Yargıtay Başkanı Özkaya emekli oldu

Yaş haddinden emekli olan Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, veda konuşmasında, hakim teminatının hiçbir zaman dokunulmazlık olmadığını vurguladı.

Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, hakim teminatının hiçbir zaman dokunulmazlık olmadığını belirterek, ''Hakim teminatı kaldırılacaksa, orada hukuk devletinden bahsetmek mümkün değildir'' dedi.
Özkaya'nın yaş haddinden emekliye ayrılması dolayısıyla Yargıtay Konferans Salonu'nda tören düzenlendi. Törende, Özkaya'nın özgeçmişini okuyan Yargıtay Başkanvekili Mehmet Handan Surlu, Özkaya'ya ileriki yaşamında sağlık, mutluluk ve başarı diledi. Törene, Özkaya'nın eşi Bilen Özkaya, kızları Şule ve Şebnem ile çalışma arkadaşları katıldı. Törene, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok ise katılmadı.
Özkaya, burada yaptığı konuşmasına, ''Bu yüce kurumda çok değerli yargıçlar görev yaptılar. Pek çok değerli meslektaşımızı uğurladık. Zaman akıp geçti, veda etme sırası bana geldi. Genç arkadaşlara yerimizi bırakırken de gözümüz arkada kalmıyor. Adalet bayrağını çok yüce mevkilere getireceklerine inanıyorum'' diyerek başladı. Özkaya, Türk yargısının hiçbir zaman çilesini doldurmadığını ifade ederek, ''Hep çilekeş bir mesleğin mensupları olarak kalmışızdır ve bir bakıma Türk yargısının mensupları talihsiz bir dönem yaşamaktadırlar. Bu olumsuz şartlarda, buna rağmen onurla, şerefle, özveriyle çalışmışlar, hakikaten örnek bir kurum olarak bu yargıya büyük hizmetler vermişler, yargının yücelmesine büyük katkılar sağlamışlardır'' diye konuştu.
Olumsuzluklar ve olanaksızlıklar yanında yargıya haketmediği pek çok haksız saldırılar ve eleştiriler yapıldığını dile getiren Özkaya, bunlara rağmen adalete ulaşma, acıları dindirme ve haklıya hakkını teslim etme yolundaki inançlarının kendilerine güç verdiğini kaydetti. Hep bu güçle çalıştıklarını, olumsuzluk ve olanaksızlıklara karşı bu güçle savaştıklarını ifade eden Özkaya, şöyle konuştu:
''Adalet hakikaten o kadar yüce bir duygudur ki, adaleti tecelli ettirirken haksızlığa son verirken, haklının hakkını teslim ederken, bir acıya son verirken Allah'a yaklaştığınızı hissedersiniz. Bu duygu hiçbir dünyevi olanağın veremeyeceği bir duygudur. Ne mutludur ki böyle yüce bir görevin mensuplarısınız.
Bu duygu sayesinde olanaksızlıkların, insafsızlıkların, saldırıların karşısında dimdik durabilmişizdir. Bundan sonra da aynı onurla, kuvvetle duracaksınız, bundan eminim. Vazifenizi tam olarak yapacaksınız.''
Dünyaya bu duygular içinde yeniden gelse yine hakim olmayı isteyeceğini dile getiren Özkaya, ''Çünkü hakimliği çok seviyorum. Bu vazifeyi yaparken kendimizden çok şeyler verdik, çok büyük fedakarlıklarda bulunduk. Bu fedakarlıkları o kadar ileri götürdük ki ailemizi ortak ettik. Bu duygu içimizden hiç eksilmedi: Adalete ulaşmak, hukukun üstünlüğünü sağlamak...'' diye konuştu.
Bir hukuk devletinde yargının yerinin yadsınamayacak kadar önemli olduğunu vurgulayan Özkaya, yargıya ileri hukuk devletlerinde önem verilmesinin nedeninin de bu olduğunu söyledi. Özkaya, Türkiye'nin hukuk devleti olduğunun söylenmesine rağmen yargıya ileri hukuk devletlerindeki önemin, olanağın tanınmadığını, tanınmamakta da ısrar edildiğini savundu.
Özkaya, üç ana erkten biri olan yargıya bütçeden ayrılan payın yüzde 1'in altında olduğunu, her fedakarlığın yargıdan beklendiğini ve yargıdan kendi olanaksızlıkları içinde üstün görevler istendiğini anlattı. Özkaya, ''Yargı sizlerin özverisiyle ayakta tutulmaya çalışılıyor'' dedi.

