İki başarı öyküsü...


 
MELİS DABAĞOĞLU


Radikal Hayat / 08/04/2006

Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da, Conrad Otel'in büyük bir salonunda kadınlara yönelik farklı bir etkinlik vardı.

İnternetle geleceğini yaratan kadınlar
150 bin YTL cirolu www.anneyiz.biz sitesinin kurucusu Pınar Yücel ve www.tarimsalpazarlama.net sitesiyle Türkiye'de ilk kez internetten sebze satan Tülin Akın, iki 'sanal' başarı örneği

Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da, Conrad Otel'in büyük bir salonunda kadınlara yönelik farklı bir etkinlik vardı. Intel firmasının bu yıl ikincisini düzenlediği 30 Mart Kadın ve Bilişim Günü, 'Teknolojiyle Başarıyoruz' temasıyla kutlanıyordu. Bazısı yanında küçük çocuğuyla gelen çok sayıda kadın bilgisayarla buluştu o gün. Kimi hayatında ilk kez bir bilgisayara dokunuyordu, kimi internetin yeni nimetlerini keşfetmekle meşguldü. Kendilerine yardımcı olmak için orada bulunan gençlere, merak ettikleri her şeyi iştahla soruyorlardı. Bu arada yapılan konuşmalardan bilgisayarın ve internetin nelere kadir olabildiğini de dikkatle dinlediler.
Konuşmacılar arasında ise iki kadın vardı ki yaşamları sadece birkaç yıl içinde, kendi yarattıkları internet siteleri sayesinde tamamen değişmişti. Elde ettikleri başarıyla biri, kendisi gibi sorunlar yaşayan annelerin, diğeri ise ürünleri ellerinde kalan çiftçilerin derdine derman oluyor artık. Aşağıda internetle gelen bu iki başarı hikâyesini okuyacaksınız.
'Kurduğum hayallere inandım'
Pınar Yücel 33 yaşında. Kendisine mesleği sorulduğunda 'anne' diyor. 29 yaşında anne olmuş ve bu vesileyle başvurduğu internet sayesinde hayatı tamamen değişmiş. Şu anda 150 bin YTL cirolu, evden çıkmış bir tekno-kadın kuruluşu haline dönüşmüş olan www.anneyizbiz.com sitesinin kurucusu. Sitenin 28 bin üyesi, 35 bin okuru var. Yaklaşık bir buçuk yıldır da ekibiyle birlikte aynı adla bir dergi yayımlıyor, İstanbul'da ücretli satılan bu dergi Anadolu'da binlerce kadına kargo ücreti karşılığında ulaştırılıyor. Levent'te bebekler, çocuklar ve anneler için yapılandırılmış bir oyun ve yetenek geliştirme merkezleri var. Yücel'in, Kanal Türk'te yayınlanacak televizyon programının ilkini de bugün izleyebilirsiniz.
Şimdi her ay pek çok bebeğe, çocuğa ve anneye yiyecek, giysi ve bilgi götüren Pınar Yücel'in bundan üç buçuk yıl önce eşi ve yeni doğmuş oğlundan başka bir şeyi yoktu. Peki bu başarı hikâyesi nasıl yazıldı? "Hayal kurdum," diyor Yücel ve devam ediyor, "Kurduğum hayallere inandım. İnandığım hayalleri gerçekleştirmek için harekete geçtim. Çok çalıştım. Kendimi geliştirdim. Hiçbir zaman şikâyet etmedim. İşime değer verdim ve ona bebeğime bakar gibi baktım. Üzgün günler geçirdim, ama coşkumu kaybetmedim..."
'Hiçbir şeyden korkmayın'
