Zana: Otonomiye hayır

Kürt sorununa çözüm talebi içeren 200 imzalı bir ilanın 9 Aralık'ta International Herald Tribune gazetesinde yayımlanmasının ardından, ilanda imzaları bulunan eski DEP'lilerden 'Kuzey Kıbrıs, Bask, Katalan' örneklerine tepki geldi.

ANKARA - Kürt sorununa çözüm talebi içeren 200 imzalı bir ilanın 9 Aralık'ta International Herald Tribune gazetesinde yayımlanmasının ardından, ilanda imzaları bulunan eski DEP'lilerden 'Kuzey Kıbrıs, Bask, Katalan' örneklerine tepki geldi.
'AB ilişkilerini zedeleyecek, hiç olmaması gereken bir gündem yaratıldığını' açıklayan Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak, 'özerklik ve otonomi içeren federatif çözümlerin çağın koşullarına uymadığını' dile getirdi. İlanda, Kürt sorununun çözümünde verilen örneklere ve 'Kıbrıslı Türkler' yaklaşımına katılmadıklarını açıklayan Zana, Dicle, Doğan ve Sadak, dün yaptıkları açıklamada, şunları söyledi: "Gerek Türkiye içinde, gerek uluslararası alan ve devletler düzeyinde Türkiye'nin AB'ye alınmasını istemeyen güçler dayanışma halinde. Müzakerelere tam üyelik persfektifiyle en kısa sürede başlanması yolundaki beklenen kararı engellemek, süreci provoke etmek, Türkiye'yi kaotik bir ortama sürüklemek ve bunun faturasını bizler şahsında Kürt halkına çıkarmak istemektedirler. Bizler buna alet olmamakta kararlıyız. Ancak en az bizim kadar dostlarımızın da kesin kararlılığı gerekmekte.
İspanya, İrlanda, İtalya
Bazı Kürtler, Türkiye'de Kürt sorununun çözümü için İspanya, İrlanda, İtalya hatta Kıbrıs'ı referans ya da örnek model olarak gösterebilir. Fakat Türkiye Kürtlerinin ezici çoğunluğu ve temsil ettiğimiz siyasi misyon Türkiye'de Kürt sorununun çözümünde otonomi-özerklik içeren federatif çözümlerin günümüz ve çağımız koşullarına uygun olmadığını düşünmekte.
AB süreci Türkiye toplumuna umut verici yeni ufuklar açmakta ve Kürt sorununun devlet sınırları içinde demokratik' barışçıl çözümüne imkân sunmakta. Bu tarihsel fırsat kaçırılmamalı ve toplumsal gerilime neden olacak tutum ve davranışlardan uzak durulmalı. AB tam üyelik perspektifiyle müzakereye en kısa sürede başlamalı."
Leyla Zana ile Orhan Doğan, pazartesi günü Fransa'ya giderek Türkiye'yle üyelik müzakerelerinin koşulsuz başlatılması için Fransız yönetimini etkilemeye çalışacaklarını belirtti.
İlan nasıl verildi?
Bir süre önce AB'nin Türkiye ile müzakerelere başlamaya çağrılması amacıyla bir ilan verilmesi ve Kürtlerin yaklaşımının da metinde yer alması düşüncesi belirdi. Yurtiçi ve dışından 200 kişiden görüşleri alındı. Radikal öneriler karşısında girişimciler, 'farklı düşüncelerin de metne yansıtılması gerektiği' sonucuna vardı ve bunların bir bölümü giriş bölümüne konuldu. İmzacıların büyük bölümü yalnızca talepler bölümünü gördüklerinden, giriş bölümündeki ifadelerden haberdar olamadı. Bu nedenle dün, bazı imza sahipleri metinde yer alan kimi ifadelere katılmadıklarını açıkladı.
Bunlardan biri olan CHP Ağrı Milletvekili Naci Aslan, "Avrupa'dan gelen kimi arkadaşlarla konuştum. Fakat bu ilanda farklı bir yönlendirme var. Ben federasyon filan istemedim. Teröre, şiddete karşıyım" dedi.
Siyasiler: Büyük talihsizlik
Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin: Böyle bir talepleri varsa, Anayasa'daki üniter yapıyı bozucu bir düşünceyi taşıyorlar demektir. Bu ilan, önceki sözlerini değiştiren bir yaklaşım, kendileri açısından büyük bir talihsizlik olmuştur.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen: Böyle bir talep Lozan'ın da inkârı demek. Lozan, Türk devletinin temel yapısını oluşturuyor. O bakımdan hiç kimse Türkiye'den Lozan'a aykırı, Lozan sistemini değiştirici bir öneriye destek veya girişim beklemesin.
