Yargıtay Başsavcılığı: DEP davası usulden bozulsun

Yargıtay Başsavcılığı, DGM'nin, kapatılan DEP'in dört eski milletvekilinin yeniden yargılandığı davada verdiği mahkumiyet kararının usulden bozulmasını istedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara 1 No'lu DGM'nin, kapatılan DEP'in dört eski milletvekilinin yeniden yargılandığı davada verdiği mahkumiyet kararının usulden bozulmasını istedi.
Ankara 1 No'lu DGM'nin, kapatılan DEP'in eski milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak hakkında 8 Aralık 1994'te verilen hükmün tasdikine ilişkin kararının temyiz istemi hakkındaki tebliğnamesini tamamlayan Başsavcılık, tebliğname ile birlikte dava dosyasını, temyiz incelemesini yapacak Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ne gönderdi. Tebliğname, sanık avukatlarına tebliğ edilecek. Tebliğnamenin, daireyi bağlayıcılığı bulunmuyor.
DEP'in avukatlarının temyiz başvurusunda, duruşma istemi de bulunuyor. Bu istemi, temyiz incelemesini yapacak olan Yargıtay 9. Ceza Dairesi karara bağlayacak. Duruşmalı yapılmasına karar verirse, gün belirlenecek ve sanık avukatları savunmalarını yapacaklar.
Tebliğnamede, Ankara 1 No'lu DGM'nin kararının usulden bozulması istendi. Tebliğnamede; Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak'ın, Ankara 1 No'lu DGM'ce 1994'te ilk yargılamaları sonunda, TCK'nın 168/2, 3713 sayılı Yasa'nın 5. maddeleri uyarınca 15'er yıl ağır hapis cezasına mahkum edildiği ve bu kararın onanarak kesinleştiği anımsatıldı. Hükmün kesinleşmesi sonrasında hükümlülerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurduğu belirtilen tebliğnamede, AİHM'nin, 'Yargılama sırasında askeri hakimin de heyette bulunması nedeniyle Ankara DGM'nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı, başvuranların aleyhlerine ileri sürülen iddiaların yeniden tanımlanması konusunda zamanında bilgilendirilmedikleri, savunmalarını hazırlamak için gerekli zamandan ve olanaklardan yararlanma haklarının ihlal edildiği ve kendilerine, aleyhlerinde ifade veren tanıklara soru sorma ve soru sordurma imkanı tanınmadığı' gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin bazı maddelerinin ihlal edildiği yönünde karar verdiği anlatıldı.
Tebliğnamede, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'na yargılamanın yenilenmesi maddesinin eklenmesi üzerine, hükümlülerin avukatının 4 Şubat 2003'te yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu ve bu talebin oy çokluğu ile kabul edildiği kaydedildi.

'BÜTÜN İŞLEMLER YENİLENMELİYDİ'

Yapılan yeniden yargılama sonunda önceki hükmün tasdikine, hükümlüler hakkındaki infazın tehiri talebinin reddine karar verildiği belirtilen tebliğnamede, AİHM'nin kararından sonra askeri yargıcın DGM'deki görevine son verildiği, yeniden yapılan yargılamada duruşmayı yapan heyette askeri yargıcın yer almadığı bildirildi.
Tebliğnamede, "Bu durumda heyette vaki değişiklik nedeniyle ve ihlal kararının özü ve gereği olarak bağımsız ve tarafsız olmadığı yönündeki gerekçe karşısında, olası etkilemeleri ortadan kaldırmak için yeni heyetin önceki tüm işlemleri yenilemesi zorunluluğu doğmuştur. Buna göre, yargılamanın başladığı tarihten itibaren askeri yargıcın dahil olduğu heyetin yaptığı tüm işlemlerin yeniden tekrarlanması gerekmektedir" denildi.

'AMAÇ, GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMAK'

