scorecardresearch.com

'Sokakta eylem varsa davet beklemem'


'Sokakta eylem varsa davet beklemem'

 
BERRİN KARAKAŞ


Radikal Hayat / 06/02/2011

Meslektaşları istedikleri kadar yatlar katlar peşinde konserlere gitsinler, TRT Şeş'te türkü söylesinler, Pınar Sağ'ın hiçbiriyle işi olmayacak

Pınar Sağ’a “Türk Kürt kardeştir. Dağlarda savaş olmasın” dediği için dava açıldı. Anayasa referandumunda “Evet” oyu verenleri eleştirdi diye de dava açıldı. Son olarak, İbrahim Kaypakkaya’yı övme gerekçesiyle 10 ay ceza aldı. Bu aralar hayatı yeni albüm hazırlıkları, dava koşturmaları, çocuklar, okulları derken hiç kolay değil. İkizleri Turna ve Toprak bu sene okula başladılar. Sağ için en önemlisi “İki tane yepyeni sosyalist insan yetişiyor” olması. Devrim sevdasını karnındayken anlatmaya başladığı çocukları Mc Donalds’ta yemek yiyenleri eleştiren, kolanın tadını hiç bilmeyen çocuklar… Darwin hakkında soru sorabilecekleri, pek çok renkten öğrencinin olduğu azınlık okulu Evrim Okulları’na gidiyorlar. ‘Kaypakkaya davasına gönülden bağlı’ işçi annesinden Çağlayan’da, gecekondu mahallesinde “Zafer, sokakta kazanılır” şiarıyla geçmiş çocukluğundan gelenlerle şekillenmiş bir annelik onunkisi. İşçi maaşıyla iki çocuk büyüten annesi, en büyük idolü. “O maaşın erdemini iyi biliyorum” diyor. TEKEL işçilerinin eyleminde işçilerle, üniversite öğrencilerinin yürüyüşünde öğrencilerle. “Neden üniversitelilerin yanındasın?” diye soranlara “Neden durmayayım? Zamanında ben de harca haraç demişim. Sanatçı kendisini sınıfların üstünde görmemeli” diyor. Meslektaşları istedikleri kadar yatlar katlar peşinde konserlere gitsinler, TRT Şeş’te türkü söylesinler, Pınar Sağ’ın hiçbiriyle işi olmayacak. Kolunda gururla taşıdığı, Tekirdağ F Tipi’nden ‘özgür tutsaklar’ın yılbaşında gönderdiği, üzerinde Pınar Sağ yazılı bileklik ona yeter.

Sadece Pınar
‘Sağ’ olmaktan çok da mutlu değil Pınar Aydınlar. “Arif Sağ’ın gelini” diye anılmaktan da. Başından beri kendi adıyla yapmak istese de albümlerini, işler umduğu gibi gelişmemiş. “Arif Sağ’ı reddediyor” gibi tepkiler almış çevresinden. 8 yıldır evli olduğu Tolga Sağ için “Tolga da o noktada kendini aşmış biri değil. Geleneksel düşünür” diyor. ‘Bir kadının kendi emeğiyle, bir yere yaslanmadan da mücadele ettiğini göstermek için’ sadece Pınar olmak istiyor. “Ben kendimi dağların en tepesinden kendi isteğimle yere atıyorum. Bırak ben kalkayım” diyor. Ailede Arif Sağ’ın ‘Açılım kahvaltısı’na katılmasını eleştirmesinden, radikal söylemlerine çatışmalar yaşansa da “Tolga bilir, ben yanlış yapmıyorum” diyor. Çevresindeki sanatçılar gibi evliliğini dört dörtlük, hayatı pespembe göstermeye niyeti yok. “Bir insan ömür boyu evli kalacak diye bir kural yok. Kimse böyle bir şey beklemesin. Yaşanması gerekiyordu yaşadım. Anne oldum, Tolga’nın eşi oldum ama aşkın bittiği noktada biter. Dünyada bu kadar zulüm, bu kadar sorun varken benim evliliğim, aşkım çok küçük kalıyor” diyor.

Bu nasıl bir çelişki? ‘Tayyip yasalarına evet diyen sanatçılar’ın, Ferhat Tunç’un, Mehmet Özcan’ın ve kendisinin aldığı cezalara nasıl bir açıklama bulacaklarını merak ediyor Pınar. 1973’te Diyarbakır Cezaevi’nde yargı önüne çıkarılmadan katledilen İbrahim Kaypakkaya’ya savunma yaptırmayanlar, Pınar Sağ’a da yaptırmıyorlar. “2011 yılındayız, yargıya bak. Hizbullah için o kadar ağır işleyen yasa, bana ne kadar hızlı. Ne avukatıma, ne bana savunma hakkı verildi. Ben ne için yargılanıyorum?” diye sorup devam ediyor Pınar: “İbo’ya suçlu damgasını bile vuramadılar. Ben adını söyledim diye suçluyum. Ortada suçlu yok. Bu nasıl bir çelişki? İktidar Erdal Eren için Meclis’te ağlarken suç olmuyor. Ki Erdal Eren de suçlu değil.“

Emek çok asildir
Hızla 10 ay ceza alınca, Ahmet Hakan’dan Ergun Babahan’a pek çok köşe yazarından destek geldi Pınar’a. Sırrı Süreyya ‘Kırmızı gül buz içinde’ diye Pınar’ın tabiriyle çok güzel bir yazı yazdı. “Kaypakkaya’yı ne diyerek övmüşse, aynısını benim de dediğimi sayın” dedi. Sonra Ahmet Hakan listeye ismini ekledi. Bu destek şaşırtmış Pınar’ı. “Benim tavrım çok büyütüldü. O kadar alışığız ki yalakalara. Benim yaptığımı herkesin yapması gerekir” diyor Pınar ve önemli gördüğü bir noktanın altını çiziyor: ”Ahmet Hakan bile yazıyorsa, demek ki ortak bir doğru var. İbocu olmak olmamakla alakalı değil. Bir düşünce özgürlüğü ihlali söz konusu. Aydınlar, sanatçılar konuşmazsa kim konuşacak? Zaten işçi sınıfını, emekçiyi, emekliyi duyan yok. Emek çok asildir. Bunun için başkaldırmak gerekir. Evlilik programları, açlıktan ölen bir topluma yemek programları dayatılması adilce değil. Bunlar bizim coğrafyamızın insanının hak ettiği değil.”

Pınar dibe vurduğumuzu ve tam da yukarı çıkmanın zamanı olduğunu söylüyor. Tunus, Mısır’daki eylemler, Yunanistan’daki öğrenci yürüyüşleri tüm dünyada bir hareket olduğunu gösteriyor. Gençlerden olmasa da, en azından eskilerden ümitli. “Sokakta eylem varsa davet beklemem” deyip devam ediyor: “Önümüzde çok güzel günlerin olacağına inanıyorum. Basın açıklaması yaptığımız gün işçiler üç araç değiştirerek Taksim’e geldiler mesela. Biz aslında yürüyüş yapmayı da düşünmüyorduk ama o kadar kalabalık oldu ki İstiklal Caddesi’nde yürüdük. İnsanlar telefon edip ‘Sen bizim çığlığımız oldun’, ‘Sana gelen bize gelsin’ diyorlar. Bundan büyük mutluluk var mı? Ben çocuklarımdan bir gün ayrı kalsam kıyamam. Söylerken bile içim acıyor ama insanlar canlarıyla bedel verdi. Gerekiyorsa biz bu bedeli de veririz. TC yasaları kendini bir kere daha yargılayabilmeli. Hep söyledim. Bundan sonra da söyleyeceğim.”