YÖK Yasası laikliğe aykırı

Dört itiraz
Sezer, YÖK Yasası'nın dört maddesini veto etti. YÖK'ün tasfiyesini öngören iki madde, imam-hatiplilerin üniversiteye girişini kolaylaştıran düzenleme ve 'özel statülü devlet üniversitelerine atama' başlıklı madde yeniden görüşülecek.
'Özendirme var'
İmam-hatipler için "Bu okullar 'imam' yetiştirilmesi için açılmıştır. Genel lise statüsüne yükseltilmeleri, öğretim birliği, laiklik ve Atatürk ilke ve devrimlerinin temel ruhuyla bağdaşmaz" diyen Sezer, gençlerin imam-hatiplere özendirilmesinin yanlış olduğunu da belirtti.
'Kişiler hedef'
Katsayıda yetkinin YÖK'ten alınıp Milli Eğitim Bakanlığı'na verilmesini eleştiren Sezer'in, YÖK üyelerinin tasfiyesine yol açacak maddelere karşı çıkış gerekçesi de şöyle: "Belirli kişileri hedef alan bir düzenleme hukuki olmaz."

ANKARA - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 15 günlük inceleme süresinin dolduğu gün YÖK Yasası'nın, dört maddesini Meclis'e iade etti. Cumhurbaşkanı 18 sayfalık veto gerekçelerinin dört sayfasını laikliğe ayırdı. Sezer yasanın 1, 5, 6 ve 7. maddelerinin yine görüşülmesini istedi.
Yasanın birinci maddesi YÖK'ü yeniden yapılandırıyordu. Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu ve Üniversitelerarası Kurul (ÜAK), YÖK Genel Kurulu için beşer üye, Genelkurmay ise bir üye belirleyecekti. Sezer'in gerekçesinde, Bakanlar Kurulu'nun belirleyeceği YÖK üyelerinin hangi nitelikleri taşıyacağına yer verilmediği, bu durumun Anayasa'nın 131. maddesiyle bağdaşmadığı vurgulandı. Sezer konuyla ilgili endişesini şöyle dile getirdi: "YÖK üyesi olmak için hiçbir nitelik aranmayan ve dolayısıyla görevin gerektirdiği asgari nitelikleri taşımayan, kamu görevlisi bile olmayan kişilerin politik yaklaşımlarla bu göreve atanmasının sakıncaları açıktır."
'Gençler özendiriliyor'
Hükümet, son Anayasa değişiklik paketinde, YÖK'teki Genelkurmay temsilcisini çıkarmıştı. Sezer, bu nedenle maddenin Anayasa'ya 'açık' aykırılık teşkil ettiğini de vurguladı. Gerekçede, yasanın üniversiteye girişi düzenleyen 5. maddesine büyük yer ayrıldı. Sezer, üniversiteye girişteki 'katsayı'ları ve 'aynı alan'daki yükseköğretim programlarını saptama yetkisinin YÖK'e ait olduğunu belirtirken, yasadaki maddeyle YÖK'
ün yetkisinin 'MEB'e bağlı yetki'ye dönüştürüldüğüne dikkat çekti. Sezer gerekçede, "Tersi olması gerekirken, yükseköğretim ortaöğretime göre biçimlendirilmeye ve yönlendirilmeye çalışılmaktadır" denildi. Sezer, düzenlemenin amacının özellikle imam-hatip liselerinin (İHL) 'genel lise'lerle eşit katsayıya kavuşturulması olduğunu kaydederken, "Böylece, gençlerin İHL'ye özendirilmesi amaçlanmaktadır" dedi.
Gerekçede 1998-2003 arasındaki meslek liseleri ve İHL'lerdeki öğrenci sayısına yer verilerek, "İlgi azalması meslek liselerinde değil, İHL'lerde olmuştur" denildi. İşte Sezer'in mesajları:
İsraf vurgusu: Çağdaş ülkelerde, ortaöğretim içindeki meslek liselerinin oranı yüzde 65, liselerin oranı yüzde 35 iken, ülkemizde tam tersidir. Sanayi sektörüne ara eleman sağlanması için oluşturulan mesleki liseleri bitirenlerin, bu amaca yönlendirilmeyip üniversiteye girmelerinin özendirilmesi, kaynak israfı ve üniversite öğretim kalitesinin düşürülmesinden başka bir sonuç yaratmamaktadır.
Erdoğan'a yanıt: Mesleki-teknik ortaöğretim kurumlarını bitirenlerin farklı katsayı uygulamasıyla haksızlığa uğradığı savı gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü bu liseleri bitirenler, kendi alanlarında bir yükseköğretimi tercih ettiğinde büyük avantaja sahip. Ayrıca meslek liselerini bitirenlerin kendi alanları dışındaki yükseköğretim programlarında okumaları kesinlikle engellenmemiştir. Ayrıca, bu öğrenciler
sınavsız ve dikey geçiş haklarından da yararlanmaktadır. Eşit katsayı uygulaması asıl adaletsizliği, İHL bitirenlerle diğer mesleki-teknik liseleri bitirenler arasında yaratmaktadır. Farklı katsayı uygulaması nedeniyle meslek okullarına ilginin azaldığı savı gerçeği yansıtmıyor.
Dört sayfa laiklik: İHL bitirenlerin kendi alanları dışındaki yükseköğretim programları dışında okumalarına olanak sağlayan 6. madde, Anayasa'nın laiklik ilkesi yönünden incelenmeli. Laiklik ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti'ni oluşturan tüm değerlerin temel taşıdır. En küçük ödün, Atatürk devrimlerini yörüngesinden saptırarak, yok olması sonucunu doğurabilecektir. Laiklik, din ve mezhep ayrılıklarını bireyin özel yaşamına sokarak, siyaset dışına tutmayı amaçlamıştır. Böylelikle din siyasallaşmaktan kurtarılmıştır.
İHL imam yetiştirir: İmamhatip okulları, din adamı yetiştirilmek için kurulmuştur. Bunun dışına çıkarılarak, İHL'lerin genel lise statüsüne yükseltilmesi eğitimin laikleşmesini amaçlayan öğretim birliği ilkesiyle, laiklik ilkesiyle, demokratik, laik, eşitlikçi, adil, işlevsel ve bilimsel temellere dayalı eğitim anlayışıyla, kısaca Anayasa'nın Atatürk ilke ve devrimlerini temel alan ruhuyla bağdaşmamaktadır.
Oyçokluğuyla olmaz: Hukukun ana ilkelerine dayanmayan, devletin amacı ve varlık nedeniyle bağdaşmayan ve yalnızca Parlamento'daki çoğunluğun sağladığı oy gücüyle çıkarılan yasalar, toplum vicdanında olumsuz etkiler yaratır. Bu tür yasalar, hukukun üstünlüğünü temsil etmemekle birlikte ve hukuk devleti işlemi niteliğinde kabul edilmemektedir.
'Kişiler hedef alındı
Gerekçede yasanın, mevcut YÖK üyelerinin tasfiyesini öngören 7. maddenin
'belli kişileri' hedef aldığına vurgu yapılırken, "Bu düzenleme, yasaların genelliği ilkesiyle bağdaşmamakta ve bu yönden de hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturmaktadır" denildi.
Yasanın, 'Özel statülü devlet üniversitelerine atama' başlıklı 6. maddesinde, Kazakistan'daki Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi ile Kırgızistan'daki Manas Üniversitesi kastedilerek, buralara MEB'in önerisiyle atama yapılacağı belirtiliyordu. Sezer YÖK'ün devreden çıkmasının uygun olmadığını vurguladı.