
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok ve Muammer Aksoy cinayetlerini de kapsayan 'Umut davası'nın gerekçeli kararını açıkladı. Çeşitli hapis cezalarına çarptırılan zanlıların İran'da eğitildiğini belirten mahkeme 'İslami terör' kavramını kullandı.
Terörün merkez üssü
Kararda şöyle dendi: 1979'daki İslami devrimden sonra terörün merkez üssü İran oldu. Terörü en ucuz ve en ses getiren dış politika aracı olarak benimseyen İran, en büyük rakibi olarak gördüğü Türkiye'ye karşı bu aracı kullanmıştır.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok ve Muammer Aksoy cinayetlerinin de aralarında olduğu eylemlerle ilgili 'Umut davası'nın gerekçeli kararında, İran'ı 'terörü dış politika olarak benimsemek ve bunu Türkiye'ye karşı kullanmakla' suçladı. Davanın bir numaralı sanığı Ferhan Özmen'in de İran'da eğitim gördüğü vurgulanan kararda mahkeme, 'İslami terör' tanımını kullanmayı tercih etti.
'Umut operasyonu'na ilişkin davada, sanık Özmen'in ağırlaştırılmış müebbet, diğer sanıkların çeşitli hapis cezasına çarptırılmalarına ilişkin kararın gerekçesi dün açıklandı. Kararda ilk dikkati çeken şey, kavram tartışmasında mahkemenin 'İslami terör' kavramını kullanması oldu. Cihat anlayışında, İslam'dan kaynaklanmayan her türlü düşüncenin düşman ilan edildiğini, bu görüşün teorisyenlerinden Hasan El Benna, Seyyid Kutub ve İranlı Dr. Ali Şeriati'nin görüşlerine atıf yaparak anlatan mahkeme 'İslami terör eylemcilerinin' de 'İslami düşünceyi bütün dünyaya yayma ve evrensel bir İslam devleti kurmaya yönelik her türlü terörü mubah saydıklarına' kararında yer verdi.
'Şarabın gücü şişeyi kıracak'
1970'li yıllarda kendini göstermeye başlayan Ortadoğu kaynaklı terörün, Batı kamuoyunda 'İslam terörizmi' kavramının ortaya atılmasına neden olduğuna yer verilen gerekçeli kararda, İran'a şu suçlamalar yöneltildi:
Terörün merkez üssü: 1979 yılına gelinceye kadar İslam dünyasına atfedilen terör eylemleri, çoğunlukla Filistin ve Libya eksenindeyken, devrimden sonra bu yöndeki iddiaların merkez üssü İran olmuştur. Ayetullah Humeyni önderliğinde yapılan İslam devrimi ardından İran, ideolojisini ülke içinde tamamen hâkim kılabilmek ve dışarıda da kendisini devrimci hareketlerin doğal lideri ve hamisi kabul ederek, küresel bir önderlik misyonu yüklenmiştir.
Diplomasi yerine terör: İran, hedefleriyle sahip olduğu araçlar arasındaki oranı tutturamadığından en ucuz ve en çok ses getiren dış politika araçlarından olan terör desteği sağlayabilmek için devletin siyasi yapısını yeniden düzenlemiştir. Şişe İslam dışı eski rejime, şarap ise toplumsal dokuyu zorlayan şeriatçı ihtilale benzetilerek, 'Şarabın gücü şişeyi kıracak' özdeyişi, slogan olarak kullanılmıştır.
Çetelerden yararlanıldı
Türkiye en büyük rakip: Türkiye'nin cumhuriyeti benimsemesinden sonra dinin siyasallaştırılması yönündeki politik tavrın, cumhuriyet düşmanı gerici çevreleri harekete geçirmiştir. 1979'da İran'da yapılan devrim, tüm Müslüman ülkeler üzerinde büyük bir heyecan yaratmıştı. Bu süreç içinde devrimin etkileri yavaş yavaş ülkemizde belli bir kesim üzerinde yankı bulmaya başlamıştır. İran'ın dış politikasında bir araç olan terörizm, mevcut potansiyelden yararlanılarak, bu ülke tarafından bölgede kendine karşı en büyük rakip olarak gördüğü Türkiye'ye karşı da sık sık kullanılmıştır. Küçük ve kitlesiz örgütler, İslam adına
İran'ın stratejik hedef olarak gördüğü hedeflere saldırırken, bölücü terör çetesinden de azami ölçüde yararlanılmıştır.
Özmen'i İran eğitti: Tevhid Selam örgütüyle Kudüs Ordusu'nun, nihai amaçları göz önüne alındığında aynı örgüttür. Sanık Ferhan Özmen 1988'de İran'a gittiği ve Kudüs Ordusu'na katıldığı, bir kampa götürülerek 15 gün süreyle iki İranlı tarafından silahlar, patlayıcı maddeler ve bomba yapımı konularında teorik ve pratik eğitim almıştır. Bu sanık Ankara'daki yabancı misyonda görevli kişilere yönelik eylemlerinin yanı sıra Prof. Dr. Muammer Aksoy'u evine girerken öldürmüş, Uğur Mumcu ile Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın araçlarına konulan bombaları hazırlamış, Bahriye Üçok'un ölümüne neden olan bombalı paketi göndermiştir. Sanıklar Hasan Kılıç, Mehmet Ali Tekin, Yusuf Karakuş, Abdülhamit Çelik, Muzaffer Dağdeviren, Fatih Aydın ve Mehmet Şahin de İran'a gitmişlerdir.