Oyun oynamak gibisi yok


Oyun oynamak gibisi yok

AYŞEGÜL SÖNMEZ


Radikal Hayat / 07/02/2011

Sanatçı Genco Gülan son projesi 'İkizler'de izleyiciye gözleri bağlı sergi gezdirdi. Kollarınıza giren ikizler, tek tek yapıtları gezdirip bilgi veriyor: 'Figürlü bir resim, dans eden figürler el ele Akdeniz dansı yapıyor...'

Stevie Wonder, 1980’li yıllarda bir grup müzik yazarını Manhattan’da bir otobüs durağından aldı. Otobüse binen müzik yazarlarının gözleri kapatıldı. Bir saat boyunca gözleri kapalı şehri dolaştılar. Manhattan’ın altını üstünü getirirken sesleri dinlediler sesin kaynağına dair hiçbir şey; arabaları, korna çalan insanları, gökdelenleri, satıcıları, sokak müzisyenlerini, evsizleri, trafik ışıklarını görmeden… Kör şarkıcı Wonder, müziğini daha iyi anlamaları için böylesi bir geziye başvurmuştu. Görmeden görmenin inceliklerini bir kez daha keşfetmek için…
Şu sıralar bu incelikleri keşfetmeye bazı restoranların da başvurduğunu duyuyoruz. Örneğin bu konuda bir öncü olan ve haftalar önce yer ayırtarak yemek yiyebileceğiniz, restorana girer girmez gözlerinizin bağlandığı Berlin lokantası Unsicht-bar. Tamamen körlerin çalıştığı lokantada gözleriniz bağlı ne yediğinizi göremediğiniz gibi sadece size söylenen bir takım renkler arasında seçim yapıyorsunuz.
Sürpriz sularda gezmeyi seven Genco Gülan da son projesi ‘İkizler’de böyle bir sergi turuna çıkarıyor randevu almış izleyiciyi. İKSV’de Salon’un girişinde sizi bir çift ikiz karşılıyor. Sizi ortalarına alıyor ve gözlerinizi bağlıyorlar. “Gözlerinizi açarsanız oyun biter” uyarısıyla… İkizlerle el ele salona giriyorsunuz. İçeride büyük bir karanlık olsa da ikizler size bilmeniz gereken her şeyi anlatacak. Bu bir sergi, teker teker yapıtları gezeceksiniz. İlk yapıtla ilgili ikizler size bilgiler veriyor: “Figürlü bir resim, dans eden figürler el ele tipik Akdeniz dansını yapmaktalar….”
İkinci tablo ise Genco Gülan yorumu bir Osman Hamdi Bey. İkizler sırayla tabloda gördükleri kaplumbağalardan, duvardaki İznik çinilerinden bahsediyor. Mavi tabloya sıra geliyor. Tablo “sadece mavi. bir gökyüzü gibi”. Soyut tablonun nasıl bir şey olduğunu daha iyi anlamak için ikizler size bir içecek ikram ediyor. “İçmek zorunda değilsiniz!” Yürüyerek kimi zaman yerdeki bir takım engellere takılarak ama ikizler tarafından korunarak ilerliyorsunuz. Birtakım basamaklar dahi çıkıyorsunuz. Ateşli olduğu söylenen tabloya ikizler sizi yaklaştırdığınızda yüzünüzü sobaya tutmuş gibi oluyorsunuz. Belli ki Genco Gülan ateşliliği hissetmeniz için oraya bir UFO koymuş. Başka bir eser, bir otobüste hıncahınç bir kalabalığı anlatıyor. Bu eseri izleyemezken arkanızda birisinin nefes alıp verdiğini oturduğunuz yeri tıpkı o otobüsdeymişcesine sarstığını fark ediyorsunuz. 



‘İkizler’deki karanlığı özlemişiz
Sergiyi eserleri görmeden ama eserler hakkında bilgiler alarak hissetmeye devam. Son olarak üst kattasınız. Merdivenleri el yordamıyla çıktınız. Gözleriniz açılıyor. Karşınızda Haliç manzarası… Leonardo’nun çizdiği Haliç köprüsünü Genco Gülan’ın bir kez daha üretmek istediği bilgisini veriyor ikizler son olarak. Oyun bitti… İkizler, bildik bir oyunu tekrar üretse de, temsili olanla olmayan arasındaki gerilime dikkat çekip, yanılsamanın mantığını yaygın bir refleksle sorgulasa da, oyun oynamak gibisi yok.
Hep çerçeveli ya da çerçevesiz resimlerin asılı olduğu, aydınlık galeri açılışlarının birbirini tekrarladığı şu günlerde ‘İkizler’deki gibi bir karanlığı ne özlemişiz. Biraz değişikliği…
Taner Ceylan’ın 1990’lar bitmeden yaptığı oyunları aklıma getirdi Genco Gülan’ın ‘İkizler’i.. Onun Derimod Kültür Merkezi’nde yaptığı More’u mesela. Ne heyecanlanmıştık. Ne oldu bize? Niye bu kadar oyun oynamayı unuttuk? Ne zaman büyüdük?

.