SHP lideri Murat Karayalçın: Türkiye AB ile zaten uyum, hoşgörü ve diyaloğun kurumlaşacağı bir sürece girerken, bu tür açıklamalar ülkemizde yaşanan sorunların çözümünü daha da güçleştirecek.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş: Kendilerini azınlık addediyorlarsa yanlış yapıyorlar. Çünkü büyük bir milletin ayrılmaz ve kopmaz bir parçasıdırlar. Leyla Zana bir şeyi bilmiyor. Türkiye üniter bir devlettir. Ben Zana'yı akıllı sanıyordum, meğer işi bulandırmaya çalışmaktan öteye bir gayreti yokmuş. Ayıp. Bunları ileri sürmek suretiyle burada kendi hak ve hürriyetleri için çalışan insanların davasını baltalamakta.
'Türkiye'de Kürtler ne istiyor?'
9 Aralık'ta Avrupa'da yayımlanan International Heralde Tribune gazetesinde 'Türkiye'de Kürtler ne istiyor?' başlığıyla çıkan ilanın tam metni şöyle:
'Avrupa Komisyonu Raporu'nda sayıları 15-20 milyon olarak belirlenen Kürtler, Türkiye nüfusunun takriben dörtte birini oluşturmakta. Onların da atalarının toprakları üzerinde onurla yaşamaları, kimliklerini, kültürlerini, dillerini koruma ve çocuklarına serbestçe iletebilmeleri en doğal haklarıdır.
Yirminci yüzyıl boyunca büyük haksızlıklara uğrayan bu halk, Türkiye'nin AB'ye katılma sürecini, kendileri için daha iyi bir gelecek umudu olarak görmekte. Bu demokrasiler ailesine katılabilmek için Türkiye, kültürel çeşitliliğe ve siyasal çoğulculuğa saygılı, gerçek bir demokratik ülke olmak zorunda. Özellikle Kürt vatandaşlarına, Avrupa'nın demokratik ülkelerinin yurttaşları olan Bask, Katalan, İskoçyalı, Lapon, Güney Trollu ya da Walonlara tanınan ya da bizzat kendisinin Kıbrıs Türkleri için talep ettiği haklara eşdeğer haklar garantilemelidir.
'Biz aşağıda imzası bulunanlar...'
Avrupa süreci, Türklere ve Kürtlere yeni ve umut verici perspektifler açmakta ve onlara Kürt sorununun mevcut devlet sınırları çerçevesinde barışcıl bir çözüm şansı sunmaktadır. Bu tarihi fırsat hakkıyla değerlendirilmeli. Bu bağlamda, aşağıda imzası bulunan ve Kürt toplumunun siyasi ve kültürel çeşitliliğini temsil eden kişiler, demokratik çözüm için şu temel önlemlerin alınmasını zorunlu görmekte:
Kürt bölgesinin ekonomik onarımını amaçlayan 1990'lı yıllarda zorla boşaltılan 3 bin 400'ü aşkın Kürt köyünün yeniden inşasını ve 3 milyona yakın Kürt göçmeninin yurtlarına ve yuvalarına dönüşünü teşvik önlemlerini de içeren kapsamlı ve Avrupa destekli kalkınma programı hazırlanıp uygulamaya konulması;
Barış ve güven ortamının yaratılması, şiddet ve silahlı çatışma sayfasının tamamen kapatılması için genel bir siyasi affın çıkarılması;
Kürt halkının varlığını tanıyan, ona kendi dilinde resmi eğitim-öğretim ve medya faaliyetleri, kendi kimliğiyle dernek, kurum ve parti kurup, kültürünü ve siyasal istemlerini özgürce ifade etme ve savunma haklarını garantileyen, yeni, çağdaş, demokratik bir anayasa hazırlanıp yürürlüğe geçirilmesi.
Türkiye yöneticilerinden ve Avrupa yetkililerinden Türkiye'de Kürtlerin bu taleplerinin yerine getirilmesini, bölgesel barışın gereği ve Türkiye'nin AB'ye girişinin önkoşulu olarak değerlendirmelerini istiyoruz.'