CSO Konser Salonu gıcır gıcır oldu


CSO Konser Salonu gıcır gıcır oldu

CSO?nun koltuk araları açıldı, akustiği, aydınlatması ve ısıtma/soğutma sistemi iyileştirildi.

 


Kültür / 04/10/2008

Ankaralılar için müstesna bir mekan olan CSO Konser Salonu, Doğuş Grubu?nun desteğiyle yenilendi. Dünya standartlarında bir konser salonuna kavuşan CSO, sezonu 10 Ekim?de İdil Biret?le açıyor

ANKARA - Sanata meraklı Ankaralılar için her hafta sonu mutlaka gidilmesi gereken müstesna bir yerdir Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) Konser Salonu. Ancak yıllardır tabir yerindeyse tek çivi çakılmadığı için son dönemde kimi akustik ve teknik problemler yaşanmaya başlanmıştı. Salonun yenilenmesi gerekiyordu ama bakım için gereken para nedense devletten bir türlü çıkmıyordu. Sonunda destek özel sektörden gelmişti. Doğuş Grubu elini taşın altına sokmuş, yenileme çalışmasının sponsorluğunu üstlenmişti. Geçtiğimiz kasım ayında bakıma alınan CSO, konserlerini yedi ayrı mekanda vermek zorunda kalmış, Ankaralı müzikseverlerin hafta sonu ritüeli de bir süreliğine sekteye uğramıştı.
Eylül ayında yenileme çalışmaları tamamlanan CSO, şimdilerde yeni sezona ‘gıcır gıcır’ haliyle girmeye hazırlanıyor.  Çağdaş, dünya standardlarında bir konser salonuna kavuşan CSO, Ankaralılara ilk konserini 10 Ekim Cuma akşamı veriyor. Gecede Rengim Gökmen şefliğinde, Türkiye’nin dünya çapındaki piyanisti İdil Biret solist olarak sahneye çıkacak. CSO Binası’nın resmi açılışı ise Kasım ayında düzenlenecek özel gala gecesiyle yapılacak. 

Kafeteryası da var
Mimar Özgür Ecevit tarafından uygulanan CSO Teknik İyileştirme Projesi kapsamında, teknik altyapısı yenilenen ve çağdaş bir görünüme kavuşan CSO salonunun hacmi artırıldı, koltuk araları açıldı, akustik kalitesi yükseltildi, aydınlatma, havalandırma-soğutma sistemleri ile sahne düzeni iyileştirildi.
Üç katlı yapının her bir katı ayrı işlevlere göre planlandı. Buna göre; Galeri Katı’nda  genel müzik direktörü odası, sanatçı, şef  misafir şef ve solist soyunma odaları, orkestra üyeleri soyunma odaları ve özel yalıtımlı sanatçı çalışma odaları, kayıt stüdyosu ve naklen yayın stüdyosu yer alıyor. Zemin katında ise;  giriş holü, ön ve arka fuayeler, protokol odası, konser salonu gibi en önemli mekânlar ve sanatçı kulisi, ıslak hacimler gibi işlevsel mekânlar bulunuyor.
Binanın fuaye alanları yeniden düzenlenerek giriş ve çıkışlar da rahatlatıldı. Konser Salonu’nun Gençlik Parkı tarafındaki yaya giriş kapılarından itibaren döşemeye gömülmüş aydınlatma elemanlarının oluşturduğu ‘kırmızı halı’ dinleyiciyi ana girişe götürüyor. Heykeltıraş Tolga Kınalı’ın imzasını taşıyan Atatürk rölyefi ile bezenmiş ana fuayeye yine buradan ulaşılıyor.
CSO Binası’nın orijinal bütünlüğünü bozmadan arka tarafına tek katlı ve camdan kış bahçesi niteliğinde arka fuaye ekleniyor. Bodrum katında ise alt fuaye, sanatçı kafeteryası, yönetim bölümü ve teknik bölümler yer alıyor. Çevre düzenlemesi ile çağdaş bir görünüme kavuşan tarihi yapının güvenlik sistemi de yenileniyor. Binanın ön bahçesinde ise; heykeltıraş Eşber Karayalçın’ın ‘Uçuşan Notalar’ isimli krom çelikten ürettiği yaklaşık 3 metre yükseklikte ve 10.5 metre enindeki heykel yer alıyor. Eser; notaların seslere dönüştürülmek için üzerine dizildikleri porte’yi (dizek) temsil ediyor. ‘Uçuşan Notalar’; müziği, icra edildiği mekândan alıp dışarıya, sesin kaynağı olan doğaya aktarıyor. (Kültür Sanat)

1826’dan günümüze
Türkiye’de evrensel klasik müziğin en köklü kurumu olan CSO’nun geçmişi 1826 tarihine kadar uzanıyor. 1826’da Osmanlı padişahı II. Mahmut devrinde İstanbul’da batılı bir bando oluşturmak düşüncesiyle Mızıka-ı Hümayun adı altında kurulan topluluk, CSO’nun temelini oluşturuyor. Mızıka-ı Hümayun 1924’te Atatürk’ün isteği ile Ankara’ya taşınan, 1932’de Riyaset-i Cumhur Filarmoni Orkestrası adını alan CSO, 1961’den itibaren eski bir sergi evinden konser salonuna dönüştürülen bugünkü binada müzikseverlerle buluşuyor.