YÖK Yasası askıya alındı

Başbakan Erdoğan, "Tamamıyla haklıyız ama yasayı bir süreliğine askıya alacağız" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, YÖK Yasasının bir süreliğine askıya alındığını açıkladı. Erdoğan, partisinin grup toplantısında yasayı veto eden Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e yüklendi.
Erdoğan, partisinin TBM grup toplantısında yaptığı konuşmada Sezer'in bazı maddelerini yeniden görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderdiği YÖK Yasası'na değindi. Halkın arzusunun eninde sonunda gerçek olacağını, ülkeyi halkla birlikte güçlü ve müreffeh kılacaklarını belirten Erdoğan, devlet ile milleti her alanda buluşturmanın siyasetçilerin en önemli görevi olduğuna işaret etti. "Devlet ile toplum arasında yaralı alan kalmamalıdır" diyen Erdoğan, Türkiye'nin tarihi ve stratejik önemine yaraşır bir itibar ve güç kazanmaya başladığını, dünyada kazanılan bu itibar ve içeride kazanılan istikrarın gözlerinde ışık olmayan, halkla aynı yöne bakmayan, halka benzemeyen, halkın sevgi ve üzüntüsünü paylaşamayan bazılarını üzebileceğini söyledi. Bu kesimlerin demokrasiyi adalet değil, ayrıcalık olarak gördüğünü savunan Erdoğan, bunu üzülerek ifade ettiğini vurguladı.

'Şimdi ne olacak?'
Oxford Üniversitesi'nde ve dün 88 ülkeden İstanbul'a gelen bin 500 gazeteciye hitaben yaptığı konuşmada, demokrasi yolunda dev adımlar atan Türkiye'nin tezlerini anlatırken Ankara'dan duyduğu haberlerin kendisinin bu üzüntülerini beslediğine işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu: "YÖK ile ilgili olarak TBMM'nin gönderdiği yasa, Cumhurbaşkanlığından geri dönmüştür. Cumhurbaşkanı, takdirini kullanmıştır, yorumlarını buna ilave etmiştir ve yasayı Meclis'e iade etmiştir. Tabi, bu bir haktır. İstediği gibi de yorumlayabilir. Ben bunun üzerinde fazla konuşacak değilim. Bu yorumun üzerine kalkıp da 'Niye şöyle dendi, niye böyle dendi, niye böyle bir yorum yapıldı' bunları da ifade edecek değilim. Çünkü, ülkenin yönetimlerinde, devletin tepesinde kalkıp bu tür kişiselleştirilmiş veya satır aralarına sıkıştırılmış bazı atışmaların doğru olmadığına inanıyorum. Bunu, ülkemin geleceği açısından da böyle düşünüyorum. Ancak şunu sormadan da geçemiyorum; Peki şimdi ne olacak? 20 yıllık YÖK sorunu çözüldü mü? Çocuklarımızın önündeki haksız rekabet açıldı mı? Yoksul Anadolu çocuklarının önü açıldı mı? Türkiye'nin mesleki eğitim sorunu, eğitim sorunu mu çözülmüş oldu? Devletin kurumları arasında ihtilaf çıkararak, halkın demokratik insani karakterini dondurarak kehanetlerle halkımızın bir bölümünü, zan ve töhmet altında bırakarak bizler bu ülkeye iyilik yapamayız."

'Seçimler niye yapılıyor?'
Erdoğan, millet iradesini temsil eden Meclis çoğunluğunu küçümsemekle ülkeye istikrara hizmet edilmeyeceğini ifade ederek, "Milletim adına bir gerçeğin altını çiziyorum; seçimler niye yapılıyor?" diye sordu. Seçimlerin, millet iradesinin TBMM'ye yansıması ve bu Parlamento'da çoğunluk esasına göre karar alınsın diye yapıldığını kaydeden Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Acaba parlamentolarda azınlığın çoğunluğa tahakküm ettiğini hiç duydunuz mu? Parlamento içinde az oyla çok oyun alt edildiğini duydunuz mu? Böyle bir şey var mı? Bizler, uluslararası arenalarda ne kadar coşkuyla ülkenin başını göğe erdirmek istiyorsak, maalesef birileri de bu başarıdan rahatsızlık duyuyor. Bu başarının bizim kar hanemize yazılacağını kalıcı olduğunu düşündüklerinden midir, istikrarsız siyaset günlerinden kalan alışkınlıklardan mıdır, bunları bilemiyorum. Ama milletin sevinci kursağında kalsın diye, sanki bir çevrede özel bir gayret sarf ediliyor. Onların kimlikleri ve sıfatları üzerinde durmuyorum. Benim üzerimde durduğum; ileri sürülen tezler, konulardır. Bu yazılı ve görsel medyada da vardır, siyasilerin arasında da vardır, belli sivil toplum örgütlerinin başında olanlarda da vardır. Tüm bunlarda ortaya maalesef ön kabullerin, önyargıların çıkmasıyla ne kadar yanlış olduğunu görüyoruz."
Konuşmasına, "Türkiye'nin büyük yürüyüşüne zaman kaybettiriliyor" diyerek devam eden Erdoğan, "Biz kaybettiğimiz şu sinerjiyi dışarı verebilsek, kaybettiğimiz mesafenin çok daha ilerisinde olurduk. Bir bardak suda fırtına koparmak isteyenler, bekledikleri fırtına kopmayınca vehimler, korkular, öcüler, heyulalar üretmeye çalışıyorlar. Oysa hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü, hiç kimseye hukukun üstüne çıkma hakkını vermiyor. Bu böyle bilinsin. Hukuk devletinde hiçbir makam ve mevki hukukun üstünde değildir" dedi.