2001 yılında bilişim sektöründe çalışan genç kadın, o sıralar günde ortalama 16 saat çalıştığı halde eşiyle ortak gelirleri minimal düzeydeymiş. Beşiktaş'ta küçücük bir evde yaşarken tek eğlenceleri CNBC-e dizileri ile internetmiş. O yıl kazayla hamile kalmış ve 2002'de oğlunu doğurduğunda işten ayrılmış. Anne olduğunda ilk kez kendisini bir kadın gibi hissetmiş, ancak geçirdiği zor günler ve tecrübesizliği yüzünden sütü gelmemiş. Sürekli ağlıyormuş. Zorlamalarla gelen sütü bebeği istemiyormuş. Sonunda evdeki herkesi göndermiş ve bebeğiyle yalnız kalmış. İşte hikâye orada başlamış. O sıralar, sorunlarını paylaşacağı, fikir alacağı diğer yeni annelere ihtiyaç duymuş Pınar Yücel. "Ben kimim? Anneyim. Tek tek anne olmaktansa bir arada olmamız lazım. Paylaşmamız, konuşmamız birbirimize sarılmamız lazım, diye düşündüm," diyor genç anne. Aradığı şeyi bulamayınca da kendisi yapmaya karar vermiş. Ve Anneyiz.Biz.'in içeriğini oluşturmaya başlamış. 31 Ekim 2002'de internet kapılarını açmış, ancak haliyle tanıtım imkânı için ayıracağı bir bütçesi yokmuş. Fakat zamanla site, kendi kendisinin tanıtımını yapmaya başlamış. Fısıltı gazetesi kendiliğinden işlemiş; herkes birbirine tavsiye ediyormuş ve özellikle çalışan annelere hitap eden site hızla gelişmiş. "Ne kadar gerçek, içten ve bizden," yorumları almaya başlamış. Yücel, "Anneyiz.Biz yazarları anneliği oynamadan yazıyorlar çünkü. Rol yapmadan. Ben iyi anneyim numarası olmadan," diyor. Kızgınlıklarını, sevinçlerini, doğru bildiklerini ve hatalarını da paylaşıyorlar okurlarıyla.
Pınar Yücel'in, başarmak isteyen tüm kadınlara önerileri de var. Öncelikle, "Zor günler geçirebilirsiniz, parasız kalabilirsiniz ama asıl kayıp, yaşam heyecanınızı kaybetmek olur. Çünkü yaşama sevinci öğrenme ve yapabilme duygunuzu harekete geçiriyor," diyor. Fikirlerinizi, güvendiğiniz insanlarla tartışın. Kimseye vaatlerde bulunmayın. Kendinize zihni, vizyonu, zevkleri ve hedefleri benzer olan yoldaşlar seçin. Ne yapın ne edin fikirlerinizi, ürününüzü, projenizi tescil ettirin. Hiçbir şeyden korkmayın! Bırakın teknoloji sizden korksun. Onu kullanın, kolaylıklarından faydalanın, kendinize zaman ayırın. Bir hobiniz varsa onu ticarete dönüştürün. Teknolojiyi kullanın, hayatınızı değiştirin... Bunlar da Pınar Yücel'in kadınlara diğer tavsiyeleri.
'Mıncıklamadan domates mi alınır?' dediler
24 yaşındaki Tülin Akın, Türkiye'nin, tarım sektörü için oluşturulmuş ilk ve tek tarımsal e-ticaret platformu olan www.tarimsalpazarlama.net'in proje koordinatörü. Öğrenciyken başladığı projeyi ticari boyuta taşıyarak kendi içinde 12 kişiye istihdam yaratabilecek hale getirmiş. Bugün 6 binin üzerinde üyesi olan site her hafta düzenli olarak 27 bin kişiye, yeni işbirliği olanaklarını bildiren bir e-bülten ile ulaşıyor.
İstanbul'da doğup, öğretmen bir ailenin çocuğu olarak eğitimini Anadolu'nun çeşitli okullarında tamamlayan Tülin Akın'ın hikâyesi, 2003 yılında Akdeniz Üniversitesi'ne bağlı Korkuteli Meslek Yüksek Okulu Tarımsal Pazarlama bölümüne girmesiyle başlıyor. Okuldayken, tarımsal üretim bölgelerine yaptığı ziyaretlerde tarım sektöründeki iletişimin çok ilkel koşullarda gerçekleştiğini görmüş ve www.tarimsalpazarlama.net platformunu hayata geçirmeye karar vermiş. Sektörün duyarsızlığına ve desteklemek yerine kösteklemesine rağmen projeyi Türkiye ve yakın ülkelerde duyurmayı başarmış. İsrail, Hollanda, Almanya, İspanya ve İtalya'dan gelen talep ve işbirliği imkânlarını site üzerinden duyurmaya başladığında projenin kırılma noktası gerçekleşmiş ve bilinirlik seviyesi oldukça yükselmiş.
