Sahibinden nostalji fırtınası


 
MURAT MERİÇ


Radikal Hayat / 05/04/2008

Memleket popunun başlarda dış mihraklarca yönlendirildiği aşikâr. Bu cümlemizde bir komplo teorisi sezilmesin, bizimkisi sadece durum tespiti.

Memleket popunun başlarda dış mihraklarca yönlendirildiği aşikâr. Bu cümlemizde bir komplo teorisi sezilmesin, bizimkisi sadece durum tespiti. 1961'de piyasaya çıkan ve fırtınalar kopartan 'Bak Bir Varmış Bir Yokmuş', eleştirmenlerce Türkiye'de 'pop müziğin resmi açılış şarkısı' olarak nitelendirilir ve aslında Bob Azzam'ın o dönem pek meşhur olan 'C'Est Ecrit Dans le Ciel' şarkısının Türkçesidir. Bu, Fecri Ebcioğlu'nun fikri: İşi gereği bol bol memleket dışına seyahat eden Ebcioğlu, İngiltere'de meşhur olmuş bir şarkının Almanya'da Almanca, İtalya'da İtalyanca yorumlandığını duyunca bunu memlekete uyarlamış ve sonradan adı 'Aranjman' olacak akımın temelini atmıştır. Sezen Cumhur Önal, Fikret Şeneş, Ülkü Aker gibi isimlerin katılımıyla bu akım ilerler ve meşhur ecnebi şarkılar, 80'lerin ortalarına kadar Türkçe de söylenir. O kadar ki, çoğunun orijinali unutulur ve şarkılar giderek benimsenir, 'bizim' sayılır. Hatta Ayten Alpman'ın ulusal bir şarkı olarak algılanan 'Memleketim'i bile bir ecnebi şarkıdan tornistandır. Dahası, 'Dağ başını duman almış' cümlesiyle başlayan meşhur 'Gençlik Marşı', bir İsveç halk şarkısıdır. Bu iki örnek, 'Aranjman' akımının geldiği noktayı çok iyi özetliyor aslında.
Altın şarkılarımız
Lafı dağıtmayalım ve sadede gelelim. Geçtiğimiz yılın sonlarında bir albüm yayınlandı: 'Our Golden Songs'; 'altın şarkılarımız' olarak çevirebiliriz. Alt başlığı her şeyi anlatıyor aslında: 'Originals of 36 Turkish Hits' yani 36 Türkçe 'hit' şarkının orijinali... İkili bir albüm bu ve 'Memleketim'den 'Sessiz Gemi'ye, 'Hoş Gör Sen'den 'Karlar Düşer'e pek çok şarkının orijinalini ihtiva ediyor. Bunca popüler şarkının bir araya gelmesi elbette satışı hızlandıran bir durum. Albümün hızla listelerde 1 numaraya tırmanması da bundan. Son zamanların en çok satan ecnebi albümü bu ve bazı şeylerin ateşleyicisi olduğu muhakkak.
Ateşleyici derken 'bizim' şarkıların orijinallerine bir alakanın hasıl olmasından söz ediyoruz. Nicedir internet ortamında 'hangi şarkının orijinali nedir, nasıl bulunur' minvalli metinler dönüyor ama bu şarkılar ilk kez toplu halde ve yasal yoldan bu albümle karşımıza çıktı. Bu, belki de bir yoklama albümüydü zira şimdi birbiri ardına 'eski' ve 'orijinal' şarkılar CD'ler üzerinde önümüze servis ediliyor! 14 Şubat'ta yayınlanan '(The Most Beautiful 36 Songs for...) Aşklar ve Ayrılanlar İçin' albümü de içinde orjinaller ihtiva eden bir derleme. Adı sahiden böyle: Yarı Türkçe, yarı İngilizce. Esasen durumu çok iyi özetliyor! Bu albüm, Yeliz'in muazzam şarkısı 'Yalan'ın orijinaliyle açılıyor ve daha ilk dakikada dinleyeni avucunun içine alıyor. Sonrasında bizle alakalı olmayan şarkılar da var ama ne gam: En az bir 'klasik' şarkıyı daha orijinalinden dinleme olanağına sahip oluyoruz...
Türkçe söyleyen ecnebiler