'Biz yapınca mı anormal oluyor?'
Erdoğan konuşmasının bir bölümünde de hukuk devletinde hiçbir makam ve mevkinin hukukun üstünde olmadığını belirtti ve şöyle dedi: "Bizler ülkeyi yönetiyoruz, sadece ekonomiyi, sadece kamu düzenini yönetmiyoruz. Bütün vatandaşlarımızın devletle ilişkilerinde kendimizi sorumlu sayıyoruz. Bütün vatandaşlarımızın emanetini omuzlarımızda hissediyoruz. Biz halkımızla birlikte bu yola girerken, siyaseti çatışma ve gerilim alanlarından kurtaracağımızı söyledik. Bu yolda kararlıyız. Büyük mesafeler aldık, kalan mesafeleri de aşacağız. Elini vicdanına koyan herkes bu ülke için neler yaptığımızı kısa zamanda görüyor. Türkiye'de hangi siyasi gelenekten gelirse gelsin, herkesin mutabık olduğu gerilim alanlarından biri yükseköğretimdir. Bu bugün başlamadı. Bugün kadar 30'a yakın kez bu kanun değişikliğe uğramıştır. 90'a yakın madde değişikliğe uğramıştır. Bütün bunlar yapılırken her şey normaldi de şimdi AK Parti iktidarında yapılınca mı anormal oluyor? AK Parti yapınca mı çoğulculuk bir baskı unsuru olarak tanımlanmaya başladı? Biliyorsunuz yüksek öğretim konusundaki sıkıntıları çözmek için hükümet olarak hazırladığımız ve Meclisimiz tarafından kabul edilen yasa tasarısı maalesef Cumhurbaşkanından geri döndü. Anayasal bir hak olan eğitimde fırsat eşitliği üzülerek söylüyorum ki sağlanamamıştır. Eminim ki bu gelişme, halkın vicdanında hakkıyla değerlendirilecektir ve kabul edilmeyecektir. Bunu zaman gösterecektir. Geçmişte hiçbir yanlış kararın millet vicdanında kabul görmediği gibi...

'Çoğunluğu sağlayan millettir'
Şu kadarını söyleyeyim ki; Türkiye, parlamenter bir hukuk devleti sistemine sahiptir. Bu sisteme sonuna kadar sahip çıkacağız. Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin kazandırdığı vatandaşlık bilincinin, vatandaşlık hukukunun geriye gitmesine rıza gösteremeyiz. Meclisteki demokratik çoğunluğumuzu sağlayan millettir. Bu Meclisi tahkir, milleti tahkir etmektir. Hiçkimse kaba bir çoğulculuk ve çoğunculuk polemiği yaratarak siyasetin sınırlarını daraltmaya kalkmasın. Hepimiz biliyor ve inanıyoruz ki esas olan çoğulcu demokratik siyaset ilkesidir. Fakat mantığın gerektirdiği de şudur: Çoğulcu prensipler içinde sistem ancak çoğunluk temelinde işler. Aksi, azınlığın çoğunluğa tahakkümüdür. Bu da otoriter yapıyla anılır. Biz, otoriter yapıları reddeden, demokrasiyi kabul eden bir ülkeyiz. O nedenle kimse, Ak Parti'ye millet tarafından verilmiş çoğunluk gücünü önemsiz ya da yok sayılabilir bir şey gibi göstermeye kalkışmamalıdır. Bizim için milletin emaneti şerefle taşınması gereken bir emanettir."