'HUKUK BİLİNCİ ALGILANAMIYOR'

Olanaksızlıkların hukuk bilincinin yeterince algılanmamasından kaynaklandığını belirten Özkaya, ''Çünkü yargının kuvvetlenmesi demek, şahsın temel hak ve hürriyetlerinin o derece teminat altında bulunması demektir. Soluduğumuz havada oksijenin önemini nasıl anlayamıyorsak, hukukun değerini de kaybetmeyince anlayamıyoruz. Yargıya hak ettiği yerin ve önemin verilmesi gerekir'' diye konuştu.
Özkaya, Anayasa'da yapılmasını istedikleri değişiklikleri içeren bir taslağın ilgili makamlara sunulduğunu anımsatarak, yeni seçilecek Yargıtay Başkanından bu taslağın takipçisi olmasını istedi. Hakimler ve Savcılar Kanunu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu, Yargıtay Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda değişiklik yapılacağını belirten Özkaya, ''Bunlara öncülük etmek zorundayız. Yargıtay ve yargı alanındaki değişikliklerin mutlaka evrensel normlara göre yapılması gerekir'' dedi.
Özkaya, son dönemlerde ''yargı dokunulmazlığının'' slogan haline getirildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
"Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması gündeme geldikten sonra yargı dokunulmazlığı diye olmayan bir kavram ortaya atılmıştır. Milletvekili dokunulmazlığı demokratik düzende olmazsa olmaz kuraldır ve gereklidir. Milleti en iyi temsil edecek milletvekilinin kürsü dokunulmazlığının olması şarttır. Ama nispi dokunulmazlık Avrupa standartları üzerinde ve ötesindedir. Milletin vicdanını rahatsız eden bu dokunulmazlığın Avrupa normlarına uygun hale getirilmesi gerekir.
Hakim dokunulmazlığı diye bir kural yoktur. Bu hakim teminatıyla karıştırılmaktadır. Hakimler hakkında her zaman tahkikat yapılır. Hakim teminatı hiçbir zaman dokunulmazlık değildir ve bu hakim teminatı kaldırılacaksa, orada hukuk devletinden bahsetmek mümkün değildir. Bu teminat da şudur: Özellikle, hukuk bilinci gelişmemiş ülkelerde hakimler hakkında pek çok şikayet yapılmakta, bir dava hakim hakkında pek çok şikayetleri doğurmaktadır. Bunların pek çoğu haksız ve yersizdir. İşte hakim teminatında ilgili kurullar bu haksız ve yersiz şikayetleri ayıklar. Hakikaten tahkike değer şikayetleri tahkikata tabi tutar. Bu bir teminattır. Vatandaşın hak ve hukukunu korumak için yapılması gereken bir teminattır. Bu teminatla, hakim dokunulmazlığı tabirini gündeme getirmek fevkalade yanlıştır, hukuk devletinde yargıç ve yargı bağımsızlığına hakim güvencesi ilkesine, evrensel kurallara aykırı düşmektedir. Bundan önemle kaçınmak gerekir."
Yargının sorunları, yargının dışarısındaki makam ve mercilere ait bulunduğundan, bu sorunların zaman geçtikçe azalacağına arttığını belirten Özkaya, yargının sorunlarının hukuk fakültesinden başladığını söyledi. Hakimlik mesleğinin ''özendirilmeyen'' bir meslek haline getirildiğini kaydeden Özkaya, ''Hakimlik mesleği, meşakkatten başka birşey getirmiyor'' dedi.

'HAKİMİ İSTİSMAR EDEN PEK ÇOK ÇEVRE VAR'

Özkaya, hakimlere yasal olmayan, gayri meşru yoldan ulaşma çabasının hiç bitmeyeceğini ifade ederek, bunun hukuka inancın zayıf olduğunu gösterdiğini, bu bakımdan da Türkiye'de hakimlik yapmanın çok zor olduğunu söyledi. Hakimi istismar eden pek çok çevre bulunduğunu dile getiren Özkaya, genç meslektaşlarına, ''istismar edilecek konumlardan ve davranışlardan mutlaka kaçınmaları'' önerisinde bulundu. Adaleti tecelli ettirmek kadar adalete saygı ve güveni sağlamanın da önemine işaret eden Özkaya, şöyle konuştu:
''Benim sık sık tekrar ettiğim bir sözüm var. Adalet hiçbir zaman en küçük bir lekeyi bile kaldırmaz. Onun için çok dikkatli olmamız lazım. Başka kurum ve kuruluşlar için, küçük bir leke kabul edilen bir husus, bizim için büyüktür.
Uzun meslek hayatımın sonuna geldiğim şu günlerde, geriye dönüp baktığım zaman, huzur içerisinde, elimden geldiği kadar, kayıtsız kalmamak koşuluyla bütün gücümle çalışıp, bu mesleğe hizmet etmenin huzurunu duyuyorum. Bu huzurla aranızdan ayrılıyorum." Özkaya, konuşmasını meslek hayatında kendisine destek olan, eşine, çocuklarına, yakınlarına ve meslektaşlarına teşekkürlerini sunarak tamamladı.
Konuşmanın ardından Yargıtay Başkanvekili Surlu, Özkaya'ya ''teşekkür'' belgesi ile çiçek verdi. Daha sonra Özkaya, Yargıtay üyeleri, hakim ve savcılarla teker teker vedalaştı. Törenin ardından meslektaşları Özkaya'yı Yargıtay'ın Başbakanlığa bakan kapısından alkışlarla ve karanfillerle uğurladı.