Tebliğnamede, şu görüşlere yer verildi:
"Yargılamanın yenilenmesi kararı üzerine yapılan yargılamada;
- Hükümlülerin iddianame okunarak yeniden sorgularının yapılması gerekirken, AİHM kararının okunması ve buna diyeceklerinin sorulması ile yetinilmesi,
- İlk duruşmada okunan tanık beyanları, basın açıklamaları, olay tutanakları ve kaset çözüm tutanaklarının yeniden yapılan duruşmada okunmaması,
- Yargılamanın yenilenmesi mahiyetinde de olsa amacı gerçeği meydana çıkarmak olan yargılamada, AİHM'nin gerekçesinin engel olmadığı da düşünülerek ve ileri sürülme nedenleri de dikkate alınarak, hükümlüler vekilinin isimlerini verdiği tanıkların dinlenmeleri gerekirken, yazılı gerekçe ile dinlenmelerinin reddine karar verilmesi ve buna rağmen, hükümlüler vekillerinin bizzat duruşmaya getirdikleri Fethi Gümüş, Nevzat Kaya, Naif Aslan, Aziz Işık, Mahmut Doğan, Şerif Gündüz, Veysi Parıltı, Şükrü Ekin, Sabahattin Acar, Ali Dursun, Muzaffer Arıkan, Hasan Bozkurt, Abdulkadir Ülper, Salman Kaya huzurda; Abdulvahap Kandemir, İhsan Ertaş ve Mehmet Demir isimli tanıklar istinabe yoluyla dinlendikleri halde; Burhan Kaya, Hülya Sarsam, Ali Gün, Kadriye Mutlu, Gülender Geçer, Abdullatif Sönmez, Funda Kaya, Hikmet Özdemir'in dinlenmemeleri ve bu şekilde savunma haklarının kısıtlanması yasaya aykırı bulunmuştur."

'KASETLERİN ÇÖZÜMÜ YENİDEN YAPILMALIYDI'

Savunmanın; Leyla Zana, Orhan Doğan ve Hatip Dicle'nin çeşitli tarihlerde değişik yerlerde yaptıkları konuşmalara ilişkin teyp ve video kasetleri ile Mehmet Şerif Temelli'nin iki kez ziyaret edilerek koruculuğu bırakması ve PKK'yı desteklemesi yönünde yapılan konuşmalara ilişkin olan ve mahalli emniyet birimleri bünyesinde çözümleri yapılan teyp kasetlerinin yeniden tarafsız bilirkişiler tarafından çözümlerinin yapılmasını talep ettiği belirtilen tebliğnamede, çözümleri yapanların tarafsız olduğu konusunda duyulan kuşkunun giderilmesi için bu talebin kabulü gerekirken reddedilmesi de usul eksikliği olarak gösterildi.
Tebliğnamede, ilk duruşmada dinlenemeyen, ancak hazırlık soruşturmasındaki ifadelerinin okunması ile yetinilen ve AİHM kararında ifadelerinin güvenilirliğine itiraz edildiği tespiti yapılan, beyanları da mahkumiyet kararının delilleri arasında gösterilen tanıklar Sedat Edip Bucak ile Halit Aslan'ın yeniden adreslerinin araştırılıp tespiti halinde dinlenmeleri için gereğinin yapılmaması yasaya aykırı bulundu.

'BAŞKANIN KALMASININ GEREKÇESİ YOK'

Ankara 1 No'lu DGM Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz'in yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan görülmemesi yönünde ayrışık oyu bulunduğu belirtilen tebliğnamede, şöyle denildi:
"Mahkeme başkanının 10 Mart 2003 tarihli dilekçe ile reddi talebinin, mahkeme heyeti tarafından 28 Mart 2003 tarihli ara kararı ile reddinin esas hükümle birlikte temyizinin mümkün olması ve genel olarak yapılan temyizin bu kararı da kapsaması karşısında; her ne kadar kararların gerekçeli olması ilkesi, davanın taraflarının belirttiği her konuyu özel olarak tartışma, bunların her birine detaylı cevap verme zorunluluğu getirmez ise de, talep ve kararın önemi itibariyle ve Anayasa'nın 141/3 ve CMUK'un 32. maddeleri hükümleri dikkate alınarak ret gerekçesinin açıkça gösterilmesi gerekirken, sadece 'yerinde görülmediğinden' bahisle bu kararın gerekçeden yoksun bırakılması; yasaya aykırı ve hükümlüler vekilinin temyiz itirazları öncelikle bu itibarla yerinde görüldüğünden, esası incelenmeyen ve resen de temyize tabi hükmün, usule ilişkin bu nedenlerden dolayı CMUK'un 321. maddesi uyarınca bozulması talep olunur."

SÜREÇ

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, başsavcılığın görüşü doğrultusunda Ankara 1 No'lu DGM'nin kararını usulden bozarsa, hükümlüler yeniden yargılanacaklar. Ancak, bu sefer yargılamayı Ankara 1 No'lu DGM değil, kaldırılan DGM'lerin yerine kurulması öngörülen örgütlü suçlar ağır ceza mahkemesi yapacak. 9. Ceza Dairesi, başsavcılığın istemine aykırı olarak yerel mahkemenin kararını onarsa, hükümlülerin karar düzeltme isteminde bulunma hakları var.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 9. Ceza Dairesi'nin onama yönünde verebileceği karara katılmazsa, dosya yerel mahkemeye gitmeden Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na itiraz edebilecek. Genel Kurul'un vereceği karar kesin olacak.