Akın, bilgisayarla tanışmasını şöyle anlatıyor; "15 yaşımda liseden mezun olduktan sonra iki kez üniversiteyi kazanmama rağmen ailem beni okula göndermedi. Bilgisayarla ilk tanışmam 2000 yılında bir bilgisayar kursunda oldu. Bilgisayar programlarını öğrenmekle işe başladım, öğrendiğim her program bana yeni işlerle geri döndü. İnternetle de tanışmamla, dünyayı yeniden keşfettim. Aradığım, merak ettiğim her şeyi bulup, çok zor işlerin kolaylaştığını gördüm. Mesela 'kapı kapı iş aramak' deyimini internet yok ediyordu." Bilgisayar öğrendikten sonra çalışma hayatına atılmış ve kendi parasını kazanıp, tekrar sınava girmiş ve üniversiteyi kazanmış Tülin Akın. Bu sefer kendi masraflarını karşılayabildiği için, ailesi maddi zorluk yaşamadan üniversiteye gidebilmiş.
'İnternet günahtır'
Ve Akdeniz Üniversitesi Tarımsal Pazarlama bölümünde okurken de internetin nimetlerinden yararlanmayı aklına koymuş. "Türkiye'de tarım alanında çok büyük bir pazarlama sorunu vardı. Tüm dünyada, pazarlamada aktif olarak kullanılan internetin bu yönde de kullanılabileceğini düşündüm ama yapacağım işin en büyük zorluğu, internet kullanımı çok az olan bir kesime internet projesi yapıyor olmamdı," diyen Akın, bu alanda yeni internet kullanıcıları oluşturmak için ilgi çekmek zorunda olduğunu görmüş. Tabii bu arada bir ekip oluşturmuş, onu da internet aracılığıyla yapmış. "İnternete bıraktığımız bir ilan sayesinde programcımız Devrim Altınkurt'la tanıştık ve tam sekiz ay birbirimizi görmeden iş yaptık. Birçok arkadaşımız projeye evden çalışarak devam ediyor ve biz koordinasyonu internet üzerinden sağlıyoruz," diyor.
Bu arada Türkiye'nin belli başlı gerçekleri, ekibin yaşadığı en önemli sorunların kaynağı olmuş. İnternet kullanımının çok düşük olması, tarım sektörünün az tahsil görmüş kişilerden oluşması ve karar verici kişilerin internet kullanmaması, bunların belli başlıları. 'İnternet günahtır,' diyenler, 'Mıncıklamadan domates mi alınır?' diyenler olmuş. 'Bırak bu projeyi, gel bizde çalış,' diyen iyi niyetliler de çıkmış! Bütün bunları kulak arkası eden Akın, arkadaşlarıyla birlikte projesini anlatmak üzere pek çok fuara katılmış. Üretici bölge toplantıları gerçekleştirmiş, düzenli olarak bilgilendirme mesajları göndermiş, bıkıp usanmadan internetin mutfakta mikser kullanmaktan ya da çiftçi için traktör kullanmaktan daha zor olmadığını anlatmış. Şimdi birçok çiftçi onun bu uğraşları sonucunda ürünlerini internet üzerinden satıyor ve kendisine yarar sağlıyor. Tülin Akın, bu başarı öyküsünün arkasında ihtiyaca yönelik içerik hazırlamalarının, siteyi sıklıkla güncellemelerinin, vizyon çalışması yapmalarının ve çiftçileri yurtdışı bağlantıları ile tanıştırmalarının olduğunu söylüyor.