'Sandığa gömülürüz'
Ne zaman ki milletle ters düşerlerse, kimsenin gayret etmesine gerek olmadan, bu milletin bugüne kadar birilerini nasıl sandığa gömdüyse, kendilerini de o zaman sandığa gömeceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, "Ama onun takdirini bırakın millet yapsın. O zaman bu çoğunluk yerini başkalarına bırakacaktır" dedi. Bu çoğunluk sayesinde bu ülkenin derin bir girdaptan çıkarıldığını ve istikrarlı bir büyüme yoluna girdiğini kaydeden Başbakan şöyle devam etti: "Çoğunluğu kuran millettir. Milletin verdiği çoğunluk gücünü kullanmak Anayasamızda belirlenen temel ilkeler çerçevesinde, milletin hayatını daha iyi kılmak amacına yaslanmaktadır. Millet iradesini bu Meclis temsil ettiği içindir ki bu meclis milletle birlikte anılan en yüce kurumdur. Keza, unutmamak gerekir ki Cumhurbaşkanımızı da bu Meclis seçmiştir ve çoğunluk esasına göre seçmiştir. Biz, bu anlayışla, halka yaslanan demokrasi anlayışımızdan geri adım atmadan yolumuza devam edeceğiz. Türkiye'nin kabul ettiği temel değerlerle asla çatışmayacağız, bu değerlerle çatışmak ne demek, bizim arzumuz bu değerleri daha güçlü kılmaktır. Herkes bilsin ki bu ülkede bir rejim tartışması yoktur ve asla olmayacaktır. Rejimimizin anayasada belirlenmiş esasları Hükümetimizin teminatı altındadır. Hükümet bunları korumayı ve daha güçlendirmeyi temel ilkesi saymaktadır. Üstelik Anayasamızda belirlenmiş temel prensipler sadece anayasada kalan esaslar da değildir, bunlar artık milletimizin adeta karakteri haline gelmiş unsurlardır. Lakin sistemi daha iyi kılmaya dönük adımları, rejim tartışması bağlamına çekmek son derece yanlıştır."

'Sistemi tartışacağız'
Rejimi tartışmadıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, "Ama tabii ki sistemi tartışacağız, daha iyi ve verimli işleyen bir sistemi üretmek için tabii ki arayışlarımız sürecektir" dedi. Sistem tartışmalarını bir tür yanlış anlamayla rejim tartışması gibi değerlendirmenin son derece haksız ve yanlış olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu: "Bu vesileyle herkesi devletin ve siyasetin en temel kavramları üzerinde, hür, önyargısız ve demokrat bir zihniyetle yeniden düşünmeye davet ediyorum. Kimse bizden demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti noktasında bir tereddüdün hesabını sormaya kalkmasın. Çünkü biz bunun en iddialı şekliyle güvencesi durumundayız. Kimse toplumdan ayrı düşünmemizi ve toplumsal vicdanı yaralamaya razı olmamızı da beklemesin."

'Mecraından çıktı'
Meclis'in 18 aydır yüksek öğretim konusunu konuştuğunu anlatan Erdoğan, bütün bu konu ile ilgili olanlara ulaşma gayreti içinde olduklarını dile getirdi. Erdoğan, "Önyargılar, niyet okumalar işi tamamen mecrasından çıkardı, farklı bir yere getirdi. Bu bakımdan biz ülkemizin bu hassasiyetlerine dikkat ederek, yine yolumuza devam edeceğiz" dedi. Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Yine söylüyorum, bazıları öyle düşünmeyebilir, demokrasiyi dar kalıplar içinde, önyargılarını aşmadan, fal bakarak yorumlayabilirler. Demokrasi, her vatandaşın hukukunu gözeten, herkese fırsat eşitliği, rekabet imkanı sağlayan, kehanetlerle değil akılla, bilimle izah edilebilen, halka yaslanan, evrensel aklı öne çıkaran bir sistemdir. Bu çerçevede hiçkimse, devletimizin temel esasları içinde işleyen millet iradesinin üstüne çıkmaya çalışan bir ideologluk görevine soyunmamalıdır. Her türlü ideologluk, devletimizin aydınlık geleceğine ve milletimizin refahına zarar vermektedir. Bu nedenle Millet iradesinin tecelligahı olan yüce Meclis'in üstüne çıkmaya yönelik siyasal mühendislik çabaları asla kabul edilemez. Bu ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan Ak Parti siyaseti ve bunun icracısı olan Ak Parti Hükümeti, ülkenin kurumları arasında bir güç mücadelesini değil, kurumların devlet ve millet lehine sinerji üretmesini önemsemektedir. Toplumsal grupların ortak yararı ve iyiliği, siyasetimizin olmazsa olmazdır. Bu noktadan hiçbir şart altında geri gidemeyiz, gitmemeliyiz."

'Haklıyız ama...'
Erdoğan, AKP TBMM Grup toplantısının basına kapalı bölümünde yaptığı konuşmada ise Sezer'in kısmen TBMM'ye geri gönderdiği ÖK Yasası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. "Bu konuda tamamıyla haklıyız" diyen Erdoğan'ın, "Ancak yasayı bir süreliğine bekletip askıya alacağız" dediği bildirildi.