Keseb Sürgünü 3.0


Keseb Sürgünü 3.0

FEHİM TAŞTEKİN


Dünya / 28/03/2014

Türk Dışişleri, BM'ye 'iltica talebinde bulunabilecek Suriyeli Ermeniler için Mardin'de 2 bin kişilik kampın hazır olduğunu' bildirmiş.

Türk Dışişleri, BM’ye ‘iltica talebinde bulunabilecek Suriyeli Ermeniler için Mardin’de 2 bin kişilik kampın hazır olduğunu’ bildirmiş. Ne kadar rahatladım bilemezsiniz! Hemen öncesinde beni arayıp “24 Nisan geliyor, 1915’in yıldönümünde yine mi Ermeniler” diye soran Hıristiyan dostuma “Ne alakası var” dedim. Bir paylamadığım kaldı. Ardından Dışişleri’nin ‘zinhar olmaz’ diyen açıklaması geldi: “Keseb’te çatışmalar sırasında Türkiye’nin muhalif güçlere topraklarını kullandırmak suretiyle veya diğer şekillerde destek sağladığı yönündeki iddialar bütünüyle mesnetsizdir.” ‘Böyle buyurduysa devlet’ demeye ramak kala devletin lafının üstüne laf kondururcasına adresime bir e-posta, internete de bir ‘tape’ düştü.

TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Mehmet Ali Ediboğlu günlerdir Hatay’daydı, olup bitenlerin peşindeydi. Gönderdiği e-postada şunları paylaştı:

“Gözlekçiler Köyü, Çandır Köyü ve Teknecik Karakolu’na gittik. Önümüz askerler tarafından kesildi. Kendi vatanımızda ‘Can güvenliğiniz yok’ diye aldığımız uyarılar canımızı acıttı…

Bizi sokmak istemedikleri yerlerde hatta askerlerin kullandığı alanlarda Suriye plakalı araçlar cirit atıyordu...
Köylülerden aldığımız bilgilere göre en az 5 ayrı noktadan aynı anda binlerce silahlı, Türkiye topraklarından sınırı geçerek saldırıyı başlattı...

Görüntülediğimiz bir konu da Gözlekçiler ile Kayapınar Bölüğü arasındaki ‘Askeri Hat Yolu’ndan onlarca Suriye plakalı aracın sürekli ‘terörist’ taşıdığı ve topraklarımızdan Suriye karakoluna mermi yağdırdıklarıdır.”

İddialar arasında doçka uçaksavar monte edilmiş kamyonetlerin yanısıra 2 tank ve 30 kadar TIR’ın sınırdan geçtiği de var. El Alem muhabirinin inanılması zor iddiasına göre de, “Türk ordusu Keseb yakınlarındaki askeri üssü bombaladı… Nusra, Keseb’te Türk tanklarına kendi bayrağını astı.” Yaygın kanaat ise TSK’nın Suriye jetini düşürerek Keseb’i ele geçiren silahlı gruplara karşı ordunun hava operasyonlarına engel olduğu yönünde.

Tapeler de bunlar varsa...

Tam da Keseb’e odaklanmışken Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve MİT Başkanı Hakan Fidan’ın katıldığı toplantının tapesi çıktı. Kayıt gerçekse Irak-Şam İslam Devleti’nin tehdit ettiği Süleyman Şah Türbesi ile ilgili alınabilecek önlemler, Suriye senaryoları, Suriye’de savaşan grupların silah ve mühimmat sorunu, daha önce bölgeye gönderilen mühimmat ve elde edilen sonuçtan bahsediliyor. Konuşmalar Türkiye’nin Suriye’ye ne kadar battığını gösteriyor. Ürkütücü. Akıl devredışı. Hal böyle olunca Keseb’le ilgili iddialar beni şaşırtmıyor. Lübnan sınırından Şam kırsalına uzanan bölgede yürütülen Kalamun Savaşı’nda darbe alan silahlı grupların kuzeye çekildiği ve yabancı savaşçıların ülkelerine dönmeye başladığı bir süreçte Keseb, Nusra ve müttefiki İslami Cephe’nin inancını tazeleyen bir kazanım oldu. En azından hayal ettikleri Akdeniz’e inip poz verdiler. 3 yıldır Lazkiye’den Tartus’a uzanan Akdeniz hattını yaramamışlardı. Bu, Türkiye’nin lojistik ve askeri desteği olmadan mümkün değil. Lübnan’da yayımlanan Sefir gazetesi, Keseb taarruzunda yabancı istihbaratçıların rolüne değinirken şu iddiayı dillendirdi: “Özellikle Türk istihbaratı saldırının hazırlığı ve planlamasında belirgin bir rol oynadı, uygulamasına da destek verdi.” Saldırada yer alan Yıldırım Tugayı’nın lideri İbrahim İdlibi de, ‘Türkiye’den kendilerine uçaksavar ve roket ulaştığını’ gururla anlattı.

Ermeniler teyakkuzda

Bunların ne kadarı doğru bilemiyoruz. Ama çizilen resimde kritik aktör Türkiye, hedef de Ermeni kasabası olunca Keseb bambaşka bir sonuç doğuruyor. Militanlar Keseb’te kiliseyi koruduklarını belirtse de Mısırlı Ebu Katede, Facebook’ta kiliseden paylaştığı fotoğrafa, “Haçları söktük. Kardeşlerimiz kiliseyi camiye dönüştürecek” notunu düştü. Tüm Ermeni diasporası haliyle bunu konuşuyor.
Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), Ermenilerin bir kez daha sürgüne zorlandığını iddia edip Kongre ve Beyaz Saray’dan Türkiye’ye baskı istedi. Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan, Türk birliklerinin biri 1909, diğeri 1915’te olmak üzere iki kez Hıristiyanları Keseb’ten sürmeye kalkıştığını ve şimdi tarihin tekerrür ettiğini öne sürdü.

Politika neden değişti?

Keseb, bölgede Ermenilerin topluca yaşadığı nadir yerlerden biri. Hatay'daki Vakıflı Köyü gibi simgesel. Türkiye’nin onlara kucak açan pozu inandırıcı gelmiyor. Dürüst olmak gerekirse ne Türkiye Ermenilerin gelmesini istiyor ne de Ermeniler Türkiye’ye güveniyor. Zaten kaçanlar ordunun kontrolündeki bölgelere gidiyor. Kritik bir eşikteyiz ve Keseb’te olası bir facianın faturasının kesileceği ülke de maalesef belli. 24 Nisan yaklaşırken bu mesele yer yerde Türkiye’nin önüne konulacak. Korkarım hesapsız kitapsız işler sonunda Türkiye’yi Lahey’lik hale getirecek. Birileri Rober Koptaş’ın, “Düne kadar Keseb’e saldırıları bizzat engelleyen Türkiye ne oldu da İslamcı gruplara en hafif tabirle göz yumdu?” sorusuna yanıt vermeli, tapeli ya da tapesiz…