Yoğun, sinsice komik ve standart


Yoğun, sinsice komik ve standart

 
ZEYNEP AKSOY


Radikal Hayat / 18/12/2011

Dennis Kelly'nin yazdığı 'Öksüzler' kendini hemen açık etmeyen, kabukları yavaş yavaş soyulan bir metin. Dot'un bu metni sahnelerken tutturduğu çizgi ise topluluğun standardını yakalıyor ama daha fazlasını da sunmuyor

Helen’le (Gizem Erdem) Danny ( İbrahim Selim) evlerinde özel bir akşam yemeğine oturuyorlar. Okazyon, Helen’in ikinci hamileliği. Üstü başı kan içinde Helen’in kardeşi Liam (Yusuf Akgün) gelir. Yolda karşısına çıkan yaralı bir yabancıya yardım ettiğini söyler önce… Fakat yavaş yavaş, olayın başka türlü gerçekleştiği ortaya çıkar. Ve diğer sorunlar… Helen’le Liam’ın, ebeveynleri yanarak ölmüş öksüzler olması, Helen’in ikinci çocuktan emin olmaması, Danny’nin küçük bir şiddet olayına karışmış olması gibi… Bunlar konuşuldukça, çekirdek ailenin ‘huzuruyla’ birlikte güven, dürüstlük, iyilik gibi değerler de sarsıntıya uğrar. 

İngiliz yazar Dennis Kelly’nin Dot tarafından sahnelenen ‘Öksüzler’i biçim olarak ilginç bir metin. Kendini hemen açık etmiyor, kabukları yavaş soyuluyor, diyalogları hızlı ve bölünmüş. Modern toplumun şiddet, yabancı düşmanlığı, vicdan ve sosyal sorumluluk gibi kanayan yaralarını bireylerin onlara bakış açılarındaki farklılıklarla çatıştırarak gerilimi hep yüksek tutarken, yoğun bir dramın içinde sinsice komik olmak gibi bir başarıyı da yakalıyor. Erdem, Helen rolünde tansiyonun gerildiği noktalarda çok başarılı ama genel olarak esnek değil, karakterin hayatı boyunca koruduğu kardeşine beslediği zaaf ve şefkat gibi kırılgan noktalarını saklıyor. Saf ve dengesiz Liam’ı canlandıran Akgün de benzer biçimde tek boyutlu yaklaşıyor karakterine, Liam’ın şiddete meyliyle optimizmi arasındaki gel-gitleri ve zaman zaman psikopatlığını daha iyi vurgulamasına ihtiyaç var. 

İbrahim Selim, doğru olanı yapmaya çalışırken kendini büyük bir batakta bulan düzgün aile babası Danny rolünün hakkını tam anlamıyla veriyor. Tuğrul Tülek’in rejisi düz. Hız ayarı kaçtığında, bazı önemli anların seyirciye geçmeden, paldır küldür güme gittiği oluyor, özellikle de oyunun başlarında. Finaldeki ışık değişimi, işlevsel kullanılması tercih edilseymiş ışığın rejiye katkısı olacağının ipucunu veriyor. ‘Öksüzler’ Dot’un çizgisinde standartları tutturan bir oyun, ne daha az ne de daha fazla.