Aşk eski bir yalan!


Aşk eski bir yalan!

HASAN ANAMUR


Kültür / 25/04/2006

Ankara Devlet Tiyatrosu'nun yeni oyunlarından 'Köpek, Kadın, Erkek'i İstanbul turnesinde seyretme fırsatı bulduk. Genç kuşak Alman kadın yazarlarından Sibylle Berg'in...

TİYATRO ELEŞTİRİSİ: Köpek, Kadın, Erkek
Ankara Devlet Tiyatrosu'nun yeni oyunlarından 'Köpek, Kadın, Erkek'i İstanbul turnesinde seyretme fırsatı bulduk. Genç kuşak Alman kadın yazarlarından Sibylle Berg'in ilk kez 2001 yılında Stuttgart'ta Theater Rampe'de oynanmış bu oyununu sahneye koyan Hakan Çimenser; çeviri Sibel Arslan Yeşilay'a ait.
'Köpek, Kadın, Erkek', Sibylle Berg'in Türkiye'de oynanan ilk oyunu, ancak yazarının adı İstanbul seyircisine pek yabancı değil. İ.D.T.'de geçtiğimiz şubat ve mart aylarında genç kuşaktan dört Alman kadın yazarın dört oyununun tanıtıldığı okuma tiyatrosu gösterimleri arasında da yer almıştı. Aynı oyun 2005'te de Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü öğrencilerince sahnelenmişti.
'Köpek, Kadın, Erkek', bir rastlantı sonucu karşılaşan, yalnızlıklarını, başkalarıyla da yaptıkları gibi, bir gecelik de olsa yenebilmek için birlikte olan, bu buluşmaları giderek sıklaşan, birlikte olma süreleri uzayan, en sonunda da tuttukları bir evde oturmaya başlayan 40 yaşlarında pek alımlı olmayan bir kadın ile aynı yaşlarda sıradan bir erkek arasında yaşanan cinsel, ruhsal sorunları inişleri ve çıkışlarıyla irdeliyor. Bunu da, belirleyici bir adları olmayan, dolayısıyla benzer koşullarda yalnızlıklarını yenmeye çalışan tüm kadınları ve erkekleri simgeleyen Kadın ile Erkek'le veriyor. Onların yanı sıra da, hatta onlardan da çok, ironik bir biçimde, Köpek'in ağzından. Kadın ile Erkek'in daha ilk gün sokakta bulup bir gecelik yanlarına aldıkları, ancak onlara 'yamanan' bu Köpek'i yazar hem sevimli bir anlatıcı olarak kullanmış hem de yaman bir gözlemci. Köpek, bir bakıma da, Adem ile Havva'dan beri Kadın ve Erkek arasında yaşanan, kimi zaman, hatta çoğu zaman trajik boyutlara ulaşan ilişkiler yumağından doğan sorunları tragedyalarda bir bilge kimliğiyle belirleyen, açımlayan, çözümlenebilir gibilerse yorumlayan 'antik koro'nun, bir korobaşının görevini üstlenmiş.
Tanık olduğu ürkekliklerde, korkularda, iletişimsizlikte, güvensizlikte, özgürlük arayışlarında, kırılmışlıklarda, düş kırıklıklarında, hırçınlıklarda, karşısındakine işkenceye kadar varan egemenlik duygusunun kökeninde yaşanmışlıklar olduğu hissine kapılıyor seyirci. Yazar Berg, 60'lı yılların ortalarında, o zamanki adıyla Demokratik Almanya'da, siyasal koşullandırmaların, Soğuk Savaş ortamının ruhsal yapılar, dolayısıyla da toplumsal ve bireysel ilişkiler üzerinde silinmez olumsuz etkiler bıraktığı dönemde doğmuş, yetişmiş, aydın bir aile çevresinden gelen; gençliğinde kuklacılığa merak sarmış, daha sonra Batı'ya geçmiş, Hamburg limanında temizlik işçiliğinden kamyon sürücülüğüne kadar pek çok işe girip çıkmış biri. Kadın-erkek ilişkilerini zaman zaman alaycı bir anlatımla, zaman zamansa acımasız boyutlarıyla veren bu oyun, onun gerçekçi gözlemlerinin, belki de yaşanmış gerçeklerinin ürünü...
Oyunu sahneye koyan Hakan Çimenser metni iyi çözümlemiş görülüyor. Köpek'i insan kılığında yorumlaması bunun ilk göstergesi. Daracık mekânlarda geçmesi gereken çoğu oyunun hiçbir çevre daraltma çabasına girişilmeden geniş sahnelerde oynanmasına sıkça tanık olduğumuz için, bu oyunun gerek Ankara'da, gerekse İstanbul'da Oda Tiyatrosu'nun sınırlı boyutları içine yerleştirilmiş olması da ikinci bir olumlu nokta. Çimenser, bu bunaltıcı dar alanı başarıyla kullanmış. Ortamın yaratılmasında etkin özgün müziğin (Can Atilla); metnin genelleştirici bildirisini tüm mekânların duvarlarını seyirciyi oyuna katacak, ancak doğrudan yansıtılmayacak biçimde koyu renk aynalarla veren çevre tasarımının (Suar Şeylan); seyircinin sahnedeki kadının ya da erkeğin kendisi olabileceği izlenimini bozmayan sıradan günlük giysilerin (Funda Karasaç); iyi kullanılan ışığın da (Şükrü Kırımoğlu) bu başarıda katkıları var. Birkaç sahnedeyse, nedense, ön sahneye konulan objelerle eylem marke edilmiş.
Kadında, kişisinden daha genç ve çok daha alımlı olan Ekin Tunçay Turan ile Erkek'te Levent Şenbay aralarındaki çatışmaları, ruhsal gerilimleri, çözüm arayışlarını, çaresizliği bütün iniş ve çıkışlarıyla canlandırıyorlar. Metnin başkişisi olan Köpek'te Mert Tanık da sevimli kişisini abartıya kaçmadan, Köpek'i neredeyse seyircinin bilge bakışına dönüştürerek yaşatıyor sahnede.
'Köpek, Kadın, Erkek' mevsimin ilginç oyunlarından. Görülmeli.