'Aranjman', Fecri Ebcioğlu'nun uydurduğu, Sezen Cumhur Önal ve diğer söz yazarlarının desteklediği bir akım. Adı elbette yanlış ama yıllar boyu böyle bildik biz. 'Aranjman'ın en popüler olduğu dönemde saptığı bir yan yol da var: Memlekete gelen ecnebi şarkıcılara kendi bestelerini Türkçe söyletmek. Adamo'nun 'Her Yerde Kar Var'ıyla başlıyor bu olay ve mucidi yine Fecri Ebcioğlu! İşin enteresan tarafı, ilk popüler Türkçe şarkılardan biri bu ve Türkçe'nin ayıp sayıldığı dönemde, ecnebinin en meşhurlarından birinin Türkçe plak yapması ziyadesiyle ilgi görüyor. Bunun yan etkileri de var elbet: Dönemin şarkıcıları Türkçe söylemeyi Adamo'dan öğrendikleri için, erken dönem pop şarkılarında belli bir aksan hâkim.
Yazının başından beri ulaşmaya çalıştığımız iki isim, Peppino Di Capri ve Marc Aryan, bu furyadan nasibini alanlardan sadece ikisi. Her iki şarkıcı da zaman zaman memlekete gelmiş ve Türkçe plaklar yapmış. Ayrıca bazı şarkıları Türkçeye çevrilmiş. Onları bu yazıda buluşturan, her ikisinin de bu 'eskiye dönüş' furyası dahilinde albümlerinin yayınlanmış olması. Marc Aryan'ın 'Collection' adını taşıyan albümü geçtiğimiz yılın sonunda çıkmış ve büyük ilgi görmüştü. Yakın zamanda yayınlanan 'İstanbul'da' adlı albüm ise hem memleketin en bilinen şarkılarından birinin ('Eylül'de Gel') orijinaliyle açılıyor, hem pek çok 'bildik' şarkıyı içeriyor, hem de Marc Aryan'ın tüm Türkçe şarkılarına ulaşma imkânını veriyor. Arşivciler için tadından yenmez bir çalışma yani. Tek sorunu ecnebi CD fiyatına satılıyor olması. Biraz cep yakan bir fiyat var üzerinde belki ama içerdikleri itibarıyla buna çoktan değer.
Marc Aryan, ya da Henry Markarian, Lübnan göçmeni bir Fransız şarkıcı. Türkiye'yle alakası sadece gelip plak yapmaktan ibaret değil. Ailesi, Fransa'ya göçmeden bir süre Malatya'da yaşamış. Onun içindir ki kendisini Malatyalı olarak tanımlar ve kurduğu plak şirketine de Malatya adını vermiştir. 1963'te ilk plağını yayınlar. 'Giorgina', ilk 'hit' şarkısı olur. 1966 ve '69'da Türkiye'de konser verir ve İstanbul'u çok severek Türkçe öğrenir. Sonrasında dokuz Türkçe plak yapar. 1985'te ölen Marc Aryan'ın, buradaki Ermeni cemaatiyle de sürekli temas halinde olduğunu biliyoruz. Hatta, çok sevilen ve Türkçeye de çevrilen iki şarkısını, 'Feriköy Ortaokulu' yararına Ermenice söylediğini ve bu plağın sadece Türkiye'de basıldığını söyleyelim. Peppino Di Capri ise '60'ların twist kralı. Yayınlanan toplamada tek Türkçe plağı olan 'Melankoli, Ne Güzelsin' yok ama hem şarkının orijinali var hem de meşhur 'Roberta'. Bunlar bile almak için yeterli sebep.
Bu albümlerin burada kalmayacağını umuyoruz. Aldığımız duyumlara göre Odeon, bir Dario Moreno albümünün hazırlığında. Mina'nın Türkçe şarkılarını da ihtiva eden bir albümü geçtiğimiz yıllarda İtalya'da yayınlanmıştı. Patricia Carli'den Johnny Hallyday'a Türkçe söyleyen ecnebilerin şarkılarını toplayan bir albüm ise artık hayal değil. Ama asıl güzeli, 'bizim' bildiğimiz şarkıların bir bir ortaya çıkması. Bilen zaten biliyordu ama bu bilgi geniş kitelere yayılınca ticari anlamda yeni bir hat da açılmış oldu. Yeni albümlerin, tuhaf derlemelerin eli kulağındadır. Hem nicedir süregelen 'nostalji' fırtınasının böyle bir hatta yönelmesi bir anlamda iyi çünkü aynı şarkıları ve şarkıcıları dinlemekten ve bir dönem aslında pek bir şey yapmamış isimlerin 'Ben şu yılların starıydım' diye ortada dolanmasından bıkmıştık...